>
 

Aymavisi
Anla, İçselleştir ve Yaşama Dönüştür...

AyMavisi benim dünyam, sizin de varsa paylaşmaktan çekinmeyin.

 

İsminiz : *
Mailiniz : [P]
Varsa Siteniz :
Mesajınız : *

Lütfen Resimdeki Dört Harfi Girin :
If you can read this, don't touch the following text fields.



If you can read this, don't touch the following text fields.



 

Mesajlar : 121 - 140
Sayfa : 7
Toplam mesaj : 582
1 ... 2-3-4-5-6-7-8-9-10-11 ... 30
 
10/01/2011 06:03

merhaba ben sitenizin yeni takipçsiyim. felsefe bölümündeki resimlerin üzerinde yazılar var.. o resimler benim çok ilgimi çekti o resimlere nasıl ulaşabilirim yardımcı olursanız sevinirim...teşekkür ederim
 
10/01/2011 04:49

ÇOK GÜZEL BİR SİTE OLMUŞ ELLERİNİZE SAĞLIK.... TEŞEKKÜRLER... AYSUN YURTDAŞ
 
03/01/2011 04:26

Sevgili Tunay,
Uzun zamandır siteni ziyaret edememiştim. Bu akşam fırsat buldum ve okumaktan çok keyif aldım. Şöyle bir düşündüm ;" İnsanın kendini anlamasının yolu başkaları ile başlıyor ve kendi iç yolculuğu ile devam ediyor,işte molanın en uzunuda burada veriliyor,çok zaman alıyor ve çok çaba istiyor." Bu yolculukta sana bol şans diliyor ve yeni yılını kutluyorum.
 
11/12/2010 03:02

HABERDARIM SÖYLEMEDİKLERİNDEN
Aldım gönlüme, sultanım olasın diye
Yazdırdım alnıma, alın yazımsın diye
Taçlandırdım umutları, yenilgilere alışmasınlar diye
Alkışladım gelişlerini, aşkın anlamı bozulmasın diye

Haberdarım söylemediklerinden, senin canın sağ olsun.
Gittiğin her yerde; bir gözüm, bir kulağım var nasıl olsa
Haberdarım gizlediklerinden. Senin ömrün uzun olsun.
Gizlediğin her şeyde, bir açık vereceksin nasıl olsa

Bende akıl ne gezer, sende yürek olmadıktan sonra.
Bende yürek ne diye çarpar, sende sevgi olmadıktan sonra
Benden aşk adamı olmaz, başucuma kokunu bırakmadıktan sonra
Benden Suat bile olmaz. Sen bana dönmedikten sonra.

“ İstisna olur, kaideleri bozarım Senin İçin ’’

Suat ACAR
 
21/11/2010 19:38

yine sensiz birgün sona erdi işte.hemde bayramın 2.günü ama yüreğimde bayram değil sonuçta.seni isterken görememek,özlerken sesini duyamamak benim için en acı olsa gerek.ve senin düşüncelerini merakım tarifi edilemez ölçüde.acaba nerdesin?ve duyguların ne yönde.her saate baktığımda sensiz geçen dakikalara lanet ediyorum.sanki kapalı kapılar ardındasın ve anahtarını arıyorum.inan bana bir boşlukta yardım eli uzanmasını beklercesine suskunum.sonbahar mevsiminde delice esen rüzgarların savurduğu masum yapraklar kadar çaresizim.ve ben aşkın alfabesini kullanamamanın hüznü içindeyim.tek düşüncem olan sen.hiçmi hissetmiyorsun sevgimi.oysa ben hergün hep seninleyim.hayalinleyim.düşüncemdesin.düşüncemsin,sevgimsin,gözyaşı selimsin.... 01.01.2007
 
26/10/2010 04:03

Bu kadar emek için yüreğinize sağlık.eline kalem tutturmaya çalışan bir avanak olanak pek maddi yardımım dokunmaz ama belki karalamalarım ilginizi çeker ve biraz olsun yardımcı olmuş olurum. kafası düşünceye çalışan sizin gibi insanlara çok fazla ihtiyacı var bu ülkenin ve hatta dünyanın.tekrar ellerinize sağlık.
 
12/10/2010 05:47

gizli günah külrengi güneşe benzer
içiçe halka açık halkalı gevrek çevreli pırtık
ne şecaat yaysın beklenir ondan etrafa
ne ımık.

külrengi güneş! zamanında yüceymiş milâdın ondokuzuncu asrı
apsentle yüceltilmiş mesela.
külrengi güneş! utancın kafkayesk hava şartlarına bürünmüş davetiyesi.
oku saplıyken gördüm anneciğim asr aklımı çeldi kanla aktı üzerime kibir
kamyon lâstiğinden yapılma oyuncak çember
kağıttan yapılma oyuncak edilemeyen fener
anneciğim aleyhime tanıklığa bunları kim çağırıyor
gönenç mi yoksa korku mu hissediyor
el tutuştuğu zaman yetişkinler.
yolcu819, 21.12.2005 17:19
16.sebep:

son harita akrebin çizdiğidir okudum biliyorum
salladılardı beni biliyorum çıyanla doluydu son beşik
aşırtabildikleri son rubikon kağıt parayla aşılandı
son çardı âşık kocaların katledilen pîri nick
son halifeye ifade-i merâm fransızca aşılandı.

sondu ey cinayetle iki kat tezgâh sınıfında kalan siz
hayırla yadetmediniz bismark’ı görevden alan
avrupa’ya kök söktüren çolak kayser’i
kasıntısız gezilmeyen ışıklı sergileriniz
çubuğu el çabuğu rokoko izlenimci kübist
dışavurumcu fovist olanlardınız
görmezlikden geldiniz çetenin kıskıvrak enselendiğini
bu yüzden külün ne yana savrulduğunu size sormam anlamsız.

sorsaydım omuz silkecektiniz mayanın ne zaman taştığını
kirliydi sapkındı çarpıtılmıştı dile döktükleriniz ne kadarsa
mırıldanmaz olaydınız hayata nal sesinden muştu bulaştığını
dağları alıcı kuşun pençesine terk ettiniz vadileri bir parsa.

neyinizle görünmüşseniz aleme çelimli ve tiz
hangi tabaka üzerinde durulacağını kestiremediniz
bir o yana yarım çark olmadı bir bu yana
iç bade diyen siz değil misiniz doldur kase
aranızdan kim çıkacak sorarım
çıraklık evresini geride bırakma telaşından arık çırpınışlı rakkase
yamaklar kiralamak istiyor yine de ikircikten kurtulamıyorsunuz
iş talebinde bulunan yeniyetmelerinizin zihni
berraksa bakışları bulanık
berrak bakışlar sahibi bunlarsa ki zihin bölgesini tarayın
karaltıdan başka şey bulamayacaksınız
işsizlik ayazda kalıp yanmak demek
tam istihdam gayet ılık
size günü gayet ılık geçirtiyor körpe vücutlar
gözlerinizi zayıflatıyor ve bırakıyor üstünüze argınlık
körpe vücutlar sayesinde oltaya çorman küre akrobatı
kokusunu iliştirip diploma almıştınız
şu yaptığınızı kim beğenir kendiniz bakın
dilencilere dönüp bize aşkı telkin etmeyin diye yalvarmalarınız
eşiniz varmış aşınız varmış işiniz varmış daha neyiniz sorgulansınmış
ey koca dalak ey insanlık!
vodvile konuşlandırılıyorsunuz tık yok
kaldıysa şairlere emanet edecek bir şeyiniz kaldı asma kilit altında
yahudiydi osip mandelstam demekle avunacaksanız
sıranız geçti kusura bakmayın yandınız
kaldı koltuk altında bir casusun anahtarınız
umur etmediniz şefaati bari güvenlik kamerasından
öz benliğinizi altlı üstlü seyrederek
gecikme pahasına külün ne yana savrulduğu haberini bekleseydiniz
inkara yeltenmeseydiniz içinizde maya taştıkça bir şeylerin kıpırdandığını
bileydiniz çoğalaydınız kayda geçeydiniz allah bizi kıskıvrak enseledi diyeydiniz
kıvraklığınızı tövbe tövbeyi inşirah inşirahı suskunluk perçinliyeydi.
 
11/10/2010 20:35

tutsaklığı zincirleyip koysam bir köpek ölüsünün önüne
yerinden ruhunu damlatır üstüne....
buda sana gelsin...
güzel bir site
 
09/10/2010 03:51

ayrı ayrı sayfalarda bir hayat felsefesi bütünlemeye çalışırken sitenize denk geldim ve o kadar ayrı felsefelerden bir bütün oluşturulmuş ki hayranlıkla saatlerce vakit geçirebiliyorum.TEŞEKKÜRLER
 
08/10/2010 20:22

Dünyam dediğiniz sitenizi çok beğendim herşeyiyle kaliteli bir site.En çok adı hoşuma gitmişti öylece girmiştim sitenize,sadece adını değil içeriğinide çok beğeniyorum.Ellerinize sağlık.
 
04/10/2010 20:38

BİRŞEY OLMAMIŞ GİBİ

Düşümden düşmüşsün bir kere
Yüreğimdeki kandilleri söndürmüşüm ben
Toz bulutunun içinden sağ çıkmışsın bir kere
Tabutunu boş taşımışım ben

Bir şey olmamış gibi davranmışsın bir kere
Sevgini, saygını unutmuşum ben
Aşk oyununda; taşlarının, yerini değiştirmişsin bir kere
Hiçbir şey yaşanmamış gibi, seninle ilgili her şeyi unutmuşum ben

Suat ACAR
 
27/09/2010 13:05

kendini hayranlıkla seyreden gösteri toplumu
Onur sezgin ( ***************.onur-sezgin.tr.gg )
Adalet nedir? Yaşamın amacı nedir? Mutluluk mu önemlidir yoksa mutluluğa götürmese bile, kậğỉt üstünde kalan toplumsal eşitlik ve adalet mi?
Gerçek ne anlam taşır, gerçeği sahte görüntüden nasıl ayırt ederiz? Gerçek saklanır mı? Çoğu kimse bu soruları nasıl çözeceğini bilmiyor. Bu soruları kendine yönelten birçok sıradan kişi bir süre sonra zihinsel felce uğruyor, bu tür soruları sormaktan vazgeçiyor.
Dünya ile ilgili sorular ( görgül ) sorulardır. Dünyayı inceleyerek, deney yaparak, gözlemleyerek cevabı verilebilen sorulardır. Bir de mantık ve sistemler arası ilişkilerle ilgili sorular vardır ki, bu tip sorulara gözlem ve inceleme yaparak cevap vermek olanaklı değildir.
“Hak nedir?” gibi bir soru, ne pencereden dışarıya bakarak ne de biçimsel bir sistemin iç tutarlılığını inceleyerek yanıtlanabilir. Bu tür sorular bizi hep rahatsız eder ve felsefenin başlangıcına götürür.
“ İkinci sınıf vatandaş nedir?” “Tam bağımsızlık nasıl olur?” “Irk nedir?” “ırkçılık nasıl olur?” “Sömüren ve sömürülen kimdir?” “Ezen ve ezilen kimdir?“
Kimi çocuklar babalarına bu tür yanıtlaması zor ve ilginç sorular sorabilirler. Babalar çoğu kez bu soruları yanıtlamaktan kaçar ya da bu tür saçma sapan sorular sorma diye uyarır. Tabi çocuklar da bu tür soruları sormamak için bastırılmaya koşullanırlar. Ama birileri bu tür sorulara bıkmadan usanmadan cevap vermek zorundadır.
Türkiye’de soruları sağlıklı cevaplarla doyurulmamış bir halk, kendini hayranlıkla seyreden bir gösteri toplumuna dönüşmüştür. Ortalık savaşmak isteyen kahramanlarla dolu ama hiç kimse düşmanını tanımıyor. Potansiyel suçlu kimdir, nasıl ortaya çıkmıştır. Neden böylesi bir ölüm kalım oyununu oynamaktadır. Kimse bu soruları sormuyor. Sormak ve sorunun muhatapları ile tartışmak için bir araya gelmek bile vatan hainliği sayılıyor. Düşman olarak görülen taraf ne yapmak istemektedir? Hedefi neyi gerçekleştirmektir?
İstedikleri şeyler, modern zamanlarda yaşayan, her insanın sahip olması gereken insancıl haklar mıdır?
Bu soruların yanıtını, egemen sınıfın çıkarlarını yansıtmayı kendine iş edinen medyadan beklemek haddinden fazlasını ummak olur. Egemen konumdaki iktidar biçimleri, bireylerin sadece bilinçlerini değil bilinçaltlarını da etkilemektedir. Bu yüzdendir ki, ( insan hakları, sağlık güvencesi, işsizlik, eğitim ) gibi en temel sorunları çözmek konusunda tepkisiz kalmayı tercih eden bir halk, tuttuğu bir futbol takımının yenilmesi durumunda tozu dumana katmayı bir erdem sanır. Ya da Donkişot gibi düşman gördüğü yel değirmenlerine saldırır. Bu çok ucuz ve sahte bir kahramanlıktır. Bu durum, insanların kendilerini her an boşluğa fırlatabileceği bir uçurumun kıyısında durması gibidir. “Artık beni hiçbir şey durduramaz” düşüncesi ve buradaki eylem özgürlüğü, bir kendi – kendini – yıkma özgürlüğüdür. Oysa gerçek özgürlük hakikate açık olma özgürlüğüdür. Halk aydınlanmamışsa yapılan eylemin ne önemi var. Ruh sağıltımındaki bir hasta, kendi durumunun doğruluğunu görmez. Çünkü kendi görüşünün önüne engeller koyar. Bir adım gerileyip gerçekleri olduğu gibi görmek zordur.
1.perde 2. kısım “Gönül Öğretmen”
Ders kompozisyon dersiydi
Anlattı öğretmen, yapılması gerekenleri
Yazabilmek için en etkili cümleleri
Onu can kulağıyla dinleyen öğrencilerine
Sonra ekledi, “Kelimeler” dedi
“Ancak kelimeler yansıtabilir
En saklı düşüncelerin resimlerini!”

Anlaşılan o ki, her şeyde olduğu gibi
Bu işin de varmış bazı incelikleri
Küçük bir ev ödeviydi yalnızca verdiği
Küçüktü küçük olmasına da,
Şaşırtmıştı yine de bazı öğrencileri
Hiçbiri tahmin etmiyordu
Başlangıç için böyle bir yöntemi

Babalarının işten dönmelerini bekleyeceklerdi
Sonra sarılacaklardı babalarına,
Sevgi dolu bir gülümseme ile
Daha kapıda ilk gördükleri anda hem de
“Peki, ya daha sonra?”
Diye sordu bir öğrenci sabırsızlıkla

Sınıfın en çalışkan öğrencilerinden biriydi Fatma
Keşke diğer öğrenciler de hep böyle olsa
Demişlerdi ya, hani öğretmenler toplantısında
Karma eğitim diyorlardı bunun adına
Üstün zekâlısı da vardı, oldukça geç anlayanı da
Elmalarla armutları karıştırmak doğru olmasa da
Ülke koşulları diyorlardı, alt yapı gerekir diyorlardı,
Sorumluluğumuz büyük deyip,
Toplantıyı kapatıyorlardı

İyi ama bu durumda ne yapmalı?
Önce Fatma’nın sorusunu yanıtlamalı
Diye düşündü Gönül öğretmen
Dalgın düşüncelerden sıyrılarak
Ve cevap verdi,
“Babanızın tepkilerini yazacaksınız”
Hiç oralı olmadı Ahmet,
Oralı da değildi zaten
“Sen” dedi Gönül öğretmen,
“Sen anladın mı ne yapacağını?”
Cevap vermedi Ahmet
Nemli nemli bakan gözlerinin karası
Sanki Arap atlarından kalmaydı
Kaybettiği yarışa üzülür gib
 
22/09/2010 00:47

1.perde 2. kısım “Gönül Öğretmen”
Ders kompozisyon dersiydi
Anlattı öğretmen, yapılması gerekenleri
Yazabilmek için en etkili cümleleri
Onu can kulağıyla dinleyen öğrencilerine
Sonra ekledi, “Kelimeler” dedi
“Ancak kelimeler yansıtabilir
En saklı düşüncelerin resimlerini!”

Anlaşılan o ki, her şeyde olduğu gibi
Bu işin de varmış bazı incelikleri
Küçük bir ev ödeviydi yalnızca verdiği
Küçüktü küçük olmasına da,
Şaşırtmıştı yine de bazı öğrencileri
Hiçbiri tahmin etmiyordu
Başlangıç için böyle bir yöntemi

Babalarının işten dönmelerini bekleyeceklerdi
Sonra sarılacaklardı babalarına,
Sevgi dolu bir gülümseme ile
Daha kapıda ilk gördükleri anda hem de
“Peki, ya daha sonra?”
Diye sordu bir öğrenci sabırsızlıkla

Sınıfın en çalışkan öğrencilerinden biriydi Fatma
Keşke diğer öğrenciler de hep böyle olsa
Demişlerdi ya, hani öğretmenler toplantısında
Karma eğitim diyorlardı bunun adına
Üstün zekâlısı da vardı, oldukça geç anlayanı da
Elmalarla armutları karıştırmak doğru olmasa da
Ülke koşulları diyorlardı, alt yapı gerekir diyorlardı,
Sorumluluğumuz büyük deyip,
Toplantıyı kapatıyorlardı

İyi ama bu durumda ne yapmalı?
Önce Fatma’nın sorusunu yanıtlamalı
Diye düşündü Gönül öğretmen
Dalgın düşüncelerden sıyrılarak
Ve cevap verdi,
“Babanızın tepkilerini yazacaksınız”
Hiç oralı olmadı Ahmet,
Oralı da değildi zaten
“Sen” dedi Gönül öğretmen,
“Sen anladın mı ne yapacağını?”
Cevap vermedi Ahmet
Nemli nemli bakan gözlerinin karası
Sanki Arap atlarından kalmaydı
Kaybettiği yarışa üzülür gibi
Biraz daha üstelense,
Eminim ıslanacaktı gözbebekleri

Bu çocuk için, durgun bir öğrenci, diyordu
Toplantıya hep geç gelen Fen Bilgisi öğretmeni
Ya ilgili biri gibi görünmek,
Ya da niyeti öğrenmekti bunun sebebini
“Sanırım ciddi bir beslenme sorunu var bu çocukta”
Diye açıklama yaptı sınıf öğretmeni
“Bu doğru” dedi Haluk öğretmen
“Kuru ekmeği ıslatarak yiyorlarmış”
“Babasını bilirim” diye söz aldı Selçuk öğretmen,
“Bağışlayın beni ama… Çok uyuz bir adamdır,
Çalışmayı pek sevmez”
“Bir şeyler yapılamaz mı?” diye ısrar etti
Fen Bilgisi öğretmeni
“Bunlardan öyle çok ki, zibil gibi
Hangi birine yardım etmeli
Ağabeyi çalışmazsa perişan olurdu halleri”
Denildi ve konu geçiştirildi

“Sen Hayri, peki sen anlayabildin mi ev ödevini?”
Hayri, saf bir öğrenciydi
Uzmanların kaynaştırma öğrenci dedikleri,
Çan eğrisinin alt kısmında olanlardan hani
Okuma yazmayı bir türlü öğrenememişti
Ailesine katkıda bulunabilmek içinse,
Bıkıp usanmadan, sabırla diziyordu
Çoğumuzun hamallık dediği o boncuk tanelerini
Oluşturabilseydik bu tür öğrencilere
Hafifletilmiş El Sanatları ağırlıklı
Okul modelleri,
Ülke için olamazlar mıydı
Yük yerine daha verimli?

Neyse, bırakalım şimdi bu kafiyeli cümleleri de
Ne söylemiş Hayati, ona bakalım
“Babamızı kucaklayacakmışız öğretmenim”
Çok güldü bu söze arka sıralarda oturan
Ve Necati’yi zekâ bakımından
Hiç aratmayan Abdülkerim
“Neden güldün Abdulkerim?”
“Hiç öğretmenim”
“Hiç olur mu Abdulkerim, bir nedeni vardır elbet bu gülmelerin”
“Hayati, babasını kaldıramaz ki, o çok şişman bir
adam”
“Babamızı kucağımıza alacağımızı da kim söyledi?
Sadece sarılacağız” dedi Gönül öğretmen
“Sonra da tepkilerini yazacağız” diye ekledi
Zilin çalmasını beklerken derin bir of çekerek
Belki de ön sıralarda oturan Ayşe’nin
Neden ağladığını merak ederek

“Nesi var bunun?”
“Babası geçen gün evi terk etmiş öğretmenim,
Ben şimdi kime sarılacağım diye ağlıyor”
“Üzülme Ayşe” diye yanına gitti Gönül öğretmen
“Üzülme, sen de annene sarılır, onun tepkilerini
yazarsın”
“Olur mu öğretmenim?” diye sordu Ayşe
Silerken gözyaşlarını,
İçi de biraz olsun rahatlamıştı

“Ben de anneme sarılsam olur mu?” diye sordu
Arkalarda oturan sınıfın en uzun boylu kızı Arzu
“Hayrola Arzu, yoksa senin de mi baban?”
“Hayır” diye hızla cevap verdi Arzu
Leb demeden anlamıştı leblebiyi
Sorusunu daha tamamlayamadan öğretmeni,
Kusmuştu içinde birikenleri
“Ben her zaman sarılırım babama,
Sorun olmaz ki bu bana
Bilirim içinden geçenleri
O yüzden harcamak istemem boş yere kelimeleri
Yazmak için her gün yaşadığım şeyleri”


“Annene hiç sarılmıyor musun peki?”
Diye sormak istemişti ki,
Ansızın çalan zilin sesi bitirmişti bu dersi
Ağır ağır inerken merdivenleri
Bu soruyu düşündü, acaba neydi sebebi?
Takılmıştı bir kez aklına
O kızın söyledikleri

Sonunda öğrendi Gönül öğretmen
Sınıfta okunurken kompozisyon ödevlerini
Arzu’nun annesi, öz değil – üveydi
İşte buydu nedeni
(Bir çocuğun anne özlemi)

“Kelimeler” de
   
10/09/2010 04:11

Elinize sağlık.....Site çok kaiteli olmuş...Ben bir konudan rahatsız oldum....fon resimler veya küçük animasyonlar çok abartılı olmuş... gözleri rahatsız ediyor uzun süre baktığınızda.....Dikatte alırsanız sevinirim şimdiden teşekkürler...
 
01/09/2010 09:17

bir site bu kadar mı güzel olur..aşık oldum..vuruldum..kendimi çok şanslı buluyorum..emeği geçenlere çok teşekkür ederim...
 
28/08/2010 15:55

merhaba.. muhteşem bir site ve sürekli takip ediyorum, özellikle felsefe bölümü ve resimler çok güzel.. sizden ricam, çok güzel resimler var ben eklemek istiyorum nasıl yapabilirim tabi ki izniniz olursa... yaşattığınız güzellikler için çok teşekkür ediyorum..
 
22/07/2010 02:38

SEZON FİNALİNDEYİZ

Reklam arasına girmiş, bir aşkın sezon finalindeyiz.
Vakit ne çok erken, ne de çok geç.
Perdesi düşmüş bakışmaların en son düşündeyiz,
Zaman ne ilaç olacak kadar tesirli, ne de susmak kadar etkili.

Hevesi geçmiş hasret rüzgârlarının limanına demir atıyoruz.
Günahımız; yükümüz kadar ağır, yavaş yavaş batıyoruz.
Altıncı hissimiz özelliğini kaybetmiş, aynı duyguları aynı anda yaşamıyoruz.
Zaman artık bizden yana değil, biz ise zamana karşı yarışmıyoruz.

Suat ACAR
 
27/06/2010 15:44

mevlananın dediği gibi bir tuğla birşey olmak ister... boşluğu dolduran bir yanı var sitenin... herkesin kendini biraz bulduğu bu yerde emeği gecenlere teş.ederim... güzelliklerin bedeli bir değersiz teş.ödenir . binlerce teş.size....
 
11/06/2010 18:09

özelliklede felsefe kısmına bayıldım.konular başlıklar bir düzen içinde insanı sıkmıyor.tşk.ler.facebook sayfasıda varmı acaba
   
1 ... 2-3-4-5-6-7-8-9-10-11 ... 30
Mesajlar : 121 - 140
Sayfa : 7
Toplam mesaj : 582

 

 


 

Powered by : AlexGuestbook © - infos_spam.php?lang=english','down',350,280,'scrollbars=yes')">Note to spammers

Skin design by : Un prof belge en vadrouille
Valid
XHTML | CSS