>
 

Aymavisi
Anla, İçselleştir ve Yaşama Dönüştür...

AyMavisi benim dünyam, sizin de varsa paylaşmaktan çekinmeyin.

 

İsminiz : *
Mailiniz : [P]
Varsa Siteniz :
Mesajınız : *

Lütfen Resimdeki Dört Harfi Girin :
If you can read this, don't touch the following text fields.



If you can read this, don't touch the following text fields.



 

Mesajlar : 121 - 140
Sayfa : 7
Toplam mesaj : 590
1 ... 2-3-4-5-6-7-8-9-10-11 ... 30
 
12/03/2011 03:17

Sitenin edebi yazıları çok hoş. Ancak güncel bölümündeki tüm yazıların hükümet,devlet ve yönetim karşıtı olması Sitenin amacının ne olduğunu düşündürüyor insana ! Ve bu yüzden ki ben okulum felsefe klübü başkanı olarak bu siteyi önerebilecekken sitenin gayesinin felsefeden çok belli bir noktada yandaş toplayıp hükümet karşıtı görüşler yetirştirmek olduğundan ben bu siteyi terkediyorum. Gerekli açıklamanız var ise, Mail adresime gönderebilirsiniz . . .
 
07/03/2011 16:31

İnanca Kurşun

Bir rivayet!

Orta doğuda bir yolcu aç perişan dorumda yaklaştığı konutun kapısını çalar. Konut dönemin peygamberlerinden birinin evidir. Kapı açılır.

Yolcu:

“Bana açlıktan ölmemem için biraz aş ver.”

Ev sahibi

“Yardım isterken Allah’ın rızası için demek lazım.” der.

Yolcu

“Ya birader ben Allah’ın varlığına inanmıyorum hem senden Allah’ı göster demiyorum ki yemek istiyorum.”

Cevaba kızan ev sahibi yolcuya:

“Git işine” diyerek kızar ve yardımda bulunmaz, kapıyı yolcunun yüzüne kapatır.

Kızmış tavırla ukala yolcuya cezasının karşılığında aç bırakılması haklılığını mırıldayarak “dünyasında gezer havasını solarsıda inanmazsın ha! açlıktan geber de gör” derken uykuya dalınca rüyasında;

İlahi bir ses:

“Ya peygamber! günah işlediniz. Sizden ekmek isteyen elli yıldır Allah’ı inkâr ediyordu yine de Allah onu dünyasında barındırıyordu. Sen onu inanmıyor diye cezalandırma hakkını kimden aldın ki” derken uyanır. Uyandığında açlıkla cezalandırdığı yolcuyu arar ama bulamaz. Yanlış ceza vermenin günahı ile kalır. O gün bugündür düşünce suçuna ceza terimi geçtiğinde bunu hatırlarım.

Hrant Dink’i öldüren, yada öldürten’in rüyasına ilahi ses yankılandı mı yankılanmadı mı bilinmez. Bildiğim; düşüncesi farklı diye başkalarını cezalandırmak sosyo psikolojik hastalığın örünü iğrenç bir tümör…

Vatandaşı sevmeden vatanseverlik ,
 
24/02/2011 13:53

İNSAN BİR COĞRAFYADIR
İnsanın değişmesini zorlaştıran etmenlerden birinin de, onun bir coğrafya olduğunun anlaşılmasından kaynaklandığını söyleyebiliriz. Onu meydana getiren yalnızca düşünce sistemi olmadığı için, onu yalnızca bilgiyle değiştirmeye çalışmak büyük bir yanlıştır.
İnsan, coğrafyasıyla düşünür, değişir. Dönüşümünde “bilgi”nin yanı sıra coğrafyayı oluşturan diğer öğelerin de etkileri vardır. Bilgi yalnızca onun düşüncesi üzerinde yoğunlaşan bir etki yapar.
Evrenden gelen uyaranlar, kapsama alanından geçerek coğrafyanın içlerine ulaşır. İnsan kapsama alanıyla bir insandır. Kapsama alanı onun coğrafyasıdır. Coğrafya evrenden aldıklarıyla dönüşür. Evren de coğrafyadan kazandıklarıyla! Coğrafya evreni kendine kendini evrene yansıtır. Coğrafya bir eylem merkezidir. Etki alanındaki diğer coğrafyalarla bir arada yaşaması sağlıklı iletişim olanağı ile gerçekleşebilir.
Coğrafya aynı zamanda bir “üretim” “yaratım” oluşturma merkezidir. Hangi yönümüz zayıf? Sorusuyla coğrafyamızın gücü sorgulanabilir. Bağımsızlık, yaratıcılık mücadele etme ve direnme gibi yönlerimiz irdelenebilir.


Anılar “Cehennem Sıcağında”

Bir yaz fırtınası bu
Ansızın esen
Ağaç dallarına tünemiş
Bir sürü yorgun kuş
Ve dere kenarında şarkı söyleyen o kız

Ruhları sakinleştiren bir ninni gibi
Yolunu kaybetmiş yolcuların
Etrafında dönen incecik esintiler
Ve haya
 
20/02/2011 23:27

İnce gerdan, geniş kalça...Ya da sevdiğine sımsıkı sarılan bir kadın mı? Hangisi kadın? Erkeğinin güçlü olması için O'na kol kanat geren ama ayaklarını O'na yıkatmak isteyen mi? Hangisi gerçek kadın? Sanırım tüm kadınlar ''hoş olayım olmayayım,O yar benim kime ne '' diyebilme cesaretini gösterebiliyorlar...Kanın damarda akması için kalp mi yoksa kadın mı gerekli sizce? Bir kadınla akabilir mi kan? Bulaşık yıkarken hangi canlı bu kadar işveli olabilir ki? Köle deniliyor ya,anlık değildir bu kavram...Her erkeğin olması gereken konumdur...Yöneten,seven,izah eden kadındır...Erkek bir kadın O'nu koltuk altına aldığında erkektir... Erkeğe düşen koltukaltını koklamaktır..O kokunun rahatlatıcı ve güven verici gücünü hissetmek belki de...''Buraya gel'' kelimesi için değmez mi? ''Buraya gel,kimsenin giremediği yer senin!''...Sen gel...Tersi mi bunun,Orada kal!...Sana kapımı açtım ey sevgili Köle:Bunun için bana minnettar olup,önümde gerektiğince eğilmelisin..Başkasına değil,sana açtım....
 
19/02/2011 05:19

YÜREĞİNE SIĞMADI

BİR MEDİL İÇİNDE SAKLADIĞIN GÖZYAŞLARIN,
KURUMASI İÇİN, İPE ASTIĞIN SON UMUTLARIN,
VAKİTTİNDEN ÖNCE GELEN; ENDİŞELERİN, TELAŞLARIN.
BİR ZAMANA SIĞMADI, BİRDE YÜREĞİNE

TEMİZ VE ŞEFFAF YÜREĞİNE GİREN,
YA YÜZMESİNİ BİLEMEDİ, YA DA YÜREMESİNİ
YÜREĞİNİN SONSUZ UÇURUMUNA GELEN,
YA ÖLMESİNİ BECEREMEDİ, YA DA SEVGİNİN YÜKSEKLİĞİNİ ÖLÇEMEDİ.

YÜREĞİNDEN İKİNCİ BİR ŞANS İSTEYEN OLDUYSA,
HİÇ ŞANSINI DENEMEYENDE, SIRASINI BEKLİYORDU UNUTMA !
GÖZLERİNİN GÜZELLİĞİNİ, SANA DEFALARCA SÖYLEYEN OLDUYSA
O GÖZLERE BAKMAYI BEKLEYENİNDE, BİR ŞANSI OLDUĞUNU ASLA UNUTMA !

Suat ACAR
 
18/02/2011 05:14

sence degısen sorulara cevaplar bulunabılseydi..ozaman bu sistemin bir amacı olurmuydu!!
 
12/02/2011 04:32

harika bir site çok beğendim. aklınıza sağlık, psikoloji okumayı çok severim insanı bilinçlendiren çooook güzel yazılarınız var..
babama yazdığım bir şiirimi paylaşmak istiyorum
ve sitenize hediye ediyorum.
Biliyorum beni duyuyorsun,
Tüm sevgilerini herkese yayıyorsun
Bırak herkes sevdiği kadar sevsin
Seçimini , yalansız , riyasız yapsın
Sen gerçek sevgi vermiştin,...
herkese, canını kimseler yaksa bile.
Değer verirdin herkese
Canını sıksalar bile,
seni çok özlüyorum,
Seni sevenler, beni unutmasalar bile.
Sana Sevgi ve Saygılarımla..
Sevgili canım baba....
yazan : Selma Aras
 
18/01/2011 21:56

harika bir site çok beğendim..yalnız bir çok filozof ve şair olsa çok daha süper olur teşekkürler...
 
10/01/2011 06:03

merhaba ben sitenizin yeni takipçsiyim. felsefe bölümündeki resimlerin üzerinde yazılar var.. o resimler benim çok ilgimi çekti o resimlere nasıl ulaşabilirim yardımcı olursanız sevinirim...teşekkür ederim
 
10/01/2011 04:49

ÇOK GÜZEL BİR SİTE OLMUŞ ELLERİNİZE SAĞLIK.... TEŞEKKÜRLER... AYSUN YURTDAŞ
 
03/01/2011 04:26

Sevgili Tunay,
Uzun zamandır siteni ziyaret edememiştim. Bu akşam fırsat buldum ve okumaktan çok keyif aldım. Şöyle bir düşündüm ;" İnsanın kendini anlamasının yolu başkaları ile başlıyor ve kendi iç yolculuğu ile devam ediyor,işte molanın en uzunuda burada veriliyor,çok zaman alıyor ve çok çaba istiyor." Bu yolculukta sana bol şans diliyor ve yeni yılını kutluyorum.
 
11/12/2010 03:02

HABERDARIM SÖYLEMEDİKLERİNDEN
Aldım gönlüme, sultanım olasın diye
Yazdırdım alnıma, alın yazımsın diye
Taçlandırdım umutları, yenilgilere alışmasınlar diye
Alkışladım gelişlerini, aşkın anlamı bozulmasın diye

Haberdarım söylemediklerinden, senin canın sağ olsun.
Gittiğin her yerde; bir gözüm, bir kulağım var nasıl olsa
Haberdarım gizlediklerinden. Senin ömrün uzun olsun.
Gizlediğin her şeyde, bir açık vereceksin nasıl olsa

Bende akıl ne gezer, sende yürek olmadıktan sonra.
Bende yürek ne diye çarpar, sende sevgi olmadıktan sonra
Benden aşk adamı olmaz, başucuma kokunu bırakmadıktan sonra
Benden Suat bile olmaz. Sen bana dönmedikten sonra.

“ İstisna olur, kaideleri bozarım Senin İçin ’’

Suat ACAR
 
21/11/2010 19:38

yine sensiz birgün sona erdi işte.hemde bayramın 2.günü ama yüreğimde bayram değil sonuçta.seni isterken görememek,özlerken sesini duyamamak benim için en acı olsa gerek.ve senin düşüncelerini merakım tarifi edilemez ölçüde.acaba nerdesin?ve duyguların ne yönde.her saate baktığımda sensiz geçen dakikalara lanet ediyorum.sanki kapalı kapılar ardındasın ve anahtarını arıyorum.inan bana bir boşlukta yardım eli uzanmasını beklercesine suskunum.sonbahar mevsiminde delice esen rüzgarların savurduğu masum yapraklar kadar çaresizim.ve ben aşkın alfabesini kullanamamanın hüznü içindeyim.tek düşüncem olan sen.hiçmi hissetmiyorsun sevgimi.oysa ben hergün hep seninleyim.hayalinleyim.düşüncemdesin.düşüncemsin,sevgimsin,gözyaşı selimsin.... 01.01.2007
 
26/10/2010 04:03

Bu kadar emek için yüreğinize sağlık.eline kalem tutturmaya çalışan bir avanak olanak pek maddi yardımım dokunmaz ama belki karalamalarım ilginizi çeker ve biraz olsun yardımcı olmuş olurum. kafası düşünceye çalışan sizin gibi insanlara çok fazla ihtiyacı var bu ülkenin ve hatta dünyanın.tekrar ellerinize sağlık.
 
12/10/2010 05:47

gizli günah külrengi güneşe benzer
içiçe halka açık halkalı gevrek çevreli pırtık
ne şecaat yaysın beklenir ondan etrafa
ne ımık.

külrengi güneş! zamanında yüceymiş milâdın ondokuzuncu asrı
apsentle yüceltilmiş mesela.
külrengi güneş! utancın kafkayesk hava şartlarına bürünmüş davetiyesi.
oku saplıyken gördüm anneciğim asr aklımı çeldi kanla aktı üzerime kibir
kamyon lâstiğinden yapılma oyuncak çember
kağıttan yapılma oyuncak edilemeyen fener
anneciğim aleyhime tanıklığa bunları kim çağırıyor
gönenç mi yoksa korku mu hissediyor
el tutuştuğu zaman yetişkinler.
yolcu819, 21.12.2005 17:19
16.sebep:

son harita akrebin çizdiğidir okudum biliyorum
salladılardı beni biliyorum çıyanla doluydu son beşik
aşırtabildikleri son rubikon kağıt parayla aşılandı
son çardı âşık kocaların katledilen pîri nick
son halifeye ifade-i merâm fransızca aşılandı.

sondu ey cinayetle iki kat tezgâh sınıfında kalan siz
hayırla yadetmediniz bismark’ı görevden alan
avrupa’ya kök söktüren çolak kayser’i
kasıntısız gezilmeyen ışıklı sergileriniz
çubuğu el çabuğu rokoko izlenimci kübist
dışavurumcu fovist olanlardınız
görmezlikden geldiniz çetenin kıskıvrak enselendiğini
bu yüzden külün ne yana savrulduğunu size sormam anlamsız.

sorsaydım omuz silkecektiniz mayanın ne zaman taştığını
kirliydi sapkındı çarpıtılmıştı dile döktükleriniz ne kadarsa
mırıldanmaz olaydınız hayata nal sesinden muştu bulaştığını
dağları alıcı kuşun pençesine terk ettiniz vadileri bir parsa.

neyinizle görünmüşseniz aleme çelimli ve tiz
hangi tabaka üzerinde durulacağını kestiremediniz
bir o yana yarım çark olmadı bir bu yana
iç bade diyen siz değil misiniz doldur kase
aranızdan kim çıkacak sorarım
çıraklık evresini geride bırakma telaşından arık çırpınışlı rakkase
yamaklar kiralamak istiyor yine de ikircikten kurtulamıyorsunuz
iş talebinde bulunan yeniyetmelerinizin zihni
berraksa bakışları bulanık
berrak bakışlar sahibi bunlarsa ki zihin bölgesini tarayın
karaltıdan başka şey bulamayacaksınız
işsizlik ayazda kalıp yanmak demek
tam istihdam gayet ılık
size günü gayet ılık geçirtiyor körpe vücutlar
gözlerinizi zayıflatıyor ve bırakıyor üstünüze argınlık
körpe vücutlar sayesinde oltaya çorman küre akrobatı
kokusunu iliştirip diploma almıştınız
şu yaptığınızı kim beğenir kendiniz bakın
dilencilere dönüp bize aşkı telkin etmeyin diye yalvarmalarınız
eşiniz varmış aşınız varmış işiniz varmış daha neyiniz sorgulansınmış
ey koca dalak ey insanlık!
vodvile konuşlandırılıyorsunuz tık yok
kaldıysa şairlere emanet edecek bir şeyiniz kaldı asma kilit altında
yahudiydi osip mandelstam demekle avunacaksanız
sıranız geçti kusura bakmayın yandınız
kaldı koltuk altında bir casusun anahtarınız
umur etmediniz şefaati bari güvenlik kamerasından
öz benliğinizi altlı üstlü seyrederek
gecikme pahasına külün ne yana savrulduğu haberini bekleseydiniz
inkara yeltenmeseydiniz içinizde maya taştıkça bir şeylerin kıpırdandığını
bileydiniz çoğalaydınız kayda geçeydiniz allah bizi kıskıvrak enseledi diyeydiniz
kıvraklığınızı tövbe tövbeyi inşirah inşirahı suskunluk perçinliyeydi.
 
11/10/2010 20:35

tutsaklığı zincirleyip koysam bir köpek ölüsünün önüne
yerinden ruhunu damlatır üstüne....
buda sana gelsin...
güzel bir site
 
09/10/2010 03:51

ayrı ayrı sayfalarda bir hayat felsefesi bütünlemeye çalışırken sitenize denk geldim ve o kadar ayrı felsefelerden bir bütün oluşturulmuş ki hayranlıkla saatlerce vakit geçirebiliyorum.TEŞEKKÜRLER
 
08/10/2010 20:22

Dünyam dediğiniz sitenizi çok beğendim herşeyiyle kaliteli bir site.En çok adı hoşuma gitmişti öylece girmiştim sitenize,sadece adını değil içeriğinide çok beğeniyorum.Ellerinize sağlık.
 
04/10/2010 20:38

BİRŞEY OLMAMIŞ GİBİ

Düşümden düşmüşsün bir kere
Yüreğimdeki kandilleri söndürmüşüm ben
Toz bulutunun içinden sağ çıkmışsın bir kere
Tabutunu boş taşımışım ben

Bir şey olmamış gibi davranmışsın bir kere
Sevgini, saygını unutmuşum ben
Aşk oyununda; taşlarının, yerini değiştirmişsin bir kere
Hiçbir şey yaşanmamış gibi, seninle ilgili her şeyi unutmuşum ben

Suat ACAR
 
27/09/2010 13:05

kendini hayranlıkla seyreden gösteri toplumu
Onur sezgin ( ***************.onur-sezgin.tr.gg )
Adalet nedir? Yaşamın amacı nedir? Mutluluk mu önemlidir yoksa mutluluğa götürmese bile, kậğỉt üstünde kalan toplumsal eşitlik ve adalet mi?
Gerçek ne anlam taşır, gerçeği sahte görüntüden nasıl ayırt ederiz? Gerçek saklanır mı? Çoğu kimse bu soruları nasıl çözeceğini bilmiyor. Bu soruları kendine yönelten birçok sıradan kişi bir süre sonra zihinsel felce uğruyor, bu tür soruları sormaktan vazgeçiyor.
Dünya ile ilgili sorular ( görgül ) sorulardır. Dünyayı inceleyerek, deney yaparak, gözlemleyerek cevabı verilebilen sorulardır. Bir de mantık ve sistemler arası ilişkilerle ilgili sorular vardır ki, bu tip sorulara gözlem ve inceleme yaparak cevap vermek olanaklı değildir.
“Hak nedir?” gibi bir soru, ne pencereden dışarıya bakarak ne de biçimsel bir sistemin iç tutarlılığını inceleyerek yanıtlanabilir. Bu tür sorular bizi hep rahatsız eder ve felsefenin başlangıcına götürür.
“ İkinci sınıf vatandaş nedir?” “Tam bağımsızlık nasıl olur?” “Irk nedir?” “ırkçılık nasıl olur?” “Sömüren ve sömürülen kimdir?” “Ezen ve ezilen kimdir?“
Kimi çocuklar babalarına bu tür yanıtlaması zor ve ilginç sorular sorabilirler. Babalar çoğu kez bu soruları yanıtlamaktan kaçar ya da bu tür saçma sapan sorular sorma diye uyarır. Tabi çocuklar da bu tür soruları sormamak için bastırılmaya koşullanırlar. Ama birileri bu tür sorulara bıkmadan usanmadan cevap vermek zorundadır.
Türkiye’de soruları sağlıklı cevaplarla doyurulmamış bir halk, kendini hayranlıkla seyreden bir gösteri toplumuna dönüşmüştür. Ortalık savaşmak isteyen kahramanlarla dolu ama hiç kimse düşmanını tanımıyor. Potansiyel suçlu kimdir, nasıl ortaya çıkmıştır. Neden böylesi bir ölüm kalım oyununu oynamaktadır. Kimse bu soruları sormuyor. Sormak ve sorunun muhatapları ile tartışmak için bir araya gelmek bile vatan hainliği sayılıyor. Düşman olarak görülen taraf ne yapmak istemektedir? Hedefi neyi gerçekleştirmektir?
İstedikleri şeyler, modern zamanlarda yaşayan, her insanın sahip olması gereken insancıl haklar mıdır?
Bu soruların yanıtını, egemen sınıfın çıkarlarını yansıtmayı kendine iş edinen medyadan beklemek haddinden fazlasını ummak olur. Egemen konumdaki iktidar biçimleri, bireylerin sadece bilinçlerini değil bilinçaltlarını da etkilemektedir. Bu yüzdendir ki, ( insan hakları, sağlık güvencesi, işsizlik, eğitim ) gibi en temel sorunları çözmek konusunda tepkisiz kalmayı tercih eden bir halk, tuttuğu bir futbol takımının yenilmesi durumunda tozu dumana katmayı bir erdem sanır. Ya da Donkişot gibi düşman gördüğü yel değirmenlerine saldırır. Bu çok ucuz ve sahte bir kahramanlıktır. Bu durum, insanların kendilerini her an boşluğa fırlatabileceği bir uçurumun kıyısında durması gibidir. “Artık beni hiçbir şey durduramaz” düşüncesi ve buradaki eylem özgürlüğü, bir kendi – kendini – yıkma özgürlüğüdür. Oysa gerçek özgürlük hakikate açık olma özgürlüğüdür. Halk aydınlanmamışsa yapılan eylemin ne önemi var. Ruh sağıltımındaki bir hasta, kendi durumunun doğruluğunu görmez. Çünkü kendi görüşünün önüne engeller koyar. Bir adım gerileyip gerçekleri olduğu gibi görmek zordur.
1.perde 2. kısım “Gönül Öğretmen”
Ders kompozisyon dersiydi
Anlattı öğretmen, yapılması gerekenleri
Yazabilmek için en etkili cümleleri
Onu can kulağıyla dinleyen öğrencilerine
Sonra ekledi, “Kelimeler” dedi
“Ancak kelimeler yansıtabilir
En saklı düşüncelerin resimlerini!”

Anlaşılan o ki, her şeyde olduğu gibi
Bu işin de varmış bazı incelikleri
Küçük bir ev ödeviydi yalnızca verdiği
Küçüktü küçük olmasına da,
Şaşırtmıştı yine de bazı öğrencileri
Hiçbiri tahmin etmiyordu
Başlangıç için böyle bir yöntemi

Babalarının işten dönmelerini bekleyeceklerdi
Sonra sarılacaklardı babalarına,
Sevgi dolu bir gülümseme ile
Daha kapıda ilk gördükleri anda hem de
“Peki, ya daha sonra?”
Diye sordu bir öğrenci sabırsızlıkla

Sınıfın en çalışkan öğrencilerinden biriydi Fatma
Keşke diğer öğrenciler de hep böyle olsa
Demişlerdi ya, hani öğretmenler toplantısında
Karma eğitim diyorlardı bunun adına
Üstün zekâlısı da vardı, oldukça geç anlayanı da
Elmalarla armutları karıştırmak doğru olmasa da
Ülke koşulları diyorlardı, alt yapı gerekir diyorlardı,
Sorumluluğumuz büyük deyip,
Toplantıyı kapatıyorlardı

İyi ama bu durumda ne yapmalı?
Önce Fatma’nın sorusunu yanıtlamalı
Diye düşündü Gönül öğretmen
Dalgın düşüncelerden sıyrılarak
Ve cevap verdi,
“Babanızın tepkilerini yazacaksınız”
Hiç oralı olmadı Ahmet,
Oralı da değildi zaten
“Sen” dedi Gönül öğretmen,
“Sen anladın mı ne yapacağını?”
Cevap vermedi Ahmet
Nemli nemli bakan gözlerinin karası
Sanki Arap atlarından kalmaydı
Kaybettiği yarışa üzülür gib
   
1 ... 2-3-4-5-6-7-8-9-10-11 ... 30
Mesajlar : 121 - 140
Sayfa : 7
Toplam mesaj : 590

 

 


 

Powered by : AlexGuestbook © - infos_spam.php?lang=english','down',350,280,'scrollbars=yes')">Note to spammers

Skin design by : Un prof belge en vadrouille
Valid
XHTML | CSS