Yeni Ebeveynlerin İlgisini Çekecek Konular

Gary Ezzo


Bir ebeveyn adayı veya yeni bir ebeveynseniz, büyük olasılıkla bebeklerle ilgili çeşitli soruların yanıtlarını arıyorsunuz. Bu bölümde, sizin ilginizi çekebilecek bazı konulara değindik; bu konular işinizi kolaylaştırmak adına alfabetik sırayla verildi.

Baby Blues

Doğum sonrası depresyona “baby blues” adı verilir ve bu rahatsızlık son dönemlerde medyanın ilgi odağı olmuştur. Fiziksel olarak, doğumdan hemen sonra bir annede hormonal bir değişim meydana gelir. Bazı kadınlarda, bu hormonların tekrar denge kazanmaları daha uzun sürer.

Bazı kadınlar doğumdan günler sonra üzerlerindeki bu sıkıntıyı atamasalar da, her kadın doğum sonrası depresyon yaşamaz. Ortak pek çok özelliği olan kadınlarda bir rutine bağlı kalmazlar, sık emzirirler ve gece boyunca defalarca uyanırlar sürekli bir yorgunluk evresi görülür. Bu belirtilerin her biri, rutinsizliğin bir anneye yüklediği strese bağlıdır. Sürekli bunalımda olmanın bebeğinize bir faydası olmaz. Kendinizi sağlıklı bir rutine oturtarak, bolca dinlenip diyetinize dikkat ederek, doğum sonrası depresyon belirtilerini minimum seviyede tutabilirsiniz. Haftalar sonra hala kendinizi iyi hissetmeye başlamamışsanız, kadın doğum uzmanınızla görüşün. Bağışıklık Kazandırma

Çocuklarımızı çocuk felci ve diğer ölümcül hastalıkların trajedisinden koruma becerisi, günümüzün en önemli lütuflarından biridir. Tıbbi araştırmalar, işgalci hastalıklarla karşı savaşmak için antikorlar sağlayan etkili bağışıklık kazandırma yollarını sunuyor. Ancak çocuğunuza aşı yaptırmazsanız, bu aşıların bir faydası kalmaz. Ebeveynler, çocukların tam anlamıyla korunduğundan emin olmalıdırlar. Uygulanması gereken sekiz aşı polyo, difteri, boğmaca, tetanoz, rubella, kabakulak, kızamık, hepatit ve b tipi hemofilus (Hib) aşılarıdır. Çoğu pediatri uzmanı, ilk iki ay içinde rutin aşılara başlar. Daha iyi aşılara ve daha çok bilgiye ulaşıldıkça bağışıklık kazandırma programları değiştiğinden, doktorunuzdan aşıların güncel zaman çizelgesini isteyin. Herhangi biriyle ilgili endişeleriniz veya sorularınız varsa, doktorunuzla görüşün.

Başarı Seviyeleri

Bir bebeğin yaşamının ilk yılında fiziksel olarak yapması gerekenlere dair pek çok şey yazıldı. Bunun içinde çıngıraklı bir oyuncağı sallamak, “da da” demek, parlak nesnelere ulaşmak ve emeklemek gibi bazı aktiviteler yer alır. Bu noktada hatırlamanız gereken üç önemli şey var. Birincisi, bir bebeğim temel rutini öğrenmeyi güçlendirir. Düzen, öğrenme sürecini destekler. İkincisi, bebeklerin, beceri kazandıkları yaşlar değişkenlik gösterir. Çocuğunuzun becerileri, sizin umduğunuzdan daha yavaş gelişiyorsa panik olmanıza gerek yok. ayrıca çocuğunuzun gelişimini komşunun çocuğunun gelişimiyle de karşılaştırmamalısınız. Üçüncüsü, fiziksel gelişiminin yanında bebeğiniz ahlaki eğitime giderek daha açık bir hale gelecektir.

Onun gelişmekte olan tutumlarını göz ardı ederek sadece fiziksel gelişimine odaklanmayın. Gelişimsel dönüm noktalarıyla ilgili endişeleriniz varsa, bunları doktorunuzla görüşün.

Bebek Araçları

Bebek araçlarıyla ilgili bilmeniz gereken en önemli şeylerden biri, araba oturağı dışında çoğunun tercihe bağlı olmasıdır. Bebek dergilerinde veya mağazalarında gördüğünüz ve tavsiye edilen tüm bebek araçlarına sahip olmanız gerekmez. Bebeğiniz kendine uygun mobilyaları olup olmadığını bilmeyecek veya umursamayacaktır, o yüzden en şirin araç bütçenizde yer almıyorsa endişelenmeyin. Mama sandalyesi, bebek arabası, alt değiştirme masası ve karyola dışında, yardımcı olabilecek ve bir arkadaş veya akrabanızdan ödünç alabileceğiniz bazı araçlar vardır. Ayrıca bunları ikinci el satan mağaza ve internet sitelerinden daha ucuza alabilirsiniz.

Araba Oturağı

Bir araba oturağı, bebeğinizin iki üç yaşlarına geldiğinde de kullanabileceği şekilde işlevsel olmalıdır. Bu yatırımı yaparken uzun vadeli düşünün. Bazı araba oturakları çok şıktır ve bebeğiniz için uygun olabilir, ama bebeğiniz büyüdüğünde işinize yaramayabilir ve ikinci bir oturak almak zorunda kalabilirsiniz. Altı aylıktan daha ufak bir bebek güçlü boyun kaslarına sahip değildir, dolayısıyla siz araç kullanırken, bebeğinizin başının yana yatmasını önlemeniz gerekir. Bunu sağlamak için, bez veya küçük battaniyeleri kıvırarak bebeğinizin boynunun etrafına sarabilir ya da özellikle bebek oturakları için yapılmış, aynı amaca hizmet eden özel boyunluklardan alabilirsiniz.

Bebek Askısı

Sırt çantaları ve bebek askılarının da zamanı vardır. Örneğin bebeğinizi alıp alışverişe veya yürüyüşe giderken bunları kullanırsınız. Ancak bebek askısı, karyolanın yerini tutmaz. Bazı üçüncü dünya ülkelerinde ve ilkel toplumlarda, anneler gün boyunca bebeklerini askıda taşırlar. Biz bu ulusları ziyaret ettik ve annelerle konuştuk. Onların bu yolu tercih etmelerinin sebebi çocukla aralarında bir bağ kurmak veya Freud’un felsefelerini takip etmek değil. Bu anneler için rahatlık ve güvenlik ön planda. Çünkü onlar nereye giderse, bebek de oraya gitmeli.

Askının suni bir ana rahmi görevi gördüğü ve bebeğin dış dünyaya psikolojik geçişini kolaylaştırmaya yardımcı olması açısından gerekli olduğu teorisinin ön plana çıkarılması, popülaritesinin artmasına yardımcı oldu. Bu yüzden, bağlıebeveynlik çevrelerinde askı son derece popülerdir. Biyomekanik açısından, gün içinde bir bebeği saatlerce bir askıda taşımak, boyun ve sırt problemlerini artırabilir, hatta ortaya çıkmalarına neden olabilir. Her araç gibi, bunu da temkinli kullanın. Bu araç ikinci bir ana rahmi değildir.

Karyola

Karyolalar ve beşikler, tahmin edebileceğiniz gibi endüstriyel devrimin ürünleri değildir. Bunlar binlerce yıldır ebeveynler tarafından kullanılmaktadır. Örneğin, üç antik Akdeniz toplumu, (Yunanlılar, Romalılar ve Yahudiler) bebekleri için bebek karyolası kullanmışlardır.

Sallanan bir bebek karyolası olan beşik, Orta Çağda popülarite kazandı ve sonunda zenginliği gösteren bir statü sembolüne dönüştü. Beşik ve karyola kullanımı Avrupa ve Akdeniz ile sınırlı kalmadı. Günümüzde ilkel toplumlarda bile anneler kulübelerinde bir uçtan bir uca beşikler asıyor ve gelip geçerken hafifçe dokunarak bebeklerini sallıyorlar. Yirminci yüzyıl ebeveynleri için karyola, sahip olacakları en temel bebek mobilyasıdır. Alacağınız karyola üzerinde dikkatli düşünün. Sonuçta, ilk on sekiz ay boyunca çocuğunuzun hayatının yarısı onun içinde geçecektir.

Bir karyola alırken, dikkat etmeniz gereken bazı özellikler vardır. Şilte, karyolanın içine tam olarak oturmalı, kaliteli ve sert olmalıdır. Karyolanın içine tam oturan bir şilte, bebeğinizin şilteyle çıtalar arasında sıkışmasını önler. Tırabzanlar, şiltenin üzerinden en az 70 santim uzunluğunda olmalıdır. Bu, bebeğiniz büyüdüğünde tırmanarak dışına çıkmasını önleyecektir. Karyolanın tırabzanları arasındaki mesafe 6 santimden uzun olmamalıdır. Karyolanın içinden tırabzanlara yaslayacağınız kenarlık iyi bir yatırımdır ve bebeğiniz için yumuşak oyuncak ve yastıklardan daha güvenlidir. Yumuşak Bebek odasında karyolanın duracağı yer bir başka önemli konudur. Karyolayı pencerenin, ısıtıcının veya sıcak hava menfezinin yakınına koymayın. Sabit bir sıcak hava dalgası bebeğinizin burun ve boğazını kurutup solunum yolu problemlerine neden olabilir.

Oturak

Bebek oturağını birinci günden itibaren kullanmaya başlayacaksınız ve büyük olasılıkla bu, ilk hafta ve aylarda en çok kullanacağınız araç olacak. Bebeğiniz kaşıkla beslenecek yaşa geldiğinde, yüksek bir sandalyedense bebek oturağını tercih edin, çünkü bu dönemde, bebek dik oturacak güce sahip değildir. Lütfen unutmayın: Bebek oturağıyla araba oturağı aynı şey değildir.

Çocuk Parkı

Ebeveynler, bebeklerinin beslenme ve uyku kalıplarını kontrol altına aldıklarında, sıra uyanıklık aktivitelerine gelir. Bu hedefe ulaşmanın en iyi yolu, son derece değerli bir araç olan çocuk parkıdır. Çocuk parkı kullanmanın bazı faydaları şunlardır:

Güvenli bir ortam sunar. Çocuk parkları, annenin dikkati başka bir yerdeyken ve bebeğin uyku zamanı değilken, bebek için güvenli bir ortam sağlar. Anne duş alabilir, arabadan alışveriş torbalarını taşıyabilir, diğer çocuklarıyla ilgilenebilir veya bebeğinin güvende olduğunu bilerek başka aktivitelerle uğraşabilir.

Portatif bir yatak görevi görür. Çocuk parkını portatif bir yatak olarak kullanabilirsiniz. Özellikle bir ev ziyaretinde, çocuk parkı bebeğe uyuyabileceği temiz ve tanıdık bir ortam sağlar.

Yapılandırılmış bir öğrenme merkezidir. En önemlisi, bebeğinizin ilk yapılandırılmış öğrenme aktiviteleri çocuk parkında gerçekleşir. Çocuğun parkıyla olan ortaklığı, temel entelektüel becerilerin oluşmasına yardımcı olur.

Gün içinde planlı çocuk parkı zamanları, bebeğin aşağıdaki becerileri geliştirmesine yardımcı olur:

Zihinsel odaklanma becerileri (eldeki bir nesneye veya aktiviteye odaklanma becerisi)

İstikrarlı dikkat süresi

Yaratıcılık (Yaratıcılık, özgürlüğün değil, sınırların ürünüdür. Mutlak özgürlükle, yaratıcı düşünceye veya sorun çözmeye gerek kalmaz.)

Kendi kendini oyalayabilme becerisi Düzenlilik

Ebeveynler çocuk parkını, bebek doğduktan sonra güvenli bir ortam veya portatif bir yatak olarak kullanmaya başlayabilirler. Çocuk parkı zamanı (çocuk parkını bir öğrenme merkezi olarak kullandığınız süreç) bebek on beş ila otuz dakika uyanık kalmaya başladığı anda değerlendirilebilir. Her gün en azından bu uyanıklık zamanlarından biri çocuk parkında geçebilir. Bebek iki aylık olduğunda, çocuk parkı, bebeğinizin rutinin düzenli bir parçası olmalıdır.

Bebeğinizi günde bir veya iki kez on beş dakika çocuk parkına koyarak başlayın. Bebeğin canlı ve hareketli olduğu zamanları seçin (uykudan önce değil). Bebeğinizin ulaşabileceği noktalara ilginç oyuncaklar yerleştirin. Yerel kütüphanelerde ve internette, bebeğinizin gelişimin bu evresinde ilgilenebileceği türden oyuncak ve aktiviteler bulabilirsiniz.

Telsiz

Büyük bir eviniz varsa veya bebeğiniz uyurken siz bahçeyle uğraşıyorsanız, bir telsiz, bebeğinizi duymanıza olanak vererek faydalı bir amaca hizmet eder. Bebeğin odası sizinkinden çok uzak değilse, geceleri başucunuzda tutmanın bir gereği yoktur. Bu saatlerde bebeğinizin ağlamasını duyarsınız. Gecenin sessizliğinde, telsiz bebeğinizin çıkardığı her sesi size ileterek sizi ihtiyacınız olan uykudan mahrum bırakabilir. Sabahları çocuğunuzun ihtiyacı olan en son şey suratsız bir ebeveyndir.

Bebeğinizin Banyosu

Bebeğinizin evindeki ilk banyosu, göbek bağının geri kalanı tamamen düştükten sonra gerçekleşmelidir (doğumdan sonra yedi ila on dördüncü günler arasında). Göbek bağının düşmesi için doğal sürece müdahale etmeyin. Bağ düştükten sonra, bebeğinizi ister bir bebek küvetinde isterseniz içinde havlu yerleştirilmiş mutfak lavabosunda yıkayabilirsiniz.

Her zaman suyun ısısını kontrol edin; dokunduğunuzda ılık olmalıdır. Bir bebeğin her gün banyo yapması gerekmez. Bazı günlerde süngeri vücudunda gezdirmek yeterli olacaktır. Her gün sabun kullanmanız da gerekmez; aşırı sabun kullanımı bebeğin cildini tahriş edebilir. Banyoyla ilgili size verebileceğimiz en önemli tavsiye, bebeğinizi suda asla yalnız bırakmamanızdır. Bu kurala bağlı kalmak, bir trajediyi önleyebilir.

Bebeğinizle Bağ Kurmak

Bir zamanlar hassas bir akademik teori olan ebeveynçocuk bağı kavramı, ebeveynçocuk ilişkisine genel uygulamalardan birine dönüştü. Bu teori, yeni bir annenin bebeğini reddetmemesini garanti eder. Bu nasıl sağlanır? Doğumdan sonraki ilk dakika veya saatlerin, bir annenin bebeğiyle fiziksel temas kurması gereken hassas bir süreç olduğu belirtilir. Bu teoriye göre, anne ve bebek arasındaki bağ, doğumdan kısa süre sonra kurulduğu takdirde (tensel temasla veya yüz yüze gelerek), gelecekte anne içgüdüsel olarak kendini çocuğuna daha yakın hissedecektir. Buna göre, bu çocuğa bir avantaj sağlar ve onun optimal potansiyeline ulaşmasına yardımcı olur. Keşke ebeveynlik bu kadar kolay olsaydı!

Anne ve bebek arasındaki bağ, ilginç bir psikolojik düşünce olsa da, araştırmalar insanlarda bu teorinin sözünü ettiği etkitepki ilişkisini kanıtlayamadı. Ve her ne kadar rasyonel olmayan hayvanlar bu tip içgüdüsel eğilimler gösterseler de, rasyonel insanın benzer tepkiler gösterdiğini söylemek bilimsel olarak kabul edilir bir iddia değildir. Antropoloji insan bilimi zooloji, yani hayvan biliminden çok farklıdır.

Doğumdan hemen sonra bir bebeğin annesiyle kucaklaşmasına veya yeni ailesiyle yakınlık kurmasında hiçbir sakınca yok. Mümkünse, bunu gerçekleştirmenizi de tavsiye ederiz.

Yeni bir yaşamın mucizevi yaratılışını anlamak için zaman ayırın. Ancak o ilk dakikaların, gelecek saat ve günlerden daha önemli olduğunu düşünmeyin. Sağlıklı bir ebeveynçocuk ilişkisi kurmak zamanın herhangi bir noktasında gerçekleşmez; bu uzun vadeli bir süreçtir. Doğumdan hemen sonra anne bebekle fiziksel bir temas kurmadığı takdirde, bebekte kalıcı bir hasar olmayacaktır.

Bebeğinizle Birlikte Uyumak (Aile Yatağı)

Üçüncü dünya ülkelerinde, çocukların ebeveynleriyle aynı yatakta uyumaları sık görülen bir durumdur. Çoğu vakada, bunun pragmatik sebepleri vardır: evde tek bir yatak ve genelde tek bir oda bulunur. Bu uyku düzenini getiren çocuğun psikolojik sağlığıyla ilgili endişeler değil, yoksulluktur. Modern Amerika için aile yatağının kökleri doğumtravması teorisine dayanır. Daha önce belirttiğimiz gibi, bu uygulama annenin sürekli varlığına olanak verir. Teori de bunu öngörür.

Aile yatağı güvenli değildir. Üçüncü bölümde ve bu bölümün başlarında belirttiğimiz gibi, Amerikan Pediatri Akademisi, yatak paylaşımının ABÖS riskini artırabildiğini söylüyor. Tüketici Koruma Komisyonu ebeveynleri, ölüm tehlikesi sebebiyle bebekleriyle birlikte uyumaya karşı uyarır. Amerika’daki pek çok profesyonel ve uzman da, bu uygulamanın tehlikeli olduğu konusunda hemfikirdir.

Illinois, Madison County yetkilileri, ebeveynlere bebekleriyle birlikte uyumamalarını söylüyor. Şüpheli ölüm olaylarını araştıran memur Dallas Burke’e göre, 1997 yılının ilk sekiz ayında, ebeveynin yatakta dönmesine bağlı beş bebek ölümü gerçekleşti.5 Madison County’de olanları ülkenin geri kalanında olanlara eklediğinizde, neden bu kadar çok uzmanın, bebekle birlikte uyumayı vurgulayan bağlı ebeveynliğin tehlikeleri konusunda uyarılarda bulunduğunu anlamaya başlayacaksınız.

Oregon, Multnomah County’den, şüpheli ölümleri araştıran yetkili Dr. Clifford Nelson, birlikte uyumaya karşı ciddi uyarılarda bulundu. 1996 yılının Eylül ayında internette yayınlanan “Birlikte Uyuma Ölümleri” adlı makalede Nelson şöyle yazdı: “Bu talihsiz hikaye, her yıl Amerika Birleşik Devletlerinde yüzlerce kez tekrarlanmaktadır.”

Bir vakada, on üç günlük bir kız bebek, anne ve babası arasında ölü bulundu. “Anne en son saat 02.00’de bebeğini emzirdi ve bu noktada bebeği karyolasından alıp yataklarına aldı. Yorgun anne, bebeğin tekrar acıkıp uyanma olasılığına karşı, bebeğin yatakta kalmasına karar verdi,” diyor Nelson. “On üç günlük bir bebeğin boğulması gibi vakaların toplumsal neticeleri geniş kapsamlıdır.”

Ne yazık ki, son yıllarda daha çok bebek ölümü “ABÖS” vakası olarak tanımlandıkça birlikte uyumayla birlikte gerçekleşen boğulmaları ayırt etmek güçleşti. Kapsamlı bir otopsi olmadan, şüpheli ölümleri araştıran bir yetkilinin gerçek bir ABÖS ölümüyle bebeğin boğularak ölümü arasında karar vermesi genel anlamda imkansızdır. Dr. Nelson gerçek boğulma vakalarının bir yılda binlere ulaştığını söylüyor.

Bebeğin boğulma olasılığına ek olarak, bebek veya çocukla yatak paylaşımının başka zorlukları da vardır. New York’taki bir hastanede, Çocuk Psikiyatrisi Departmanı başkanı olan Dr. Sandra Kaplan’a göre, ayrı yataklar çocuklarda “bir yeterlilik hissi yaratırlar.” Kaplan, aile yatağının “aralarındaki sorunlarla başka şekillerde baş etmesi gereken ebeveynler tarafından doğum kontrol hapı olarak kullanılabildiğini” söylüyor.6

Mt. Sinai Medical Hospital’da pediatri uzmanı ve klinik pediatri profesörü olan Dr. Laura Popper aile yatağının “tehlikeli” olduğunu ve “daha güvensiz anneler” tarafından kullanıldığım söylüyor. Ve Boston Çocuk Hastanesindeki Pediatri Uyku Bozuklukları Merkezi’nin direktörü Dr. Richard Ferber şu açıklamayı yapıyor: “Bir yatakta ne kadar çok insan olursa, ebeveynlerin uyku kalitesinin o kadar bozulduğu açıktır.”

Bazı ülkeler bu uygulamaya karşı çıkıyor. Örneğin, Yeni Zelanda genç ebeveynleri bir bebekle uyumanın tehlikeleri konusunda eğiterek bebek ölümlerini dramatik ölçüde azalttı. Amerika’da daha çok bebek ölümü rapor edilirken, yetkililer insanları bu uygulamadan vazgeçirmek üzere tasarlanan yasalar üzerinde düşünmeye başlıyor. Neden bu riske giresiniz ki?

Bebeğinizle birlikte uyumak bazı ihtiyaçlara yol açar, ama hiçbir ihtiyacı karşılamaz. Çocuğunuz daha güvende olmayacak, daha çok sevildiğini hissetmeyecek veya hayatta, yalnız uyuyan bir çocuktan daha avantajlı olmayacak. Yatak paylaşımı savunucularının geçiştirdikleri şey, çocuk büyüdükçe ortaya çıkan uyku problemleridir.

Biz bu uygulamanın ebeveyn ve çocuk arasındaki güven gelişimini baltaladığına inanıyoruz, çünkü bu şekilde çocuğa hiçbir zaman nasıl güveneceğini öğrenme fırsatı tanınmaz. Gerektiğinde anne ve babanın geleceğini bilerek tek başına uyuyabilen bir çocuğun özgüveni, hiç yalnız bırakılmayan ve ebeveynleri olmadan var olmayan çocuktan daha yüksektir. Yalnız kalamayan çocuk için, güven ilişkiye değil, yakınlığa bağlıdır. Bir çocuğun özgüveni, ebeveyninin varlığıyla değil, çocuğun ebeveynlerinden uzak kalmakla nasıl baş ettiğine bağlıdır. Yatak paylaşımının faydaları gereğinden fazla abartılmaktadır.

Ortak yatak bebeğin uyku döngülerini düzensizleştirir. Ve çocuktan anne ve babanın yatağından kendi yatağına geçmesi istendiğinde, çocukta ayrılık kaygıları oluşur. Bir bebek en başından kendi yatağına yatırılırsa, bağımlı gece ilişkisi oluşmadığından ayrılık kaygısı da yaşamaz. Ayrıca, yatak paylaşımı, çoğu emziren anne için sakıncalıdır, çünkü annelerin yatakta dönerek bebeği ezme kaygıları annenin uykusunu ve süt üretimini olumsuz yönde etkiler.

Karyolasında derin derin uyuyan bir bebekle ilişkilendirilen huzuru, yataklarını bebekleriyle paylaşan anne ve babaların yaşadıkları tedirgin, sıkışık ve kalitesiz uykuyla karşılaştırın. Bir anne, bebeğinin onlarla birlikte uyumasına izin vermesiyle ilgili şöyle söyledi: “Söyledikleri kadar doğal bir tecrübe değildi. Çocuğun her hareketi, çıkardığı her ses ve her huzursuzluk nöbeti arttı. Çocuğun uyanıp süt emmek istememesini umarak nefesimizi tutuyorduk. Gün ve gece boyunca çocuğuma olan ilgim, bir annenin sevgisinin gerçek ifadesinden çok isteksiz bir göreve dönüştü. Bu teori, beni anneliğin neşesinden mahrum bıraktı.”

Bir çocuğun arada bir anne ve babasıyla uyumasının veya herkes uyanmadan önce yatakta bebekle zaman geçirmenin bir sakıncası yoktur. Fakat ilk birkaç gün içinde oluşturduğunuz kalıplar, doğru veya yanlış, bebeğinizin alışacağı kalıplar olacaktır. Yanlış kalıplar ne kadar uzun sürerse, kırılmaları o kadar zor olur.

Çocuk uyuyan bir yetişkinin altında ezilebilir, şilte ve duvar arasında sıkışabilir veya yüzüstü boğulabilir, özellikle de bir su yatağında. Bu korkunç olaylar yaşanıyor. Riskten ağır basacak tek bir kazanılmış fayda yoktur.

Bezler

Yeni ebeveynler olarak iki seçeneğiniz var: tek kullanımlık bezler ve kumaş bezler. Bu gerçekten de kişisel tercih meselesidir. Genel bir kural olarak, her beslenmede bebeğinizin altını değiştireceksiniz. EBB bebekler, beslenme zamanlarıyla birlikte günde altı ila sekiz kez bez değiştirirler.

Gece beslenmesinde, bebeğinizin altı kuruysa, bezini değiştirmeniz gerekmez. Unutmayın, hedefiniz bebeğinizin gece boyunca uyumasını sağlamaktır, altını değiştirmek için uyandırmak değil. Bebeğiniz gece boyunca uyumaya başladığında, orta boyutlarda tek kullanımlık bir bez veya iki adet kumaş bez kullanın. Gözünüze büyük görünebilirler, ama bunun tek sebebi, günümüzde bebeklerin gece uykusuna, EBB bebekleri kadar erken başlamalarının beklenmemesidir.

Büyükanne ve Büyükbabalar

Birinci ve üçüncü nesiller arasında özel bir ilişki vardır. Makul ölçüler içinde, büyükanne ve babaların çocuğunuzla keyifli zaman geçirmesi için her fırsatı değerlendirmek isteyeceksiniz. Ancak anne ve babanızın bebek bakmak istediklerini düşünmeyin veya bu cömert teklifle geldiklerinde, iyi niyetlerini suiistimal etmeyin. Ve ebeveynlik sorumluluklarınızı, kendi anne ve babanıza devretmeyin. Torunlarını çok sevseler de, ebeveyn sizsiniz, onlar değil.

Çoğu büyükanne ve büyükbaba, bebek doğduktan kısa süre sonra ziyarete gelirler. Bu ziyaret, onlarla ilişkinize ve benzer görüşlerinize bağlı olarak lütuf da olabilir, problem de. Şehir dışından gelen anne ve babanıza, bebek doğduktan sonra on gün ila iki hafta kalmalarını teklif edebilirsiniz. Doğumdan hemen sonra otoriter, bilmiş bir akrabanızın yanınızda olması, yeni anneler için zor olabilir. Eşiniz sizi beklenmedik işgallerden koruyarak yardımcı olabilir. Büyükanne ve büyükbabalara, Babywise’dan birer kopya hediye etmenizi öneriyoruz. Onlar da, neyi neden yaptığınızı bildiklerinde, hayat iki taraf için de daha kolay olacaktır.

Büyüme Atakları

Büyüme atakları adından da anlaşıldığı gibi, bebeğinizin arada bir başına gelen büyüme ataklarıdır. İlki, uykulu bir günün ve doymak bilmez bir beslenmenin ardından onuncu günde gelebilir. Ardından aynı atakları üç, altı ve on ikinci haftalarda, daha sonra tekrar dört ve altıncı aylarda yaşayabilirsiniz. Bebeğiniz uzun süre beslenmelerin ardından mutlu davranışlar sergilerken bir anda huysuzlanmaya başlarsa, bir büyüme atağı geçiriyor olabilir. Emziren anne bebeğin daha uzun süre süt emmek istediğini fark edebilir ve annenin yeterince sütü yoksa, bebek huysuzlaşabilir. Emziriyorsanız, bu ataklar bebeğinizin artan talebini karşılamak adına süt üretiminizi artırmak için birkaç günlüğüne ekstra emzirme gerektirebilirler. Bu gerçekleştiğinde, günde ortalama her 3 saatte bir emziriyorsanız, günde birkaç beslenme aralığını 2Vı saate düşürün. Biberonla besliyor ve bebeğinizin büyüme atağı içinde olduğundan kuşkulanıyorsanız, her beslenmede daha çok mama verin.

Diş Çıkarma

Bir diş, diş etinden çıkmaya başladığında, bebek diş çıkarmaya başlar. Sarılık gibi, diş çıkarmak da bir rahatsızlık değil, bir büyüme belirtisidir. Bebeğinizin ilk dişi, altı ve sekizinci aylar arasında çıkacaktır. Altıncı ayda, her üç bebekten birinin bir dişi, dokuzuncu ayda ise her bebeğin üç dişi vardır. Doğal diş çıkarma süreci, emzirmeye engel değildir, çünkü emme işlemi dil ve damakla gerçekleşir, diş etiyle değil.

Yeni bir dişle birlikte huysuzluk, tükürük artışı ve hafif vücut ısısı artışı gözlemleyebilirsiniz. Bu belirtiler bebeğiniz için huzursuz edici olsa da, diş çıkarma kronik olumsuz davranışlar veya bebeğinizin rutininde önemli değişimler için geçerli bir bahane olamaz.

Emziren anneler, sağlıklı beslenme/uyanıklık/uyku döngüleri oluşturmayı umarak bebeklerinin kendilerini emzik olarak kullanmalarına izin vermemeliler. Bazı bebekler beslenmeden sonra biraz daha emme ihtiyacı duyarlar. Gerçek bir emzik onlar için faydalı olabilir. Bu özellikle, çok verimli süt emen ve beslenme sürelerinin sadece beş ila on dakika sürdüğü bebekler için geçerlidir. Emzikler aynı zamanda bir bebeğin huysuz ancak aç olmadığı beslenme aralıklarını uzatmak için kullanılabilirler. Ancak bebeğiniz her huysuzlandığında, emziği bir “tıkaç” olarak kullanmaktan ve emziği bir uyku desteğine dönüştürmekten kaçının. Daha sonra kırılması zor olabilecek alışkanlıklar yaratmayın.

Bazı çocuklar emzik kabul etmez, ama başparmaklarını emmeyi tercih ederler. Bu gayet normaldir. Emziği ne süreyle kullanacağınızı veya çocuğunuzun başparmağını emmesine ne süreyle izin vereceğinizi düşünün. Parmak emme süreci iki yılı geçerse, bunu çocuğun yatak odasıyla sınırlı tutun. Bu sınır, gelecekte bu uygulamayı tamamen kaldırmanıza olanak sağlayacaktır.

İkizleri Emzirmek

Bir annenin ikizleri başarıyla emzirmesi için bir PDF planı şarttır. Bebeklere birer meme tayin edin ve tüm beslenmelerde onları onlara tayin ettiğiniz memede emzirin. Bu, her bebeğin eşsiz talebine yanıt verebilmek için süt üretiminize yardımcı olacaktır. İkizlerden birinin hızı belirlemesine izin verin ve her ikisini de o programa bağlı emzirin. Eğer bu, birini uyandırmanızı gerektirirse, bunu yapın.

Doğum sonrası ilk birkaç hafta, çanta tutuşuyla her iki bebeğinizi de aynı anda emzirebilirsiniz. Her iki kolunuzla her iki bebeği desteklemeniz gerekir. Zaman geçtikçe ve bebekleriniz büyüdükçe, bebeklerinizi teker teker emzirmek zorunda kalacaksınız. Bunun da ötesinde, beslenme rutinleri ve gece boyunca uyuma gibi ebeveyne bağlı beslenme planının diğer tüm niteliklerini uygulayabilecekseniz. “Duble porsiyonunuzun” keyfini çıkarın! (Çoklu doğumlarla ilgili daha detaylı bilgi için lütfen onuncu bölüme bakın.)

Karyola Ölümü

Sağlıklı gibi görünen bir bebeğin beklenmedik ölümüne Ani Bebek Ölümü Sendromu (ABÖS) veya karyola ölümü adı verilir. ABÖS hakkında ne biliyoruz? Bunun yılda yedi bin bebeğin ölümünden sorumlu olduğunu ve tahmin edilebilir veya önlenebilir bir durum olmadığını biliyoruz. Özellikle prematüre doğan erkek bebeklerde, azınlıkların, genç bekar annelerin ve sigara içen annelerin bebeklerinde daha sık görülür.

Bir çocuk ilk on iki ay içinde ABÖS kurbanı olabilir. Bu ölümlerin gerçekleşme yüzdesi en çok ikinci ve dördüncü aylar arasındadır. Yaz aylarına kıyasla, kış aylarında ve sıcak iklimlere kıyasla soğuk iklimlerde daha çok bebek ölümü gerçekleşir.

Bazı aileyatağı savunucuları, bebeğinizle birlikte uyumanın ABÖS olasılığını azalttığını savunur. Bu iddia, Kuzey Amerika’daki ABÖS vakalarıyla kıyaslandığında, ebeveynleriyle uyuyan çocuklar arasında daha az ABÖS vakasının görüldüğü üçüncü dünya ülkelerinden toplanan verilere bağlıdır. Onların iddiası, sizinle paylaşmamız gereken çok önemli bilgileri göz ardı eder. Öncelikle üçüncü dünya ülkelerinin çoğu, sıcak havaya bağlı olarak ABÖS sıklığının dört ila beş kat daha az görüldüğü ılık iklimlerde yer alır. Ve ikincisi, bir üçüncü dünya ülkesi içinde bir kıyaslama yapıldığında, çocuklarıyla uyuyan ebeveynlerin ailelerinde, çocuklarıyla uyumayan ailelerle eşit veya daha yüksek oranda bebek ölümü gerçekleşir.

Bebeğinizle yatağınızı paylaşmak, gerçekten de ABÖS olasılığını azaltır mı? Amerikan Pediatri Akademisi bu soruya hayır yanıtını veriyor. Ulusal Çocuk Sağlığı ve İnsan Gelişimi Enstitüsüyle APA’nın birlikte yürüttüğü bir çalışma, aileyatağı uygulamasının ABÖS riskini azalttığına dair hiçbir kanıt olmadığı ve hatta bu riski artırabildiği sonucuna ulaştı.

Günümüzde araştırmaların sonuçları ve Amerikan Pediatri Akademisinin önerileri, bir bebeği yüzüstü yerine sırtüstü yatırmanın ABÖS riskini azalttığı yönünde.4 Ancak sırtüstü yatmanın riskin azalmasındaki öncelikli faktör mü, yoksa ikincil faktör mü olduğu bilinmiyor. Sırtüstü pozisyonu çocuğu, gerçek risk faktörü olabilecek yumuşak yüzeylerden ve midesinde gazın artmasına yol açabilecek nesnelerden (şilteler, yastıklar, karyola kenarlıkları) mi korur, yoksa asıl risk karın üzeri yatmanın biyomekaniği midir? Bu soruya yanıt bulmak için daha çok araştırma yapılması gerekiyor. Ancak bu noktada, ABÖS ve bebeğinizin pozisyonu konusunda sorularınız varsa, doktorunuzla konuşmanızı öneriyoruz. Ebeveynler bize, sırtüstü pozisyonun sağlıklı uyku alışkanlıkları oluşturmaya engel olup olmayacağını sorarlar. Hayır, engel olmaz.

Karyola ölümü konusunda belirtmemiz gereken son bir şey daha var. Çoğu pediatri uzmanının hemfikir olduğu bir konu, şiltenin kaliteli ve sert olması gerektiğidir. İçi belirsiz maddelerle doldurulmuş yumuşak şiltelerden kaçınmalısınız. İyi bir şilte için biraz daha fazla para harcamayı göze alın.

Katı Gıdalar

Ebeveynebağlı beslenme, bebeğinizin menüsüne katı gıdaların (bebek mamaları ve diğer gıdalar) eklenmesiyle devam eder. Günde üç öğün oturtmaya çalışarak mevcut aile öğünlerine katı gıdaları ekleyin. Bebek üç aylık olduğunda ortaya çıkacak tükürük üretimiyle, bebeğinizin menüde bir değişime hazırlandığını anlayacaksınız (ancak katı gıdalara, bebeğiniz dört ila altı aylık olduğunda başlayabilirsiniz).

Çocuğunuzun ilk yılında, sıvılardan (anne sütü veya mama) aldığı kaloriler önceliklidir. İlk yılın ikinci yarısında, kademeli bir geçiş başlar. Bebeğiniz on iki aylık olduğunda, altı aylıkken olduğu kadar çok sıvı tüketse de, katı gıdalardan daha çok kalori almaya ihtiyaç duyacaktır.

Bebeğinizin kilo artışına ve uyku kalıplarına bağlı olarak, bebeğinizin diyetine katı gıdalar eklemeye dört ve altıncı aylar arasında başlamalısınız. Doktorunuz da sizi buna yönlendirecektir. Bebeğinizin öğünlerine ekleyeceğiniz ilk gıda pirinç püresidir. Daha sonra tahıllı püreler ekleyebilirsiniz.

Kreşler ve Bebek Bakıcıları

Kreşler ve bebek bakıcıları, harika bir hizmet sunarlar. Ne yazık ki, bazı anne ve babalar, bakıcıların bebeklerini katı bir rutine tabii tutmalarını isterler. Ebeveynler bir çocuğu kreşe veya bir bebek bakıcısına bırakırken iyi niyetli ve minnettar olmalıdırlar. Bakıcılardan bebeğinizin rutinini korumasını isteyemezsiniz, çünkü on, on beş veya yirmi farklı programı takip etmeleri mümkün değildir.

Bebeğinizi kreşe veya yuvaya bıraktığınızda, bir su, mama veya anne sütü biberonu bırakın ve bakıcıya, en iyisi olduğuna inandığı şeyi yapma özgürlüğü verin. Bu noktada bebeğinizin planlanandan önce beslenmesi ona zarar vermeyecektir. Gün içinde bebeğinizin rutinine geri dönebilirsiniz.

Bir sürü ebeveynin, hem kendi hem de çocuklarının yaşamındaki düzene verdikleri değer bizi çok mutlu ediyor. Ama bazen insanlar düzeni katılık olarak algılar ve bu da dengesizliğe yol açar. Denge hem yapı hem de esneklik içerir.

Kusmalar

Bu, her bebeğin yaşamında sık yaşanan bir durumdur. Belki başta yeni bir ebeveyn için korkutucu olabilir, ama normaldir ve panik olmanız gerekmez. Beslenme sırasında ve sonrasında gaz çıkarmak bu sorunu minimum seviyeye indirir, bazen tamamen önler. (Bebeğinizin gazını nasıl çıkaracağınızla ilgili, dördüncü bölümde yer alan bilgilere göz atabilirsiniz.) Bebeğiniz, ihtiyacı olandan daha fazla süt emmiş olabilir. Genelde kusma sonrası tekrar emzirmek gerekmez. Bebeklerin birbirlerinden tamamen farklı olduklarını unutmayın; bazıları nadiren kusar, bazıları sürekli kusar. Çocuğunuz büyüyorsa, kilo alıyorsa, mutlu ve sağlıklıysa, o zaman iyidir.

Fışkırtarak kusmalar ise başka bir durumdur. Bu durumda bebek aldığı gıdanın bir kısmını çıkarmak yerine, midesindeki her şeyi güçlü bir şekilde çıkarır. Bebeğiniz bu tip kusmaları sık sık yaşıyorsa, doktorunuza bildirin.

Mikrodalga ve Biberon

Arada bir bebeğinizin biberonunu bir mikrodalga fırında ısıtmak isteyebilirsiniz. Belirli tedbirleri almadığınız sürece, bu tehlikeli olabilir. Mikrodalgalar gıdaları eşit ısıtmazlar, dolayısıyla ısındıktan sonra biberonu iyice çalkaladığınızdan ve ısısını test etmek için bileğinize bir damla süt damlattığınızdan emin olun. Mamanın aksine, gerekli önlemler alınmazsa anne sütü ısınma sürecinde zarar görebilir. Bebeğinizin biberonunu ısıtırken, ısı genleşmesine izin vermek için biberonun kapağını gevşettiğinizden emin olun, yoksa biberon patlayabilir.

Pişik

Pişik, mantar enfeksiyonlarına, gıda alerjilerine, yeni dişlere veya bebeğin altının uzun süre değişmemesine bağlı oluşabilir. Bebeğiniz hassas bir cilde sahipse, pişik oluşumuna daha yatkın olabilir. Doktorunuzdan hafif döküntüler için reçetesiz, şiddetli döküntüler için ise reçeteli bir ilaç önermesini isteyebilirsiniz.

Sezaryenle Doğum

Sezaryenle doğumun amacı, annenin ve bebeğin yaşamını kontrol altına alarak korumaktır. Sezaryenle kast edilen şey, doğumun abdominal duvarda ve rahimde bir kesikle gerçekleşmesidir. Sezaryen yoluyla doğurma kararı, bilinen bir rahatsızlıktan dolayı veya doğum sırasında beklenmedik bir komplikasyona bağlı olarak tahmini doğum tarihinde veya öncesinde gerçekleşebilir. Her iki koşulda da, işinin ehli doktorlar sizin sağlığınız için çalışırlar.

Günümüzde, geçmişte olduğundan daha çok gereksiz sezaryen uygulanıyor. Bu gerçeğin iki sebebi vardır. Birincisi, bebekleri kurtarmak için daha üstün bir teknolojiye sahibiz. İkincisi, günümüzde kadın doğum uzmanlarına ve jinekologlara öyle çok dava açılıyor ki, onlar da daha muhafazakar, düşük risk içeren yollar tercih ediyorlar. Sezaryenle doğum yapmanın, anneliğinizi kesinlikle etkilemeyen tıbbi bir karar olduğunu unutmayın. Bu yüzden pişmanlık hissetmenizin bir anlamı yoktur. Sadece kendi sağlığınız ve bebeğinizin sağlığı için müteşekkir olun.

Sünnet

Sünnet neredeyse tarihin kendisi kadar eskidir. Günümüzde profesyoneller ve çalışmalar, tamamı gerekliliği konusunda hemfikir olmasa da, sünnetin bazı faydaları olduğunu doğruluyor. Araştırmalara göre, sünnet idrar yolu enfeksiyonu riskini azaltabilir ve penis kanseri olasılığını genel anlamda ortadan kaldırır. Ebeveynler aynı zamanda sünnetin toplumsal yansımalarını da göz önünde bulundurmalıdır.

Bebek için, sünnet bazılarının iddia ettiği gibi travmatik bir tecrübe değildir. Bu küçük operasyonun ve hissedeceği acının hafızasında bırakacağı iz, doğumdan sonraki kan testi için koluna batırılan iğnenin acısından farklı değildir.

Sütten Kesme

Sütten kesme, günümüzdeki tanımıyla, anne sütü yerine veya anne sütüne ek olarak, ebeveynlerin gıda takviyelerine başladıkları süreçtir. Bu süreç, ebeveynlerin mama vermeye başladıkları veya bebeğin püreyi tattığı anda başlar. O andan sonra, sütten kesme genel olarak aşamalı bir süreçtir.

Memeden kesme

Emzirmenin süresi, doğumdan on beş yıla kadar çeşitlilik göstermiştir. Kimse, sütten kesmenin hangi dönemde olması gerektiğine dair kesin bir yanıt veremez. Bazıları için bu altı ay, bazıları içinse bir yıldır. Bir yıldan uzun süre emzirmek, tamamen tercihe bağlıdır. Ne de olsa yeterli takviye gıdaya erişmek zor değildir. Binlerce yıl önce, bebek on sekizinci ve yirmi dördüncü aylar arasında sütten kesilirdi. Üç yaşına kadar emzirilen bir bebeğe ender rastlanırdı.

Doğumda, temel ihtiyaçlarının giderilmesi için bebekler tamamen ebeveynlerine muhtaçtırlar. Ama zaman içinde bağımsızlaşmaları gerekir. Bağımsızlığa giden bir adım, bebeğinizin kendi kendini doyurabilme becerisidir. Bir kerede tek bir beslenmeyi atlayarak sütten kesme sürecine başlayabilir siniz. Bu zaman dilimi, vücudunuza süt azaltımı için gerekli düzenlemeleri yapma imkanı verecektir. Genelde vazgeçilmesi en kolay beslenme zamanı, günün en yoğun zamanı olduğundan akşam beslenmesidir. Her beslenmenin yerine, bebeğinize (yaşına bağlı olarak) 170 ila 230 gram mama veya süt verin. Pediatri uzmanları, çocuklar en az bir yaşına gelene dek inek sütüyle beslenmemeleri gerektiğini söylerler. Bebeğiniz dokuz aylık veya daha büyükse, biberon yerine direkt bardağa geçmeyi düşünün. Bebeğiniz bardakla sütten kesme sürecinden önce tanıştıysa, bu geçiş daha kolay olacaktır.

Biberondan Kesme

Bebeğiniz bir yaşına geldiğinde, onu biberondan kesmeye başlayabilirsiniz. Bazı anneler direkt bardağa geçer ve büyük bir başarı yakalarlar. Bir bebek bir biberona fazla bağlanabilse de, çocuğunuzun biberonla uzun süre oyalanmasını engelleyerek bu problemi önleyebilirsiniz. Biberonla oynamak ve biberondan süt içmek arasında fark vardır. Sütten kesme süreci zaman alır, o yüzden sabırlı olun. Önce bir öğünde, ardından bir diğerinde biberonu eleyerek başlayın.

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült