Yanılgı

Şevket Yücel


Doğunun övgüye değer yapıtlarından Kelile ve Dinıne'de şöyle bir öykücükle karşılaşırız: "Bir kadın evinde bir gelincik besler. Bu kadın günlerden birinde bebeğini beşikte uyur bırakarak bir şey sormak için komşusuna dek gider. Orada biraz oyalanır. Geri döndüğünde evin kapısını açar açmaz karşısına gelincik çıkar. Kadın hayvanın ağzındaki kanı görünce eline geçirdiği kalın bir değnekle gelinciği duvarın köşesine sıkıştırarak vura vura öldürür. Kadın bunu bebeğin gelincik tarafından parçalandığını sanarak yapmıştır. Şaşkınlık ve korku içindedir. Bir anda çocuğun yattığı odaya geçer. Bir de bakar ki bebek beşikte gülümsemekte, beşiğin böğründe kanlar içinde bir engerek yılanı ölüsü uzanmaktadır."

Kadın gerçeği anlar ama bir kez olan olmuştur. Bu kişi önyargısına kapılmasaydı, az daha soğukkanlı, az daha sabırlı olarak yapacağı işi usuna dayandırsaydı gelincik ölmeyecekti. Böylece çocuğu yılandan kurtarmak için onu öldüren güzel hayvan yaşamış olacaktı. Ne acı ki yapılan yanlışlığı düzeltme olanağı kalmamıştır. Kimi dış görüntülerin bizi hemen yanıltıvermesiyle ne hallere düştüğümüzü biliriz. Sonra da kendimize kızarız. Kızarız ama iş işten geçmiştir. Yapacaklarımızın sonuçlarını önceden saptamaya çalışsak ne olurdu sanki. Nicelerimiz başlangıçtaki küçük zorluklara katlanmıyoruz nedense. Sonra da büyük zorluklar, dayanılması güç acılar çıkıyor karşımıza.

Gelincik öyküsünü okuyalı belki otuz yıl olmuştur. Onun etkisi bugün bile yepyenidir üzerimde. Düşündükçe öylesine irkilir, ürperirim. Tut sen en büyük iyiliği et, iyilik ettiğin kişi bunun ayrımına varmadan seni öldürmeye kalkışsın. Eh ne diyelim, düşün azlığı ve bilisizlik neler yaptırmıyor kişilere. Gelinciğin öldürülmesi de bu yüzden olsa gerek. Gelinciğin burnunu kan içinde görünce kadının bebeği görmeden karar vermesi doğru muydu? Bir an için gelinciğin yerine kendimizi koymamızda yarar var sanıyorum. Birinin en değerli varlığını kurtarıyorsunuz. O biri de sorup etmeden basıncı yükselen ilk duygularıyla sizi yere sererek kan içinde bırakıyor. Bunu yapan diyelim ki sonradan ahlıyor, vahlıyor; oysa olan olmuştur. Bundan sonra ne yapılsa boşuna. Bir kere yapılanı düzeltme olasılığı kalmamıştır. Zaten işin en kötü yanı bu. Görülüyor ki çok sayılı eksikliklerle doluyuz.

Önyargının etkisinde kalarak bazı davranışlara sürüklenmek ne kötü. Yapılması gerekeni biraz zamana bıraksak sanki canımız mı çıkar. Çoğu yerde ivedi davranışların başımıza neler getirdiğini bilmez miyiz? Biliriz de çoğu kez gene bildiğimizden geri kalmayız. Yaşamda bize yönelen bir sözü duyduğumuzda hemen ateşleniveririz. O söz söylendiğinde öfkesine yenilmeden davranan kişi az çıkar. Epiktetos'un şu sözü her zaman kulaklarda çınlamalı. Ne diyordu Epiktetos: "Biri çıkar da bir kimsenin seni yerdiğini söylerse ileri sürüleni reddetmeye kalkma. Yalnız şöyle de: Bunu söyleyen hiç kuşkusuz başka kusurlarımı bilmiyormuş. Bilseydi salt bunları söylemekle kalmazdı." Böyle demek elbet bir olgunluk işi. Bunu böyle demekle ne sinirlerini bozuyor, ne de dedikoduların ardına düşüyor. En iyisi de bu. Usunu bu yönde kullanmayanların nice suçlar işlediklerini görmüyor muyuz sanki? Bence gelinciğin ölümü insanı dört yanlı düşündürmeli. O bir insanın ölümü de olabilirdi. Öyleyse çok gözle çok kafayla bakmak gerekiyor yöremize. Bu arada kendimizi de düşünce aydınlığıyla görmemiz gerekiyor.

*  Bizim gibi fiziğe inananlar, geçmiş, şimdiki zaman ve gelecek arasındaki farkın inatçı ve ısrarlı bir hayal gücünden ibaret olduğunu bilir.  

Albert EINSTEIN

* Biraz zaman geçince her şeyi unutacaksın; biraz zaman geçince her şey de seni unutacak.  

M. AURELIUS

* Ne kadar yaşadığımız değil, nasıl yaşadığımız önemlidir.  

BAİLEY

* Yanılgılarla tüketilmiş bir yaşam, hiçbir şey yapmadan tüketilmiş yaşamdan daha onurlu olduğu gibi, daha yararlıdır da...

Bernard SHAW

* Yaşam, ne bir yas günüdür, ne de bayram günüdür; yaşam, iş günüdür.

Horatio NELSON

* Ne yazık, iş işten geçtikten sonra alıyoruz yaşamdan dersimizi. Oscar WILDE

* Başkaları için yaşamayan kendisi için de yaşayamaz; Kendisi iyi yaşamasını bilmeyen başkaları için yaşayamaz.  

MONTAIGNE

* Silgi kullanmadan resim çizme sanatına hayat denilmektedir. John CHRİSTİAN

* Geçen yılların elimizden almaya çalıştığı yaşama sevincini ve zevklerini dişimizle tırnağımızla savunmalıyız.        

MONTAIGNE

* Bir şeyi doğru yapmaktansa, doğru olan şeyi yapmak daha önemlidir.

P.F. DRÜCKER

* Doğru insan, söyledikleri ile yaptıklarının birbirini tutmamasından utanç duyar.

KONFÜÇYÜS

* Şaşılacak kadar çok aklım olmalı. Bazen haftada bir kez aklımı başıma toplamam gerekiyor.

Mark TWAİN

* Bir gün iki yarına bedeldir.      

B. FRANKLİN

* Önemli olan şu ya da bu felsefi ilkeyi izlemek değil, doğruluğu sevmek, aramak ve bulmaktır.        

Jostein GAARDER

* Doğru söylediği için zincire vurulmak, yalan söyleyerek zincirden kurtulmaktan iyidir.        

Şeyh SADİ

* Doğru ırmak eğri yataklar içinden akar.       

TAGORE

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült