Çocuğumun Gözünde Nasıl Bir Anneyim, Nasıl Bir Babayım?

Erdal Atabek


Çocuklarımız bizi 'nasıl bir anne?’ ya da 'nasıl bir baba?’ olarak görüyor? Bunu bilmeyiz, pek de düşünmeyiz. Böyle değerlendirmeler zordur, ayrıca hoşumuza da gitmeyecek yanları olabilir.

Anneler ve babalar, çocuklarının kendi hakkındaki izlenimlerini kendi açılarından düşünürler. Değerlendirmeleri de genel olarak kendi açılarından yapılır.

Anne şöyle düşünür:

"Ben onu karnımda dokuz ay taşıdım. Dünyaya getirirken ne sıkıntılar çektim ama bunlardan pişmanlık mı duyuyorum? Asla. Bütün bunları isteyerek yaptım. Emzirdim. Sonra aylar süren bakımıyla uğraştım. Altını temizledim, besledim, onu kucağımda severek büyüttüm. Onu çok seviyorum, kendimden bile çok seviyorum ama yaptıklarımın değerini kim biliyor? O, bunları düşünmüyor bile. Beni sever, benim onun için neler yaptıklarımı bilir. Ama onun için neler yaptığımı ancak o da anne olunca anlayacak. O zaman anneliğin ne olduğunu bilecek, benim kıymetimi de anlayacak."

Anne, çocuğu için yaptıklarının 'geçmişini’ düşünür, onu anımsar, bunda da haklıdır ama çocuğu geçmişi değil, 'bugünü’ yaşamaktadır.

O da şöyle düşünür:

"Annem de hep yaptığını ettiğini anlatır ama ondan bütün bunları ben mi istedim? Dünyaya getirince bütün bunları yapacaksın. Madem ki çocuk sahibi olmayı istemişsin, bunlar senin görevin. Şimdi bunları neden başıma kakıyorsun. Evvelce bunları yapmışsın, şimdi ne yapıyorsun? Gezmeme karışıyorsun, arkadaşlarıma karışıyorsun, ne yapsam senden izin almam gerekiyor. Ben bütün bunlara geçmişte altımı temizledin diye katlanmak zorunda mıyım?"

Anneler ve babalar, çocukları için 'yaptıklarını’ anımsar, çocuklar ise onları 'yapmalarını istedikleri’ ile değerlendirir.

Ama çocukların anne baba değerlendirmeleri, 'onları nasıl gördükleri’ ile yakından bağlantılıdır. Çocuklarının her istediğini yapan anne ve babalar, onların kendilerini sevdiklerini düşünürler. Ama bir süre sonra durumun hiç de sandıkları gibi olmadığını görürler. Çocukların onlara yönelik 'sevgi’si, istediklerinin yapılmasıyla yakından ilgilidir, bir kez istedikleri yapılmayınca, bu 'sevgi’nin aslında olmadığı da ortaya çıkar.

Peki, çocuklar, anne babalarını hangi özellikleriyle değerlendirir? Bu çok önemli bir sorudur.

Saygı ve Sevgi Duymak

"Küçüklerimi sevmek, büyüklerimi saymak." İlkokulda sabahları hep bir ağızdan söylediğimiz 'ilkokul andı’nda bu sözlerle ant içerdik. Sevgi ve saygı, toplum olarak da çok önem verdiğimiz duygusal kavramlardır. Ama 'saygı’nın ne olduğunu biliyor muyuz?

Saygı, bizim kültürümüzde 'toplumsal konuma duyulması gereken bir duygu, gösterilmesi gereken bir davranış’tır. Anneye, babaya, yaşlılara, büyüklere duyulması ve gösterilmesi gereken duygu ve davranış.

Peki, annemize babamıza gerçekte saygı duyar mıyız?

'Saygı’nın özü, toplumsal konum değildir. Saygının özü, onu fark etmek, ona değer vermek, onu özel bir yere koymaktır.

İşte, 'gerçek saygı’, onu fark etmeye, onu değerli bulmaya, ona özel bir yer vermeye dayanır. Saygı duyulması da bunlara bağlıdır.

Bu nedenle de saygı, duyanla duyulan arasında bir mesafe gerektirir.

Sevgi, onunla kendimizi daha iyi, daha hoş, daha güzel bulduğumuz bir duygudur, davranış olarak da birlikte olmak, onunla olmak, onunla bütünleşmeye dayalı bir duygu ve davranıştır. Sevgi, aradaki mesafeyi kısaltan, hatta kaldıran bir duygudur.

Çocukların gözünde, 'saygı duyulan anne baba olma’nın, çok önemli olduğu bilinmelidir. 'Saygı duyulan anne baba’, hem kendi değerlerini çocuklarına kabul ettirmiş, hem de onların gözünde özel bir yere konmuş oldukları için 'söyledikleri, yaptıkları, yapmadıkları’ özenle dikkate alınan ebeveyn olurlar. Çocukları onları dikkate alır, önem verir, söylediklerini dikkatle dinler.

Çocuklarıyla istedikleri ilişkiyi kuramayan, sözlerini önemsetemeyen, uyarıları dikkate alınmayan anne ve babalar, 'çocuklarında saygı uyandırmayı başaramamış’ ebeveyndir.

Çocukların saygı duymasını engelleyen nedenler ise:

• Anne babaların kendilerine saygı duymamaları, saygı duymanın ne olduğunu bilmemeleri,

• Çocuklarıyla aralarında hiç mesafe bırakmamaları,

• Tutarsız davranışlar göstermeleri olmaktadır.

Çocuklar, anne babalarının 'saygı gösterilmesi gerekmeyen kişiler’ olduğuna karar verdikleri zaman bütün iletişim, bütün etkileşim bozulur.

"Ben saygı beklemiyorum, ben sevgi istiyorum," diyen anneler, babalar yanılmaktadır.

'Saygıdan yoksun sevgi’, gerçekte istediklerinin yapılmasını sağlamaya yönelik bir davranış türüdür ve gerçek sevgi değildir.

Gerçek sevgi, doğru saygı temeline dayanır, böyle olmadığı zaman gereksinmelerin sağlanmasına yönelik basit bir duygusal yaklaşım ortaya çıkar, en küçük anlaşmazlıkta da bu duygu ortadan kalkar.

Güvenilir Anne Baba Olmak

'Güvenilir olmak’, çok önemli bir özelliktir. Çocuklar anne babalarını 'güvenilir’ buluyorlarsa, onlara çok değer veriyorlar demektir.

Ancak, 'her koşulda güvenilir olmak’ ile 'çocuğunun her yaptığında onun yanında olmak’ arasında çok büyük farklar vardır.

'Güvenilir olmak’, ancak 'ilkeli olmak’ ile birlikte olduğu zaman çok anlamlı, çok değerlidir. Çocuk, anne babasına her zaman güvenmeli, ancak her yaptığının onlar tarafından onaylanmayacağını da bilmelidir.

Yanlış yaptığı zaman da onaylanacağını bilen bir çocuk, anne babasını 'güvenilir’ değil, 'kullanılabilir’ olarak değerlendirir. Böyle anneler ve babalar, çocukta güven değil, her şeyi yapıp onlara ödetme duygusu uyandırır.

Gerçek 'güvenilir’ olma, doğru ilkelerle birlikte çok büyük değer taşır, çocuğun karakter ve kişilik gelişimini olumlu etkiler.

Böyle anneler ve babalar çocukları için yaşam boyu bir 'işaret feneri’ görevini yapar, onun kendi yönünü bulmasına yardımcı olurlar.

En Olumsuz Anne Baba imgesi

'Acınacak durumda olma’, 'zayıf olma’, 'işe yaramaz olma’, 'kullanılabilir olma’, çocukların gözündeki en olumsuz anne, baba imgesidir. Toplumsal açıdan böyle olunabileceği gibi, insan ilişkilerinde bu duruma gelmek, çocukların gözünde anne babalara verilmesi gereken 'güvenilir olma’, 'değerli olma’, 'önemli olma’ kavramlarıyla çelişir, çocuk için hem onlara, hem de kendine güvensizlikle sonuçlanır.

Çocuk her zaman anne ve babasına değer vermek ister, güvenmek ister, onunla sosyal değer kazanmak ister. Bunlarla çelişen her durum, çocuğun gözünde güvensizlikle, değersizlikle, önemsizlikle çelişir.

Bu durumun çocuğun gelişiminde, sosyalleşmesinde, kişilik oluşumunda ve kimlik kazanımında olumsuz etkiler yaptığını da bilmek gerekir.

Kimi zaman da çocuk, önündeki örneğe bakarak 'onun gibi olmamak’ sonucuna varır, böylece önündeki örnek çocuk için yaşam içinde olumlu bir yönü seçmesine neden olur. Böyle örnekler, her çocuğun özgün bir yapısı olduğunu bir kez daha doğrular.

Korkulan Anne Baba Olmak

'Korkulan’ anne baba olmak olumsuz bir imgedir ama anne baba olmanın en kötü biçimi değildir. Çocuklar anne babalarından biraz da korkmalı değiller midir? Hiç korkmazlarsa anne baba çocuk ilişkisi nasıl olur?

Çocuklar anne babalarından korkmamalıdır, doğrusu budur.

Çocuklar anne babalarından biraz çekinmeli midir?

Doğrusu, çocukların anne babalarını 'dikkate almaları’dır.

Doğru olduğu düşünülen tutumun özü budur.

Çocuklar, yapacakları işlerde, gösterecekleri davranışlarda, anne babalarını 'dikkate almalı’dır. Bu tutum, korkmak hatta çekinmek değildir.

Korku, ceza tehdidine dayalı şiddetin ürünüdür, sonucu da doğru davranışlar kazanılması değil, yalan söylenmesi, gizlenmesi hiçbir şey yapılmaması olacaktır.

Korkuya dayalı annelik babalık doğru davranışlar kazandırmaz, tersine olumsuz pek çok davranışa yol açar.

Anne babanın 'dikkate alınması’, onlara duyulan saygıyla, onlara verilen değerle bağlantılıdır, istemekle olacak bir şey değildir.

'Dikkate almak’, düşünmek, sonuçlarını değerlendirmek, kendi değerini kaybedeceğini bilmek gibi bilişsel-duygusal süreçleri harekete geçirdiği için çok önemlidir.

Sırdaş Anne Baba Olmak

'Sırdaş’ anne olmak, çoğunlukla 'arkadaş anne olmakla karıştırılır. Çocuğunun sırlarına ortak olmak, onunla dertleşmek iyi gibi görünürse de annelik işlevinde ciddi kayıplara yol açar. Çocuğuyla sırlarını paylaşacak kadar yakın olmak, sevgi belirtisi sayılır, ama bütünüyle öyle değildir. Belki o yakınlık çocuğun kendi başına yapacağı yanlışlardan koruyucu olabilir ama, 'sırdaşlık’ anne ile çocuk arasındaki mesafeyi kaldırır. Bu da, annenin sırasında taşıması gereken 'denetleme-eleştirme-sınırlandırma’ işlevlerini ortadan kaldırır. Çocukların 'sırdaşları arkadaşlarıdır. 'Arkadaş anne’ olmak, onu anlamak, onunla yakınlaşmak demektir ama bunun içine 'sırdaşlık’ girmez. Anneler kendi sırlarını da çocuklarıyla paylaşmamalı, çocuklarının sırlarını paylaşmaya da talip olmamalıdır. Bu alan daha çok annelerin alanı olduğu için babalardan az söz ettik. Durum babalar için de geçerlidir.

'Arkadaş baba’, çocuklarıyla her şeyi konuşan, paylaşan, sohbet eden, sorularına yanıt veren, kendisi de bildiklerini anlatan babadır ama sırlar, baba için de çocuk için de özeldir ve öyle de kalmalıdır.

Her isteği Karşılayan Anne Baba Olmak

Çocuğun gözünde böyle anne baba olmak, çoğu kez 'sevilen anne baba olmak’ sanılır ama hiç de öyle değildir. Çocuklarının her isteğini karşılayan anneler ve babalar kısa bir zaman sonra çocuklarının gözünde değer kaybederler ve 'kullanılabilir’ niteliğini kazanırlar. Çocuklar artık hiçbir süzgeçten geçirmek çabası göstermeden isteklerini 'iletirler’. Anne baba da 'onu kırmamak’, 'onu yoksun bırakmamak’, 'arkadaşları arasında mahcup etmemek’ gibi nedenlere bağlı gerekçelerle her isteneni alırlar.

Bu tutumda önemli bir nokta da, çocuğun yanlışlarından onu sorumlu tutmamaktır. Eğer çevresiyle anlaşamıyorsa kabahat arkadaşlarındadır. Eğer okulda başarısızsa sorumlusu okul ve öğretmenlerdir. Eğer trafikte bir yanlış yapmışsa 'gençtir ve olabilir’. Bütün yanlışlar böyle davranan anneler ve babalar tarafından örtülür ve 'çocuğun her istediği yapılmış olur’.

Bu tutumun sahibi olan anne ve babalar, çocuklarının saygısını kazanamazlar, bir yandan yaptıklarının yanlış olduğunu fark eder ama öte yandan da ipin ucunu çoktan kaçırmış olduklarını bilirler.

Bu tutumun çocuklar üzerindeki etkisi de, onların 'kendilerini kontrol etme yetisi’ni kazanamamaları olur. Bu çocuklar, alıştıkları için, herkesin onların her dediğini yapmaları gerektiğini düşünür, ya küskün ya da saldırgan, her durumda uyumsuz kişiler olurlar. Neden böyle olduğunu da anlayamazlar.

Çocuğunu Fark Eden Önemseyen Keşfeden Anne Baba Olmak

Çok önemli, çok değerli bir anne baba tutumudur.

Çocuğunu 'fark eden’, 'önemseyen’, 'keşfeden’ anne baba olmak ve çocuğu tarafından böyle anne baba olarak değerlendirilmek, çok yüksek kalitede anne baba olmaktır.

Böyle anne baba olmak, çocuğuna değer vermek, onu önemsemek, onu keşfetmek demektir ki, çocuk için çok şey kazandırıcı, onun kendi yönünü bulmasını sağlayıcı, ona özgüven kazandırıcı bir tutumdur.

Ancak, gerçekte böyle olmadığı halde, çocuğuna üst derecede olumlu özellikler yüklemek bu durumu tersine çeviren büyük bir yanlıştır.

Bu durumu doğru değerlendirmek için 'çocuğuna nesnel bakabilmek’ gerekir ki bu da kolay değildir.

'Çocuğu fark etmek’, onun farkına varıldığını ona hissettirebilmek demektir. Çocuk kendisinin fark edildiğini hisseder, olumlanan ve olumlanmayan yanlarının bilincine varır.

'Çocuğu önemsemek’, onu pohpohlamak, onu sahip olmadığı niteliklerle övmek değildir, tam tersine onu 'yapabileceklerinde desteklemek, yapamadıklarında aydınlatmak’ demektir. Böyle bir doğru tutum, çocuğu kendi öz güçleriyle tanıştıracak, güçsüz olduğu yanlarını tanıma fırsatını verecektir.

'Çocuğu keşfetmek’, ona yüksek nitelikler atfetmek değildir. Çocuğu her alanda yapıcılığa teşvik etmek, neler yapabildiğini birlikte görmek ve yapabildiklerinde daha iyi olmasına yardımcı olmaktır. Çocuğu keşfetmek, belki en zor ama en değerli bir yaşama desteğidir.

Bu özellikte tutum ve davranışlar 'anne baba olma sanatının’ zirvesi sayılmalıdır.

Seven ve Sevilen Anne Baba Olmak

'Sevgi’, en değerli duygumuz, en güçlü, en gönendiren duygumuz.

'Sevgi’, öte yandan, en çok kullanıp en hızla yıprattığımız duygumuz.

'Doğru sevgi’, onu doğru anlamaktır.

Onun doğrularını desteklemektir.

Ona değer vermesini bilmektir.

Onu kendisi olmaya yöneltmektir.

Ona yaşam gücünü kazandırmaktır.

'Yanlış sevgi’, onu bağımlı kılmaktır.

Onun yanlışlarını desteklemektir.

Onu mülkiyete tapulamaktır.

Ona teslim olmak, yalvarmak, dalkavukluk etmektir.

Onu yönlendirmek için hile yapmaktır.

'Seven ve sevilen anne baba olmak’, doğru sevgiyi bilmekle, doğru sevgiyi yaratmak ve paylaşmakla olur.

Toplumumuzda sözü çok geçen ama ne olduğu pek de bilinmeyen 'sevgi’ ise en çok bağımlılıkla, duygusal gereksinmelerin karşılanmasıyla eşanlamlı sanılmaktadır.

Doğru anlamda 'seven ve sevilen anne baba olmak’ hem ailenin bütünü için, hem de aile bireyleri için çok yönlü geliştirici bir destektir, çok önemlidir, çok değerlidir.

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült