Bebekler Ve Beslenme Felsefeleri

Gary Ezzo


Talebe bağlı beslenme. Aşırı planlama. Ağlamaya bağlı beslenme. Biberon ve memeden emzirme. Bebeğinizin karnını doyurmak kolay olmalı. Onun gıdaya ihtiyacı var ve o gıda sizde. Öyleyse tüm bu sıkıntılar niye? Bunun bir sebebi, ebeveynlik teorilerinin bolluğu olabilir. Öyle çok seçenek var ki, anne ve babaların şaşkına dönmesi normal. Örneğin, hamilelik sırasında bebeğinizi talebe bağlı beslemeye teşvik edilmiş ve bir plan izlememe konusunda uyarılmış olabilirsiniz, özellikle de anne sütüyle besleme niyetindeyseniz. Belki de talep programını veya kendi kendini düzenleyen programı duymuşsunuzdur.

Belki size bebek için doğal beslenme yolunu düşünmeniz ya da aşırı planlamadan kaçınmanız söylendi. Elbette, aşırı planlama katı bir yoldur ve katı bir beslenme planı, ağlamaya bağlı beslenme kadar iyi değildir. Ancak ağlamaya bağlı beslenme, belirtiye bağlı beslenme kadar tercih edilmez ve belirtiye bağlı beslenme, tepkisel emzirmeye benzer. Bir de biberon yolu vardır. Bu süreçte biberon nerededir?

Söz konusu bebeği doyurmak olunca, pek çok annenin sık sık bu çareye başvurması şaşırtıcı değil. Kim tüm koşul ve teknikleri çözebilir ki? Elbette, iyi beslenme alışkanlıkları oluşturmak, çocuk eğitiminin en kolay adımı olmalıdır. Bunun sebebi, beslenmeyi sağlama güdüsünün, tüm canlıların en güçlü içgüdülerinden biri olmasıdır. Ancak, beslenme zamanında küçük bir mideyi doldurmaktan çok daha fazlası vardır. Bebeğinizi nasıl doyurmayı seçtiğiniz, çocuğunuzun açlık kalıplarında, uyku kalıplarında ve temel tutumunda önemli bir etki bırakır.

Koşulları Belirlemek

Bu yüzyıla kadar, çocuk yetiştirmede en önemli şey teorik kavramlar değil, sağduyuydu. Anneler bebeklerini sadece acıktıklarında doyururlardı, çünkü bebeklerin açlık kalıplarına dair önceden belirlenmiş yönergeler mevcuttu. Bir anne bebeğinin açlık döngülerini, kendisinin tüm aileyle ilgilenme ihtiyacına göre şekillendirirdi. Bir annenin bebeğin beslenme saatinin geldiğini bilmesi için gözünü saatten ayırmamasına gerek yoktu. Onun günlük programı, gününü şekillendiren görevlerine bağlıydı. Dolayısıyla, bebeğin rutin beslenme kalıbı, ailenin geri kalanınınkilerle birlikte bebeğin ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde planlanırdı.

Endüstri devrimi ilerledikçe, yeni bebek yönetimi teorileri gelişti. Bu yüzyılda, Amerika’daki ebeveynliğe hükmeden iki baskın teori çıktı. ilk yıllarda, birinci teori, kendilerine davranışçı adını veren bir grup bilim adamı tarafından ortaya atıldı. Onların inancına göre, bir çocuk çevresiyle şekillenirdi. Bebeğin gelişmekte olan duygu ve hisleri, spesifik ve kontrollü bakımla fark edilmez, geçersiz kılınırdı. Davranışçılar, bu tip dışa dönük bir yapının çocukta kontrollü duygular meydana getirdiğine inandılar. Bu arzu edilen bir durumdu.

Bu teoriye dayanarak, 1920’lerde Amerikalı anneler, aşırı planlama veya saate bağlı beslenme adı verilen bir uygulamayla tanıştılar. Katı bir dört saatlik besleme programı oluştu. Her iyi anne, bu programa dakikasına kadar uydu. Üç saat sonra bebek acıkmış gibi görünüyorsa, çok kötü. Dördüncü saate gelene dek, bebeğe hiçbir şey verilmeyecekti. Bebeğin ve elbette annenin ihtiyaçları ne olursa olsun, son yetkili zamandı.

1940’ların ortalarına gelindiğinde, Sigmund Freud’un çocuk yetiştirme teorilerinin bir uyarlaması, davranışçılığın dayattığı katılığı kırmaya başladı. Freud’un yirminci yüzyıl takipçileri, çocuk yönetimi için başlangıç noktası olarak bebeğin içgüdüsel, hayvansı niteliklerini vurguladılar. Bu teorisyenler için yapı, bebeğin gelişmekte olan duyguları kadar önemli değildi. Freud’un teorilerine yapılan yeni düzenlemelerle, Amerikalı ebeveyn bir başka uç noktaya çekildi. Bu kez, bebek aç olsa da olmasa da, ilk huysuzluk belirtisinde doyuruluyordu. Bu teori altında, bebeği emzirmek hem besinsel ihtiyaçlarını hem de varsayılan psikolojik ihtiyaçlarını giderirdi.

Bu teorisyenler hangi fizyolojik ihtiyaçları kastediyorlardı? Psikanalistler, psikanaliz yoluyla çocukluğun ilk dönemlerinde önemli travmatik deneyimler keşfederek yetişkin nevrozlarının kökenini ve doğasını tespit etme girişiminde bulundular. ilk başta, geçmişe yapılan bu yolculuk okul öncesi yıllarda son buldu (iki veya üç yaş). Ortalama bir hastada hiçbir travmatik deneyime rastlanmayınca, analistlerin iki tercihi vardı: Ya teorilerinden vazgeçeceklerdi ya da 1929 yılında Avusturyalı psikanalist Otto Rank’in öne sürdüğü gibi, orijinal travmatik deneyim kaynağının doğum sürecinin kendisi olduğu sonucuna varacaklardı. Freud bile bu mantığı kuşkuyla karşıladı.

Bu inanç, Ribble (1944); Aldrich (1945); Trainham, Pilafian ve Kraft (1945) ve Frank (1945) tarafından desteklenen neoprimitmst çocuk bakımı ekolüne ilham verdi. “Neoprimitivist” unvanı bir lakap değil, belirli bir düşünce ekolüdür. Bu teori, doğumdaki ayrılığın geçici bir süre için utero uyum içindeki anne-çocuğu ayırdığını kabul eder. Dolayısıyla, doğum sonrası ebeveynlik döneminin amacı, bu uyumu tekrar kurmaktır. Peki, buna nasıl ulaşılır? Sadece annenin gece-gündüz bebeğin yanında olmasıyla. Yeni annelere, doğum anının sözde travmatik etkisini yok etmek için ne gerekirse yapmaları tavsiye edildi. 1949 yılında, doğruluğu kanıtlanabilir objektif hiçbir veriye dayanmayan doğum-travma teorisi anlamsız bir teori olarak reddedildi. Ama bununla kalmadı. Yirmi beş yıl sonra, yeni bir isim altında tekrar ortaya çıktı: bağlı ebeveynlik.

Modern bağlı ebeveynlik teorisiyle bağlılık teorilerinin aynı olmadığını söylemekte fayda var. ilki, ilginç ama kanıtlanmamış felsefi bir varsayımla doğum travması ortaya çıkan bir ebeveynlik felsefesidir. ikincisi ise genel olarak kabul edilen, bebeklerin sıcak, sevgi dolu ve yakın ilişki ihtiyacı ve kapasitesiyle doğduğu iddiasıdır. Bu ilişkiler sevgi dolu ebeveynlerle kurulduğunda, gelecekteki tüm duygusal bağların zemini hazırlanmış olur. Babywise, bebeğinizle iletişim kurmanıza ve onun bağlılık ihtiyacını ve çok daha fazlasını karşılamanıza yardımcı olacak.

Doğum travması spekülasyonlarının bir neticesi olarak, 1950’lerde Amerikalı anneler, ebeveynlikte daha yapısız bir yaklaşıma doğru kaymaya başladılar. Bu süreçte, Dr. Benjamin Spock haklı olarak, davranışçıların mutlak yapı varsayımlarını reddetti ve aileleri, sağlıklı bir yapı ve esneklik karışımına yönlendirdi. Bu, 1950’lerde radikal ve annelerin ciddi anlamda ihtiyaç duydukları bir düşünceydi.

1970’te, Spock’un görüşlerinin yerini talebe bağlı beslenme almaya başladı. Bu uygulama, olması gerekeni, en iyi bebeğin bildiği varsayımına dayanıyordu. Annelere, her türlü ebeveyn yönlendirmeli rutinden vazgeçmeleri ve bebeğin ağlamasının emzirme için öncelikli sinyal olmasına olanak vermeleri söylendi. Günümüzde, talebebağlı beslenme ifadesi, kiminle konuştuğunuza bağlı olarak çeşitli anlamlar taşımaktır.

Örneğin, iki çocuk annesi Julia talebe bağlı beslenmenin onun aklında nasıl bir izlenim bıraktığını anlattı. “ilk çocuğumu her üç saatte bir talebe bağlı emzirdim.” Julia için, talebe bağlı beslenme bir tür öngörülebilirlik sağlıyordu. Buna karşılık, dört çocuk annesi Barbara son deneyimini, belirli sınırlar için esneklik tanıma olarak ifade etti. “Bebeğimi ne zaman aç olsa emzirdim,” dedi. “Ama beslenme aralıkları asla iki saatten az, dört saatten fazla olmadı.”

Üç çocuk annesi Allicin, daha önce bağlı ebeveynlik kalıbını izliyordu. O daha yorucu bir tecrübeden söz ediyor. “Bebeklerimi her ağladıklarında veya huysuzlanmaya başladıklarında emzirdim. Ortalamada, annelik bağını kurmak için ilk altı hafta boyunca her iki saatte bir emzirmem

gerekiyordu,” diyor Allicin. “Yorgundum ve emzirmeyi bırakmak zorunda kaldım.”

Dolayısıyla tanımlar evler arasında farklılıklar göstermektedir. Bu kitabın amacı gereği ve ekstrem doğasından ötürü, Julia ve Barbara’nın anlattığı iki mütevazı form yerine talebebağlı beslenme söz konusu olduğunda Allicin’in bağlı ebeveynlik tanımını kullanacağız. Bağlı ebeveynlikten (BE) söz ettiğimizde, beslenme için bebeğin ağlamasının öncelikli sinyal (belirti) olmasını kastediyoruz. Bebek ister acıktığı için ağlıyor olsun isterse varsayılan psikolojik bir ihtiyacından dolayı, bu geçerlidir. Bebeğin gerçekten beslenmeye ihtiyaç duyup duymadığı veya son beslenmenin ardından geçen süre miktarı göz önünde bulundurulmadan, bebek hemen emzirilir.

BE anne için, bir sonraki emzirme üç saat içinde de olabilir, yirmi dakika sonra da.

1980’lerin başlarında, bebek bakımının neoprimitivist ekolü ve bu ekolün bağlılık teorileri güç kazandı. Günümüzde BE teorisyenleri, bebeklerin süregelen rahim bağlılıklarıyla doğduğuna ve doğumun sadece bu bağlılık ihtiyacının karşılanma şeklini değiştirdiğine inanıyorlar. Bebeğin hayata en iyi şekilde başlaması için, doğum sonrası suni, rahim benzeri bir ortam yaratılmalı ve sürdürülmelidir. Bu teori çok önemli bir unsuru göz ardı eder. Bebek artık rahimde değildir, çünkü bir rahim ortamı ihtiyacının ötesinde gelişme kaydetmiştir. Dolayısıyla teori kendi içinde çelişkilidir.

Bağlı ebeveynlik rahim teorisinin güncellenmiş versiyonu, annelerin bebeklerini mümkün olduğunda kucaklarında taşımalarını, onlarla uyumalarını, ikinci, hatta üç ve dördüncü yaşlarına kadar gece gündüz emzirmelerini şart koşar.4 Annenin memesine sürekli erişim ve anlık tatmin, bağlılık sürecinin öncelikli parçalarıdır. Bu düşünce, bir annenin doğru zamanda doğru şeyi yapmasına yardımcı olan duyarlılığın emzirme yoluyla daha çabuk (ve daha üst seviyede) geliştiğini söyler. Bu yüzden bu felsefeye göre, ne kadar çok, uzun süre veya sık emzirseniz de, asla aşırıya kaçamazsınız, çünkü bunun bir üst sınırı yoktur.

Dolayısıyla, sevgili La Leche League anne, otuz dakikada üçüncü kez bile olsa, bebeğin ağlamasına emzirerek karşılık verecektir. Her ağlamanın açlık belirtisi olduğu veya bağlılık eksikliğinin ilk belirtilerini temsil ettiği korkusuyla hareket eder. Her iki şekilde de, teori anne memesinin öncelikli ve kabul edilebilir tek rahatlama formu olduğunu söyler. Yorgun anne, çocuğunun mutsuzluğunun büyük olasılıkla onun ebeveynlik tarz ve inançlarının bir neticesi olduğunu fark etmeden, her seferinde sorumlu bir şekilde çocuğuna koşar.

Sonuçta bu bir kısır döngüye dönüşür. Genelde güvende, bağlı bir çocuk yaratmak için kullanılan metotlar, duygusal anlamda stresli, ihtiyaçları yüksek seviyede, güvensiz bir bebeğin belirtilerine neden olur. Bunlar genelde aşırı huysuzluk ve kolik benzeri belirtiler; beslenme ve uyku zamanlarında istikrarsızlık; iki yaşına kadar geceleri süt emmek için uyanma; ertelenen hazlar karşısında hoşgörüsüzlük; gelişmemiş rahatlama ve zorluklarla baş etme becerileri; tek başına vakit geçirmede kısıtlı beceri gibi sıkıntıların ve yorgun bir annenin kombinasyonudur.

Rahim ve doğum travması teorisinin zayıflığı, temel önermesindedir. Doğum süreci gerçekten psikolojik açıdan kırılgan çocuklar mı yaratır? Gelecekteki tüm insani duyguların istikrarlılığı, gerçekten ikinci bir suni rahim yaratma ihtiyacına mı bağlıdır?

Doğum deneyimiyle gelen anksiyeteyi hatırlamak bir yana, büyük olasılıkla yeni doğan bebeklerin doğuma dair hafızaları boştur. Hafıza fonksiyonu ve sinaps gelişimi, beynin nefes almakla gelen yüksek seviyede oksijen içeren kan almasına bağlıdır. Ciğerler şişmeden nefes alma gerçekleşmez ve ciğerler doğum sırasında değil, doğumdan sonra şişer. Ayrıca, daha yüksek beyin merkezleri doğum sırasında hala gelişmektedir. Minimal seviyede hafıza fonksiyonu olsa bile, bebeğin doğumu travmayla özdeşleştirmesine yetecek kadar fonksiyon olması pek mümkün değildir.

Davranışçılar içsel birey yerine dışa dönük yapıyı vurgularken, neoprimitivist ekol dışa dönük yapı pahasına içsel bireyi vurgular. Profesyoneller olarak bizler her iki yaklaşımın da ekstrem olduğuna inanırız. Biz, bu yaklaşımların bebeklerin ve küçük çocukların sağlıklı gelişimi için yanlış ve zararlı olduğuna inanırız. Daha iyi bir yol var.

Babywise Seçeneği

Bazı anneler ebeveynliğin bir bağlılık tarzına ihtiyaç duyar. Tüm kadınlar için durum böyle değildir. Ebeveynebağiı beslenme (EBB) adında, kullanıcıdostu, diğeri kadar yorucu olmayan bir alternatif var. Ebeveynebağlı beslenme, annelerin bebekleriyle ve bebeklerinin onlarla bağ kurmasına yardımcı olmak üzere tasarlanmış yirmi dört saatlik bir bebekyönetimi stratejisidir. Bu, yeni doğan bebeğin ve ailenin diğer üyelerinin ihtiyaçlarını karşılayan proaktif bir yaklaşımdır.

Bizler, bebeğin yaşamı esnek bir rutine oturtulduğunda, anne ve bebeğin daha güçlü olduğunu gördük. EBB bir uçta aşırı planlamayla diğer uçta bağlı ebeveynliğin arasındaki merkezi noktadır. Bebeğin dünyasına güvenlik ve düzen getirecek kadar yapıya, anneye herhangi bir ihtiyaca herhangi bir zamanda yanıt verme özgürlüğü sağlayacak esnekliğe sahiptir.

Babywise ve EBB’in ortaya koyduğu, bebek bakımının tüm nitelikleri için en önemli unsurdur; ebeveyn değerlendirmesi (ED), gerçek ihtiyaca anbean tepki vermek yerine, düşünmek, değerlendirmek ve yanıt vermek için sonradan kazanılmış bir özgüven. Aşağıdaki analiz, ebeveyn değerlendirmesinin neden bebeğinizin iyiliği için şart olduğunu gözler önüne seriyor.

Beslenme Felsefelerinin Karşılaştırmalı Analizi

Şu anda, Batı kültüründe hakim olan üç beslenme felsefesi vardır:

Çocuğabağlı beslenme (aynı zamanda belirtiye bağlı beslenme, talebe bağlı beslenme, tepkisel beslenme, isteğe bağlı ve kendi kendini düzenleyen beslenme olarak da bilinir)

Zamanlı beslenme (programlama olarak da bilinir)

Ebeveyne bağlı beslenme (EBB)

Teori Uygulaması

Çocuğabağlı beslenme: Beslenme zamanları, açlık belirtilerinin tek bir değişkeniyle belirlenir. Bebeğin açlık belirtisi değişkendir, çünkü beslenme saatleri gelişigüzeldir. Beslenmeler arasında üç saat, sonra bir, sonra yirmi dakika ve ardından dört saat geçebilir. Sabit bir zaman yoktur, çünkü teori anne ve babaların zaman aralığına bakılmaksızın bebeğin açlık belirtisine yanıt vermesini şart koşar.

Zamanlı beslenme: Beslenme zamanları, saat sabitiyle belirlenir. Saat, bebeğin genelde sabit aralıklarda olmak üzere ne zaman ve ne sıklıkta besleneceğini belirler. Bir açlık belirtisinin kritik değişkeni göz ardı edilir. Ebeveynin rolü saate bağlı kalmaktır.

Ebeveyne bağlı beslenme: Her beslenmede anne ve babayı hem açlık belirtilerinin değişkeni hem de zaman sabiti yönlendirir. Ebeveynin rolü, gerçek ihtiyaca dayanarak bebeğin ne zaman besleneceğine karar vermek için belirti ve saat, değişken ve sabit arasında ortayı bulmaktır.

Değişken ve Sabit Arasındaki Çelişki

Beslenme felsefelerindeki en büyük sıkıntı, hangi beslenme göstergesinin kullanılması gerektiğidir; açlık belirtisinin değişkeni mi, yoksa saat sabiti mi? Standart Bağlılık Ebeveynliği/La Leche League doktrini, çocuğa bağlı beslenmelerde ısrarcıdır, dolayısıyla açlık belirtisi baskındır. Aşırı planlamacılar zamanın sabit dilimlerini beslenmenin nihai belirleyicisi olarak görürüler. Dolayısıyla, saat baskındır. Sağlıklı gerçek nedir? İki ekstrem de değil. Bu iki görüşün mantığındaki zaaf, göreceli denklemlere oturduklarında ortaya çıkar. Çocuğabağlı beslenme denklemi şöyle görünür:

Açlık Belirtisi + Hiçbir Şey = Beslenme Zamanı

Zaaflık:

Çocuğa bağlı beslenme, açlık belirtisinin her zaman güvenilir olduğu varsayımına dayanır. Değildir. Açlık belirtisi sadece, açlık belirtileri var olduğunda işe yarar. Güçsüz, zayıf, miskin veya uykulu bebekler, dört, beş veya altı saat boyunca açlık belirtisi göstermeyebilirler. Dolayısıyla özellikle belirtiye bağlı beslenme, doğru bir şekilde beslenme olasılıklarını riske atar. Belirti yoksa bebek doyurulmaz.

Belirti her seferinde iki saatten az bir zaman dilimi içinde geliyorsa, bu anneyi yorar. Yorgunluk,

annelerin emzirmeyi bırakmadaki bir numaralı sebepleri olarak gösterilir. Özellikle belirtiye tepki olarak gelişen beslenme bebeğin susuz kalmasına, yetersiz kilo almasına, gelişim sorunları yaşamasına ve hem annenin hem de bebeğin yıpranmasına yol açar.

Belirti beslenmesinin tutarsızlığı, daha sonra anlatacağımız gibi, sağlıklı uyku kalıplarının oluşmasını da engeller.

Zamanlı beslenme denklemini şöyle gösterebiliriz:

Saat + Hiçbir Şey = Beslenme Zamanı

Zaaflık:

Sabit zamanlara odaklı beslenme, önceki her bir beslenmenin başarılı olduğunu varsayarak meşru açlık belirtilerini görmezden gelir. İki saat sonra tekrar beslenmek isteyen bebek, bir sonraki planlanmış öğüne kadar bekletilir.

Katı programlar, meme sütü üretimi için yeterli teşviki sağlamayabilir. Bu da annelerin emzirmeyi bırakmalarının ikinci sebebine, düşük süt kaynağına yol açar.

Çocuğa bağlı beslenme ve zamanlı beslenmede, değişken ve sabit arasında bir sıkıntı vardır. Bu sıkıntı hem felsefi hem fizyolojiktir. Her iki durumda da, ebeveynler takip ettikleri ebeveynlik felsefesini yerine getirmeye çalışırken, bir metodun esareti altına girerler. Beslenme konusunda bu beslenme belirtilerinden birini öncelikli rehber olarak kabul etmek, çocuğunuzu tehlikeye atmanız anlamına gelir.

Babywise EbeveyneBağlı Beslenme (EBB) felsefesi, sadece güvenilmez bir açlık belirtisi değişkenine veya yetersiz saat sabitine bağlı olmanın sıkıntısını içermez. EBB devreye kritik bir araç olan ebeveyn değerlendirmesini sokar. Ebeveyn değerlendirmesi iki felsefenin en iyi yanlarını alıp sentezler. Bu felsefe bir anneye, gerektiğine açlık belirtisi değişkenini ve uygun olduğunda saat sabitini kullanma özgürlüğü sunar. Ebeveyn değerlendirmesi, iki felsefe arasında aracıdır. EBB’de, değişken ve sabit, birbirlerini destekleyici kuvvet olarak kullanılırlar, kaçınılması gereken kötü karakterler olarak değil. EBB denklemine göz atın:

Açlık Belirtisi + Saat + ED = Beslenme Zamanı

Değişken ve sabit arasındaki çelişkinin yok edildiğine, çünkü ebeveynin çocuğun sağlığı için her ikisini de değerlendirdiğine dikkat edin. İkisine de denge getiren Ebeveyn Değerlendirmesidir. EBB yaklaşımının bazı faydaları şunlardır:

Ebeveyn Değerlendirmesiyle EBB, bebek beslenmesindeki iki potansiyel sorunu anlamanıza ve değerlendirmenize yardımcı olacak araçlar sağlar: a) Sık beslenen bir çocuk (örneğin, her saat başı) zengin dinlendirilmiş süt içmiyor olabilir. ED ile belirtiye sadece bebeği besleyerek karşılık vermekle kalmayacak, aynı zamanda beslenmelerle ilgili potansiyel bir soruna karşı da temkinli olacaksınız. b) Belirti olmadığında saat, beslenmeler arasında fazla zaman aralığı olmadığından emin olmanız için bir rehber olacaktır. Aynı zamanda gerekli açlık belirtilerini göstermeyen zayıf veya güçsüz bebekler için koruyucu bir destek sağlar.

Açlık belirtisi olduğunda, saat belirtiye boyun eğer, çünkü beslenmeyi saat değil, açlık belirtileri belirler.

Sonuçta, EBB meme emzirmeyi, sağlıklı bir uykuyu ve sağlıklı kilo alımını destekler. O yüzden ebeveynlere, hangi beslenme felsefesinin daha akılcı olduğunu düşünmelerini sorarız. Bebeğin karar verdiği beslenme mi? Saatin karar verdiği beslenme mi? Yoksa ebeveynlerin değerlendirip karar verdikleri mi? Hangi sizin için daha uygun?

Değerlendirme Soruları

1.       Bu yüzyıl içinde, bebek yönetiminin iki baskın görüşü neydi? Neyi vurguladılar?

2.       Doğum-travma teorisi nedir? Bir anneye neyi şart koşar?

3.       Bağlı ebeveynlik ve bağlılık teorileri arasındaki farkı açıklayın.

Açlık belirtisi değişkenini ya da saat sabitini beslenmelerin tek göstergesi olarak kullanmanın sıkıntısı nedir?

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült