Hikaye

 

 

Patlıcan Kavgası

Aziz Nesin


DALAŞİA KITASININ GÜNEY MEMLEKETLERİNDEN FARTİFİKA’DA 2828 YILINDA MUHALEFET PARTİSİNİN SÖZCÜSÜ ŞÖYLE KONUŞUYORDU:

Muhterem vatandaşlar! Aziz hemşeriler!.. Bu; gün memleketimizin ana davası, partimizin programında da açıkça belirttiğimiz gibi, patlıcan dolması meselesidir. Medeni milletler seviyesine yükselebilmemiz, ancak her vatandaşın sofrasında bol miktarda patlıcan dolması bulunmasına bağlıdır. Ana dava patlıcan dolmasıdır. Bir kere bu patlıcan dolması davası halledilirse, görülecektir ki ondan sonra mucizevi bir hızla memlekette büyük inkişaflar kaydedilecektir. İleri, büyük ve medeni memleketlere bakılacak olursa, görülecektir ki, bu memleketlerin hiçbirinde halk patlıcan dolması sıkıntısı çekmemektedir. Onların çoktan halletmiş bulundukları bu patlıcan dolması davasını partimiz ciddiyetle ele almış bulunmaktadır. İktidar şunu bilmelidir ki, partimiz bu uğurda hiçbir fedakarlıktan asla çekinmeyecektir.

Muhterem vatandaşlar! Partimiz, sizlerin kıymetli reylerinizle kanuni yollardan iktidara gelmekten başka bir hal tarzı düşünmüş değildir. Şimdi bu meydanı dolduran yüz on sekiz bin dört yüz doksan üç vatandaşımdan soruyorum: Patlıcan dolması istiyor musunuz? («İstiyoruz» sesleri). Elbette istersiniz, isteyeceksiniz, istemelisiniz. Çünkü hakkınızdır. Ancak, tarih şunu göstermiştir ki, patlıcan dolması verilmez, alınır. Biz de elbet bigün hakkımız olan patlıcan dolmasını alacağız. Şimdi bu meydandan halkımızın sesini iktidara bir daha duyuralım. Patlıcan dolması istiyor musunuz? («İstiyoruz» sesleri), ne kadar istiyorsunuz? («Bir tabak olsun yeter» sesleri). Vatandaşlar! Emin olunuz ki, bir tabak patlıcan dolması azdır. İşte bu kürsüden, ana tüzüğümüzün üstüne yemin ederim ki, partimiz iktidara geçtiği zaman, her vatandaşa bir tencere dolusu patlıcan dolması dağıtılacağı gibi; hiçbir zaman sizlere patlıcan dolması sıkıntısı çektirilmeyecektir. İktidara geçtiğimiz zaman; sözümüzü tuttuğumuzu; vaatlerimizi yerine getirdiğimizi görünce, hiç şüphe yok ki, sizler de bizim gibi şaşacaksınız. Fakat bigün elbet bu memlekette de patlıcan dolması pişecektir. Halûuuk! Belki yarın, belki öbür gün, belki haftaya, belki de gelecek sene, belki gelecek seneden de yakın... Fakat imanımız sarsılmadan, ne pahasına olursa olsun yolumuzda azimle yürüyerek patlıcan dolması davasını halledeceğiz vatandaşlar. (Şiddetli alkışlar).

2829  YILINDA, FARTIFİKA'NIN İKTİDAR PARTİSİ SÖZCÜSÜ ŞÖYLE KONUŞUYORDU:

Muhterem vatandaşlarım ve pek aziz hemşerilerim! Muhaliflerimiz hiç yoktan ortaya bir patlıcan dolması meselesi çıkararak, memleketin huzurunu kaçırmak istiyorlar. Halbuki sizler de pekala biliyorsunuz ki milletimiz henüz patlıcan dolmasını hazmedecek seviyeye gelmemiştir. Muhalefetin maksadı, açıkça bellidir. Onlar, patlıcan dolması ile halkın midesini bozup, halk sancıdan kıvır kıvır kıvranırken, işi gürültüye getirip halkın karın ağrısından bilistifade iktidara geçmek istiyorlar. Bizim bütün gayretimiz bu halkı, patlıcan dolmasını layıkı ile hazmedecek bir seviyeye getirmektir. İşte biz bunun için çalışıyoruz. Yoksa bizim hiçbir zaman iktidar minderinde gözümüz yoktur. Bu halk patlıcan dolmasını hazmedecek seviyeye gelince, o zaman biz de iktidar minderinde oturabilmek için elbet patlıcan dolması yapacağız. Fakat şimdiden patlıcan dolması yemeğe kalkışılırsa, soruyorum size, sonu nereye varır? («Kötüye varır» sesleri).

Muhterem vatandaşlar, patlıcan dolması midenize oturur, hazmedemezsiniz. Patlıcan dolması ağırdır, kaldıramazsınız. Sonra sancılanırsınız. Biz herhangi bir vatandaşımızın karnının ağrımasını istemiyoruz. Çünkü bizim sancımız, vatandaşın sancısı demektir.

2830  YILINDA FARTİFİKA’NIN ANA MUHALEFET PARTİSİNİN SÖZCÜSÜ ŞÖYLE KONUŞUYORDU:

Muhterem vatandaşlar! iktidar, milletimizin nasıl olgunluğa geldiğini anlamak, görmek istemiyor. Halkın henüz patlıcan dolmasını hazmedecek seviyeye gelmediğini söyleyerek, güneşi balçıkla sıvamak istiyorlar. Hakikatleri tahrif ediyorlar. Güneş balçıkla sıvanmaz vatandaşlar! Patlıcan dolmasını hazmedemezmişiz... Hahhahhah... Bu ne gülünç isnattır. Müsaade ederseniz bir bardak su içeyim, («iç» sesleri). Teşekkür ederim. («Afiyet olsun» sesleri).

Vatandaşlar! («Efendim» sesleri). Bu toprağın mübarek patlıcanlarına kimseye söz söyletmeyiz. Vatandaşlar, karar sizlerindir. Söyleyiniz rica ederim: Sizler bugün patlıcan dolmasını hazmedemez misiniz? («Ederiz» sesleri). Elbette edersiniz. Ona ne şüphe... Sizler bugün yalnız patlıcan dolmasını değil, kabak dolmasını, domates dolmasını, biber dolmasını, lahana dolmasını, gerek zeytinyağlı ve gerekse kıymalı yaprak dolmasını, hatta uskumru dolmasını ve hatta midyenin taze dolmasını bile hazmedersiniz? Edemez misiniz vatandaşlar? («Bulursak ederiz» sesleri). Siz bugüne kadar ne dolmalar yuttunuz, çok şükür hepsini de hazmettiniz. Size yutturulan dolmaların hangisi midenize oturdu? Kimin patlıcan dolmasından karnı ağrıdı, hanginiz sancılandınız?

Eğer iktidar hakikaten milletin patlıcan dolmasını hazmedecek seviyeye gelmesini istiyorsa, bugüne kadar bunun için ne yapmıştır? Patlıcan dolması nerde? Hani patlıcan bostanları? Cevap versinler bize: Patlıcan olmadan patlıcan dolması olur mu? Ortada patlıcan dolması yok, bir de millet hazmedemez diyorlar. Millet neyi hazmetsin? Efendi! Sen patlıcan dolması yaptın da, bu millet, hazmetmem mi dedi? Mideme oturur mu dedi?

Patlıcan olmadan, patlıcan dolması olmadan, bu halk patlıcan dolmasını hazmedecek seviyeye nasıl gelebilirdi? Muhterem vatandaşlarım! Biz koltuk kavgası yapmıyoruz. Bizim kavgamız, patlıcan ve patlıcan dolması kavgasıdır. Sen Ben kavgası değil, dolma kavgası...

2831  YILINDA FARTİFİKA’NIN İKTİDAR PARTİSİ SÖZCÜSÜ ŞÖYLE KONUŞUYORDU:

Muhterem vatandaşlarım! Muhalefet Partisi sayın sözcüsü hiçbir asıl ve esasa istinat etmeyen sözleriyle, bizleri, evet bizleri, memlekette patlıcan yetiştirmememe ve patlıcan dolması yapmamakla itham ediyor. Size bişey söyleyeyim mi? («Söyle» sesleri)Peki; ne diyorduk? Flaa... Hemen anlaşılacağı üzere bu sözler hakikatlerden tamamıyla uzaktır. Bu memlekete patlıcan dolmasını ilk defa kim getirdi? («Siz getirdiniz» sesleri). Evet, biz getirdik. Muhaliflerimiz, yoksa tarihi hakikatleri de mi inkar ve tahri ediyorlar? iş bu raddeye geldiyse yazık, çok yazık... Memlekete ilk defa patlıcan tohumu getirerek eken, diken, patlıcan yetiştiren biz değil miyiz? Biz idareyi devraldığımız zaman memlekette bir tek patlıcan mı vardı? İnsaf ederek söyleyiniz: Sizler babalarınızın evinde patlıcan dolması yiyerek mi yetiştiniz de, şimdi patlıcan dolması istiyorsunuz?

Biz iktidara geçtiğimiz zaman, memleket bostanlarının şurasında burasında kırık dökük, çürük çarık, yan devrilmiş birkaç boş patlıcan küfesi ile, tohuma kaçmış birkaç patlıcandan başka ne vardı? Bizim elimize geçen, işte bu tohuma kaçmış patlıcanlardı.

İçinde bulunduğumuz vaziyetin nezaketini düşünmeyenler ve dünyanın bugünkü fevkalade nazik vaziyetini bilmeyenlerdir ki, ancak böyle uluorta konuşabilirler.

Vatandaşlar! Şunu bilmelisiniz ki, düşmanlarımızın gözü bizim patlıcanlarımıza dikilmiştir. Biz, bu nazik vaziyet karşısında, ihtiyacımızdan fazla patlıcan yetiştirip, düşmanlarımızın hasedini çekmeyi hiçbir zaman doğru bulmadık. («Çok doğru» sesleri). Bugün dünyanın bu çok nazik durumu ve vaziyetin hali hazır nezaketi karşısında; her zamankinden çok birbirimize sarılıp, kaynaşıp; birbirimize tam manası ile bağlanıp, öyle patlıcan matlıcan, dolma molma lafı etmemeliyiz. Patlıcan dolması işi yavaş yavaş olur, önce halkın midesini, patlıcan dolmasını hazmedecek bir seviyeye getirelim; ondan sonra elbette patlıcan dolması da yapacağız, patlıcan da yetiştireceğiz. Aziz vatandaşlarım! Her zamandan fazla birbirimize bağlanmamız icap eden böyle fevkalade nazik bir zamanda patlıcan dolması, matlıcan dolması diyerek yurttaşları birbirine düşürmek, zorla bir patlıcan dolması diye mesele yaratmak, böyle bir patlıcan ayrılığı çıkarmak doğru mudur? Bugün çok şükür memlekette patlıcan dolması diye bir mesele yoktur. Ondan çok daha mühim ve çok daha önce fasulye sırığı meselesi vardır ki, biz de bu fasulye sırıklarının üzerinde ehemmiyetle durmaktayız. Bu çok mühim meseleye parmak basmış bulunuyoruz. İkide bir patlıcan patlıcan deyip duruyorlar. Rica ederim, her vatandaşa zaruri ihtiyacı olan bir fasulye sırığı bile düşmeyen bir memlekette, patlıcan dolması istemek ne kadar gülünçtür. Hahhahhah... Biz patlıcan dolması gibi lükste değil, fasulye sırığı gibi bu halkın kalkınması için zaruri olan ihtiyaçlarıyla uğraşıyoruz.

Patlıcan patlıcan diyorlar. Bir patlıcan dolması tutturmuş gidiyorlar. Hem anlayalım bakalım, onların memlekete sokmak istedikleri patlıcanın kökü nerde? Hımm... Şunu iyi bilsinler ki, bu memlekete hiçbir zaman kökü dışarda olan patlıcan sokamayacaklardır. Bizim kendi patlıcanlarımız bizim ihtiyacımıza yeter de artar bile. Artanını da icabederse dışarıya satarız. Halkımız, patlıcan dolmasını hazmedecek seviyeye geldiği zaman göreceksiniz ki, her tarafı patlıcan bostanına çevireceğiz ve dağlar bayırlar, ovalar, dereler patlıcandan geçilmez hale gelecek. Ama her şeyin bir sırası var vatandaşlar, öyle değil mi? («öyle» sesleri).

2832  YILINDA FARTİFİKA'NIN ANA MUHALEFET PARTİSİNİN SÖZCÜSÜ ŞÖYLE KONUŞUYORDU:

Muhterem vatandaşlarım! Şu gördüğünüz mendilimden başka mendilim yok: O da gördüğünüz gibi yırtık bir mendildir, üstelik ben, üzerinize afiyet, nevazilim. Fakat gördüğünüz gibi bir tek yırtık mendilim var. Onun içine de bir patlıcan ya sığar ya sığmaz. Bigün biz iktidara geçince, gelip ceplerimi karıştırırsanız, yine bu tek yırtık mendili bulacaksınız. Muhterem vatandaşlar, şunu arz etmek istiyorum ki, biz patlıcan dolması istiyorsak, bunu kendimiz için istemiyoruz, halk için istiyoruz.

Muhterem vatandaşlar! Şu gördüğünüz patlıcanı neden beş kuruşa alalım? Bir patlıcan beş kuruş olursa, bir tencere patlıcan dolması kaça çıkar? İktidar ileri gelenleri, «İsteyen, istediği kadar patlıcan dolması yiyebilir» diyorlar. «Patlıcan dolması yeme hürriyeti var» diyorlar. Bir patlıcan beş kuruş olursa, o patlıcan dolmalarını ancak kendileri yiyebilirler. Bu ağır şartlar altında, iktidar dışında, kaç kişi patlıcan dolması yiyebilir? önce prensip üzerinde anlaşalım. Patlıcan dolmasını yiyemedikten sonra, dolma hürriyeti olmuş neye yarar? Biz, her vatandaşın patlıcan bostanı olmasını ve bol bol dolma doldurup yemesini istiyoruz.

Şu gördüğünüz patlıcanı neden kırk paraya yemeyelim? Aziz vatandaşlar, biz iktidara geçince, herkesin ihtiyacını karşılayacak miktarda patlıcan yetiştireceğiz. Bol miktarda dolma dolduracağız. Bir karış boş yer kalmayacak. Her yer, insan ayağı girmemiş, balta değmemiş patlıcan ormanına dönecek, iktidar, sözümüze inanmıyorsa, patlıcan tarlalarını bir aylığına bize kiraya versin de, bereketli neticeyi görsün.

YIL 2834... DALAŞİA KITASININ GÜNEY MEMLEKETLERİNDEN FARTIFİKA'DA SEÇİM YAPILMIŞTIR. İKTİDAR PARTİSİ DÜŞMÜŞ, ANA MUHALEFET PARTİSİ İKTİDARA GEÇMİŞTİR. 2835 YILINDA PARTİFİKA ANA MUHALEFET PARTİSİNİN SÖZCÜSÜ KONUŞUYOR:

Muhterem vatandaşlar!.. Patlıcan dolması siyaseti takip etmek için büyük vaatlerle iktidara gelmiş olan parti, bugün ne yazık ki, memlekette patlıcanın kökünü kurutmuştur. Bu yanlış politika ile memlekette bir tek damızlık patlıcan kalmayacağı gibi, hiçbir vatandaş da patlıcan dolması yiyemeyecektir. Dış yardım olarak ithal ettikleri patlıcan dolması konservelerinin etiketlerini değiştirerek, yerli patlıcan dolması diye piyasaya sürüyorlar. Rica ederim, söyleyiniz vatandaşlar. Bu konserve patlıcan dolmaları, bizim patlıcan dolmalarımıza benziyor mu? Hani bu dolmaların fıstıkları, hani bu dolmaların üzümleri?

Propaganda nutuklarında bir tek yırtık mendili olduğunu söyleyenler, bugün halkı patlıcansız bırakarak, evlerini mendille doldurdular. Vaatlerinin hiçbirini tutamadılar. Hani her vatandaşa her gün bir tencere patlıcan dolması düşecekti!.. Sözlerini ne çabuk unuttular? Vatandaş bugün, büyük bir patlıcan dolması sıkıntısı içindedir. Haniya «Nah böyle böyle patlıcan yetiştireceğiz!» diyorlardı. Turşuluk patlıcan bile bulunmuyor. Bizim iktidarımız zamanındaki dolmaya çoktan razı olduk. Eski patlıcanlara hasret çekilmektedir.

Patlıcan tarlaları tahdit edilmiştir. Vatandaş patlıcan dolması yapma ve yeme hürriyetinden mahrumdur. Hiç kimse korkusundan patlıcan değil, patlıcan lafını ağzına alamaz oldu. Yetiştirdikleri iri patlıcanların ucu, tarlalarından dışarı çıktı diye bugün on altı patlıcana hapistedir. Patlıcan dolması yapanların bir kısmı da mahkemededir. İşte netice meydanda vatandaşlar...

2836 YILINDA FARTİFİKA’NIN İKTİDAR PARTİSİ SÖZCÜSÜ ŞÖYLE KONUŞUYORDU:

Muhterem vatandaşlar! Ana muhalefet partisi, maalesef, dünyanın hali hazır vaziyetinin fevkalade nezaketini hiç hesaba katmadan, patlıcan matlıcan diye, dolma molma diye işleri karıştırıp bozgunculuk yaratarak, bizim hamlelerimizi durdurmak istiyor. Fakat durduramayacaktır. («Durduramaz» sesleri). Onların iktidarı zamanında memlekette ancak on vatandaşa bir patlıcan dolması düşüyordu. Bugün ise bir patlıcan dolmasına on vatandaş düşüyor. Bu açık hakikati görmemek için bir insanın ne kadar kötü niyetli olması lazımdır. Onların zamanında memlekette daha mı çok patlıcan dolması yapılıyordu? ikide bir patlıcan dolmasını karıştırıyorlar. Neden bunca müsbet icraatımızı görmüyorlar? Yetiştirdiğimiz fasulye sırıklarını görmüyorlar mı? Kendilerine istatistikle cevap vereceğim: Son iki yıl içinde patlıcan istihsalimiz yüzde on artmıştır. Geçen sene bir milyar iki yüz bin patlıcan dolması yapılırken, bu miktar bir sene içinde yirmi altı bin otuz dört milyon dörtyüz bin üç milyar kırksekiz bin oniki yüz beş tona çıkarılmıştır, isteyen, gelip patlıcanlarımızı teker teker sayabilir, isteyen tartabilir. Arşın ordaysa Halep burda. Onların zamanında yetiştirdikleri en büyük patlıcan bir buçuk karışken, bizim yetiştirdiğimiz patlıcanlardan bayrak direkleri, telefon direkleri ve gemi direkleri yapılmakta ve her nevi direk yerine bugün patlıcan kullanılmaktadır, muhterem vatandaşlar!..

BİR O KONUŞUR, BİR BU KONUŞUR, GÜNLER GEÇER GİDER. ONLAR ERMİŞ MURADINA, BİZ ÇIKALIM TAHTABOŞA...

 

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült