Münazara

Nurullah Ataç


İkide bir münazaralar açıyorlar gençler arasında. Pek kızıyorum bu münazaralara. Birkaç yönden kızıyorum. Birine beni de çağırmışlardı, gitmedim. Gitmem de, bunun kötü bir iş olduğunu, gençlere kötülük ettiğini biliyorum da onun için.

Nasıl oluyor bu münazaralar? Siz ne düşünürsünüz? Diye sormuyorlar o gençlere. Bir konu alıyorlar: Yaya mı gitmeli? Ata mı binmeli? Sonra o gençlere buyuruyorlar: "Siz şu okuldansınız, yaya gitmeyi savunacaksınız, siz de bu okuldansınız, ata binmeyi." Bir gencin kendi düşüncesi, kanısı nedir, ona bakan yok. Düşünceye saygısızlık bu kadar olur!

Amaç da, düşünmek değil, kazanmak, karşı yanı alt etmek. Oldu olacak iki kere yapsalar her münazarayı. Futbolda, olduğu gibi. Diyelim ki birincide yaya gitmeyi savunanlar kazandı, İkincide onlar yer değiştirecek, öteki kaleyi, ata binmeyi savunacak. Gene de kazandılar mı, yaşasın! hurra! Yani gençlere hiç bir düşünceye, hiç bir kanıya bağlanmamayı öğretmek, onları bir yandan öte yana geçmeye, kayıvermeye alıştırmak! Eh! öyleleri gerek bu topluma! Baksanıza, dün göklere çıkardıklarını bugün taşlayanları kınayan şöyle gerçekten, içten kınayan kaç kişi var bu ülkede?

Münazaraya girdiniz, savınızı ortaya koydunuz, diyelim ki gerçek düşünceniz de odur. Ancak karşı yanın ileri sürdüğü bir olay bir tanıt sizi sarstı, yanıldığınızı anladınız, ne olacak? "Hakkınız var, ben bunu düşünmemiştim, düşüncemi, kanımı değiştiriyorum" diyebilecek misiniz? Olmaz, geçemezsiniz öteki yana. Yanlış olduğunu anladığınız kanıda direneceksiniz, doğru bulduğunuzu çürütmeğe uğraşacaksınız. Dışarıya da, kendi kendinize de yalan söyleyeceksiniz. Bu yana mı yöneltmeliyiz, sürüklemeliyiz gençleri?

Düşün ve kanı işlerini futbolla, güreşle bir tutuyorlar. Erdemi doğruyu aramakta, doğruyu bulmakta değil, karşı yanı yenmekte görüyorlar. Takım duygusu vermek istiyorlar gençlere. Bu duygu, top oyununda iyidir, beden gücüne bağlı işlerde iyidir, düşün işlerinde ise bir erdem değil bir suçtur. Kendisi de öyle düşündüğü için değil, salt bu yanda olduğu için bir görüşü bir savı savunan kişi, beğenilecek, alkışlanacak bir kişi midir? Özgürlüğünü, gerçek özgürlüğünü yitirip de çıkarlarına, bulunduğu yanın çıkarlarına bağlanmış, onların tutsağı olmuş değil midir?

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült  
Felsefe