Kişisel Gelişim

 

Suçluluktan Arınmak

Gerald Jampolsky


Şimdi, ilişkilerinize bakın ve bir kaç dakika önce sahip olduğumuz aldatıcı, dertli ve affetmeyen düşüncelerin çabucak kaybolduğunu görün. Ölüm korkusundan kurtulmakla suçluluktan da kurtulabiliriz.

Bizim yarattığımız egomuz, en büyük hilekardır. Bir yandan bedenimizin bizim tek gerçeğimiz olduğunu ve bu yüzden ölümden korkmamız gerektiğini söyler. Diğer yandan, bizim ölüm korkumuzu, bedenin ölümünün engellenebileceği gibi sihirsel bir ümitle saklar.

Ego'nun Gizli Öğretisi

Ego zihnimizin, bizim farkındalığımızdan saklamaya çalıştığı bütün her şey, üç başlık altında toplanır:

Ölüm yoktur

Ayrılık yoktur

Sadece sevgi vardır.

Ego, bu gerçekleri gizlemek için görünürde geçilmez bir engel yapmıştır. Zihnimizi bu gerçekleri kabullenmek için eğittiğimizde, geçmişimizdeki acıların hata olduğunu anlarız. Bir daha da acı çekmemeyi seçebiliriz.

Ego canlı kalmak için, gerçeğin beş duyumuzun algıladığıyla sınırlı olduğuna bizi inandırmak için sabırla ve azimle çalışır. Özellikle gözlerimizin ve kulaklarımızın dünya hakkında anlattıklarına bizi inandırmaya çalışır. Bizi, ölümün ayrılığın, suçluluğun, korkunun ve nefretin olduğuna ve sevginin bizim gerçeğimiz olmadığına inandırır. Ego zihnimiz tüm benliğimizle ölümün olmadığını, ayrılığın olmadığını, sadece sevginin olduğunu benimsediğimizde, yok olacağının tamamen farkındadır.

Ego ve Sevgi

Başkalarını kontrol ve idare etmekle ve geleceği tahmin etmekle geçirdiğimiz zaman ve enerji, ölüm korkusunun bilinçsizce inkarı olabilir mi acaba? Bu sevginin evreni yarattığı yönettiğini ve kontrol ettiğini hissetme kavramı yerine Ego'nun 'Tanrı' rolünü üstlenmesi midir?

Mucizeler kursu şöyle der: "Hiç bir zaman sandığımız şeyden dolayı üzgün değilizdir. Değişik isimlerle yaşamımızda yer alan tüm korkuların temelinde, kendimizi sevgiden, dolayısıyla birbirimizden ayrı görmenin suçluluk duygusu yatar.

Ölüm korkusu egonun ürünüdür. Egonun düşünce sistemi sadece korku ve suçlulukla değil, çaresizlik ve umutsuzlukla da doludur.

Öiüm Korkusu

Daha önce bahsedildiği gibi, ölüm korkusu bilinç veya bilinçdışı düzeyinde olabilir. Mesela, ölüm fikrinin kendilerini korkuttuğunu inkar eden insanlar tanıyorum. Ama her zaman gazeteyi ilk açtıklarında her şeyden önce ölümle ilgili haberleri okuyorlar. Bunu hala hayatta olduklarına sevinmek için yapıyorlar. Bu tür insanlar, genellikle suçlulukla ve bilinçsizce kendilerini cezalandırma arzusuyla dolu insanlardır.

Ben de hayatımın büyük bir bölümünde; kendimden ve başkalarından gizlemeye çalışsam da ölümden korktum. Bir fizikçi olarak, ölen hastalarıma objektif bakmakla övündüm. Ne kadar objektif olursam, o kadar yardımcı olabilirim düşüncemin altında ölümcül hasta olan o insanlarla aramda duygusal bir mesafe bırakmak vardı. Geçmişe baktığımda objektifliğimin aslında sadece bir çeşit kendini koruma olduğunu görüyorum. Bu sadece, gerçeği saklamak için boş bir çabaydı. Gerçek; bir gün benim de o ölen hastalardan biri olacağımdı. Ölümün bir son olduğunu düşündüğümden, korkusu bile benim için kahrediciydi. Yine de bunu farkındalığımdan gizledim ve zihnimin odalarından birine sıkıca kilitledim.

Sevginin Görüşü

Egonun yönlendirmesi yerine, dünyaya sevginin gözleriyle bakarsak, suçluluğa ve ölüme olan inancımız sona erer. Kimliğimizi artık bedenimizle özdeşleştirmeyiz, onun yerine ruhsal varlığımızın sonsuz varoluşunu tanırız.

Ruhsal patikada olduğumdan beri; ölümle yüzleşmiş ailelerle çalışmak bana çok güçlü deneyimler kazandırdı. Daha da fazlası, eski ölüm korkumun kaybolduğunu gördüm. Bununla 110 birlikte, ölümü yaşayan ailelerle ilgilenmek başka şey, ruhsal prensipleri kendi hayatınızda uygulamak yine bir başka şey. Özellikle yakın ailenizden birinin ölümüyle karşılaştığınızda. Belki de bu sınavı geçmek oluyor.

Yaklaşık üç yıl önce, babam doksan iki yaşındayken zatürreeden öldü. Bir süredir hastaydı ve ölüme biraz hazırdı. Ölümünden bir kaç hafta önce, uzun bir yolculuk için Uzakdoğu'ya gittim. Ben gittikten sonra ölebileceğini düşünerek ayrılmadan önce onunla bir süre beraber olduk. Birbirimize veda ettik. İlişkimizin uzun ve sevgi dolu (her bakımdan doyumlu) olduğunu hissettiğim için onu gerçekten serbest bıraktığımı düşündüm.

Taylan'da vardığımda, babamın öldüğünü öğrendim. O anda hiç gözyaşı dökmedim. Gittiğine ve huzurlu olduğuna sevindim.

Yaklaşık altı ay sonra, bir dergi için makale yazıyordum. Üç yaşımda yaşadığım bir çocukluk anımı anlatıyordum. Ailece pazar gezisine çıkmıştık ve eve dönerken uyuyakalmıştım. Arabadan babam tarafından taşındığımı hatırlıyorum. Bir saniye için gözlerimi açtım ve tekrar kapadım. Ama bir saniye içinde; rahatı, güveni, sevgiyi ve de en önemlisi babamın beni daima koruyacağının inancını hissettim.

Anımı yazmayı bitirdiğimde gözyaşlarına boğuldum. O dakikada, bedeni kimlikle özdeşleştirmiştim ve babamın fiziksel varlığını özlemiştim. Aynı anda, insanlık duygularıma, onları gömerek ve bastırarak, saygı gösteremeyeceğimi anladım. Bu güzel çocukluk anım, babama inanmaya çalıştığımın bir sembolüydü. Bunu hissettiğimde güzel bir mutluluk yaşadım. Günün geri kalan kısmında, babamın varlığının benimle olduğu konusunda hiç bir şüphem kalmamıştı. Tamamen birleşmiştik, tamamen bir olmuştuk. Aramızda hiç bir ayrılık yoktu.

Kesilmeyen İletişim

Sağlıklı bir bakış açısıyla ölümde huzur bulma fikri, bana ayrıca Washington D.C'deki bir kadın tarafından da kanıtlanmıştı. Bir kaç ay önce beni aradığında kocası kanserden ölüyordu. Bir süredir komada olmasına rağmen, kocasının hala acı çektiğini düşünüyordu. Tanrı'ya bunun olmasına izin verdiği için de kızıyordu.

Birkaç dakika sessizliği birlikte paylaşmayı önerdim. Sonra ona yol göstermem gerektiğini hissettim. Her şeyi kontrolü altında tutmaya çalıştıkça (kocasının ne zaman öleceği de dahil olmak üzere) öfke duymaya ve acı çekmeye devam edeceğini söyledim. Yargıladıkça, kızgın olacağımızı ve koşulsuz sevgi veremeyeceğimizi ekledim. Oysa onun kocasına koşulsuz sevgi vermek istediğini biliyordum.

Kendi sevgi ışığını, kocasının sevgi ışığıyla birleştirebileceğini söyledim.

Üç hafta sonra bana bir mektup yazdı. Kocası ölmüştü. Bana son konuşmamızdan sonra huzuru ve mutluluğu yaşadığını yazmış. Ayrıca hala kontrol etme ve yargılama isteği duymadığımızda bize sonsuz bir özgürlük veriliyor! Sevginin gözleriyle dünyaya baktığımızda, ölümde bir kayıp olmadığını görüyorsunuz.

Size, ayrıca, ölümün ve ayrılığın olmadığını bilen bir anneden bahsetmek istiyorum. Bana; birlikte çalıştığım onsekiz yaşındaki kızı öldüğünde bir mektup yazmıştı. Mektubunda, ona taziyelerini sunan insanlara şu şekilde cevap verdiğini yazıyor: "Eğer birisi kaybolursa, onun nerede olduğunu bilmezsin. Ben kızımın nerede olduğunu biliyorum. O ve sevgisi benim kalbimde daima".

Bu örneklerin de açıkladığı gibi, kendi imalatımız olan aldatmacalardan uyanarak sevgiyi içimizde hissetmemiz mümkün. Bedenlerin iletişim için gerekli olmadığına inandığımız sürece bedenler yok olsa bile iletişim hiç bir zaman kesilmez.

Sağlıklı bir bakış açısıyla hiç bir yerde ölümün olmadığını biliyorum.Bugünün öğretisi ikibin yıl önce de aynıydı. Sağlıklı bir bakış açısıyla, hiç bir verde ölümün olmadığını, hayatın sonsuz olduğunu biliriz. Sevgi ve onunla ilişkimiz varolan tek gerçektir.

Bugünün Dersini Günlük Hayatımızdaki

Olaylara Uygulamak İçin Adımlar.

Bugün karşılaştığımız ve düşündüğümüz herkesin etrafında parlak bir ışık olduğunu düşünün. Gördüğünüz ışığın sevgi olduğunu ve o kişinin gerçek kimliğini simgelediğini bilin. Aynı parlak ışığın çevrenizde de olduğunu ve diğer insanların ışıklarıyla birleştiğini hayal edin. Gördüğünüz ışığın hiç sönmeyeceğini, sonsuz sevginin bir yansıması olduğunu bilin.

Gözlerinizi kapayın ve tanıdığınız ölmüş birini düşünün. Kendinize kalbinizin merkezinde o kişinin sevgi dolu varlığını hissetmeniz için izin verin. O kişiyle sonsuza dek bir olduğunuzu hissedin. Çünkü sevginin sadece birleştirici olduğunu ve asla ölmediğini bilin.

Kendinize korku ve suçluluk olmadan sevgiyi sizin tek gerçeğiniz olarak tanıyacağınızı hatırlatın. Gün içerisinde kendinize sık sık "Ben yalnızca bir beden değilim, özgürüm" diye tekrarlayın.

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült