Kişisel Gelişim

 

Reiki'nin Özü

Daniel F. Vennels


Reiki, on dokuzuncu yüzyılda Japonya’da yaşamış olan Dr. Mikao Usui tarafından geliştirilmiş, basit ama bir o kadar da derin, doğal bir beden ve zihin iyileştirme yöntemidir. Çince, Rei “evrensel”, ki ya da chi ise “Yaşam Gücü Enerjisi” anlamına gelir. Pek çok insan aynı zamanda Reiki’yi, kişisel ve ruhsal gelişim yönünden, izlenmesi gereken bir yol olarak görür.

Çok sayıda insan chi’yi göremese de, modern fizik bize enerjinin, maddenin en küçük bileşenlerinin dışında da her yerde var olduğunu söyler, soluduğumuz havada, yemeğimizde ve suyumuzda, hatta güneş ışığında. Cansız nesneler bile, düşük ya da ağır frekanslı bir enerjiye sahiptirler.

Tüm yaşamın Temeli

Tüm yaşamın temeli olan Yaşam Gücü Enerjisi, yaşayan tüm varlıkların doğum, yaşam ve ölüm döngüsünü destekleyen,besleyen ve ayakta tutan, güzelce hazırlanmış, kozmik bir çorbaya benzer. Dua, meditasyon ya da Reiki sayesinde, bu enerjiyle temasa geçtiğimizde, kendimizi giderek daha az ayrıksı ve kendi içimizde ve tüm evrenle birlikte bir bütün olarak hissederiz. Bir birlik duygusu yaşar ve her şeyin arasındaki büyük uyumun içindeki yerimizi ve rolümüzü daha iyi anlarız; aynı zamanda, kuşku ve özür olmaksızın, şeylerin içinde yerleştiği bütünlüklü bir şema içinde bizi biz yapan tüm becerilerimiz konusunda kendimizi desteklenmiş, güvende, açık ve kendimizden emin hissederiz. Bu tinsel ve kişisel deneyimlerin Reiki’nin Özü olduğunu ve Reiki’nin kullanımı ve paylaşımındaki fiziksel ve zihinsel yöntemleri oluşturan Form’a karşılık geldiğini söyleyebiliriz.

Budizm ve farklı Uzakdoğu felsefelerine ait tinsel gelenekler sayesinde, Yaşam Gücü Enerjisi’nin, iki temel türü olduğunu görüyoruz: İçsel ve Dışsal. İç Yaşam Gücü Enerjisi, her yaşayan canlının bedeninde ve zihninde bulunan, güç algılanan enerjidir. Dış Yaşam Gücü Enerjisi, bitkilerin, çiçeklerin, ağaçların, kayaların, madenlerin ve kristallerin içinde bulunur ve çoğunlukla bu enerjiden, kristal tedavisi, çiçek esansları, benzeri tedavi yöntemleri ya da bitkisel ilaçlar gibi, iyileştirici amaçlarla yararlanılır. Kırlık alanda yapılan bir yürüyüşün bile sakinleştirici ve iyileştirici etkisi olabilir, çünkü buraları öylesine büyük oranda, saf Dış Yaşam Gücü Enerjisi’yle doludur ki, iç enerjimizi harekete geçirir. Bu doğal enerjinin, bedenimiz ve zihnimiz üzerinde de benzer bir etkisi bulunur. Öte yandan, bu doğal enerjilerin sınırlı olduğu kentleşmiş alanlar da ya da gerilimin yüksek olduğu çevrelerde çok fazla zaman harcarsak, sağlığımız kötü yönde etkilenebilir, özellikle de bu durumları zihinsel olarak aşmayı ya da kurtulmayı başaramazsak.

İç Yaşam Gücü Enerjisi, insan bedeninin içindeki ince yollar ve meridyenler boyunca ilerler. Bu yollar, stres gibi nedenlerden tıkanırlar ya da dengeleri bozulursa, hastalıklar ortaya çıkabilir. Tamamlayıcı tedavilerin büyük çoğunluğu, insan sağlığını ve mutluluğunu artırmak için, beden ve zihin dengesini yeniden kurup, iç enerjisini temizlemeye çalışır. Reiki’nin de, bir iyileştirme yöntemi olarak yararı budur.

Evrende, İç ve Dış Yaşam Gücü enerjilerinin türlü düzeyleri vardır. Reiki bir bakıma, Dış Yaşam Gücü Enerjisi’nin en saf biçimi olarak görülebilir ve İç Enerji Sistemimizi yeniden dengeleyip temizleyerek ve yenileyerek, sağlığımızı ve mutluluğumuzu olumlu yönde etkileyebilir. Reiki, tıkanmış, durgun ya da dengesiz bir İç Yaşam Gücü Enerjisi’yle temasa geçtiğinde, doğal yollardan ve fazla çaba harcamadan, enerjiyi çözüp dönüştürür ve kalitesini bedenimizin, zihnimizin ve çevremizin izin verdiği ölçüde, en sağlıklı düzeye getirir.

Bilinçti Enerji

İç ve Dış Yaşam Gücü enerjileri, uyum içinde, aynı saflık düzeyinde ve aynı dalga boyunda ya da frekansta olduklarında,

birbirlerine çok benzer enerjilerdir. Tek fark, İç Yaşam Gücü Enerjisi’nde bilinç ya da zeka olması ve ondan ayrı yaşayamamasıdır.

Bilinçle, İç Yaşam Gücü Enerjisi arasındaki yakın ilişki nedeniyle, ağaçlara, kristallere, Dünyaya ya da başka Dış Yaşam Gücü Enerjisi kaynaklarına duyduğumuz yakınlık ya da arkadaşlık duygusunun, kişisel bir karaktere ya da zekaya sahip olmalarından kaynaklandığına inanabiliriz. Oysa ağaçların, kristallerin ve Dünya’nın içindeki Dış Yaşam Gücü Enerjisi, bilince ya da zekaya sahip değildir. Öte yandan, bu durum onların öbürlerine oranla daha az özel ya da daha az kutsal “canlı” varlıklar olmalarına neden değildir.

İç enerjilerimiz ve zekamız birbirlerinden ayrılamaz ve aralarında çok yakın, bağımlı bir ilişki vardır. Aslında, çoğu zaman fark etmesek de, düşüncelerimiz ve duygularımız, iç enerjilerimizi “yönetirler”. Reiki sayesinde güçlenmiş, olumlu niteliklere sahip bir Iç Yaşam Gücü Enerjimiz varsa, zekamızı olumlu yönde geliştirebilir ve genellikle daha olumlu yaşam deneyimleri elde edip sorunlarımızla daha kolaylıkla başa çıkabiliriz. Aynı şekilde, zekamızı sürekli olumlu yönde geliştirmeye çalışırsak (özgüven, nezaket ve bilgelik gibi), bu durum iç enerjilerimizin kalitesini artırıp zamanla sağlığımızı ve yaşamımızın farklı yönlerini olumlu açıdan etkileyecektir. İyi bir güdülenme ile, Reiki yaşam kalitemizi artırmaya, yaşamın her düzeyinde daha eksiksiz ve sağlıklı insanlar olmamıza ve doğal olarak çevremizdekilerin de bundan yararlanmasına yardımcı olabilir.

Bazı gelenekçi Batılı Reiki uygulayıcılarının, üçüncü büyük Reiki ustası olarak gördükleri Hawaii Takata, 1970’lerde, bir Havai gazetesinde yayınlanan makalesinde, bunu şöyle anlattı: “Çevremizi saran, kocaman bir alan var, evren. Sonsuz ve büyük bir enerji var. Bu da evrensel. Bunun temel kaynağı, yaratan. Sınırsız bir güç. Bitkilerin büyümesini, kuşların uçmalarını sağlayan, bu enerji kaynağı. Bir insanın acıları ya da sorunları olduğunda, kendini onlardan uzaklaştırabilir. Bu bir dış kaynak, uyumu yeniden canlandırabilecek ya da diriltebilecek çok güçlü bir dalga boyu. Bu doğadır. Tanrı’dır. Gücü arayan çocuklarına o gücü sunandır.”

Sadece Enerjiden fazlası

Gerek dindar gerekse dindar olmayan çok sayıda Reiki uygulayıcısı, Reiki sayesinde ruhsal yaşamlarının yenilendiğini ya da yeniden doğduğunu fark ederler. Reiki’nin, insanların kendi tinselliklerini ya da gizli kişisel gelişim potansiyellerini fark etmelerini sağlayacak bir yeteneği vardır sanki.

Reiki’nin çok farklı yönleri vardır, yalnızca bir enerji değildir. Buradan da, Reiki’nin içinde bilgelik ve şefkat bulunduğu ya da Reiki’nin, özünde tam bilgelik ve şefkat olan, bir bilinç düzeyinin dışavurumu olduğu anlaşılıyor. Bilincin, Iç Yaşam Gücü Enerjisi’ni yönettiğini bilirsek, Reiki’yi de, en açık, en gelişmiş, en geniş ve en saf bilincin, Evrensel İç Yaşam Gücü Enerjisi olarak görebiliriz. Derin kavrayış eksikliğimiz ve sınırlı farkındalığımız yüzünden, Reiki, şu an için bize bir dış enerjiymiş gibi görünebilir.

Saf Karadan Esen Saf Rüzgar

Birçok Budist metninde, Yaşam Gücü Enerjisi, “Hafif Bir Rüzgar” olarak tanımlanır ve bu, çok sayıda insanın Reiki deneyimlerine uygun bir tanımdır. Bu yüzden Reiki’yi “Saf ve Hafif Bir Rüzgar” ya da özel bir yerden gelen bir kutsanış, belki de “Saf Karadan Esen Saf Rüzgar” olarak adlandırabiliriz. “Saf Kara”, Budistlerin cenneti tanımıdır; zekanın aydınlanmasının dışavurumu.

Bizler sınırlı yaratıklar olarak, anlaşmazlıklarla dolu, kavramsal ikilemlerin olduğu bir dünyada yaşıyoruz; iyi ve kötü, aydınlık ve karanlık, iç ve dış, sahip olmak ve olmamak, ben ve öteki. Reiki’nin özü, iç ve dış dünyanın ikileminin sınırlarını aşarak, ben ve öteki arasında kimlik sınırlamaları ya da engeller olmayan, dengeli bir dayanışmanın, bir birliğin ve bir bütünlüğün ötesine ulaşır. Sonuç olarak Reiki, ne açıklanabilir ne de tanımlanabilir, yalnızca deneysel, sınırsız, sevgi dolu bir sevecenlik, bir bilgelik, bir güzellik ve kusursuzluktur.

Farkına Varan

Pek çok tinsel gelenek “Tam Aydınlanma” düşüncesini kabul eder. İşin aslı, “Buddha” sözcüğü “Aydınlanmış Olan” anlamındadır. Aydınlanmış bir zeka her şeyi bilir; her mekana ve her zamana yayılır ve olayların gerçek yüzünü doğrudan ve eşanlı olarak görür. En büyük huzurun, mutluluğun, sevginin, şefkatin ve bilgeliği bir bileşimi gibidir.

Buddha’nın esas amacı, acı çekmeye engel olmak ya da acıyı hafifletmek ve tüm yaşayan varlıkları bilinçlendirerek onları bir bütünlüğe eriştirmektir, eğer istedikleri buysa tabii. Başka dinlerden çok sayıda inanan da, kendi Tanrı anlayışları ya da deneyimlerine dayanarak, aynı düşüncelere katılırlar. Öyleyse, bir iyileştirme yöntemi olarak Reiki, sevgi dolu bir sevecenliğin ifadesi ya da dışavurumudur: Bir kutsama biçimi, güçlendirme, gerçek doğamıza en yakın ve yüreğimizdeki en iyi niyetlere sahip başka bir kaynağa bağlanma yoludur.

Reiki’yi gelenekçi tarzda tanımlamak zordur ve değerini tam olarak veremez. Reiki deneyimini yaşadığımızda, dış bir kaynaktan geldiğini sanırız. Dış bir yaratandan mı kaynaklandığına, yoksa kendi yüce doğamızın, en büyük potansiyelimizin bir yansıması mı olduğuna inanmamız önemli değildir. Reiki’nin bağlı olduğu hiçbir inanç sistemi ya da dogma yoktur. Dünyanın hemen hemen her ülkesinde öğretilip uygulanmaktadır. Huzur veren, iyileştirici anlayışı, dini, kültürel ve politik sınırların ötesine uzanır. Reiki deneysel, son derece kişisel ve tam anlamıyla evrensel bir olgudur.

Bir Yol, Ama Tek Yol  Değil

Reiki, her türlü yaşam biçimine bedensel, zihinsel, duygusal ve ruhsal uyum sağlar. Reiki bizi, tüm yaşayan varlıklarla paylaştığımız sınırsız potansiyelimize yaklaştırıp kendimize özgü niteliklerimizi, yeteneklerimizi ve tutkularımızı geliştirmemize yardım eder, bizlere birer birey olarak, tüm gereksinim duyduklarımızı verir. Reiki’nin ne olduğu ya da neye yaradığıyla ilgili herhangi bir açıklama, yüzeyi sıyırmaktan başka bir işe yaramaz.

Reiki’nin gerçek özü, tüm kavramları, sözcükleri ve düşünceleri aşar. Öte yandan, Reiki’yi başkalarına öğretmek, iletmek ve paylaşmak için sözcüklere ve düşüncelere ya da “formlara” gereksinim duymayız. Dr. Usui’den beri, Reiki Ustaları tarafından öğretilen Geleneksel Form, bu anlamda, Reiki’nin özüne giden önemli bir geçittir. Reiki deneyimimizi tartışır ve paylaşırsak, anlamları konusunda açıklığa kavuşur, kazandığımız iç görüleri kendi benliğimizde hazmeder ve kendi benliğimize katar, ilerler ve gündelik yaşamlarımızı zenginleştiririz. Bu nedenle, yüreğimizi ve belleğimizi açıp dersimizi çalışabilmemiz için, kavramsal düşünceler ve ortak bir dil gibi formlara ihtiyacımız vardır.

Bazı insanlara göre, Reiki yalnızca yararlı bir iyileştirme yöntemidir. Bazılarına göreyse, tinsel yollarının bir tamamlayıcısı ya da ruhsal ve kişisel gelişimlerinde izlenmesi gereken,kendine özgü bir yoldur. Aslında, dünyaya bakış açımıza göre, her birimizin Reiki hakkında farklı bir görüşü ve deneyimi vardır. Oysa hepimizin temel olarak tek istediği, mutlu olmak ve Reiki’den yararlanmaktır, öyleyse bu anlamda hepimiz hemfikiriz.

Hepimizin içinde, kendimizi ve başkalarını iyileştirebilme yeteneği bulunur. Bazılarımız Reiki’siz, yalnızca dua ederek ya da meditasyon yaparak da bu yeteneklerine kolayca ulaşır. İyileştirme yeteneğimizi geliştirmek ya da tinsel bir yolda ilerlemek için Reiki şart değildir, ama işimizi kolaylaştırır.

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült