Kişisel Gelişim

 

Özgüveni Geri Kazanmak: Bize Neden 'Düş İşleri Bakanlığı' Gerek?

Mümin Sekman

Bir Kızılderili hikayesidir.

Bir kartalın yumurtası tavuk yumurtalarının arasına karışmış. Yumurtadan çıkan yavru tavuk olduğunu zannederek, onlar gibi yürür, onlar gibi yem yermiş. Bir gün gökte süzülen bir kartal görmüş. Hayranlıkla söylenmiş.

"Ne muhteşem bir kuş! Ne kadar yüksekten uçabiliyor. Keşke ben de onun gibi olabilsem!"

Yanındaki civcivler ona gülmüşler. “Biz bir tavuğuz, o ise bir kartal. Boşuna hayallere kapılma. Onun gibi yükseklerden uçamazsın."

Kartal yavrusu çok üzülmüş. Çünkü kendisinin bir kartal olduğunu bilmiyormuş. Binlerinin ona kartal olduğunu söylemesi ve buna onu inandırması gerekiyormuş. Ama söyleyen olmayınca hayatı boyunca tavuklar arasında, bir tavuk olarak yaşamış!

Tipik bir öğrenilmiş güçsüzlük örneği. Kendini tavuk gören bir kartal. Öğrenilmiş çaresizlik kartalı tavuğa, aslanı kediye çevirir. Özgüveni eriterek insanın kendini olduğundan küçük görmesine neden olur.

Yaşadıklarımızdan çıkardığımız öğrenilmiş başarısızlık dersleri üç şeyi unutmamıza neden olur:

Daha büyük bir hayatı hayal edebilmeyi.

Daha fazlasını başarabilme özgüvenini.

Bir daha deneme cesaretini.

Peki özgüven nasıl geri kazanılır?

Yiğit düştüğü yerden kalkar! Bu atasözü özgüvenimizi kaybettiğimiz yerde bulacağımızı gösterir. Sizi öğrenilmiş güçsüzlük psikolojisine sokan olayları, bu kitaptan öğrendiklerinizi kullanarak bir daha düşünün. Zihinsel arşiv kayıtlarınızı ve kişisel tarihinizi yeniden düzenleyin.

Öğrenilmiş çaresizlik araştırmacılarına göre, başarısızlık içsel yerine dışsal faktörlere bağlandığında daha az özgüven kaybı yaşanıyor. Bu bakış açısı kişinin başına gelene katkısını görmesini zorlaştırıyor ama kendine güveninin azalmasını da önlüyor. Başarısızlığın kalıcı değil geçici olduğunu düşünmek de özgüven kaybını azaltıyor. Buna karşın başarısızlık durumunda sadece o işte başarısız olduğunu düşünmeyip, başarısızlığı genellemek özgüveni eritiyor. Bu kriterlere göre kişisel tarihinizdeki özgüven çökerten başarısızlık örneklerini yeniden yorumlamaya ne dersiniz?

Özgüvenin en önemli kaynağı elde edilmiş başarılı sonuçlardır. İnsan başarılı olmak için kendine güvenmeye ihtiyaç duyar, başarılı oldukça da kendine güveni artar. Sonuçlar ile özgüven insanın sağ ve sol bacağı gibidir. Birbirinden destek alarak insanı ileriye götürürler. Yürürken, sağ ayağımızı ileri atmak için sol bacağımızın üstüne sıkıca basarız. Başarabilirim inancı ile sonuçlar arasındaki ilişki de böyledir. Sonuçlardan özgüven gelir, özgüvenden de başarılı sonuçlar. Yüksek not alan öğrenci okul birincisi olabileceğine inanır, okul birincisi olabileceğine inanabilen öğrenci daha yüksek notlar almaya başlar.

Özgüvenimiz başkalarının bizi nasıl gördüğünden çok, bizim kendimizi nasıl gördüğümüze bağlıdır. Kendi gözünüzdeki imajınız, kendinize ne kadar güveneceğinizi ve değer vereceğinizi tayin eder. Kendi gözünüzdeki 'karizmanızı' kaybetmeyin!

Hayata başladığınız yer ile şu an bulunduğunuz yer arasındaki fark da özgüven kaynaklarından biridir. Dün yapabildiğinden daha iyisini bugün yapabilmek 'yaptığım yapabileceğimin teminatıdır' duygusu yaratır.

Özgüven ya da güvensizlik bulaşıcıdır. Özgüveni yüksek insanlarla birlikte yaşadıkça hayatı onlar gibi algılamayı öğrenirsiniz. 'Kaygı-yayar' insanlarla yaşarsanız, size korku merkezli yaşamayı öğretirler. Arkadaş seçiminizi bir de bu kriterle değerlendirmeye ne dersiniz?

Ben 'gençliğimde' öğrenebilme kapasiteme dayanan bir özgüvene sahiptim. Deneyip de beceremediğim bir durum olursa: "Şu andaki bilgi ve beceri seviyemle bunu yapamıyor olabilirim ama bir insan yapabilmişse, ben de insansam, ben de yapabilirim. Nasıl yapıldığını öğrenir, ben de yapabilirim. Gerekli zamanı, çabayı ve enerjiyi harcarsam ben de yapabilirim," diye düşünürdüm. Neden bu sizin için de geçerli olmasın? Engeller karşısında söylenmek yerine öğrenmeyi seçin!16

Öğrenilmiş çaresizliğin yok ettiği en önemli şey çocukluk hayalleridir. Bir insanın başına gelecek en güzel şey, çocukken hayal ettiklerini büyüdüğünde hayatında görmektir. Kendinize verebileceğiniz en iyi armağan budur. Hayatta çocukluğunuza dönüp her şeyi yeni baştan yaşamaktan daha güzel olan bir tek şey vardır, çocukluk hayallerinizi bugün yaşamak.

Hepimiz çocukken ileride büyük işler başaracağımızı hayal ederiz. Çevremizdekiler kartal yavrusuna yaptıkları gibi neyin yapılamayacağını tekrar tekrar anlatarak hayalimizi kursağımızın da bırakırlar. Hayallerimizi ve özgüvenimizi çalarlar. Toplumun bireye yaptığı bu kötülüğü Şair Özdemir Asaf özetler: Gelecek güzel günlere gebeydi, kürtaj ettiler!"

O yaptı, oldu, ben de yapabilirim!

Özgüven üretmenin, bir işi başarabileceğine kendini inandırmanın çeşitli yolları vardır. Bazı insanlar bir işi yapıp yapamayacağına içindeki sesi dinleyerek, hisleriyle karar verir. Bazıları analitiktir, otofizibilite raporlarına bakarak yapabileceğine ya da yapamayacağına inanır. Çoğunluk anlık psikolojiyle karar verir. Bir yaparım der, bir yapamam. Bir grup insan ise 'mış gibi yaparak', yani kendine güveniyormuş gibi yaparak yaşar. Azımsanmayacak bir kesim ise sırf o gün çok iyi giyindiği için kendine güvenir!

Biz Türkler bir işi başarabileceğimize kendimizi nasıl inandırırız? Örnekleri izleyerek! Bir tanıdığımız bir işi başarmışsa biz de o işi başarabileceğimize inanırız. "O da benim gibi biriydi, o yapabildi, o zaman ben de yapabilirim," diye düşünürüz. Tamdık biri yapınca kendimize daha fazla güveniriz, o işi gözümüz keser.

Bir Türk bir işi başardıysa, onu tanıyan tüm Türkler kendilerinin de o işi başarabileceğini düşünürler. Abarttığımı düşünmeyin lütfen, çok sayıda 'kanıtım' var! Mesela İstikbal Kanepe'nin başarısından sonra Kayseri'de 350 kanepe şirketi kurulmasına ne demeli? Naim Süleymanoğlu'ndan sonra dört dünya halter şampiyonu çıkarmamıza ne demeli? Bir aileden biri üniversiteyi kazanınca, ondan sonra gelenlerin de kazanmaya başlamasına ne demeli? Bir köyden biri Belçika'ya yerleşme vizesi alınca, onu tanıyan tüm köylülerin cesaretlenip Belçika'ya yerleşip Türk köyü kurmalarına ne demeli? İstanbul'a gelen ilk Karadenizli işadamlarından birinin müteahhitlik yapıp başarılı olunca, tüm Karadenizlilerin müteahhit olmasına ne demeli? Bir semtteki bir kapıcı Sivaslıysa, diğerlerinin de genellikle Sivaslı olmasına ne demeli?

'O yaptı, oldu, ben de yapabilirim' tarzı düşünmek iyi midir, kötü müdür? Sonuçlarına bakarak karar verebiliriz.

İyi yan: Başarılı olunca hep beraber oluyoruz! Türkiye'de başarılı olmak otomatik olarak çevredekileri de geliştiren bir faaliyet oluyor!

Kötü yan: Başarısız olunca da hep beraber oluyoruz! Bir mahallede bir market açılıp çok kar edince, pazar analizi yapmadan, 'o yaptı, oldu, ben de yapayım' diye beş market daha açılınca hep beraber zarar edebiliyorlar.

Başkası olma, kendin ol, böyle çok daha güzelsin!

'O yaptı, oldu, ben de yapabilirim' mantığıyla örnek aldığımız 'o'yu yanlış seçmişsek, yani farklı kategoriden biriyle kendimizi kıyaslıyorsak, özgüvenimiz gereksiz yere sarsılabilir.

Girişteki kartal hikayesini biraz uzatarak açıklayayım.

Bir gün canı sıkılan, 'kendini tavuk sanan kartal' gruptan ayrılıp yalnız başına dolaşmaya başlar. Yukarısında uçan ana kartal onu görüp yaklaşır.

"Evladım, sen kartalsın niye tavuklar arasında yaşıyorsun?"

"Öyle mi gerçekten?"

"Tipine baksana evladım, sen de benim gibisin. Zekan babana çekmiş ama!"

"Size anne diyebilir miyim?"

"Hayır, senin annen bir melekti yavrum, ben... ben...!"

Kendini tavuk sanan kartal sevinçle öztavukların yanına koşmuş. Tavuklara, "Size söylemiştim, ben uçabilirim!" demiş ve havalı bir şekilde havalanmış.

Tavuklar önce şok olmuşlar. Sonra hep beraber, "Bak o da bizden biriydi. Uçabildi. Biz de uçabiliriz!" diyerek kartal gibi uçmaya çalışmışlar!

O tavuklar maalesef hiçbir zaman kartal gibi uçamayacaklar. Özgüvenin ötesinde bir şey varsa, o da yapıdır. Yapınız neyi yapamayacağınızın sınırım çizer, özgüveniniz ise neyi yapabileceğinize inandığınızın. İki sınır çatıştığında kazanan çoğu kez yapısal sınırlardır.

Kitabın girişinde anlattığım gibi, özgüven ile yetenek ilişkisi çok önemlidir. Özgüveniniz yeteneğinizi çok aşarsa 'görkemli kaybedenlerden olabilirsiniz. Özgüveniniz yeteneğinizin çok gerisinde kalırsa, kendini tavuk sanan kartal olursunuz. İnsanın özgüven ve cesaretinin, yeteneğinin en fazla bir büyük bedeni kadar olması idealdir. Ne çok fazla ne çok eksik. İnsanlar genellikle bu altın oranı şaşırırlar.

Bazı tavukların, "Kartal ol saydım..." diye düşünmesine ne demeli? Bu tavuklar 'başarılı' birer tavuk olabilirler ama hiçbir zaman kartal olamazlar. Olmaları da gerekmez. Kartal gibi yükseklerde uçabilmek tavukların kariyerinde bir başarı kriteri değildir. Tavuğun performansı yumurta sayısıyla ölçülür. Bu da tavukların ne kadar şanslı olduğunu gösterir, çünkü 'yatarak başarıya ulaşabilen tek yaratık tavuktur.

Kendine güvenmenin ötesinde bir şey vardır, kendini bilmek! Profesyonel test teknikleriyle neyi yapabilip neyi yapamayacağını, bilgi ve beceri tabanını, kişilik eğilimlerini, güçlü ve zayıf yönlerini belirlemekten bahsediyorum. Kendi gerçeğinizi ne kadar iyi tespit ederseniz, kendini kartal sanan tavuk ya da kendini tavuk sanan kartal olma ihtimaliniz o kadar azalır. Herkes kendini bilmeli, kendini bulmalı, kendi olmalı. Kendi biricik becerisini keşfetmeli. Kendiniz hakkında bilginiz ne kadar azsa, kendinizi olduğunuzdan farklı sanma ihtimaliniz o kadar yüksek olur. Kendinizi iyi öğrenin!

Kendi kapasitenizi kullanma kılavuzunuz

Hepimiz benzersiz bir kapasiteyle dünyaya geliriz ama bu kapasitemizin 'kullanma kılavuz’unu bilmediğimizden potansiyelimizi hesapsızca harcarız.

Üç limitimiz var; gerçekte yapabileceğimiz, yaptığımız ve yapabileceğimize inandığımız.

1. Yapabileceklerimizin limitini eğitim (bilgi) ve yetenek seviyemiz belirliyor.

2. Yapabileceğimize inandıklarımızın limitini özgüvenimiz ve hayal gücümüz belirliyor.

3. Yaptıklarımızın (mevcut sonuçlarımızın) düzeyini ise motivasyon seviyemiz belirliyor.

Motivasyonunuz (3) yeteneğinizin (1) çok altındaysa, atıl kapasite halinde yaşıyorsunuz demektir. Özgüveniniz (2) yeteneğinizin (1) çok altındaysa yine kendi iç kaynaklarınızı yeterince kullanmıyor, atalet halinde yaşıyorsunuz. Yaptığınız (3), yapabileceğinize inandığınızın (2) ötesine pek geçemez. Yapabileceğinize inandığınızın limitini (2) yaptıklarınıza (3) bakarak belirlerseniz, kendi ayaklarınızı kulaklarınıza bağlarsınız.

Yapabileceğinize inandıklarınızın limiti (özgüven), yapabileceklerinizden (yetenek) biraz fazla ise yararlı olabilir ama çok fazla ise başınızı belaya sokabilir! Ağzınıza yutabileceğinizden büyük lokma alabilirsiniz.

Yapabilecekleriniz ile yaptıklarınız arasında fark yoksa, tebrikler, kendinizi çok iyi çalıştırıyorsunuz! Başarılı bir oto-patronsunuz. Değerli işçiniz 'içinizdeki siz'i seviniz ve koruyunuz!

1. madde gerçek kapasitemizi gösterir, hemen değişmez. 3. madde ise anlık psikolojimize göre değişir! Daha çok bilgi ve beceri kazandırma eğitimi alarak yapabileceklerimizin limitini (1.), daha çok motivasyon ile yaptıklarımızın limitini (3.) yükseltebiliriz. Öğrenilmiş çaresizlikle başa çıkmayı öğrenerek de yapabileceğimize inandıklarımızın limitini, (2.) yani cam tavanımızı yükseltebiliriz.

En iyisini daha görmediler!

Size bir hayat sloganı teklif edeceğim. Sizin başarısız olacağınızı düşünen insanları görüp cesaretiniz kırıldığında içinizden şunu tekrarlayın: "En iyisini daha görmediler!"

Gururla ve çekinmeden, bu sözü içinizden birkaç defa tekrarlayabilirsiniz.

"EN İYİSİNİ DAHA GÖRMEDİLER!"

"EN İYİSİNİ DAHA GÖRMEDİLER!"

"EN İYİSİNİ DAHA GÖRMEDİLER!"

Gerçekten de öyle, onlar sizin en iyi halinizi daha görmediler. Hatta belki siz bile görmediniz! Yapabileceğinizin en iyisini daha yapmadınız. Sizde yaptıklarınızdan daha fazlası var. İnsan mevcut sonuçlarından daha büyüktür. Kesinlikle her insan daha iyisini yapabilir, daha iyi bir yerde olabilir.

Yalnız bunu söylemekle yetinmeyin, gösterin onlara!

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült