Kişisel Gelişim

 

Otomatik Pilotu Devre Dışı Bırakmak

Debbie Ford


İçsel ateşimizi beslemek için uyanmalı ve her seçimimizi bilinçli yapmalıyız. Bilinçli bir seçim en yüksek kararlarımızı yansıtır ve yaşamımızdaki vizyonların sırasını belirler. Bilinçli seçimler yaptığımızda, davranışlarımızın yaşamımızın tümünü etkilediği gerçeğini hesaba katmalıyız. Seçimlerimizin bizi nereye götüreceği ve geleceğimizi ne şekilde etkileyeceği üzerinde kafa yormalıyız.

Bilinçsiz bir şekilde hareket ettiğimiz sürece gerçek isteklerimizi unutuyor ve tüm çabalarımızı boşa çıkarıyoruz. Bu durumda sanki kontrolü otomatik pilota bırakıyoruz. Bu otomatik pilot düşünmeden, çaba sarf etmeden hareket eder; “Önemli değil. Biraz daha zaman tanı. Yarın başlayacağım. Gerçekten artık istemiyorum. Tamam, hiç kimse bilmeyecek” diye fısıldar. Onun sesi kolay yolu seçmemiz için bizi cesaretlendirir. Hayallerimize giden yola sırtımızı döndüğümüzde ve geçmişte kullandığımız yola devam ettiğimizde “Üzülmek yok!” diye bağırır. Bu hal, biz tekrar tekrar aynı hatalara düştüğümüzü ve hiçbir yere gitmediğimizi fark edene kadar, böyle sürer gider. Buna rağmen bize doğru gelebilir çünkü en azından aşina olduğumuz durumlardır. İşte bir örnek:

Jody, bir çocuk doktorudur. Başarılı bir iş yaşamı vardır. Her ayın bir haftasını ve her yılın bir ayını kendine ayırır. Asistanı randevuları buna göre ayarlar. Yine de hastalarının etkisiyle bazen yanlış haritayı izler, planlarını iptal eder ve ihtiyaçlarım ikinci plana atar. Aldığı kararı çoğu zaman uygulamaz. Ne ailesine, ne kendisine ne de eğlenmeye istediği gibi zaman ayırır ve sonunda bilinçsiz bir şekilde hareket ettiği için pişman olur.

Jody ancak davranışlarını, otomatik tepkilerinin yönettiğini fark ettiğinde farklı bir şeyler yapma özgürlüğünü elde edebildi. Yaptığı seçimlere tamamen yoğunlaşmadığından arzuladığı hayatı yaşayamıyordu. Yaşamının bu alanında başka seçim şansı olmayan Jody, bunu anladığında hedefleri ve istekleri doğrultusunda bilinçli seçimler yapabilecekti.

Bir kere yaşlı bir bilgeyle karşılaşmıştım. Berrak sevgi dolu gözleri vardı. Yaşam, insan olma, deneyimler ve insan bilincinin gelişimindeki aşamalar hakkında konuştuk. Konuşmamızın sonuna geldiğimizde öne eğilerek çok ciddi bir şekilde “Çoğumuz emir alan, işlenmemiş duygu ve travmalara tepki veren birer robotuz” dedi. Otomatiğe bağlıyız geçmişimizi yeniden yaratıyor, bağımlılıklarımızın, tutkularımızın ve doyurulmamış ihtiyaçlarımızın esiri oluyoruz. “Biraz dondurma istiyorum. Bu resim oturma odamda harika duracak. Yarın egzersize başlayacağım. Ya da gelecek sefer vaktinde orada olacağım.”

Otomatik bir şekilde hareket ettiğimizde, davranışlarımızın sonuçlarını göremeyiz. Uzun süreli bir yaşam vizyonumuz olduğunu fark etmeden günlerimizi öylesine geçiririz. Ne güdülerimizi inceler ne de seçimlerimizi neyin yönlendirdiğini anlamaya çalışırız. Seçim yaparken anlık heveslere kapılır, geleceğimiz üzerindeki etkisini göz ardı ederiz.

Bilinçsiz seçimler yaptığımızda, şimdi ve burada olmadığımızdan kesinlikle emin olabiliriz. Yanlış dürtülerle harekete geçme riskiyle karşı karşıya kalırız. Bilmeden yaşamlarımızı yanlış haritaya göre yönlendiririz. Bu harita geçmişimizden oluşmuştur ve bizi geleceğe değil geçmişe sürükler. Yaşamımızın gidişatını otomatik pilota bırakır, geçmişimizin ve korkularımızın geleceğimizi belirlemesine izin veririz.

İstediğiniz sonuçları elde edemediğiniz bir dönemi düşünün ve o zaman yaptığınız seçimlerin bir listesini yapın. Kesinlikle uyuyakaldığınızı göreceksiniz. Otomatik pilotu devreye sokmuş ve “Otomatik pilottayım nasıl olsa, dikkat etmesem de olur” diye hareket etmişsinizdir. Bir şekilde o andaki seçimlerinizin geleceğinizi belirlediğinin farkında değilsinizdir. Ve seçimlerinizin sizi gitmek istediğiniz yere götürüp götürmeyeceğine bakmak yerine, o anda işinize hangisi kolay gelirse onu seçmişsinizdir.

Doğru Soruları Sormak

Bir seçim yapmadan önce Doğru Soruları sorarak, arzuladığınız yaşama emin adımlarla ilerlersiniz. Bu sorular, içinde yaşadığınız yanlışlığın farkına varmanızı sağlar. Sizi etkiler ve davranışlarınızı seçebilmeniz için gerekli yardımı sunar. Örneğin:

Geçen gün, karate dersine gideceğime dair kendime söz verdim. Ama gitme zamanı gelince vazgeçmek istedim. Tüm istediğim biraz kestirmekti. Otomatik pilotum devreye girdi ve gitmemem için gerekli olan tüm nedenleri saydı: “Çok yorgunum. Zamanım yok. Enerjim yok.” Fakat bir süre için durdum, gözlerimi kapadım ve birkaç Doğru Soru sordum:

•        Karate beni güçlendirecek mi, enerjimi mi tüketecek?

•        Derse gittiğimde arzuladığım geleceğe daha mı çok yaklaşacağım voksa geçmiş yaşantıma devam mı edeceğim?

Birden siyah kuşak alma hevesi beni heyecanlandırdı. Yapmam gereken tek şey hazırlanmak ve derse gitmekti. Bilinçli bir şekilde düşündüğüm için etkili ve yaşam kalitemi artıran bir seçim yapabildim.

Sorulması gereken soru: Eğer kendinizi seviyorsanız, istediğinizi elde etmeye kendinizi layık görüyorsanız, o zaman neden istediğiniz şeyleri kendinize çok görüyorsunuz? Bu sorunun yanıtı basittir: Şansınız yoktur. İster bilin ister bilmeyin, otomatik pilotunuz yanlış haritayı kullanmaktadır. Bilinçsiz bir şekilde hareket ettiğinizde, bilmeden yanlış bir sistemin esiri olursunuz. O andaki rahatınızı düşünerek ruhunuzun dileklerini göz ardı ediyor ve istenilmeyen sonuçları doğuran davranışlara devam ediyorsunuz. Bu arabanızı fark etmeden son hızda döndürerek intihar etmeye benzer.

Bilseniz de bilmeseniz de daima bilinçli ve bilinçsiz seçimler arasında karar verebilirsiniz. Kaderimizi rüzgara bırakacağız ya da bu gücü hayallerimizi gerçekleştirmek için bilinçli olarak kullanacağız. Doğru Soruları sormak sizi uyandıracaktır. Bu, elbise provasına benzemez bu, sizin hayatınızdır. Ya ne istediğinizi bilecek ya da farklı seçimler yapmadığınız için pişmanlık duyacaksınız. Doğru Sorular sayesinde otomatik pilotu devre dışı bırakır, kendi yaşamınızın bilinçli kaşifi olursunuz. Bunlar, bu anda olmanızı sağlar ve verdiğiniz kararın hedeflerinize uygun olup olmadığını gösterir. Her seçiminiz, sizi isteklerinize yaklaştırır ya da isteklerinizden uzaklaştırır.

Geleceğinizi Yaratmak

Yirmi yıldır bir yol haritası kullandığınızı ama sizi nereye götüreceğini bilmediğinizi düşünebiliyor musunuz? O anda size güzel görünen bir yol için arabanızı o doğrultuda sürmeye devam etmek nasıl bir şey olur? Sizi esinlendireceğini düşünüyor musunuz? Bir “Bilinmeyen Bölge” haritası her gün heyecanla sizi yatağınızdan kaldırıp kendinizi en harika şekilde ifade etmeniz için sizi destekler mi? Eğer öyleyse, bu kitabı okumasanız da olur.

Yine de kızgınlığın, kaygının, sıkıntının sizi ezdiğini düşünüyorsanız, o zaman şimdi durmanızı ve sizi hayallerinize götürecek bir yol haritası çizmenizi istiyorum.

Bir vizyona ve hedefe sahip olmak, bize ihtiyacımız olan seçimleri yapma cesareti verir. Hedeflerimiz gideceğimiz yolda bize rehberlik eder. Yine de varış noktamız belirsizse, o zaman yanlış yola saparız. Amaç ya da yön belirlemediğimiz sürece kayboluruz ve geleceğimiz belirsiz bir hale gelir.

Şehir dışı ya da yurtdışına gitmek için haritasız yola çıkar mıydınız? Ya da sadece haritaya şöyle bir göz atmakla yetinir miydiniz? Bu şekilde hareket ederek asla varış noktasına ulaşamazdınız. Fakat varış bölgenizi bilseydiniz ve mümkün olan en kısa zamanda oraya ulaşmanız gerekseydi, harita üzerinde çalışır ve ayrıntılı bir plan yapardınız. Yanlış bir yola sapmış olsaydınız, bunu fark ettiğiniz anda o yolu izlemeye devam etmez, haritanıza bakar ve yönünüzü değiştirirdiniz.

Harita yaşamınızın vizyonudur. Nereye gittiğinizi gösterir. Vizyonunuz olmadığında alışkanlıklarınıza göre hareket edersiniz. Yolculuğunuza küçük hedeflerle bile başlasanız, en azından hangi yöne gittiğinizi kestirebilirsiniz.

Her gün yapmanız gereken en önemli şey haritanıza başvurmaktır. Hedeflerinizi, vizyonunuzu, hayallerinizi tekrar incelemeli ve başlangıç noktanıza geri dönmek yerine, istediğiniz gerçekliğe en yakın nereden ulaşacağınıza karar vermelisiniz.

Vizyonunuz, nirengi noktası görevini görür. Bu nedenle, vizyonunuzun nerede olduğunu ve hedeflerinizi bilinçli hale getirmeyi unutmayın. Bu çok basit bir yöntem olabilir; sabah güne başlamadan önce:

•        Sessiz bir ortamda meditasyon yapın ve tüm arzuladıklarınızı elde etmek için kendinize izin verin.

•        Kendinize isteklerinizi yerine getirmenin sizin için güvenli olduğunu söyleyin.

•        Nereye gitmek istediğinizi unutmayın. Oraya neden gitmek istediğinizi, oraya vardığınızda sizi neyin bekleyeceğini düşünün. Nasıl hissedeceğinizi, vizyonunuzu gerçekleştirdiğinizde başkalarının sizden nasıl esinleneceğini hayal edin.

•        Her gün yaptığınız seçimlerin sizi hayallerinize ve hedeflerinize ne kadar yaklaştırdığım düşünün.

Bu alıştırma, gün boyunca en iyi seçimleri yapmanız için sizi cesaretlendirecektir. Zihninizi tazeleyecek ve isteklerinizi belirginleştirecektir. O zaman yapmanız gereken tek ve en önemli şey Doğru Soruları sormak ve yapılması gereken seçimlerin kolayca farkına varmaktır.

Vizyonunuza sahip çıktığınızda, anlık hevesleriniz yenilgiye uğrar. İstediğiniz şeye dikkatli bir şekilde odaklanırsanız, kararlı olur ve yaşam kalitenizi artıran seçimler yaparsınız. Daha iyi bir kariyere, sağlığa, dengeli ilişkilere sahip olmak veya daha iyi bir ebeveyn olmak istiyorsanız vizyonunuzu korumalısınız. Arzu ve hedeflerinizi zihninizde net bir şekilde canlandırabiliyorsanız ve davranışlarınız da bunu destekliyorsa, o zaman hedefinize ulaşırsınız. Bilinçli bir şekilde bir vizyon belirlemediyseniz, doğru karar vermeniz mümkün değildir. Hedeflerinizin farkında olun ve rüzgar hangi yöne eserse oraya savrulmayacağınızdan emin olun.

Hiçbirimiz geçekleştiremeyeceğimiz vizyonlara sahip değiliz bu, daha sağlıklı bir bedene, sevgi dolu ilişkilere, daha tatminkar bir işe ya da daha farklı bir dünyaya sahip olmak olsa bile. İsteklerimizi yerine getirecek yeteneğimiz olmasaydı, böyle bir isteğe ihtiyaç da duymazdık. Ruhumuz bu deneyim için can atmazdı ve biz her geçen an bunun özlemiyle yanıp tutuşmazdık.

Doğru Yanıtları Almak İçin Doğru Soruları Sormak

Son zamanlarda, bu soruları sekiz yaşındaki oğlum Beau’da denedim. Ev ödevlerini yapmak istemiyor, bilgisayar oyununa çok zaman ayırıyor ve o kadar eğleniyordu ki onu vazgeçirmek çok zor görünüyordu. Ev ödevlerini yapması için onu zorlayabilirdim ama bunun bir zorunluluk olduğu düşüncesini güçlendirmek istemiyordum. Ev ödevinin onu hedeflerine götürecek bir yol olduğunu bilmesini ve onu esinlendirmesini istiyordum. Bu yüzden gayet doğal ve olağan bir şekilde “Üniversiteye gitmek istiyor musun?” diye sordum. Çabucak “Evet” diye yanıtladı.

“Büyüdüğünde annen ve baban gibi olmak istiyor musun?” dedim. Yine “Evet” dedi. Şu anda, zihninde bir vizyonu vardı. “Peki üniversiteye gitmek ve baban ya da benim gibi olmak için ödevlerini yapıyor musun? Yoksa hedefinden giderek uzaklaşacak mısın?” diye sordum. Beau gözlerini kocaman açtı. Yüzünde meraklı bir ifade vardı.

Ondan ertesi gün ev ödevini yapmadan okula gittiğini hayal etmesini istedim. “Bu kararınla kendini iyi hisseder misin? Yoksa utanç mı duyarsın?” Bir dakika içinde oyununu bitirdi ve oturma odasına ödevini yapmaya gitti. Onu zorlamadım. Kendisi için neyin yararlı olacağım kendi seçti.

Uyanık kalmak, hedeflerimizi yansıtacak bir gelecek yaratmak ve bu doğrultuda ilerlemek için bu anı sorgulamalıyız. Eğer isteklerimizi sıraya koyacaksak, bütün seçimlerimizi değerlendirmeli ve davranışlarımızın olumlu sonuçlarına ya da olumsuzluklarına bakmalıyız. Arkadaşım Stephen bu süreci şöyle tanımlıyor: “Gözünüzü küreden ayırmayın. Caddeden geçmeden önce her iki yöne de bakın. Uygun olanı seçin. Aynadaki görüntünüzü kontrol edin. Doğru Soruları sorun.” Başka bir deyişle:

•        Arzuladığınız gelecek için bir vizyon yaratın.

•        Vizyonunuzun hep farkında olun.

•        Harekete geçmeden önce seçimlerinizi dikkatle inceleyin.

•        Geçmişteki seçimlerinizin sizi rotanızdan ne kadar saptırdığını tespit edin.

•        Arzuladığınız geleceğe en doğrudan giden rotayı belirlemek için Doğru Soruları sorun.

Geleceğimizi bugün yaptığımız seçimler doğrultusunda yaratıyoruz. Birçoğumuz daha iyisini yapacağımız, istediğimiz her şeye sahip olacağımız ve en kendimizin en iyi versiyonu olacağımız zamanı bekliyoruz. Fakat beklediğimiz gün ne yazık ki sihirli bir şekilde gelmeyecek. O beklediğiniz gün de bir seçimden ibaret olacaktır.

Hayal ettiğiniz yaşamın sizi esinlendirip esinlendirmeyeceği ile ilgili sorular sorun. Fakat unutmayın; yeni seçimler yapmak her zaman rahatsız edici olacaktır. Mesela, altı yıl boyunca New York’a taşınma planları yaptığınızı ama vazgeçip California’ya gittiğinizi düşünün. Muhtemelen böyle bir seçim sizi rahatsız eder. Ama aynı zamanda arzuladığınız yaşamı elde edeceğinizi düşünmek sizi rahatlatır ve yolculuğunuzun tadına varırsınız.

 

Zihni Atlatmak

Çoğu zaman en yüksek ve en iyi isteğimizin ne olduğunu göremeyiz çünkü düşünme tarzımız zihinsel berraklığımızı bozar. Zamanımızın ve enerjimizin çoğunu davranışlarımızı ve seçimlerimizi makul göstermek ve haklı çıkmak için harcıyoruz. “Bunu yapmalı mıyım yoksa yapmamalı mıyım?” Doğru Sorulan sormak sürecin dışındaki gerekçeyi dikkate alır. Gerçeği, hedef ve isteklerimizi açıkça görürüz. Doğru Soruları seviyorum çünkü mazeret üretmede ve bunları mantığa uydurmada harikaydım. Her şeye mutlaka bir mazeretim vardı. Fakat şimdi düşünmemeye çalışıyorum. Sadece varış noktama bakıyor ve Doğru Soruları soruyorum.

“Bu seçim beni güçlendirir mi?” diye sorduğunuzda, yanıt kolayca ortaya çıkar. Onunla tartışamazsınız. Zihniniz “Çok meşgulüm, yarın başlayacağım” gibi şeyler söyleyebilir. Fakat yapmanız gereken tek şey “Bu seçim beni güçlendirecek mi? Bu, içimdeki ateşi canlandıracak mı?” diye tekrar sormaktır. Eğer yanıt ‘evet’ ise, o zaman doğru hareketi seçin. Hakkında düşünmeyin, onu analiz etmeyin ve yargılamayın. Hiçbir yere varmadan sürekli düşünmek konusunda ustayız. Her şeyi kafamıza takabilir, onun üzerinde uzun uzun düşünebilir ve bir mantığa oturtabiliriz. Fakat enerjimizi çalan bir davranışta bulunduğumuzda, içimizdeki ateş sönmeye yüz tutar, yaşam gücümüzü yitirir ve hedeflerimizden iki adım daha uzaklaşırız.

İnsanların çoğu çok fazla düşünüyor. Doğru Sorulardan aldığımız yanıtlar, bizi doğru davranışta bulunmak için esinlendirir. İçsel ateşimizi besleyen davranışlarda bulunduğumuzda, düşünecek çok az şeyin olduğunu fark ederiz, bedenimiz bize sıcak bir yuva gibi gelir ve ruhumuzda huzur buluruz.

 

Duyguları Atlatmak

Genellikle duygularımız, seçimlerimizi ve kararlarımızı yönlendirir. İçimizdeki çocuk, seçim yapmamızı ve harekete geçmemizi ister. Doğru Soruları sorarak, duygusal bunalımlarımızı atlatabilir ve hedeflerimizi destekleyen davranışlar sergileyebiliriz. “Bunun için ne hissediyorum?” diye sormak yerine, “Bunu seçersem, en yüksek vizyonuma yaklaşacak mıyım?” diye sormalı ve otomatik duygusal tepkilerimizi bir kenara bırakmalıyız. Başka bir deyişle, ruh halimiz rehberimiz olmamalıdır. Aşağıdaki örneğe bir bakalım:

Manava gitmek için evden çıktığınızda, her köşede durmaz ve kendinize nasıl hissettiğinizi sormazsınız. Varış noktanızı bilir ve o yönde hareket edersiniz. Belki oraya giden en kısa yolu bile bulursunuz. O halde neden ve ne zaman her kafede ya da giyim mağazasında duruyor ve “İçeri girmeli miyim?” ya da “Bugün bir şeyler alabilir miyim?” diye soruyorsunuz? Neden duygularınızın vizyonunuzu yönlendirmesine izin veriyorsunuz? Neden sadece haritanızı izlemiyorsunuz? Eğer “Altı ay alışveriş yapmak yok” diye karar almışsanız, neden rotanızı takip etmiyorsunuz? O anda kendinizi iyi hissetmeseniz bile, alışverişe gittiğinizde duygularınıza başvurmadan haritanızı izler, rotanızın dışına çıkmazsınız.

Belki fark ettiniz, düzensiz bir şekilde duygularınız sık sık değişir. Bu nedenle, onların yönlendirmesiyle hareket etmek hiç de güvenli değildir. Hayallerinizdeki yaşamı elde etmek istiyorsanız, bir süre için onları unutmanızı öneririm. Çocuklarınızı severken, yaşlılarla ilgilenirken, dünyada bir değişiklik yaratırken, kendinizi onaylarken duygularınızı dinleyin. Ama onları gelecek için bir pusula olarak kullanmayın. Duygularınızı bir rehber olarak kabul ettiğiniz sürece hedeflerinizi gerçekleştirme hakkınızı kaybedersiniz.

Anayolu kullanmak ve doğru seçimleri yapmak her zaman rahatlık vermeyebilir. Aslında, geçmişinizdeki deneyimlerden yararlanmadan, önünüzü net bir şekilde görmeden seçim yapmak rahatsız edicidir. Alışverişe çıkmamanız ya da egzersiz programınızı yapmak zorunda olmanız canınızı sıkabilir. Son on ya da yirmi yıldır yaptıklarınızdan farklı bir şeyler yaparsanız, muhtemelen korkarsınız. Fakat bir kere bu yönde harekete geçtiğinizde gücünüzü toparlayacak ve bilinçli bir şekilde gitmek istediğiniz yolu seçebileceksiniz.

Bilinçli seçimler yapmak için girdiğimiz çıkmaz yoldan ve alışkanlıklarımızdan vazgeçmeliyiz. An’da olmalı, hayallerimizi ve arzularımızı gerçekleştirmek için seçimlerimizin bilincinde olmalıyız. Doğru Sorular, bizi durdurur ve harekete geçmeden önce iki defa düşünmemizi sağlar.

Hayallerimizi gerçekleştirmek için Doğru Soruları kullanmanın en güzel tarafı da yeteri kadar iyi olmamız, değerli olmamız ya da arzuladığımız sonuçları hak etmemiz gerekmemesidir! Doğru Sorular bunu hak edip etmediğimizle, yeteri kadar iyi ya da zeki olup olmamamızla ilgilenmez. Ne düşündüğümüz ya da hissettiğimizle alakalı değildir. Bu sorgulama yöntemi sayesinde ne duygularımızdan ne de zihnimizden etkileniriz. Karar vereceğimiz zaman bu soruları sorarak, bilinçli seçimler yapmak için ihtiyacımız olan netliği ve farkındalığı elde ederiz.

Doğru Sorular gerçekleri görmemizi olanaklı kılar. Bu seçimle kendimi sabote mi ediyorum? Böylelikle hayallerime daha da mı çabuk ulaşacağım? Bu benlik sevgimden mi kaynaklanıyor? Seçim yapmadan önce bu soruları sorup yanıtımız “Hayır, hayır, hayır” olduğunda ve dikkatsiz bir seçimde bulunduğumuzda, geleceğimizi nasıl yarattığımızın farkında olacağız. O zaman koşullarımızın kurbanı olmayız.

Bizi güçlendiren bir seçim yaptığımızda mükemmel bir anı deneyimleriz. Seçim bilinçli olmalı, seçim en derin arzularımızın bir sonucu olmalıdır. Bu soruları sorarak her anın mükemmel olduğu bir yaşamı yaratma kapasitemiz vardır. İşte o zaman hayallerimize ulaşmayı ümit edebiliriz.

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült