Kişisel Gelişim

 

Kaygı Yersiz Bir Strestir

Daniel Goleman


Kaygı, uyanışın olağan sürekliliğinin olağanüstü sayılabilecek sonudur. Zor bir zihinsel problemle boğuşmak da, bir tenis maçının rövanşına çıkmak da “uyanış" aktive eder. Bu artmış “uyanış", uygun ve faydalıdır; böyle görevler ekstra zihinsel ve fiziksel kayıtsızlığa ihtiyaç gösterirler.

Fakat “uyanış" o andaki görev ile uygunluk göstermiyorsa özellikle çok önemliyse o zaman bu, kaygıya dönüşür. Kaygıda, belirli bir tehlike ile yüzleşmede uygun olabilecek bir “uyanış", başka bir durumun içerisine zorla girer. Veya öylesine yüksek bir derecede ortaya çıkar ki uygun bir tepkiyi sabote eder.

Kaygı durumu esnasında, dikkat tehlikenin kaynağına sıkıca sarılabilir ve böylelikle diğer durumlar için mevcut olan farkındalık sahasını daraltabilir. Stres koşulları altında dikkatin daraltılması belgelerle fazlasıyla ispat edilmiştir. Örneğin, klasik bir çalışmada, gönüllü kişiler derin denizlere dalışı taklit eden basınç odalarına konulmuşlardır. Oksijen değişimlerinden ötürü bazı hakiki fakat küçük tehlikeler söz konusuydu. Bu yüzden gönüllü kişilere bazı acil durum prosedürleri öğretilmişti. Dalış taklidi sırasında gönüllülerden parlayan bir ışığı izlemeleri istenmişti. Dalış olayı ilerledikçe gönüllü kişiler daha fazla kaygı duymaya başladılar. Sonuçta hareketlerini sürdürebildiler fakat ışığın izini kaybettiler.

Kaygının dikkati azalttığı fikri yeni değildir. Samuel Johnson bundan etkileyici olarak bahsetmiştir: “Emin olunuz ki, bir kimse iki hafta sonra asılacağını biliyorsa, bu onun zihnini şaşılacak biçimde yoğunlaştırır.”

Stres tepkileri, dikkati kaçırdığı zaman mevcut tehlikeye odaklanırlar. Dikkat ve bedensel uyanış tehlike ile başa çıkmak için dengelenip, tehlikeyi o noktaya sevkettikleri zaman bu apaçıktır. Fakat modern hayattaki stres koşulları, bize pek nadiren seçim hakkı tanır. Bizler çoğunlukla süregelen tehlikelerle başa çıkmaya çalışırken aynı zamanda hayatımıza her zamanki gibi devam etmek durumunda kalırız. Eşimizle kavga ettikten sonra bitkin bir halde işimize devam etmek veya çocuğumuzun endişe verici hastalığına rağmen vergilerle uğraşmak zorunda kalırız.

Bir tehlikeye odaklanmak için hazırlanan dikkat, başka meseleler daha elzem olduklarında dahi her şeye üstün gelmektedir. Tehlike ile ilgili düşünceler sıra beklemeden zorla, zihnimizin içine girerler. İşte kaygının kullanılmaya hazır tanımı, gerçekte, “zorla içeriye girişin” yani “işgalin” ta kendisidir.

Zorla içeriye girişin kaygıdaki rolü, Mardi Horowitz adlı psikiyatrist tarafından tam anlamıyla tanımlanmıştır. Horowitz şöyle yazar: “Zorla içeriye giriş, davetsiz fikirlere ve defedilmesi güç duygu spazmlarına olduğu kadar, stres olayının direkt veya sembolik olarak davranışsal kabulüne de işaret eder.” Bu, kaygının dikkatsel tanımı ile de uygunluk göstermektedir: Kaygı, “farkındalık”a tecavüz eden davetsiz düşünce ve duygulardır.

Horowitz, kaygının “farkındalık”a nasıl tecavüz ettiğini basit bir deneyle göstermiştir. Horowitz’in gönüllülerden oluşan iki grubu vardı. Bu gönüllülere iki şiddet filminden bir tanesi ve bir de bir adamın koşu yapışını gösteren niteliksiz yani basit bir film seyrettirilmişti. (Şiddet filmlerinden birinde, bir yörenin çocuklarının sürınet törenleri, diğerinde ise odun fabrikalarındaki kanlı kazalar gösteriliyordu. Bunların her ikisi de yeterince korkutucuydu.)

Gönüllüler filmleri gördükten sonra bir görev üstlendiler. Burada ses tonunun yüksek, alçak veya bir evvelki ile aynı olup olmadığını değerlendiriyorlardı. Bu görev can sıkıcı olsa da, odaklanmış ve doğruluğu ispat edilmiş bir “uyanıklık” talep etmektedir. Bu ton kısımları arasında gönüllüler, görev sırasında zihinlerinde neler olduğunu gösteren bir rapor yazmışlardır.

Sünnet törenleri veya kazalarla ilgili filmleri gördükten sonra yapılan ton değerlendirme görevinde, gönüllülerin, zihinlerine zorla giren film karelerini rapor etmeleri hiç de şaşırtıcı değildir. Oysa koşu yapan adamın gösterildiği film için aynı şey söz konusu değildir. İnsanlar filmleri seyredip üzüldüklerinde “davetsiz olarak içeri girme” de çoğalıyordu.

Horowitz, stresle alakalı semptomlara sahip düzinelerce hastalarla yapılmış ayrıntılı incelemelerin temeline dayanarak, zihinlerimizin içine zorla giren kaygının dış görünüşünün ve maskelenmiş gizlerinin çoğunu birer birer saymayı başarmıştır. Horowitz’in listesi çok geniş ve özellikle de çok eğiticidir. “İşgal” değişikliklerinin her biri, uç noktalara taşınmış stres tepkilerinin suretidir. Horowitz’in listesi şu maddeleri içermektedir:

 Duygu spazmları; üstün gelen bir ruh durumu olmak yerine tamamen kabaran ve dibe çöken duygu dalgaları.

 Zihin meşguliyeti ve derin düşünme; bir problem yüzünden sıradan yani olağan düşüncelerin ötesinde olan ve kontrolsüz olarak tekrarlanan endişe verici olayın sürekli farkında olmak.

 Zihnin içine zorla giren fikirler; o andaki mevcut zihinsel işlerle hiçbir alakası olmayan, ani ve davetsiz düşünceler.

 İnatçı duygu ve düşünceler; bir kez başladıklarında durdurulamayan fikir veya hisler.

 Aşırı uyanıklık hali; aşırı tetikte olma hali ve gergin bir bekleyiş ile her şeyi inceden inceye tetkik etme ve dikkatlice araştırma.

 Uykusuzluk; uykuyu mahveden ve zihnin içine zorla giren fikir, hayal ve görüntüler.

Kötü rüyalar; herhangi bir üzücü rüyanın yanısıra, tedirgin uyanışları ve kabusları da içeren kötü rüyalar. Bu kötü rüyanın genellikle gerçek olaylarla pek bir bağlantısı yoktur.

 Davetsiz duygular; duyguların “farkındalık” sahasına yapılan ani ve istenmeyen bir giriş. Bu duygular genellikle şiddetlidirler ve o andaki durum ile pek alakalı değildirler.

 Ürküten reaksiyonlar; uyaranlara tepki olarak kaçınma reaksiyonu vermek veya bembeyaz kesilmek. (Bu uyaranlar genellikle bu gibi yanıtlara neden olmazlar.)

Bu listenin de gösterdiği gibi kaygı, gerçekte olup bitenlerden ayrı olarak, pek çok şekle girebilir. Aldatıcı görünüşü ne olursa olsun, kaygı dikkati silip süpürdüğü zaman bütün faaliyetler zarar görür. Elimizdeki panzehir, daha sonra da göreceğimiz gibi, dikkatin kendisidir. Daha kesin olarak söylemek gerekirse dikkatsizlik veya inkardır. İnkarın kaygıyınasıl ortadan kaldırdığını görmek için, önce kavrayışın, stres yanıtındaki anahtar rolünü anlamaya ihtiyacımız vardır; özellikle de tehlike kavrayışının ...

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült