Kişisel Gelişim

 

İnsanları Okumanın Temelleri

Dr. Lillian Glass


Düşünsenize, birinin üzerinizde olumlu mu, olumsuz mu etkisi olduğunu ya da o kişinin siz gerçekten sevip sevmediğini fark edebilseniz, ne kadar harika olurdu. Birinin size yalan söyleyip söylemediğini, ya da gerçekten sizin menfaatlerinizi gözetip gözetmediğini bilmek iyi olmaz mıydı?

Pek çok kişi insanın iç sesini dinlediğine, içgüdülerine güvendiğine ya da içinin açıklanamaz bir olgu olduğuna inanıyor görünmekle birlikte aslında öyle değildir. Bu kitapta ayrıntılarıyla açıklayacağını dört iletişim koduna konuşma, ses, beden ve yüz dili yakından dikkat etmenin ortaya çıkardığı şey somut, nörobiyolojik bir deneyimdir.

Başkalarını okuma becerisini kullanma yeteneği bir sanat değildir. Bir bilimdir. Kendi duygularıyla aynı frekansta olmaktan kaynaklanan artan bir farkındalıktır. Korku, öfke ve mutluluk gibi duygular, bu hislerin konuşma tarzı ve yüz ifadeleriyle nasıl iletileceğini kontrol eden beyinde ortaya çıkar. Bir kişinin sesi, tonu, vücudunun duruş biçimi ve yüz ifadeleri beynin anlaşılması güç iletim sisteminin birer sonucudur.

Dört İletişim Kodu

Beyinde işlemlenen başlıca dört iletişim kodu vardır. Bunların ikisi, konuşma kodu ve ses kodu, işitsel olarak işlemlenirken, diğer ikisi, yüz ve beden dili kodlan görsel olarak işlemlenir. Bu bölümde bu kodlara genel bir bakış sunulacak, 58. kısımlarda ise bunları daha derinlemesine inceleyeceğiz.

Bu iletişim kodlarıyla alınan bilgiyi işlemlemek için beynin farklı alanları kullanılmasına karşın, beyin bu kodlara duygusal olarak nasıl tepki verileceğine dair bir değerlendirme yapar. Sonuç olarak da bütün bu kodlar bir bireyin kişilik profilini oluşturacak şekilde bütünlenir.

Bundan sonra, beynin iç yönü o bireyin kişilik tipinin duygusal değerlendirmesi temelinde o kişinin bizim için uygun olup olmadığını değerlendirmeye başlar. Bu kodlar, daha sonra 9. Kısım’da ele alacağımız on dört kişilik tipinden birine ilişkin daha açık bir tablo sağlar. Bu kodlan çözmek derken, bir şey yaparken ortaya çıkan ses ve konuşma davranışları, bedenimizdeki hareketler ve yüz dilimizden söz ediyorum.

Bu konudaki ilk literatürde olduğu gibi yalnızca fiziksel görünüşe dayanarak hüküm vermek son derece tehlikelidir ve önyargıları sürekli kılar. Bu kitabın konusu bu değil. Bu kitapta amaçlanan şey insanları yabancılaştırmak değil, onlara yardımcı olmaktır. Karşınızdaki insanların aktardığı kendi lehinize ya da aleyhinize çalışabilecek işaretleri fark etmenize yardımcı olacaktır. Diğer insanlarda, kendi kişiliğinize bağlı olarak, hoş görebileceğiniz ya da hoş göremeyeceğiniz davranışları keşfedeceksiniz. Bu kitap yaşamınızda kimin olacağı konusunda doğru kararlan almanıza yardımcı olacaktır.

Konuşma Koduna Kulak Vermek

Sesinizin nasıl olduğu iç gerçekliğe ilişkin ipuçlarından sadece bazılarını gösterir; kullandığınız sözcükler ve konuşurken gerçekte söylediğiniz şey de önemlidir. İnsanlar söyledikleri şeyle aslında neyi kastediyorlar? İçtenler mi? (gerçekte derinlerde kırıcı sözler olan hoş sözler söyleyerek) iltifat gibi gözüken eleştiriler mi yapıyorlar? Hakkınızda dedikodu yapıyorlar mı? Sürekli kendilerinden mi söz ediyorlar? Gramerleri ve söz dağarcıkları nasıl? Satır aralarında aslında neler söylüyorlar?

Vokal Kodu Dinlemek

Sesinizin biçimi kim olduğunuza dair önemli bir ipucudur. Bunu telefona yanıt verirken yaşarsınız. Bir anda, telefonun diğer ucundaki sesten o kişinin duygudurumunu sezersiniz. Vokal kod sesin tonuyla ilişkilidir. Birçok özellik tanıdıktır, ama dikkat kesilmemiş olabilirsiniz. Bu özellikler bir kişinin sesinin perdesini (yüksek mi, yoksa alçak mı olduğu), sesinin niteliğini (mırıldanıyor mu, sesi cümlenin ya da cümleciklerin sonuna doğru azalıyor mu, sesi sızlanır gibi mi, sert mi, fazlasıyla ciddi mi, boğuk mu, melodik mi, gür mü, tınlıyor mu, donuk mu, cansız mı, hararetli mi, ajite mi, saldırgan mı, insanı rahatsız edecek kadar aşırı derecede hoş mu, şarkı söyler gibi mi) ve özellikle bir kişinin konuşma örüntüsünün mekanik yönleri sözkonusu olduğunda sesinin gücü ve konuşma hızını içerir.

Beden Dili Kodunu Gözlemek

Beden dili kodu, kişinin yürüme, oturma ve duruş biçimini gösteren o kişiye özgü bir kalıptır. Başın duruş biçimi, tıpkı kollar ve bacakların kullanım biçiminde olduğu gibi, beden dili kodunu analiz etmede temel bir bileşendir. Örneğin, bir kişi otururken araya ne kadar mesafe koyuyor ya da size ne kadar yakın duruyor?

Yüz Koduna Bakmak

Her yüzün bir ifadesi vardır ve biz insanları yüzlerinden okuruz. Yüz kodu bir kişinin dinlerken ya da konuşurken yüzünün olduğu durumu yansıtır. Göz teması, tıpkı kişinin ağzını kontrol etme biçimi gibi, çok önemlidir. Dinlerken ağzım açık mı tutuyor, yoksa dudaklarını mı büzüyor? Yüz ifadesine dikkat etmek bir kişinin gerçekte ne söylediğini okuma konusunda yeni bir dünya açabilir. Bu davranışların her biri çok şey ifade eder.

İleride, insanlar hakkında yüz ifadelerinden neler öğrenilebileceğini açıklayacağım. Bir kişi dişlerini sıkıyorsa ya da çenesi gerginse, soğuk ya da cansız bir ifadesi varsa veya fazlasıyla canlı bir ifadesi varsa, bunun ne anlama geldiği gibi örüntüleri değerlendireceğiz. Yüz kızarması ya da benzin atması, uzun, dikkatle bakmak ve yüzde seğirmeler gibi işaretlerin anlamını öğreneceğiz; ayrıca, bir kişi konuşurken gözlerin faltaşı gibi açık olmasının, gözlerin başka yerlere bakmasının, dudak yalamanın ya da çiğnemenin ve burnu buruşturmanın ne anlama geldiğini göreceğiz. Güven veren bir yüz ifadesine sahip olmanın ne demek olduğunu da öğreneceğiz.

Bu Kodları Okuyun, Bu Kodlara Dikkat Edin

Her durumda temelde yatan duygusal havayı doğru bir şekilde belirlemeniz çok önemlidir. Yüzdeki hareketleri ve beden dili kodlarını kullanabileceksiniz, böylece herhangi bir durumdaki olumsuz havaları çabucak belirleyebileceksiniz. Bu şekilde, incinmezsiniz duygusal anlamda tokat yemezsiniz.

Açık fikirli olmak iyidir, ama alarm sistemlerinizi harekete geçirenlere karşı da çok dikkatli olmanızı şiddetle vurguluyorum. Hoşunuza gitsin ya da gitmesin, size zarar verebilecek zehirli insanlar var. Bu insanlar sizin esenliğiniz ve sağlığınız için zararlı olabilecek kişilik özelliklerine sahiptirler. Bu doğaldır herkesten hoşlanmak ya da herkes hakkında iyi şeyler hissetmek zorunda değiliz, tıpkı herkesin bizden hoşlanmak ya da bizim hakkımızda iyi şeyler hissetmek zorunda olmadığı gibi.

Bir insanı okuduktan sonra kendinize sormanız gereken ilk şey “Kendimi nasıl hissetmeme neden oldu iyi mi, kötü mü?” sorusudur. Bu basit soruya vereceğiniz yanıt sizi büyük acılardan kurtarabilir. Çoğu insan, bırakın o konuda bir şey yapmayı, böyle bir soru sormayı bile düşünmez. Birisi kendinizi sürekli olarak kötü hissetmenize neden oluyorsa, niçin onun çevresinde olmayı tercih ettiğinizi kendinize sormanız gerekir. Örneğin, biriyle |ş yapmaya karar veriyor ve kendinize bu soruyu soruyorsanız, uzun vadede kendinize büyük bir iyilik yapmış olacaksınız.

Beyninizi Kullanmak Duygusal ve Vokal Sızıntı

Son zamanlarda yapılan bir keşif beyinde bulunan kafatası sinirlerinin hem yüz ifadesini hem de vokal ifadeyi kontrol ettiğini göstermiştir. Bu, yüz ifadelerimizi harekete geçiren aynı kranyal uyaranın aynı zamanda vokal ifadelerimizi de kontrol ettiği anlamına gelir. Benim vokal sızıntı dediğim şeyde de bu kendini gösterir. Hislerinizi saklamaya çalışsanız bile, gerçek duygularınız hem yüz ifadelerinizden hem de sesinizden “sızıntı” yapacaktır.

Siz ve Sinir Bağlantılarınız

Beynin konuşmayı kontrol eden sol tarafındaki alanı etkileyen bir felç geçiren bir kişiyi düşünün. Bu alan zarar gördüğünde, beyin fazladan çalışmak zorunda ve telafi etmek için beynin çaprazlama alanlarını kullanmak durumunda kalır. Bunun sonucu olarak, felç geçiren kişi konuştuğunda, sözcükler güçlükle çıkacak, kesik kesik ve tekrarlamak olacaktır. Bu kişi sözcükleri duymak, anlamı tercüme etmek, söylenen şeyi düşünmek için doğru sinirsel bağlantıları harekete geçirmek zorundadır ve yüz ifadelerini kontrol etmek için çeşitli sinir yollarını uyaran konuşma alanlarına sahip olmalıdır. Daha küçük bir ölçekte bakıldığında, bir yalancı da fark edilmesi çok daha fazla beceri gerektirmesine karşın aynı sinirsel dansı yapar.

Bir kişinin ne demek istediğini tam olarak anlamak için bu tür ufacık değişimleri (ister bir kişinin ifadesindeki bir anlık hareket ister vokal örüntüsündeki bir değişim şeklinde meydan gelsin) kolayca belirleyebileceğiniz kadar duyularınızla, İlişlerinizle aynı frekansta olduğunuzu düşünün. Başkalarının, sizin bilmenizi istemeseler bile iletmeye çalıştıkları mesajları nasıl hızla okuyacağınızı öğreneceksiniz. Kronik olarak bilgisizler bile dört iletişim kodunu anlayarak mesajları okumayı öğrenebilirler.

Tek Bir Beyin Var, İki Tane Değil

İnsanın kendi başına okuyup yararlanabildiği kitapların, özellikle de cinsel kimlik farklılıkları hakkındaki kitapların yazarları tarafından sürekli kılınmış birçok yanlış kanı var. Ben özellikle “sağ” beyin ve “sol” beyin hakkındaki tartışmalara değineceğim. Beynin sol tarafından “dişil” beyin, sağ tarafından ise “eril” beyin olarak söz edilmiştir. Bu bilgi hem yanlış hem de saptırılmış bir bilgidir. Aslında, beyin birbirinden ayrı birer yapı olmayan biri sağ biri de sol iki yarıküre içeren kompleks, bütünleşmiş bir birim olarak işler.

Beyin, korteks denilen bir dış tabakayla kaplıdır. Her biri farklı bir sorumluluğa sahip dört beyin lobu, yani alanı vardır: Alın lobu muhakemeden; çeper lobu (beynin yan çıkıntılarından biri) duyu girdilerinden; artkafa (ense lobu) görme işinden; şakak lobu da konuşma belleği, dil ve işitme işinden sorumludur. Bununla birlikte, araştırmalar birçok işlevin farklı lopları da kullandığını göstermektedir.

Ses ve konuşma örüntüleri öncelikle beynin konuşma ve dilden sorumlu olan sol tarafındaki Broca alanı ve Wemice alanı denen beyin bölgelerinden çıkar. Beynin iç kısımlarında bulunan ve limbik sistem denilen bölge (sempatik ve parasempatik sinir sistemlerinin bulunduğu yer) bizim belli sesleri dinlediğimizde, belli tonları işittiğimizde ya da tanıdığımız veya tanımadığımız insanları gördüğümüzde belli bazı duygusal tepkiler yaşamamızı sağlar. Bu duygusal tepkilerin bazdan olumlu, bazılarıysa olumsuz olabilir. Limbik sistem bizim öfke, sevgi, heyecan, tiksinme, hiddet ya da üzüntü gibi duyguları hissetmemize olanak tanır. Belli bazı sesler, tonlar ve sözcükler bir kişide en olumsuz duygulan ortaya çıkarabilirken, başka insanların tonlan ve sözcükleri olumlu duygulanımlar uyandırabilir.

Beyninizin Daha Büyük Bir Bölümünü Kullanın

Meditasyon kavramını inceleyen araştırmacılar, beyinde kullanılmayan ve meditatif tekniklerle yoğunlaşma ve odaklanma yoluyla uyarıları muazzam bir potansiyel kaynak olduğunu saptamışlardır. İşleyen beynin gizemlerini çözüp beynin anatomisi ve işlevi hakkında daha fazla şey öğrendiğimizde, belli alanları geliştirmemiz durumunda günlük hayatımızda daha üretken olacağımızı anlamaya başlıyoruz.

Beynimizin duygusal merkezlerine ulaşmayı ve uyarmayı öğrenerek, daha zengin ve daha avantajlı bir hayat yaşamaya başlayabiliriz. Belli tehlike işaretlerini çok daha hızlı fark edecek, bizim için kimin doğru eş olacağını belirleyecek ya da bizi kimin aldatmaya çalıştığını anlayacağız.

Beynimizin nasıl işlediği ve beynimizin her iki alanının nasıl bütünleştiği konusunda daha bilinçli olmamız gerekiyor: Beynimizin üst kısmı ve nesnel olarak görüp işittiğimiz yer olan korteks ile beynimizin alt kısmı ve görüp işittiğimiz duygulan hissettiğimiz yer olan limbik sistem. Bunu hissetmekte olduğumuz şeyin daha farkında olmak için kendimizi eğiterek yaparız. Bu, uzun vadede bizim için paha biçilmez olacaktır.

Bayan Jones eşinin saldırgan tonunu beyninin üst kısmında işitiyor. Bu bilgiyi, eşinin kendi söylediği şeyi yanlış yorumladığını akli olarak fark ettiği sol beyin yarıküresinde işlemliyor. Beyninin bu bölümüyle, eşinin yakasındaki makyaj izini görsel olarak görüyor ve kredi kartı aklına başka bir kadını getiriyor.

Şimdi, Bayan Jones beyninin daha içteki bölümüyle nesnel olarak gördüğü ve duyduğu her şeye ilişkin duygulan hissedebiliyor. Bayan Jones aldatılmanın verdiği öfkeyi, diğer kadına duyduğu kıskançlığı ve evliliklerinin bitmesinin üzüntüsünü hissediyor. Beyninin iki bölümünü de eşzamanlı olarak bütünleştirdiğinde, Bayan Jones duygularıyla hızla temasa geçiyor.

Duygusal Anlamda Tokat Yemeyin!

Bir kişiyi okumak oldukça duygusal bir deneyimdir. Kişinin davranış kodlarını belirleyip kişilik profilini analiz etmek yeterli olmaz. O kişilik tipini beğenip beğenmediğinizi ve onun size duygusal olarak nasıl geldiğini belirlemek zorundasınız. O kişinin hayatınızda kalıp kalmayacağına karar vermelisiniz.

Çoğunlukla hislerimize dikkat etmeyi reddederiz. Çoğu insan hislerine nasıl dikkat edeceğini bilmez. Bu çok zahmetli olabilir, özellikle de koşullanmış olmadığınızda. Bazı insanlar duygularını ifade etmelerinin tabu olduğu, bazıları ise duyguların ifade edilmemesinin kötü diye düşünüldüğü ailelerde yetişmiştir.

Hoşlandığımız ya da hoşlanmadığımız bir şey gördüğümüzde veya işittiğimizde buna nörolojik olarak tepki verme kapasitesine sahip olmamıza karşın çoğu kez bunu yapamayız. Olumsuz bir şeye bazen günler ya da haftalar sonra bile tepki verebiliriz.

Niçin çoğumuz bir şeyi doğru bulmadığımızda ona hemen tepki vermeyiz? Niçin çok geç olana dek bekleriz? Niçin yanlış insanı seçme konusunda aynı hatayı yaparız? Duygusal anlamda tokat yemişizdir içinde bulunduğumuz durum yüzünden tepkisiz kalmışızdır.

Birisi, size doğru gelip beklenmedik bir biçimde yüzünüze bir tokat atsa, kuşkusuz çok büyük bir şaşkınlık yaşar, belki de şaşkınlıktan hareket edemez, donakalırsınız. Biri kaba ve onur kırıcı bir şeyler söylediğinde duygusal anlamda yaşanan tokat yeme, donup kalma da işte tam olarak böyle olur. Kimi zaman insanların söylediklerine ve yaptıklarına verdiğiniz tepkiler istediğiniz kadar çabuk olmaz. İçinizden, hemen karşılık verebilseydim, diye geçirirsiniz, ama bunun yerine günler sonra tepki verirsiniz. Bu, o kişinin gerçekte söylemek istediği şeyi sonunda fark ettiğiniz zamandır.

Duygusal anlamda tokat yediğimizde şaşkınlıktan donakalırız, çünkü pek çoğumuz başımıza bunun geldiğine inanamayız. Çoğumuzun duygusal anlamda uyuşmuş olmasının ve hiç tepki vermemesinin nedeni de budur.

Böyle Bir Arkadaşı Olduktan Sonra Kim Bir Düşmana İhtiyaç Duyar?

Paul, Sandra’yı on beş yılı aşkın bir süredir tanıyordu. Birlikte çalışmışlar ve birbirlerine saygıyla davranmışlardı. Daima birbirlerinin ailelerini sormuşlar ve güzel sohbetler etmişlerdi. Noel armağanları bile alıp vermişler, ailelerini akşam yemeklerinde ağırlamışlardı.

Paul, Sandra’ya sayısız iyilik yapmak için birçok zahmete katlanmıştı. Aslında, Sandra’ya yeni bir şirkette açılan bir işten söz eden de o olmuştu. Sandra o işe girmiş ve aldığı ücreti üçe katlamıştı.

Paul, kendisine hiçbir yararı olmasa bile, Sandra’ya yardımcı olmak için kaç kez kendi işini bırakıp gittiğini bilmiyordu. Umursamıyordu da. O sadece iyi bir arkadaştı, iyi bir insandı. Arkadaşların ve iyi insanların yapacağı şey de buydu. Ayrıca, kendisi sıkıntıda olsa, Sandra’nın da onun için kesinlikle aynı şeyleri yapacağını düşünüyordu.

Bir süre sonra Paul’ün bir iyiliğe ihtiyacı oldu. Sandra’dan bir iş bağlantısı konusunda tanıdığı birine telefon etmesini istedi. Paul o kişiyi arayacak ve ona Sandra’dan bir telefon beklemesini söyleyecekti. Sandra da telefon ettiğinde Paul hakkında iyi şeyler söyleyecekti. Hepsi buydu.

Paul bu iyiliği yapmasını istediğinde, Sandra’nın vücudunun katılaştığını, dudaklarının büküldüğünü, alnının kırıştığını, kaşlarının çatıldığım gördü.

Paul daha iyi bir iş için uyarıp ona birçok küçük iyilik yaparak Sandra’nın yaşamının kalitesini arttırmıştı, ama Sandra buna karşılık vermeyecek kadar bencil davranmıştı. Bu deneyim duygusal bir tokat olmuştu.

Yeşil Gözlü Kıskanç Canavardan Yine Tam İsabet

Maureen ve Julie çocukluklarından beri birbirlerinin en iyi arkadaşıydılar. Maureen Julie’ye iyi bir adamla evleneceğini söylemişti. Julie heyecansız,monoton bir şekilde “İyi” diye yanıt verdiğinde, Maureen ne gözlerine ne de kulaklarına inanabilmişti. Julie daha sonra yutkunmuş ve gergin bir şekilde, dudakları hiç aralanmadan ve yüzünde cansız bir ifadeyle Maureen’e gülümsemişti.

Çevirisi: “Seni öyle kıskanıyorum ki buna dayanamam. Ben sadece kendimi düşünürüm, senin mutluluğun aslında benim umurumda değil!” Maureen kesinlikle mesajı almıştı. Donakalmıştı. Ne yapacağını ya da ne söyleyeceğini bilememişti. Duygusal anlamda bir tokat yemişti.

Bu senaryodaki insanlar gibi, biz de bir olayın verdiği büyük şaşkınlıktan dolayı donakalırız, öyle ki olayın kendisini bile gözardı ederiz. Sonra, ne olduğunu fark ettiğimizde duygusal bir acı hissederiz; bu acı dayanılmaz derecede olabilir. Kimi zaman bu acıyı yaşamaya dayanamayız, bu yüzden de onu bilmezlikten gelmeyi tercih ederiz. Böyle bir şey hiç olmamış gibi davranırız. Bunu yapmaya devam edersek, kelimenin tam anlamıyla, kendimizi hasta edebiliriz.

İşaretleri Hissedin

Pek çoğumuz olumsuz bir şeyin olacağından kuşku duyup en sonunda o şey gerçekleştiğinde aslında o kadar şaşırmayız. Bir kişinin yüz ya da beden dilini veya konuşma ya da ses örüntülerini okumaktan haberdar olsaydık ne olacağını da bilirdik. Olay meydana gelmeden önce işten atılacağımızı biliriz. Patronumuzun, hatta sekreterin sesinin tonunda bunu duymuşuzdur.

Yeni patronunun sekreteri Lola onu telefonda aradığı sırada, patronun kendisini işten atacağını anlamıştı. Lola, Chip’in sesini duyduğunda çok mutlu olurdu. O anda ise alçalan bir sesle ve kısa konuşmuştu. Chip onu dinlerken neler olacağını anlamıştı.

Kötü haberi almasının sadece bir an meselesi olduğuna inanmıştı. Patronuyla arasındaki fiziksel mesafenin çok olduğunu hatırlamıştı. Normalde, sıkça dokunurlar, sırtlarına vururlar ve birbirlerine takılırlardı.

Patronu, Chip’in olduğu yöne neredeyse hiç bakmamıştı. İfadesi, özellikle de gözler ve ağzının kenarlarındaki ifadesi gergindi. Dudaklarından yüzlerce şey dökülmesine alışık olduğu halde Chip’e pek az şey söylemişti. Dolayısıyla, Chip’e hizmetlerine artık ihtiyaç olmadığı söylendiğinde, kendini hayal kırıklığına uğramış ve incinmiş hissetmesine karşın, şaşırmamıştı.

Chip buna hazırlıklıydı, çünkü beyninin tamamını kullanmış ve durumun bütününü algılamıştı. Ne olacağını biliyordu. Beyninin patronundan ve sekreterden aldığı olumsuz mesajları görme ve işitmekten sorumlu olan kısımlarını kullanmıştı. Beyninin, hissettiği şeyi bilmesini sağlayan iç özelliklerini kullanmıştı.

Beyninizi ne kadar kısa sürede maksimum kapasitede kullanmaya başlarsanız, başkalarını okuma konusundaki gerçeği de o kadar kısa sürede yakalayabileceksiniz demektir.


 

 

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült