Kişisel Gelişim

 

Hayatınızı Değiştirmek İçin Doğru Sorular Sormak

Debbie Ford


Her gün, hayatlarımızın geri kalan kısmını etkileyecek yüzlerce seçim yapıyoruz. Bazı kararlar kolay, bazıları çok zor veriliyor. Bazıları başarısızlıkla sonuçlanırken, bazıları bizi doğrudan başarıya götürüyor. Bazıları tamamen önemsiz görünürken, bazıları ölüm kalım meselesi haline geliyor. Fakat asıl bilmemiz gereken yaptığımız her seçimin hayatımızı ciddi bir şekilde değiştirebileceğidir.

Seçim yapma yeteneğimiz, belirli hakları ve özgürlüğü içinde barındırır. Eğer seçim yapabiliyorsak, o zaman bedenimiz, sağlığımız, ilişkilerimiz, mali durumumuz, kariyerimiz, sosyal yaşamımız ve ruhsal inançlarımız üzerinde verdiğimiz kararları belirleyebiliriz. Karşımızda bir ya da birden fazla yol vardır ve biz bunlardan sağdakini ya da soldakini birini seçeriz. İlerleriz ya da gerileriz, mutlu oluruz ya da üzülürüz, severiz ya da nefret ederiz, ya tatmin oluruz ya da hoşnutsuz kalırız. Seçim bize başarılı olma gücü verir veya bizi doyumsuz kılar, iyi ya da harika hissetmemizi sağlar, memnun eder ya da acı çekmemize neden olur. Çikolatalı ya da vanilyalı dondurma yiyebiliriz, çalışabilir ya da oynayabiliriz, biriktirebilir ya da harcayabiliriz, sorumlu ya da kurban olabiliriz. Yoğun ya da boş olabiliriz, inançlı ya da inançsız olabiliriz, disiplinli ya da tembel olabiliriz. Seçim yapmak, özbenliğimizi ya da egomuzu yansıtan bir yolu izleyebilmek demektir.

Seçim hakkı bize verilen en değerli armağandır. Gençliğimizde kendi seçimlerimizi yapmanın paha biçilmez bir armağan olduğunu düşünürdük. Endişeli bir şekilde ebeveynlerimizin egemenliğinden, kurallarından kurtulacağımız ve kendi yaşamımızın kontrolünü alacağımız günü bekledik. Kendi adımlarımızı atabileceğimiz, kendi kaderimizin efendisi olabileceğimiz, her anın tadını çıkarabileceğimiz, ne zaman uyanacağımıza, ne zaman yatacağımıza, ne zaman yiyip yemeyeceğimize karar verebileceğimiz zamanı iple çekerdik. Genç yetişkinler için seçim hakkı özgürlükle eşitti. Kendimiz için seçim yapmak demek rüyalarımızı ve arzularımızı gerçekleştireceğimiz sınırsız olasılıkları serbest bırakmak demekti. Seçim hakkı bize umut sundu. Heyecan verici bir yaşamın istediğimiz her şeyi yaratabileceğimiz özgür bir yaşamın sözünü verdi.

Gençliğimizde hayallerimize kavuşacağımız günün sihirli bir şekilde geleceğini zannederiz. Gençliğimizde “Hayallerimi gerçekleştireceğim” ya da “Gelecek yıl benim yılım olacak” demek kolaydır. Fakat sonra bir şey olur. Zamanla, yaptığımız seçimlerin önemini kavrayamaz hale geliriz. Seçimlerimiz, hareketlerimiz ve sonuçları konusunda sağduyumuzu kaybederiz. Şimdi bile birçok kişi içinde olduğu realiteyi kendisinin seçtiğini fark etmez. Farkına vardığımızda ise yıllardır aynı hedefler ve istekler üzerinde çalıştığımızı ve yaşamlarımızda hedeflediğimiz yere hala gelemediğimizi görür ve şok oluruz. O kadar meşgulüz ki verdiğimiz kararların şu anki yaşamımızı belirlediğine dikkat etmeye harcayacak ne zamanımız var ne de enerjimiz. Bunun yerine, yaşamımız harikalar diyarına dönüşmediği için görmezden gelme ve her şeyin bir başkasının hatası olduğunu düşünme konusunda ustalaşıyoruz. Olduğumuz yerden başkalarını sorumlu tutuyoruz. Ve büyüdüğümüzde beklediğimiz günün sihirli bir şekilde gelmediğini anlıyoruz. Hedeflerimize ulaşırsak, dilediğimiz hayatı yaratırsak, yeni seçimler yapmak zorunda kalacağımızın farkına varıyoruz.

“Bugün”lerimiz üç gün, üç ay, üç yıl önce yaptığımız seçimlerimizin sonucudur. Sadece bir anlık bir seçimle büyük bir borcun altına girmeyiz. Bir gecede verdiğimiz bir kararla’ ilişkimizi bitirmez ya da mahvetmeyiz. Sürekli olarak bilinçsiz kararlar verdiğimiz için hayatımız istediğimiz gibi gitmiyor.

Şu andaki realitemizi neden ve nasıl yarattığımızı anlamak istiyorsak, geçmişte yaptığımız seçimlere bakmalıyız. Şu andaki koşullar geçmişte yaptığımız seçimlerin bizi nereye getirdiğini gösterecektir. Aynı şekilde, gelecekteki koşullarımızın nasıl olacağını bilmek istiyorsak, bugün yaptığımız seçimlere bakmamız gerekir. Belki de yaşamımıza hiç bu şekilde bakmadık. Fakat gerçek şu ki, geleceğimiz şu anki kararlarımızın bir sonucu olacaktır. O zaman neden seçimlerimiz hakkında çok az düşünüyoruz? Neden hızla verdiğimiz kararı incelemede, seçeneklere ve sonuçlarına dikkat etmede başarısız oluyoruz? Bugünkü yaşamımız kötü şansla, ebeveynlerimizin, eşlerimizin ya da patronlarımızın hatasıyla oluşmamıştır; yaşamımız bir çöp kutusu değildir. Bu hem iyi hem de kötü haberdir. Kötü olan tarafı, yaşamımızdan sadece bizim sorumlu olmamızdır. İyi olan tarafıysa, yaşamımızı değiştirme gücü sadece bize aittir ve bu seçimi şu anda yapabiliriz.

Gerçekten çok basit. Hayatımızın farklı olmasını istiyorsak, o zaman şu andan itibaren farklı seçimler yapmalıyız. Birçoğumuz alışkanlıktan, tembellikten, korkudan, rahattan dolayı aynı seçimleri yapmaya devam ediyor ve neden farklı sonuçlar alamadığımızı merak ediyoruz. Bilinçli seçimler yapmazsak, geçmişimizi tekrar eder dururuz.

Hayatımızı devam ettirmekle o kadar meşgulüz ki, seçimlerimizin ve hareketlerimizin umutlarımızla ve hayallerimizle ilgili olmadığının bile farkında değiliz. Sürekli bir şeylerle uğraşıyor ve dikkatimizi yoğun bir şekilde toplamıyoruz. Bu yüzden, gerçekten istemesek bile en kolay ve alışkın olduğumuz yolu seçiyoruz. Her gün hayatımızın akışını değiştirecek araçlar ve farkındalık olmaksızın yapabileceğimizin en iyisini yapmaya çalışıyoruz.

Bu kitap sizin yol haritanızdır. Bu sayfalarda bulacağınız basit sorular size rüyalarınızdaki yaşamı bilinçli bir şekilde yaratmak için gerekli güç ve ilhamı verecektir; önemli seçimlerin ve sonuçlarının farkında olmanıza yardımcı olacak, doğru seçimi yapabilmeniz için doğru soruları sormanız konusunda sizi destekleyecek ve size rehberlik edecektir. İşte o zaman rüyalarınıza giden en kısa yolu bulacaksınız.

Doğru Sorular
Doğru sorular, motive edici davranışları ortaya çıkarmak için hazırlanmış on güçlü sorudan meydana gelmiştir. Bu sorulara vereceğiniz yanıtlar, düşüncenizi berraklaştıracak ve en iyi, en doğru seçimi yapmanız için sizi destekleyecektir. Soruların basitliğine aldanmayın. İnanılmaz derecede güçlüdürler ve her durumda her karar noktasında kullanılabilirler. İşte, Doğru Sorular:

•        Bu seçim, beni ilham verici bir geleceğe mi götürecek yoksa geçmişe saplanıp kalmama mı neden olacak?

•        Bu seçim yaşamıma güç mü katacak yoksa yaşam enerjimi mi çalacak?

•        Bu durumu büyümek ve gelişmek için bir katalizör olarak mı yoksa kendimi yıpratmak için mi kullanacağım?

•        Bu seçim beni güçlendirecek mi yoksa güçsüz mü bırakacak?

•        Bu inançtan mı yoksa korkudan mı kaynaklanan bir seçim?

•        Bu seçimi kendimi sevdiğimden mi yoksa kendimi sabote etmek için mi yapıyorum?

•        Kendim için mi yaşıyorum yoksa bir başkasını mı memnun etmeye çalışıyorum?

•        Neyin doğru olduğuna mı yoksa neyin yanlış olduğuna mı bakıyorum?

•        Bu seçim beni uzun süreli olarak mı tatmin edecek, yoksa kısa süreli mi?

•        Tanrısal olan özbenliğimin mi yoksa insani boyutum olan egomun yönlendirmesiyle mi seçimlerimi yapıyorum?

Neden özellikle bu sorular? Tony Robbins, “Kaliteli sorular, kaliteli yaşamı yaratır” der. Yaşamlarımızın kalitesi de yaptığımız seçimlerin toplamıdır. Kaliteli seçimler yapmak için net olmaya ihtiyacımız vardır. Doğru Soruları sormak farkındalığımızı artırır ve davranışlarımızın sonuçlarını belirginleştirir. Karar verme sürecinde bu soruları sorduğunuzda, vermek üzere olduğunuz kararın aydınlık olan mı yoksa karanlık olan yönünüzün mü bir ifadesi olduğunu ve seçimin vizyonunuzdan mı, hayallerinizden mi, korkularınızdan ya da şüphelerinizden mi geldiğini hemen görebileceksiniz. Bu sorular, bilinçli bir seçim yapmanız için gerek duyduğunuz bilgeliği sunacaktır.

Seçimlerimizin Etkisini Anlama
Seçimlerimiz ruh halimizi etkiler. Kendimizle, başkalarıyla ve dünyayla olan ilişkimizin kalitesini belirler. Her hareket tepkiye neden olur bu bir etki tepki kanunudur. Her hareketin bir önemi vardır. Bunun tersine inanarak ancak kendimizi kandırırız. Tüm seçimlerimiz geleceğimizi etkiler. Dünyada büyük değişimler yaratmış olan insanlara bakarsak, çok cesur kararlar almış olduklarını görürüz. Net ve kesin bir şekilde odaklanarak karar verdiklerini anlarız. Her zaman rahat ve kolay olan seçimler yapmadıklarını fark ederiz. Hayallerini, hedeflerini ve yaşam güçlerini destekleyen davranışlarda bulunmuşlardır. Ancak biz yüreğimizdeki arzularla tutarsız seçimler yapıyoruz. Bu yüzden dilediğimiz gibi yaşamıyor ve kesinlikle yaşamsal gücümüzü bizi fiziksel ve ruhsal olarak canlandıran eşsiz içsel gücü tüketiyoruz.

Doğru Soruları sorduğumuzda ve doğru seçimleri yaptığımızda yaşamsal gücümüzü besleriz. Birkaç yıl önce Amachi adında Hintli bir kadın ruhsal rehberin düzenlediği meditasyona katılmıştım. İşte ilk defa o zaman yaşamsal gücün ne olduğunu anladım. Tükenmiştim ve oğlum Beau’yu alıp ruhsal arayışıma bir yanıt bulabilmek için Ama’yı görmeye karar verdim. Yaşamımda bir şeyleri değiştirmem gerektiğini biliyordum ama yanlış olanın ne olduğundan, ne yapmam ve hangi doğrultuda gitmem gerektiğinden emin değildim. Meditasyonla dolu bir hafta sonunu, ihtiyacım olan değişimi açığa çıkaracak bir çare gibi görmüştüm.

Seminer bir otelin büyük balo salonunda verilecekti. İçeri girdiğimde yüzlerce katılımcı olduğunu gördüm. Onların yaptığı gibi oturdum ve meditasyon yapmaya başladım. Konsantre olmakta çok zorlandım çünkü bir türlü doğru dürüst bir şekilde oturamadım. Öyle kıpırdanıp durmaktansa otelin bahçesine çıktım. Dışarıda olmak harikaydı. Kuşların şarkısını duymayalı, rüzgarı tenimde hissetmeyeli ve ağaçların rüzgarda dansını seyretmeyeli o kadar zaman geçmişti ki... Diğerlerinin de akşamüstü meditasyonu için dışarı çıktığını fark ettiğimde, ben gevşemeye başlamış ve ortamın doğal ritmine alışmıştım. Oturacak bir yer buldum ve diğerlerine katıldım.

Gözlerimi kapadığımda ve dikkatimi nefesime odakladığımda, düzensiz ve yetersiz bir şekilde nefes aldığımı fark ettim. Daha da gevşedim ve kendimi hissettiğim ve bildiğim her şeye açtım. Tek dileğim, buradaki insanların ve Amachi’nin bana rehberlik edebilmesi için yolumun üzerindeki tüm engelleri kaldırabilmekti. Tüm duygu ve düşüncelerimi akışına bıraktığımda, harika bir vizyon ortaya çıktı. Amachi zihnime, bilincime, girmişti. Aldığım bilgeliği içime çekebilmek için derin bir nefes aldım. Ve onun bilgelik sözleriyle kalbimin açıldığını hissettim.

Meditasyonum sırasında, eğer hayatımda büyük değişiklikler yapmasaydım öğrenimime devam edemeyecek olduğumu söyledi. Hızlı yaşam tarzıma ayak uydurabilmek için enerjimi tükettiğimden bahsetti. Ve sonra hayatımı tamamen değiştirecek bir imge gösterdi. Meditasyonum sırasında karnımın alt kısmını işaret etti ve “Hepimiz içimizde alev taşırız. Senin alevin çok az. Sadece titrek bir alev” dedi. Yaptığım seçimlerin içsel ateşimi beslemediğini, sadece gücümü yitirdiğimi söyledi. Sonra sağlıklı bir alev imgesi gördüm. Cesur ve alev alev yanan bir ateş. Altın sarısıyla, kırmızısıyla güçlü, parlak ve etkili. Bu sağlıklı ve canlı olan içsel alev kendimde gördüğümden çok çok farklıydı. Benimki belli belirsiz zayıf bir alevden ibaretti. Eğer onu canlandıracak bir şeyler yapmazsam, sönüp gidecek gibiydi. Zayıf ve yorgundu. Daha derin bir şekilde düşündüğümde, bunun bugüne kadar aldığım en önemli bilgi olduğuna inanıyorum.

Her birimiz yaşamsal gücün koruyucusu olan içsel ateşe sahibiz. Yaptığımız her seçim içimizdeki bu alevi ya besliyor, ona güç katıyor ya da içsel ateşimizi azaltıyor ve gücünü yok ediyor.

İçsel ateşimiz coşkulu bir şekilde yandığında, kendimizi daha güçlü, daha etkili ve güvenli hissederiz. İhtiyacımız olanı açık ve net bir şekilde istemek için güce ve cesarete sahip oluruz. Sağlıklı bir alev, zihnimizi vizyonla, ilhamla doldurur ve hayal etmek, hayallerimizi izlemek için güç verir. İçsel ateşimizi beslediğimizde, önümüzü berrak bir şekilde görür ve tam odaklanarak harekete geçeriz. Güçlü bir alev, kendini sevme ve duygusal özgürlüğün varolduğu bilincin doruğuna ulaşmanızı sağlar.

Bununla beraber, ateşimiz zayıfladığında, savunmasız kalır, kendimizi kaygılı ve güçsüz hisseder, özgüvenimizi kaybederiz. İçimizdeki ateşle ilgilenmediğimizde ve onu beslemediğimizde, kendimizi daha iyi hissetmek için dışarıdaki şeylerin açlığını duyarız. Başkalarıyla olan ilişkilerimizi kısıtlar, sevgiye ve mutluluğa layık olmadığımızdan korkarız. Şüpheci ve alaycı davranırız. İnsanların bizi kullanacağını zanneder, bundan endişe duyar ve verecek çok az şeyimiz olduğundan korkarız. Felaketleri, şüpheyi, kaygıyı, kendimize duyduğumuz nefreti, bağımlılığı ya da eleştiriyi defedecek gücü bulamayız. Ateşimiz çok zayıf olduğunda, onu bir başkasının alevlendirmesini bekleriz çünkü biz kendi başımıza bunu başaramayacağımızı zannederiz. Zayıf bir ateş muhtaç durumdadır ve zihinlerimize işleyen olumsuz diyalogları sürdürür.

Alevlerimizin sağlığının ve büyüklüğünün etrafımızdakileri de etkilediğini bilmeliyiz. Küçük bir alev başkalarının endişelenmesine neden olur. Titrek bir şekilde yanan içsel ateş ona dikkat etmemizi ister ve daha güçlü olmanın ve canlanmanın yollarını arar. Zayıf bir ateşi hiç sahipsiz bırakabilir miyiz? Birkaç dakikadan daha fazla onu görmezden gelebilir miyiz? Eğer yanmaya devam etmesini istiyorsak, hayır! Küçük bir alev titrek bir şekilde yanacaktır ve daima her an yok olma tehlikesi geçirecektir. Oysa sağlıklı bir alev güçlü bir rüzgar karşısında bile uzun süre dayanacak ve risk alabilecektir.

Ateşimiz bizim öz varlığımızdır. İyi bir şekilde beslendiğinde, coşkulu bir şekilde yanan ateşin gücüne sahip olacaktır. Fakat içsel ateşimizin ilgiye ve korunmaya ihtiyacı vardır. İlgilenmeli ve onu onurlandırmalıyız. İşimiz onu korumaktır. Çünkü o bizim yaşamsal gücümüz, ruhumuz ve ruhsallığımızın koruyucusudur.

Şimdi size ciddi haberlerim var. Seçimlerimiz davranışlarımızı belirler. Yaptığımız her seçim içsel ateşimizi ya körükler ya da söndürür. Işığımızın hep yanmasını, güvenilir bir şekilde kendimizi ifade etmeyi ve yaşam amacımızı gerçekleştirmek için güç elde etmeyi diliyorsak, ilk kararımız içsel ateşimizi yaşamsal gücümüzü korumak ve onu güçlü tutmak olmalıdır.

Yaşamdaki tek işinizin bu içsel ateşi canlı tutmak olduğunu hayal etmenizi istiyorum. Ateşinizi korumak için günlük, haftalık, aylık ve yıllık kararlar almak dışında yapmanız gereken hiçbir şeyin olmadığını düşünün. Bu ateşin size arzuladığınız sevgiyi, parayı, sağlığı, güvenliği, mutluluğu ve huzuru sağlayabilmesi için onunla nasıl ilgilenebileceğinizi hayal edin.

Onunla çok çok iyi ilgilenir, onu güçlendirir, yaşam standardını yükselten seçimlerle yaşamsal gücünüzü korurdunuz değil mi? İşte ateşinizi güçlendirip sağlıklı kılan ve ateşinizi zayıflatan seçim örnekleri:

 

Ateşinizi Zayıflatan Seçimler:


•        Sizi eleştiren insanlarla beraber olmak ve potansiyelinizin farkında olmamak.

•        “Olması gerekenler.”

•        Yapılmak zorunda olanlar.

•        Zorunlulukları algılamak.

•        Hoş olmaya çalışmak.

•        Birilerine bağlı olmak.

•        Başkalarının onayını almaya çalışmak.

•        İletişimleri kesmek ya da onlara bir sınır getirmek.

•        Kendinize yalan söylemek.

•        Dedikodu yapmak.

•        Geç kalmak.

•        Başkalarının duygularını önemsememek.

•        Kendinizi başkalarıyla kıyaslamak.

•        Başkalarını yargılamak.

•        Kendinizi yargılamak.

•        Eğlenmeye zaman ayırmamak.

•        Başkalarının sizi mutlu etmesini beklemek.

•        Korkuyla yaşamak.

•        Kendinizi başarıdan uzak tutmak.

•        Başkalarının sizden daha iyi olduğunu düşünmek.

•        Gücünüzü boşa harcamak.

•        En derin arzularınızı görmezden gelmek.

•        Aşırı harcamak.

•        Aşırı yemek.

•        Aşırı içmek.

•        Zamanınızı boşa harcamak.

•        Kendinizi övgüye değer görmemek.

•        Olmadığınız biri olmak.

•        Güçlü sınırlar çizmemek.

•        Sadece kendinizle olacağınız bir zaman ayırmamak.

•        Ailenizden gelen sevgiye kapalı olmak.

•        Kendinizi onaylamamak.

•        Aşırı derecede kendinizi yıpratmak.

•        İçsel sesinizi duymazdan gelmek.

 

Ateşinizi Canlandıracak Seçimler:


•        En iyi şekilde kişisel bakım.

•        Kendinize zaman ayırmak.

•        Sevdiklerinize zaman ayırmak.

•        Ne yaptığınızın farkında olmak.

•        Bedeninizin bakımını sağlamak.

•        Dinlenmek.

•        Eğlenmek.

•        Oynamak.

•        Egzersiz yapmak.

•        İyi beslenmek.

•        Makul bir şekilde para harcamak.

•        Gelecek için plan yapmak.


•        Size ilham veren insanlarla birlikte olmak.

•        Eğitiminize zaman ayırmak.

•        Kendinizin ve toplumun yararına olan bir şeyi yapmak.

•        Kendinizi onaylamak.

•        Sözünüzü tutmak.

•        Faturalarınızı zamanında ödemek.

•        Günlük işlerinizi yapmak.

•        Sevginizi ifade etmek.

•        Sevdiğiniz şeyleri yapmak.

•        Hayallerinizin peşinden gitmek.

•        Gitmek istediğiniz yer hakkında kesin karar vermek.

•        Dans etmek.

•        Affetmek.

•        Sorumluluk almak.

•        Neyin iyi olacağını araştırmak.

•        Neyin doğru olacağını araştırmak.

•        İşinizi iyi yapmak.

•        Çocuklarınız için an’da olmak.

•        Partnerinizle ilgilenmek.

•        Başkalarını içtenlikle dinlemek.

•        Başkalarının sevgisini kabul etmek.

•        Etrafınızdakilere güç vermek.

•        Size yardımcı olmalarına izin vermek.

•        Güçlü bir destek sistemi sağlamak.

•        Doğru bildiğinizi konuşmak.

•        Hayır demeyi bilmek.

 

Ateşinizi Beslemek
İçsel ateşiniz ne kadar güçlü? Dinamik, canlı ve cesur mu? Gökyüzünü aydınlatabilir mi? Etrafınızdakileri aydınlatabilir mi? Bir ortama girdiğinizde insanlar varlığınızı, ışığınızı hissediyor mu? Ya da her gün daha başarılı olmak, daha çok sevilmek, daha çok kabul görmek, daha çok para kazanmak, daha iyi bir bedene sahip olmak için mi mücadele ediyorsunuz? Ateşinizi canlandırmak için dünyayı değiştirmeye çalışıyor musunuz? Yoksa içsel ateşinizin sıcaklığının tadını mı çıkarıyorsunuz?

İlerlemeden önce bunlar yanıtlamanız gereken sorulardır. Artık gerçeği söylemenin vakti geldi. Yaşamınıza dürüst bir şekilde bakın ve “Olmak istediğim kişi miyim? Bedenimin içindeki gücü hissediyor muyum? Yaptığım seçimler bir başkasının ateşini canlandıracak seçimler mi, yoksa yorgun olan birinin seçimi mi?” diye sorun.

Ateşimizin sıcaklığını hissetmeye ihtiyacımız var. Onun korunduğunu ve beslenildiğini hissetmeye ihtiyacımız var. İçsel ateşimizi sahipsiz bırakırsak ve daha kötüsü çeker giderse, hiç kimse kazanmaz.

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült