Kişisel Gelişim

 

Beni İnciten Bütün Düşünceleri Değiştirmeyi Seçebilirim

Gerald Jampolsky


Çoğumuz özgür seçimin zihnin doğal bir özelliği olduğunu unutmaya yatkınız, çünkü hepimiz kapana kısılmış kaçacak herhangi bir yol kalmadığını hissettiğimiz anlar yaşamışızdır.

Benzer koşullarda işe yarayabilecek bir öneride bulunmak istiyorum. Çıkış yolunu bulabilmek için hayal gücümüzü canlandırmak gerekir. Bir duvarı ele alalım. Duvarı hayalinizde boyayın ve bunun sizin sorununuzu temsil ettiğini düşünün. Bir kapı çizin ve üzerine kırmızı çıkış kapısı işareti koyun. Kapıyı açtığınızı, öteki tarafa geçtiğinizi ve sıkıca kapattığınızı tasarlayın. Siz geri dönmedikçe sorununuz o odada kalır; Hayal gücünüzü işleterek kendinizi hiç bir tasanın olmadığı, her şeyin sizi mutlu ettiği bir yerde, bu yeni elde edilmiş özgürlüğün tadını çıkarırken tasarlayın. Bu keyifli inzivayı terke hazır olduğunuzda, geçmişte kullandığınız hatalı problem çözme yollarından sıyrılın ve henüz keşfettiğiniz yöntemi de birlikte yanınızda getirin. Bu taze kavrayış sayesinde, geçmişte bulamadığımız çözümler artık mümkün olacaktır.

Olguları sorun olarak değil, öğrenme fırsatları olarak değerlendirirsek, dersler çıkararak kendimizi hoş ve sağlıklı hissederiz. Onlardan öğrenmeye hazır olmadıkça önümüze hiç bir zaman alınacak dersler de çıkmayacaktır.

Gerek beni inciten, gerekse yardımcı olan düşünceler kendi zihnimdedir. Benim için bir başkası yapamayacağına göre zihnimdekilerden seçimi kendim yapıyorum ve sevgi dışındaki bütün düşünceleri kendimden uzaklaştırmayı seçiyorum.

Örnek:

Aşağıda anlatılan tablo bugünkü dersimizi gözümüzde canlandırmamızı kolaylaştıracaktır. Olay 1951'de Standford Lane Hastahanesi'nde geçmişti.

Kapana kısıldığımı hissedip, korkudan donup kaldığım bir andı. Duygusal olarak yeterince sarsılmıştım ve olası fiziksel acı da kapıdaydı. Geçmiş tecrübelerim içinde bulunduğum anın gereklerini kavramamı güçleştiriyordu. Şurası kesin ki, hiç de iç açıcı bir durum değildi.

Bir pazar günü, sabaha karşı saat iki sularında, psikiyatri bölümünde kilitli hastalardan birinin çılgına döndüğünü haber verdiler. Daha önce görmediğim' bu hasta, önceki gün ileri derecede şizofreni teşhisi ile yatırılmıştı. Bana haber vermelerinden on dakika önce, kapının etrafındaki ağaç pervazları sokmuştu. Küçük pencereden içeri baktım ve 1.95 boyunda, 130 kilo ağırlığında bir adam gördüm. Elinde ucundan çiviler sarkan tahta parçaları, çırılçıplak ve anlaşılmaz şeyler bağırarak odanın ortasında dört dönüyordu. Ne yapacağımı şaşırmıştım. Yanımda boyları ancak 155 kadar, iki erkek hastabakıcı vardı. "Arkanızdayız doktor"dediler. Doğrusu pek rahatlamamıştım.

Pencereden baktıkça hastanın ne kadar korkmuş olduğunu fark ettim. Kendimin de farklı durumda olmadığını hissediyordum. Birden aramızda bizi birleştiren bir şey olduğu geldi aklıma; korku! Adıyla sanıyla korkuydu bu.

Ne yapacağımı tam bilemeden kalın kapının ardından içeri seslendim, "Ben doktor Jampolsky, içeri gelip sana yardım etmek istiyorum ama korkuyorum. Yaralanabileceğimden korkuyorum; senin yaslanabileceğinden de korkuyorum. Ayrıca senin korkup, korkmadığını merak etmekten de kendimi alamıyorum." Bağırmayı kesti ve bana dönüp "Allanın belası haklısın, korkuyorum!' dedi.

Konuşmaya devam ettim. Ne kadar korktuğumu anlattım. O da bana kendisinin ne kadar korktuğunu anlattı. Bir anlamda birbirimizin terapisti olmuştuk. Konuştukça ikimiz de korkularımızı yenmeyi başardık, ses tonlarımız alçaldı. Sonra onunla başbaşa konuşmama izin verdi. Bir süre sohbet ettik ve sakinleştirici bir hap vererek yanından ayrıldım.

Bu olay, benim için çok sarsıcı ve önemli bir ders oldu. Başlangıçta hastayı canımı yakabilecek potansiyel bir düşman olarak görmüştüm. (Geçmiş deneylerimden aldığım mesaj, hem deli, hem de eli sopalı bir adamın tehlikeli olduğunu söylüyordu) Yetkime dayanarak onu hileyle kandırmaya kalkışmadım; bu ancak güvensizliği arttırıp, kopukluk yaratırdı. Ortak yanımız olan korkuyu tespit edip yardım istediğimde, aramızda bir bağ oluştu; artık birbirimize yardım edebiliyorduk. Hastayı düşmanım değil de öğretmenim gibi gördüğümde, hepimizin deli olduğunu, aradaki farkın yalnızca değişik delilik biçimlerinden ibaret olduğunu öğrendim.

Bugün, kendimle ve başkalarıyla ilgili korku, ayıplama ve suçluluk duygularından uzak durarak, hep şunu tekrarlayacağım: Beni inciten bütün düşünceleri ayıklayabilirim.

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült