Kişisel Gelişim

 

Anne Babanın Sevgisi Ve Onayı Peşinde Koşmak

Mark Goulston & Philip Goldberg


“Çocuklar hayata anne babalarını severek başlarlar; büyüdükçe onları yargılarlar; bazen onları bağışladıkları da olur.”

-OSCAR WILDE

Bir hastam, bir terapiste gittiğini annesine söylediğinde, annesi “Harika” diye burun kıvırmış. “Seni, benden nefret ettiğine ikna etmeye çalışacaktır.”

“Hayır, anne” diye yanıtlamış hastam. “Bunu ona gitmeden önce zaten biliyordum. O beni, seni sevdiğime ikna etmeye çalışıyor.”

Bu hikaye, yetişkin çocuklarla anne babaları arasındaki karmaşık duyguları saptamaya yarayan pek çok örnekten yalnızca biri. Terapiye gelen hemen herkesin anne veya babalarıyla çelişkileri olduğunu ve bunun, şaşmaz bir şekilde eşler, çocuklar, meslektaşlar ve arkadaşlarıyla olan ilişkilerini etkilediğini görüyorum. Hastalarımdan bazıları, anne babanın sevgisi ve onayından yoksun kaldıkları için kızgınlar. Bazıları, anne babaları kendilerini anlamadığı, üstelik bunun için en küçük bir çaba bile harcamadıkları için hayal kırıklığı yaşarlar.

Bazıları ise anne babalarının kendilerini denetleme çabalarına içerlerken, diğerleri onların kayıtsız kalmalarına gücenirler. Ama hemen hepsi, kendilerini yetiştirmek için onca fedakarlıkta bulunan bu insanları gereğince takdir etmedikleri için suçluluk duyarlar. Zaman geçtikçe bu konuda daha çok kaygıya kapılmaya başlarlar. İhtiyaç duydukları şeyi almaya yönelik tüm girişimlerinin özyıkıcı bir niteliğe bürünmesine şaşmamak gerek.

Anne babalarınız, kendi yetişme tarzlarından dolayı, duygusal olarak gereksinim duyduğunuz şeyleri size verme yeteneğinden çoğunlukla yoksundurlar. Onların size veremediklerinin peşinde koşmayı sürdürür ve değerli olma duygunuzu buna bağlarsanız, kendinizi asla değerli hissedemezsiniz. Aksine, kısır çabalarınız sizde kin ve kırgınlık, anne babanızda ise hayal kırıklığı yaratacaktır, ihtiyaçlarını net olarak ifade eden nadir evlatlardan değilseniz, büyük olasılıkla anne babanızın sizin beklentileriniz konusunda hiçbir fikirleri olmayacaktır. Bildikleri tek şey, kırgın olduğunuz olacaktır; bu da, onları şaşırtacak ve üzecektir.

Çoğu zaman, anne babanızdan alamadığınız şeyler, onların da kendi anne babalarından asla almadıkları şeylerle aynı olacaktır. Almadıkları bir şeyi vermek, onlar için zor olduğundan, sonuçta kendi yetişme tarzlarını, taklit ederler veya bu yoksunluğu başka yollarla tekrar yaşatırlar. Aile döngüsünü kırmanın anahtarı, anne babanızın anne babasıymış gibi, yani büyükanne ve büyükbabanız gibi davranmanız olacaktır. Anne babanıza hiç almadıkları şeyleri verin. içlerine gömülüp kalmış özlemlerini uyarırsanız, ihtiyaç duyduklarınızı size vermeleri için onları özgür kılabilirsiniz.

“Anne babaların sevinçleri, tıpkı keder ve korkulan gibi gizlidir. ”

-FRANCIS BACON

50 yaşındaki hastam Carolyn’in, tercihlerini asla onaylamayan ve her şeye karışan bir annesi vardı. “Bana bir çocuk gibi davranmaktan asla vazgeçmeyecek” diye yakınıyordu Carolyn. “Onunla ilişkimi koparmak istiyorum, fakat bunu yapamıyorum.”

Carolyn, hepimizin anne babamızdan istediği şeyleri istiyordu koşulsuz sevgi ve kabul; fakat buna ulaşmak için verdiği umutsuz uğraşlar, onu annesinden uzaklaştıracak özyıkıcı bir davranışa dönüşüyordu. Carolyn’e, annesinin Buhran Yılları’nda uzun saatler çalışmaya mecbur bırakılan bir anne baba tarafından yetiştirildiğini hatırlattım. İhmal edilen tüm diğer çocuklar gibi, Carolyn’in annesi de önemsenmediği duygusuyla büyümüştü. Bu yüzden de kendisi bir anne olduğunda, kızına fazlasıyla tutkun olmuş ve denetlemeye çalışacak kadar onun yaşantısının içine girmişti. “Her ikiniz için de üzücü olan şey” dedim Carolyn’e, “aslında ikinizin de bir annesinin olmamış olması.”

Hem kendisinin hem de annesinin ihmalden, kendisinin ise aşırı kontrolden çocuklukta acı çektiğinin farkına vardığında, Carolyn, kendisine acı veren duygularının bir kısmından kurtulabildi. Annesinin kontrol edici doğasının, aslında kızına yakın olmak için gösterdiği hatalı bir çaba olduğunu fark etmek, Carolyn’in daha açık olmasını sağladı. Kendisini annesinden ne kadar az çektiyse, annesi de onu o kadar az itti. Çok geçmeden annesinin eleştirel yorumları kesildi. Bu iki kadın birbirlerine bağırmak yerine, sonunda birbirleriyle konuşmaya başladılar. Son üç yılları, geride bıraktıkları elli yıldan daha güzel geçmişti.

Bu içgörü, özellikle babalarından şu sihirli sözleri duyma özlemini çeken erkeklerde iyi sonuç verir: “Seninle gurur duyuyorum, oğlum." Çocukken babalarının hayranlığını kazanamamış olan erkekler, derin bir yoksunluk hissederler; bunu yaşamış olanlar ise, bir daha asla yakalayamayacakları tatlı çocukluk anılarına özlem duyarlar. Bundan dolayı, yetişkin bir adamı ağlatmak istediğiniz zaman, onun babası hakkında konuşmasını sağlayın.

Adına John diyeceğim, unutamadığım bir hastam, büyük oranda babasının onayını kazanma çabası içinde başarıya sürüklenmiş bir rock yıldızıydı. Fakat hiçbir şey ne altın plaklar, ne para ne de alkışlar babasının, onunla gurur duyduğunu doğrudan ifade etmesini sağlayabilmişti. John’a kendi büyükbabası olmasını önerdim, fakat bu içgörüyle davranmak için, o da fazlasıyla gururluydu. Sonra babası bir felç geçirdi. John, onun bakımına yardımcı olmak üzere çağrıldı. Bir zamanlar güçlü olan bu adama birkaç gün baktıktan sonra, evladın yüreği yumuşamaya başlamıştı. Babasının yetmiş altıncı doğum günü için giyinmesine yardım ederken, John “Bir yıl daha yaşlanan, bir yıl daha bilgeleşir” dedi.

“Ama, her halükarda bir yıl daha yaşlanmıştır” diye iç geçirdi babası.

John hayretten donakalmıştı. Babası hayatı boyunca bir kez bile kendini küçümseyen bir söz söylememişti. John, onun ayakkabı bağlarıyla mücadele edişini seyrederken, yaşlı adamın ablaları, ağabeyleri tarafından büyütüldüğünü ve anne baba sevgisinden, kendisinden daha fazla yoksun kaldığını hatırladı. Babası ayakkabılarını bağlamayı bitirdiğinde, John, “Çok iyi, baba” dedi, “seninle gurur duyuyorum.”

Babanın gözleri yaşlarla doldu. O zaman John’a bir oda dolusu Grammy ödülünden daha fazla şey ifade eden şu söyleri fısıldadı: “Ben de seninle gurur duyuyorum. Sen iyi bir evlatsın.”

“İlk başta anne babamızın çocukları, sonra çocuklarımızın anne babası oluruz, daha sonra anne babamızın anne babası, en sonunda da çocuklarımızın çocukları oluruz. ”

-MILTON GREENBLATT, M.D.

Kendi büyükanne ve büyükbabanız olmak, cesaret ister. Bu, hiçbir getiri garantisi olmaksızın, kendinizin şiddetle ihtiyaç duyduğunuz şeyi sunmaya gönüllü olmanız demektir. Buna karşın, bazen istediğiniz sevgi, gurur ve onaya kavuşmak için en son umudunuz bu olabilir. En kötü ihtimalle, bir hastamın da çok iyi ifade ettiği gibi, acı çekmenizi önlemeye yardımcı olabilir: “Beni yiyip bitiren, annemden alamadığım sevgi değil, çok kızgın olduğum için ona asla gösteremediğim sevgidir.”

KULLANIŞLI İÇGÖRÜ İÇİN:

Anne babanızdan hiçbir zaman alamadığınız şeyi istiyorsanız, kendi büyükanne ve büyükbabanız olun.

EYLEME GEÇME

Anne veya babanızdan asla alamadığınız ve hala ihtiyaç duyduğunuzu hissettiğiniz bir şeyi düşünün. (Bu soruya verilen en yaygın yanıtlar, gurur duyma, sevgi, rahatlatma ve kabuldür.)

Ailenizle ilgili bilginize dayanarak, anne ya da babanızın, sizin ihtiyaç duyduğunuz şeyi, kendi anne babasından almış olup olmadığım belirleyin.

Anne ya da babanıza bunu içtenlikle verebileceğiniz bir ortamı hayal edin ve bunu yaptığınızı zihninizde canlandırın.

ihtiyaç duyduğunuz şeyi anne ya da babanıza sunmak için fırsatlar kollayın. Bunu yaptığınızda, her ikinizin de gözyaşlarına boğulacağı bir noktaya kadar duygusallaşırsanız hiç şaşmayın. Gözyaşları, yanlış bir şeyler olduğuna değil, yanlış gitmiş bir şeylerin sonunda yoluna girdiğine işaret eder.


 

 

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült