Edebiyat

 

Yeniden Yazmak (La Reecriture)

Kubilay Aktulum



Ayrışık unsurları, başka metinlere ait parçaları tutarlı bir bütün içerisinde bir araya getirmek, onları düzenleyerek aralarında uyum sağlamak, böylelikle yeni bir metin ortaya çıkarmak bir yeniden yazma işlemi olarak da görülür. "Her yazı bir yapıştırma ve yorum, alıntı" ve "yeniden yazma"dır.1 Şu ya da bu metinlerarası yönteme göre başka metinlerden alınarak yeni bir metinde benzeşik bir bütün oluşturacak biçimde düzenlenen ayrışık parçalar bir yeniden yazma etkinliği başlatırlar. Yeniden yazma genel olarak, hangi türden olursa olsun, önceki bir metnin, onu taklit eden, dönüştüren, açık ya da kapalı bir biçimde ona gönderen bir başka metinde yinelenmesi olarak tanımlanır. Bir yazar başka metinlerden aldığı ayrışık unsurları bir araya getirerek yeni bir yapıt ürettiği için, Compagnon'a göre yazmak bir yeniden yazmak'tır, alıntı'dan ve kolaj'dan farkı yoktur.[1] [2]

Ancak yeniden yazmayı başka yazarlara ait metinlerin, o metinlere ait kesitlerin yeni bir metinde dönüştürülmesi işlemiyle sınırlamamak gerekir. Yeniden yazmak, düzdeğişmeceli olarak, bir yazarın, metinlerinden birisini yeniden yazması, yazılan bu metnin yeni versiyonu olarak da tanımlanır. Bir yazar, düzeltmek, derinleştirmek vb. amaçlarla kendi yapıtlarından birini de yenidenyazabilir. Bu tanıma en iyi uyan Marguerite Duras’ın yapıtlarıdır. Duras, bilindiği gibi, kendi yapıtlarını durmadan yenidenyazar. Bu nedenle onda metinlerarasılık çoğu zaman bir "özmetinlerarasılık" (autointertextualite)[3] ya da bir "özyeniden yazma" (autoreecriture) biçimine bürünür. Yazarın yenidenyazdığı yapıtta, eski yapıtların izleri yoğun olarak bulunur. Böylelikle, yapıtlar arasında bir "bütünlük", bir "çizgisellik", bir "geçiş" sağlanmış olur. Bu da Duras'ın yapıtlarında "özyeniden yazma"nın, palempsest'in tanımlanan özelliklerine koşut olarak bulunduğu anlamına gelir. Palempsest'e koşut bir özelliğe sahip olan yeniden yazma'nın en güzel örneği, yazarın 1984 yılında yazdığı Sevgili adlı romanı ile 1991 yılında Kuzey Çinli Sevgili adıyla yeniden yazdığı romanı arasında karşımıza çıkar. Duras’ın, önsözde belirttiği gibi, yapıtının adı "Yeni Baştan Sevgili" olabilirdi.[4] Gerçekten de Duras, Sevgili'de söz etmediği kişilere Kuzey Çinli Sevgili'de yer verir, yarım bıraktığı konulan burada tamamlar, Sevgili'de açıklık getirmediği, nedenini bildirmediği olaylara yeni yapıtta açıklık getirir, durumları değiştirir, kişilerini yeni kişilik özellikleriyle belirler. Bir önceki yapıtta üzerinde durulan bir izlek, sonraki yapıtta ikinci plana atılır. Ama hep vardır. Yazar, önceki yapıtın içeriğini yeniden işleyerek anlatır. Takınağı olmuş izleklere durmadan geri döner. Kısacası ikinci roman birinci romanın bir yansısı olur. Kuzey Çinli Sevgili, Sevgili'nin yenidenyazılmış bir versiyonudur:

"Duras'ın yapıtı, sanatsal yapıtın temel sorunlarından birisinin içerisinde yer alır: Hiçbir yaratıcının kaçamayacağı yineleme ilkesi (...) Her tablo, her kitap, gerçekte biricik bir izlek üzerinde, anlatımın mükemmelliğe ulaşması için, hep yeniden başlanan bir girişimdir (...) Her metninde Duras'ın tutkuyla yaşadığı budur... ''2

Duras'ı (yeniden) yazmaya iten nedenin çoğu zaman "ölüm"e bağlı olduğunu hemen hatırlatalım. Duras, annesi ve kız kardeşleri öldükten sonra Sevgili'yi yazar. Özellikle, küçük kardeşinin savaşta ölümünün verdiği derin acı onu yazmaya [5] [6] götürür. Ötekiler, aile üyeleri öldükten sonra yazının yolu açılır. Sevgili'nin ölümü ise yazan Kuzey Çinli Sevgili adı altında ilk romanını (Sevgili'yi) yeniden yazmaya iter:

"Yıllar önce öldüğünü öğrendim. 1990 Mayısıydı, yani bir yıl olmuştu. Öleceğini hiç düşünmemiştim... Yapmakta olduğum çalışmayı olduğu gibi bıraktım. Kuzey Çinli Sevgili'yle çocuğun öyküsünü yazdım."

Burada çabucak, Sevgili ve Kuzey Çinli Sevgili arasında ilk anda göze çarpan benzerlikleri, yeniden yazma işleminin sonunda eski imgelerin yeni yapıtta aldıkları yeni görünümleri, kimi yönlerden yeni yapıtın eski yapıtı nasıl aydınlattığını anımsatmak istiyoruz. ilk yapıtın büyük ölçüde sonrakinin devamı olduğunu belirlemeye çalışıyoruz.

Sevgili'de Duras ilk kez özyaşamöyküsel anlatıyı dener. Birinci şahıs ("ben") kullanarak okura seslenir: "Size şurasını da söyleyeyim, on beş buçuk yaşındayım"?Yapıt yazarın gerçek yaşamöyküsünden kesitler aktarır. Yazar bu öyküyü "daha önce" yazdığını, dolayısıyla yapıtın önceki yapıtlardan izler taşıdığını açıkça belirtir:

"Ailemin insanları konusunda çok yazdım, ama yazdığım sıralarda annem, kardeşlerim yaşıyordu, onların çevresinde, çevrelerindeki şeyler çevresinde, onlara dek gitmeden yazdım. "3

Duras aile üyelerinin öyküsünü önce Un Barrage contre le Pacifique'te4 yazar. Söz konusu roman, üçüncü şahıs kullanarak, verimsiz, üstelik durmadan Pasifik'in suları altında kalan bir araziyi satın alan annenin (ve yoksulluk yüzünden hep evden kaçıp gitmeyi düşleyen Suzanne ve Joseph'in) dramını anlatır. Yazar özyaşamöyküsel anlatı söylemine uygun olarak yazdığı Sevgili ve Kuzey Çinli Sevgili'de annenin dramına gönderir: "... annem toprağın önüne bent çekme işinden vazgeçmemiş daha."

"Bunu mutlaka yazacağım: Annemin yaşamını. 1,1 Romanlar arasında saptadığımız bu yakınlaşma hep sürer. İlk romanın izleri sonrakinde hep vardır. Un Barrage contre le Pacifique'te (Sevgili'de olduğu gibi) yoksul, utanç ve hınç dolu, yaşamdan bezmiş bir anne portresi çizilir. Annenin iyileşmez acısı, Suzanne ve Joseph'de anne evinden kaçıp kurtulma, yoksulluklarına bir son verme isteği uyandırır durmadan. Suzanne, Ram'ın kantininde, çirkin, cılız, acınacak bir durumda, kendisi için itici olan, zenginlik göstergesi siyah bir Leon Bollee marka limuzin sahibi, Bay Jo adında zengin bir Çinli'ye rastlar. Çinli, Suzanne'ı arzular. Yoksulluğundan yararlanmak ister. Suzanne, çeşitli armağanlar veren Bay Jo'nun kendisini çıplak seyretmesine istemeden izin verir. Annesi ve kardeşi Joseph, evlenmeden Bay Jo'nun Suzanne ile yakınlaşmasına izin vermezler. Joseph, Çinli'ye karşı son derece katı davranır. Bay Jo tüm ısrarlarına karşın henüz Suzanne'a sahip olamaz. Suzanne da Bay Jo'ya karşı son derece katı bir tutum sergiler. Bay Jo, Suzanne ile evlenmek istese de babasından çekinir. Baba, oğlunun zengin bir Çinli kızla evlenmesini ister.

Romanın içeriğine ait bu unsurlardan kimileri öteki romanlarda ya oldukları gibi ya da olumlu bir çizgide gelişerek karşımıza çıkarlar.

Sevgilide, Çinli Sevgiliyi yine buluruz. Genç kız bu kez ona, siyah bir limuzin otomobille Mekong Irmağı'nı geçişi sırasında bir araba vapurunda rastlar. Sevgili'de o’dan "ben’e geçen Duras, eski yapıtının izini, kimi yer değişiklikleri yapmasına karşın, sürdürür: [7]

"Görüyorsunuz, daha önce yazdığım gibi Ream kantininde karşılaşmıyorum siyah limuzinli adamla... O gün, vapurda, bu sis ve sıcaklık ışığının içinde karşılıyorum. "

Böylelikle Duras 1950'de yazdığı Un Barrage contre le Pacifique'te, Ram'ın kantininde, siyah limuzinli Bay Jo ile Suzanne'ın (ve ailesinin) karşılaşma sahnesine okuru gönderir.[8] [9] Bu romanda cılız, itici bir tip olan Bay Jo, Sevgilinin bir karikatürüdür. Oysa Sevgilide daha çekici, arzulanabilir, utangaç ama yine de korkak birisi olarak betimlenir. Suzanne, Bay Jo’dan aldığı armağanlar karşılığında kendini ona çıplak gösterirken, Sevgilide, sevgisini ona sunar, onunla sevişir. Yine, Bay Jo'ya karşı önceleri son derece katı iken artık daha yumuşaktır, kendini isteyerek ona verir. Un Barrage contre le Pacifique\e yer alan kimi başka unsurlar sonraki yapıtlarda hep vardır. Citroen B12 marka otomobil Sevgili'de yine karşımıza çıkar. Un Barrage contre le Pacifique'te, arabalara düşkün, geceleri ava giden, katı yaratılışlı Joseph'in Sevgilide daha ince, daha yumuşak bir portresi sunulur. iyi, çekici, "ensest" düzeyde büyüleyici duygular uyandırır genç kız için. Joseph, Sevgilinin bir benzeri olur:

"Onunla, ortanca kardeşimle dans ediyorum. Sevgilimle de dans ediyorum. "[10]

Sevgili'de kardeşin evli bir kadınla birlikte olması yine Un Barrage contre le Pacifique'te Joseph'in evli bir kadınla birlikte olmasını hatırlatır. Dünyadaki yoksulluğun simgesi dilenci kadın figürü tüm romanlarda karşımıza çıkar.

Burada andığımız birkaç örnek bile, Un Barrage contre le Pacifique'in kimi izleklerinin, kişilerin, kimi sahnelerin izlerinin Sevgilide yinelendiğini, bir yapıttan ötekine geçiş olduğu1111 göstermeye yeter sanıyoruz. Sevgili ile, onun yeniden yazılmış yeni bir versiyonu olan Kuzey Çinli Sevgili arasında benzerlikler doğal olarak daha açıkça belirir. İkinci anlatı birinci anlatının bir yansısı olur.

Metinlerarasının olası biçimlerinden biri olan yansıtma, önceki yapıtlardaki bir dizi unsurun yinelenmesine, bir metinden ötekine izleklerin, kişilerin, imgelerin vb. aktarımına dayanır. Bu yönüyle yansıtma bir yeniden yazma değeri taşır; ayrıca ilk yapıttan derin izler taşıdığı için, başta da söylediğimiz gibi, bir palempsest özelliği alır. Duras kendi yapıtlarını yenidenyazdığından, bir sonraki yapıt bir önceki yapıtın izlerini taşır. Sevgili ve onun bir yansısı olan Kuzey Çinli Sevgili palempsest niteliğine sahip bir özyeniden yazma'yı çok iyi somutlaştırırlar. Yazar durmadan önceki yapıtlarını alıntılar. Yeniden yazma bir özyeniden yazmaya dönüştüğü gibi alıntı da bir özalıntı'ya dönüşür. Kuzey Çinli Sevgili'de özalıntı örneklerine somut olarak rastlarız. Sayfa altlarındaki notlar Duras'ın kendi yapıtına bir gönderim dizgesi gibi işler. Özalıntı, özgönderim, yazarca bir tür özreklam (autopublicite) yapıyor izlenimi uyandırır:

"Bir kitapta daha önce ver aldığı gibi, güvertedeki çiftlerin soluk ve konuşmasız balosunun görüntüsünü yeniden buldu. ” Duras, kitabın altına not düşüp, "önceki kitap" ile Emilyl'nin (1987) söz konusu olduğunu belirtir.[11] [12] Sayfa 97'de yine aynı yönteme başvurur. Yazar birdenbire anlatıya katılır: "Kendimi alamıyorum. Bunu mutlaka yazacağım: Annemin yaşamını."

Ardından, not düşüp şöyle yazar: "Verilen söz yerine getirildi: Un Barrage contre le Pacifique". Sayfa 151' de yine Un Barrage contre le Pacifique'e gönderir: "Bir de, anneyle büyük ağabeyin B12'yle geldiklerini söylüyor." Not'ta şöyle yazar Duras: "B12, Un Barrage contre le Pacifique'teki 'yıkıntı' otomobil değildir. Burada, gerçi biraz yıpranmıştır, ama henüz, pat pat sesler çıkararak ve taşradaki görev merkezlerinin sokaklarını dumana boğarak herkesin merakını uyandıran o tuhaf amca dönüşmemiştir." Burada her yeni yapıtın ondan öncekilerin yansısı olduğu açıkça görülür. Yinelenen her yeni unsur, izlek, imge yeni yapıtta bir tamamlayıcılık rolü oynar. Yapıtlar arasında bu yolla metinlerarasılık açıkça kurulmuş olur.

Sevgili ve Kuzey Çinli Sevgili o denli iç içe geçmiştir, ikincisi birincisine o kadar yoğun gönderir ki adeta ikinci yapıt birinci yapıtı içinde taşır, onu durmadan yansıtır, öyküyü yineler, aralarında kurulan çok sayıda koşutlukla sonsuz bir "bütün" oluşturulur. Üstelik yazar önceki kitaptan haberi varmışçasına okura seslenir: "Kız, o ne ilk kitapta, ne de ondan öncekinde, ne de bunda adı olmayan kız." "Burada konuşan ses, kitabın yazılı (önceden yazılmış) sesi."" Sevgili'nin, Kuzey Çinli Sevgili’nin bir metinöncesi, bir tür gönderge örnekçesi, bir ilkörneği ya da kökenmetin'i olduğu yazarca sıklıkla belirtilir. Bununla beraber, iki yapıt arasında kimi ayrımlar bulunduğunu da hemen hatırlatalım. İki yapıt arasındaki temel ayrım şudur: Sevgili, fotoğraflardan yola çıkılarak yazılmıştır, Kuzey Çinli Sevgilide ise bir sinema vizyonu egemendir. Sevgilide özyaşamöyküsel kesitlerin aktarılmasına aracılık eden resimler Kuzey Çinli Sevgilide yerini sinemaya bırakır. Sevgilide filme bir kez dolaylı olarak gönderme yapılırken,[13] [14] Kuzey Çinli Sevgilide başından başlayarak yazar yapıtını bir film gibi ele aldığını bildirir:

"Bu bir kitap Bu bir film (...)

Filmde bu valse ad verilmeyecek

Genç kıza, filmde, bu kitapta çocuk diyeceğiz.”

Ayrıca, Kuzey Çinli Sevgilide üvey kardeş Thanh ilk kez karşımıza çıkar. Yazar yapıtını ona adar. Özkardeşiyle ensest ilişkiye giren kız, üvey kardeşiyle de aynı ilişkiyi sürdürmek ister. Ancak Thanh bunu reddeder: "Hayır, yapamam, sen benim kardeşimsin. "'2

İki yapıt arasında kimi ayrımlar bulunabilse de, ikincisi birincisinin devamı gibidir. Bunun göstergeleri her yerde karşımıza çıkar. "Genç kıza (...), bu yapıtta, çocuk diyeceğiz. "3 Yeni romanda, eski yapıtlara göre, Sevgilinin daha olumlu bir portresi çizilir:

"Siyah limuzinden, kitaptakinden başka bir adam, başka bir Mançuryalı Çinli çıktı. Kitaptakinden biraz/arklı: Ondan biraz daha yapılı, daha az ürkek, daha gözüpek. Daha güzel, daha sağlıklı. (...) Bir de, çocuğun karşımdaki utangaçlığı daha az." "Kız kitaptaki gibi kalmış, küçük, sıska, gözü pek..."4 Bu arada, romanlarda yazının (ya da yeniden yazmanın) pek çok işlevi olduğunu belirtelim. Yazmak geçmiş anıların sürekliliğini sağlar: "Seni uzun zamandan beri seviyordum. Asla unutmayacağım. "5 Geçmiş zamanın hikayesi, Sevgili'de başlayan ve Kuzey Çinli Sevgilide sürmekte olan sevgiyi belirtir. Yazı aynı zamanda, bir yaşama nedeni, ulaşılmak istenen bir amaçtır, ülküdür. Sevgilide anlatıcının kitaplara olan tutkusu, yazma arzusu açıkça dile getirilir: "Yazmak istiyorum. Anneme [15] [16] [17] [18] [19] söyledim bile: Benim isteğim bu işte, yazmak. "* Yazı "temel kesinliktir genç kız için: "... temel kesinliğimin, yani ileride yazacağıma ilişkin kesinliğin en derin noktasıyım."'2 Yazmak, aynı zamanda, başkalarından, düşmanlarından bir bakıma öcünü alabileceği bir yoldur. Sevgilide şöyle yazar: "Öldürmek, büyük kardeşimi öldürmek istiyordum, onu öldürmek, bir kez, yalnız bir kez alt etmek ve öldüğünü görmek istiyorum. "3 Kuzey Çinli Sevgilide kardeşini öldürme arzusunu açıkça yazıya, yazının gücüne bağlar:

"Kitap yazdığında nelerden söz edeceksin?

Çocuk bağırıyor:

Paulo'dan. Senden. Pierre'den de. Ama kitabı onu öldürmek için yazacağım. ''4

Yazı sanki bir cinayet öyküsünü aktarır, yazar ise adaleti yerine getiren kimse ya da bir cani olur:

"Sana o kitabı yazma isteği veren bu mu? (...)

Tam olarak bu da değil. Annemin fiyaskosu değil. Kadastrodaki o insanların tümünün ölmemiş olması ve içlerinden bazılarının bu kitabı okuyacakları ve okudukları için ölecekleri düşüncesi. "5

Duras'ta yazmak aynı zamanda, ölünün diriltilmesi,[20] [21] [22] [23] [24] [25] [26] acıyı ve ölümü aşıp, "büyük bir çöl olarak gördüğü yaşam(ın)ın alanını "1 doldurmak, öldükten sonra varlığını dolaylı olarak sürdürmesine olanak sağlayan bir aracı, "çılgın bir mutluluk"[27] nedenidir. Ancak yazmak aynı zamanda bir yeniden yazmaktır. Yeniden yazmak, yazılanı yinelemek, aynı kitabın yeni bir versiyonunu yazarak kitaplarında "sürerliliği" sağlamaktır.

Yukarıda andığımız birkaç örnekten kolaylıkla çıkarılabileceği gibi, sonraki yapıt önceki yapıtın bir devamıdır, sonraki Öncekini sürdürür. İki yapıt pek çok bakımdan küçük farklılıklarla birbirini yinelerler.

Kuzey Çinli Sevgilinin neredeyse sahnelerinin tümü Sevgili'dcki sahnelere gönderir. Mutluluk dolu ev yıkama sahnesi (S. s.59, KÇS. s. 9), Sevgili ve ortanca kardeşle yapılan dans sahnesi (S. s. 53, KÇS. s. 9), büyük ve ortanca kardeşin kavga sahneleri (S. s. 59, KÇS. s. l O) yeniden yazılırlar. Sevgilide bir leitmotif olarak yinelenen Chopin'in valsi (s. 101) Kuzey Çinli Sevgilide "Ölüm Valsi" (s. 15), "Umutsuz diye adlandırılan sözsüz vals" (s.15) olur. Zina yapan kadın izleği[28] (S. s. 82, KÇS. s. 14, 15, 34, 44, 105), dilenci kadın, (S. s. 79, 80; KÇS. s. 17) gece izleği (S. s.76; KÇS. s. 28) ortak olarak yinelenir. Bir metinden ötekine alıntı ya da yeniden yazma örnekleri kolaylıkla çoğaltılabilir. Duras bu kadarla yetinmez, kendi üzerinde yazar, hatta kendini alıntılar:

"Çocuk (Duras) anımsıyor. Hala anımsayabilen son kişi o. (...) Bir de, tıpkı o Çin Sokağı gibi, bunları yazdığını da anımsıyor. Hatta denizin o gün, sevgililerin odasında olduğunu yazdığını da anımsıyor. Şu sözcükleri yazmıştı: Deniz..."

"İki sözcük daha: Yalnızca, bir de: Eşsiz."

"Deniz, herhangi bir biçimi yok, yalnızca benzersiz."

"İlk kitapta, kentin gürültüsü öyle yakındı ki, insanlar odanın içinden geçiyormuşçasına o gürültünün panjurlara sürtündüğü duyuluyordu, demişti."

"Kentin gürültüsü öyle yakın ki, panjurlara sürtünüşü duyuluyor. Odanın içinden geçiyormuş gibi duyuluyor. ''2 [29] [30]

Yazar, tüm bu tümceleri yinelerken önceki kitaplarını biliyormuşçasına doğrudan okura seslenir, özalıntılar, göndergelerle sürekli okuru öteki yapıtlarını da bilmeye çağırır.

Duras, Çocuğun ve Sevgilinin öyküsü yeniden yazar. Her yenidenyazış onun yapıtında büyülü bir ayraç olur:

"Yüz hala gözlerimin önünde, adı da anımsıyorum."

"Kadın o yüzün hala gözünün önünde olduğunu söylüyordu. insanların adlarını, moda olan şarkıları hala anımsıyordu. Onun, odanın adını unutmuştu. Sen, diyordu. Bir kez daha söylemişlerdi adını. Yine unutmuştu. Sonra o adı kitapta da söylememeyi, her zaman unutulmuş olarak kalmasını yeğledi. "

"Beyaza boyanmış duvarlar, fırının yukarısındaki perde, (...) bitkiler sıcaktan ölmüş."

"O mutsuz mekanını, felakete uğramış yeri, ölmüş saksı çiçeklerini, odanın kireçle badanalanmış duvarlarını hala görür gibiydi. Fırının üzerindeki bez storu. 1,1

Durmadan aynı öyküyü, kendi öyküsünü yazmak büyüleyici, sonsuz mutluluk kaynağı olan çocukluk günlerine geri dönmektir, çocukluk günlerini aynı mutlulukla bir kez daha yaşamaktır. Çocukluk günlerini yeniden yazmak aynı zamanda aile üyeleriyle uzlaşmak, artık barışık olmaktır. Gerçekten de Sevgilide Çocuğun, ağabeyine olan hıncı hatta nefreti, onu herkesten çok seven anneye karşı duyduğu kıskançlığı, yaşamından nefret etmesi; aile içinde, sevgi yerine nefretin öne çıkması, aile üyelerinin birbirlerinden nefret etmeleri, bu aile romanının öne çıkan izlekleridir. Oysa Kuzey Çinli Sevgilide, kıskançlık, nefret, sevgi açıkça yine bulunsa da Sevgilideki kadar şiddetli değildir. Artık gülümsemeler, anne şefkati daha belirginleşir. Acı ve gözyaşı yerini gülücüklere bırakır, Sevgili, Çocuk bu gülücüklere katılırlar: 1

"Çocuk, Çinli'nin yüzünün yakınında birden gülüyor. Yüzünü okşuyor. Mutluluk ilginç, diyor. Bir anda geliyor, tıpkı öfke gihi."

"Birbirlerine bakıyorlar. Ve ilk kez birbirlerine gülümsüyorlar. Bu gülümseme uzun sürüyor. Artık korkmuyor. Tekrar gülümsüyorlar. "!

Gülümsemelere anne, hatta tüm aile katılır:

"Birlikte, açık bir sempatiyle dolu gülüyorlar"

"Anne gülüyor. Çinli de. Anne yüksek sesle gülüyor."

"Herkes gülüyor, anne de... Paulo ve Thanh da gülüyorlar." "Anne ne içtiğini pek bilmez bir durumda, kendi kendine gülüyor, o akşam öteki insanlar gibi mutlu. ''2.

Restoran sahnesi yeniden yazma işlemi yanında aile içi ilişkilerin olumlu yönde geliştiğini en iyi belirten sahnedir. Sevgilide aynı sahne küçümseyici ve acılı bir biçimde geçer. Durmadan hesap ödemek zorunda olan Sevgiliyle anne bile alay eder, "çılgın kahkahasını ha kopardı ha koparacak"3 düzeye gelir; kimse birbiriyle konuşmaz, kimse gülmez, herkes karşısındakini küçümser; kardeşler, özellikle de büyük kardeş Sevgiliye düşmanca davranır:

"Kardeşlerim hiçbir zaman bir şey söylemiyorlar ona. Onlar için görünür değilmiş gibi. (...) Bir Çinli olduğu, beyaz olmadığı için. Büyük kardeşin susma ve sevgilimin varlığını bilmeme biçimi öyle bir inançtan kaynaklanıyor ki, örnek bir nitelik kazanıyor. Bu sevgili karşısında hepimiz büyük kardeşi örnek alıyoruz. Onların önünde ben de konuşamıyorum onunla. Ailemin önünde ona hiçbir zaman söz söylememem gerek. (...) Kardeşimin sesini işitiyorum, kısa, sert, dönüşsüz bir söz söylüyor. (...) Sevgilimin korkusunu tanıyorum. (...) [31]

Büyük kardeşimin yanında sevgilim olmaktan çıkıyor. Var olmaktan çıkmıyorsa da benim için hiçbir şey değil artık. (...) ikisini bir arada gördüğüm her seferde, bir daha onu görmeye hiçbir zaman katlanamayacağımı sanıyorum. Sevgilim zayıf bedeniyle (...) yoksanmış. Kardeşimin karşısında söylenmesi olanaksız bir yüz kızartıcı olay, gizlenmesi gereken bir utanç nedeni oluyor. (...) Tiz bir uyarma sesi, bir çocuk çığlığı yaratıyor.

La Source'ta da hiç kimse konuşmuyor onunla. (...) Kardeşlerim çabucak sarhoş oluveriyorlar. Özellikle ortanca kardeşim. (...)

Cholen 'li Çinli benimle konuşuyor, ağladı ağlayacak, ben onlara ne yaptım, diyor. "l

Ancak Sevgilideki bu korkunç, aşağılayıcı sahne Kuzey Çinli Sevgilide yerini, tam tersine, bir sevinç, mutluluk, uzlaşma sahnesine bırakır. Artık, Sevgilide olmayan bir yaşama mutluluğu, rahatlığı vardır. Katı yürekli büyük kardeş bile değişmiştir, artık aynı kişi değildir; yine katı, şiddet yanlısı, cani ruhlu olsa da yazar ona karşı daha yumuşaktır:

"Onlar benim yaşamımın en önemli çocukları. Aynı zamanda da benim için en eğlenceli çocuklar. En çılgın. En korkunç. Ve bir de beni en çok güldüren. Büyük ağabeyimi, kimi zaman, unuturum, tam anlamda nasıl biri olduğuna inanamam, yalnız Paulo'yu öldürmesinden korktuğum zamanlar."

"Çocuk birdenbire, ağlamamak için direniyor. Pierre'in, belki de yaşamında son kez Saygon'a gelmiş olduğunu, unuttuğunu söylüyor. "

"Onu yine de sevmemizin nedeni (...) kendisinin doğuştan cani olduğunu bilmemesi. Hiçbir zaman da bilmeyecek, hatta Paulo'yu öldürmüş olsa bile. 'r2 [32]

Büyük kardeş artık Çinli’yi saygıdeğer bir kişi olarak görür: "Heriffena değil, diyor. Kendini savunmasını biliyor. "l Artık Sevgilide olduğu gibi, Çinli, zayıf kişiliğinden sıyrılmış, korkak biri değil. Yeni yapıtta daha güçlü, daha serinkanlı biri olarak karşımıza çıkar. Saygı görür. Sahnenin başlangıcında egemen olan sessizlik artık kimsenin canını sıkmaz, kimseyi şaşırtmaz: "Kimse konuşmuyor. Sessizlik. Kimse şaşırmıyor, bundan rahatsızlık duymuyor. Restoran'nın havası kişilere daha canlı gelir, sıkıcı değildir. Anne ve Çinli artık birbirlerine daha içten gülümserler, Paulo ve Thanh, Çinli sevgiliyi nazikçe selamlarlar, onlar da içtenlikle gülerler, katı yürekli büyük kardeş bile yumuşar, o da artık ötekiler gibi güler, hatta hırçınlığı şaka konusu olur:

"Çinli, büyük ağabeye:

Siz de hiçbir şey yapmıyor musunuz? diyor.

 Yo, yaptığım bir şey var. Ailemin başına dert açmak, bu da az şey değil.

Çinli, doğal bir biçimde gülüyor. Herkes gülüyor, anne de, böylesine esprili bir oğlu olduğu için gülüyor. Paulo ve Thanh da gülüyorlar. "3

Çocuğun bakışları artık utanç dolu değildir, "aşk ve sevinç dolu" bakışlarla etrafındakilerine, annesine ve kardeşlerine bakar; kardeşlerinin ve sevgilisinin yemek yemelerini annesiyle birlikte sevinçle izler, mutluluk duyarlar. ("Onları yemek yerken görmek insanın hoşuna gidiyor" der anne)4 Oysa Sevgilide aynı sahne içkarartıcı, can sıkıcı bir ortamda geçer. Yine Sevgilideki gibi, çocuk artık sessiz değil, durmadan ötekilerle; annesiyle konuşur. ("Anne de çocuk da aynı, sonsuz geveze") Her[33] [34] [35] [36] [37] kes "memnun''dur; büyük kardeş hep birlikte La Cascade'a gideceklerini söyler sevinçle. Sevgilide, La Source'a içki içmeye gitmek için kardeşlerin katı emirlerine uyar Sevgili. Ancak Kuzey Çinli Sevgilide katılık yerini neşeye bırakmıştır:

"Anne de oğlu gibi gülerek:

Şenlik var ha... Öyleyse... Mademki başladık... Doğru... Yaşasın tatlı hayat... diyor."

"Çocuk, Çinli, Thanh, Paulo ve herkes hoşnut. Hepsi de La Cascade'a gidecekler. "1

Para Sevgili'deki sahneye iğrenç, korkunç bir görünüm katarken, Kuzey Çinli Sevgili'de artık doğal bir mutlulukla harcanır. Çinli sevgili hesabı öderken çocuk gülümser, anne ise "ödenen paranın çokluğu karşısında gülme krizine tutulmak üzere." Ve hep birlikte gülerler. Sevgilide Çinli sevgili büyük kardeşin karşısında korkuya kapılırken Kuzey Çinli Sevgilide bu kez korkan büyük kardeş olur:"Büyük ağabey korkuya kapılıyor... Büyük ağabey, giderek daha fazla korkuyor. "2 Korkan yalnızca ağabey değil, anne de Sevgilinin sakin tutumu karşısında korkuya kapılır: "Anne de korkuya kapılıyor. Bağırıyor: Siz ona aldırmayın beyefendi, sarhoş oldu. "3

Değişen yalnızca Sevgili değildir. Anne de yeni romanda değişmiştir artık. Çocuğa daha yakın görünür. Çinliyi baştan çıkarması konusunda kızıyla birlik olur. Sevgiliyi yadsımaz, kabul eder, onu tanır. Üstelik anne kızının yazar olmasına karşı çıkmaz Sevgili'deki gibi, onu destekler: "Kitap yazdığında nelerden söz edeceksin?" Anne ve çocuk arasında artık kurulan yakınlaşma anne ve Çinli arasında da kurulur, anne Çinli sevgiliyi son derece içten karşılar. Anne, çocuğun bir yansısı olacak derecede dönüşür, Çinli annesi aracılığıyla çocuğu sever: [38] [39] [40] [41]

"Annen insanda seni sevme arzusu uyandırıyor."

"Çinli, coşku içinde ona (anneye), çocuğa, ona ve çocukla olan benzerliğe bakıyor."

"Çinli bu kadını çocuğun yanında bir kez daha görünce heyecanlanmıştı. "

Çinli ve anne geceler boyunca birlikte konuşma isteği duyarlar: "Ondan ve sizden söz edebiliriz. "

Kuzey Çinli Sevgili'de, sonunda anne öteki çocuklarını "kurtarmak" (kaybetmemek) için büyük kardeşi gözden çıkarmaya karar verir, ondan, artık kendisinden söz etmeye değmeyen biri gibi söz eder. Birbirlerinden ayrıldıkları zaman ilk kez büyük kardeş vicdan azabı duyar:

"Vapurun alt güvertesinde büyük ağabey var. (...) Anne, onu görmezlikten geliyor. Oğul bir şakaymış gibi gülmeye çalışıyor. O utanç duyan kadına, annesine bakıyor ve hıçkırıklara boğuluyor. ''2

Ardından anne öteki çocuklarına dönüp, ilk kez içtenlikle onları okşar. Anne de küçük kardeşe karşı takındığı hissiz tavırdan dolayı vicdan azabı duyar: "Paulo'yu yeterince sevmedim. "3 Anne hep Pierre'i daha çok sevmiş, büyük kardeşin kışkırtmasıyla çocuğu dövmüş, ötekileri yeterince sevmemiştir:

"Bunalımlar içinde üzerime atlıyor annem, odaya kapatıyor beni, yumruklar indiriyor, tokatlıyor, soyuyor beni, yaklaşıyor, gövdemi, çamaşırlarımı kokluyor, üzerimde Çinli adamın kokusunu bulduğunu söylüyor... bütün kente duyuracak biçimde kızının bir orospu olduğunu, onu sokağa atacağını, gebermesini dilediğini, artık hiç kimsenin onu istemeyeceğini, onurunun beş paralık olduğunu, bir dişi köpeğin bile ondan üstün sayılacağını haykırıyor. Ve ortalığı daha fazla kirletmesin diye bu kızı evden atmaktan başka ne yapabileceğini sorarak ağlıyor. [42] [43] [44]

Kapalı odanın duvarları ardında, büyük kardeş. Büyük kardeş anneye yanıt veriyor, çocuğu dövmekte haklı olduğunu söylüyor (...) Anne var gücüyle vuruyor. (...) Büyük kardeşin kapıya yapışmış olduğunu biliyorum, dinliyor, annemin ne yaptığını biliyor, ufaklığın çıplak olduğunu, dayak yediğini biliyor, bu iş daha fazla uzasın, ölümün eşiğine gelinceye dek sürsün istiyor kuşkusuz. Annem büyük kardeşimin bu karanlık, bu tüyler ürpertici amacını bilmez değil. '"

Ancak aynı sahne Kuzey Çinli Sevgilide şefkat dolu geçer. Anne çocuğu neden dövdüğünü ise burada açıklar:

"Hayır, o değil, ben dövdüm, beyefendi. Çünkü onun (büyük kardeşin), çocuğu öldürmesinden korkardım.

Onun, büyük oğlunuzun emriyle mi?

İsterseniz böyle diyebilirsiniz... ama bu kadar basit değil... onun aşkı için, onun hoşuna gitmek için... arada sırada onu haksız çıkarmamak için... Anlatabiliyor muyum? (...) Anne usulcacık ağlıyor. Onu gözden kaçırmaksızın anneye, oğlunun hangi sözcüğü kullandığını soruyor. Anne, bunun 'terbiye etmek' olduğunu söylüyor, evcilleştirme gibi, ama özellikle de 'yitik' sözcüğü, diyor, eğer anne ve ağabey bir şey yapmazlarsa, küçük kız yitecekti. ''2

Uzlaştığı annesine Sevgilide Çinliyle olan aşkından hiçbir şey söylemeyen çocuk bu kez Çinliyi yalnızca parası için sevmediğini itiraf eder.3 Para izleği, iğrenç işlevinden sıyrılıp, bir gülme örgesi, sevginin eğlenceli bir suç ortağı olur. Kuzey Çinli Sevgilide artık olaylar bir trajediye dönüştürülmez.

Sevgili'den Kuzey Çinli Sevgiliye geçiş, birinci romanı yeniden yazma, görüldüğü gibi, pek çok değişikliği de beraberinde getirir. İkinci kitap birinci kitabı hep açıklar, aydınlatır. Birbiri[45] ni izleyen bu iki kitap bir "bütün" oluşturur. Bir palempsest yöntemine uyan özyeniden yazmanın gereği budur.


 

[1]        Antoine Compagnon, la Seconde Main, s. 32 ve 34.

[2]        A.g.y., s. 34.

[3]        Bu konuda bkz. Madeleine Borgomano, le Ravissement de Lol V. Stein, Folio, coll. "Foliothfeque”, 1997, s. 141.

[4]        Kuzey Çinli Sevgili, s. 7.

Marguerite Duras, Sevgili, çev. Tahsin Yücel, Can Yay., 1996, s. 14.

A.g.y., s. 16.

Marguerite Duras, Un Barrage Contre le Pacifique, Gallimard, coll. ”Fo-

lio", 1950.

[5]        Marguerite Duras, Kuzey Çinli Sevgili, çev. Hülya Tufan, Can Yay.,

1992, s. 34.

[6]        Aliette Annel, "Duras, retour k l'Amant", Magazine litteraire, no 290, ju-

illet-août 199İ, s. 62-63.

[7] Sevgili, s. 31; Kuzey Çinli Sevgili, s. 94.

[8]        Sevgili, s. 32.

[9]        Un Barrage Contre le Pacifique, s. 43.

[10]      Sevgili, s. 53.

[11]      Kuzey Çinli Sevgili, s. 148. "(...) elle avait retrouv£ l'image intacte du bal exsangue et sans paroles des couples du pont comme d6jâ intdgr6e dans

. un livre (...)”; Hülya Tufan’ın çevirisi şöyle: "Güvertedeki çiftlerin soluk ve konuşmasız balosunun görüntüsünü (...) bir kitapta bütünleşmiş olarak gördü". Alıntıda, altı çizili tümce, başka bir yapıta gönderdiği için "Bir kitapta daha önce yer aldığı gibi" biçiminde çevirmek bizce daha uygun.

[12]      A.g.y., s. 149.

[13]      A.g.y., s. 12.

[14] "Kentin gürültüsü çok fazla, belleğimizde çok yükseltilmiş bir film sesi, sağır edici", Sevgili, s. 42.

[15]      Kuzey Çinli Sevgili, s. 12, 15, 16.

[16]      A.g.y.,         s. 175.

[17]      A.g.y.,         s. 10.

[18]      A.g.y.,         s. 30.

[19]      A.g.y.,         s. 81.

[20]      Sevgili, s. 21.

[21]      A.g.y.,         s.       11.

[22]      A.g.y.,         s.       16.

[23]      Kuzey Çinli Sevgili, s. 20.

[24]      A.g.y., s. 95.

[25]      A.g.y., s. 215.

Sevgili, s. 93-94.

[27] Kuzey Çinli Sevgili, s. 181 ve 1.

[28]      Sevgili, s. 45, Kuzey Çinli Sevgili, s. 76; Sevgili, s. 45, Kuzey Çinli Sevgili, s. 76.

[29]      Burada, Genel Vali'nin kansı Anne Marie Stretter söz konusu.

[30]      Kuzey Çinli Sevgili, s. 75, Sevgili, s. 41; Kuzey Çinli Sevgili, s. 75, Sevgili, s. 44.

[31]      Kuzey Çinli Sevgili, s. 82 ve 84.

A.g.y., s. 125, 152, 154.

Sevgili, s. 51.

[32]      A.g.y., s. 52-53-54.

Kuzey Çinli Sevgili, s. 155-156.

[33]      A.g.y., s.      153.

[34]      A.g.y., s.      151.

[35]      A.g.y., s.      152.

[36]      A.g.y., s.      153.

[37]      A.g.y., s.      153.

[38]      A.g.y., s. 155.

[39]      A.g.y., s. 155.

[40]      A.g.y., s. 159.

[41]      A.g.y., s. 20.

[42]      A.g.y., s. 146, 150, 153, 122, 164.

[43]      A.g.y., s. 189.

[44]      A.g.y., s. 190 ve 197.

[45]      Sevgili, s. 57-58.

Kuzey Çinli Sevgili, s. 161

A.g.y., s. 198.

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült