Roman İle Masal

Necati Cumalı


Masal olsun roman olsun ikisi de anlatı sanatıdır. Sanıyorum ki roman ile masal arasında ortak olan tek nokta budur.

Masalda masalı yaratan, ilk söyleyen kişi yoktur ortada. Masalı anlatan masalcı ile dinleyicileri vardır. Anlatanla dinleyicileri arasında bir bellek alışverişi doğar. Masalcı öncelikle belleğine dayanır anlatırken. Dinleyenler bellekleriyle kapar anlatılanları, sonra da belleklerinde kalan biçimiyle anlatarak çocuklarına aktarırlar. Masalların doğması, yaratılması, tamamlanması da bu yoldan, bir değil, birden çok kişilerin katkılarıyla gerçekleşir.

Masallara mit karışır. Mitlerden bozulmuş izler görülür. Yine de mit değil masaldırlar. Örneğin mitolojide Zeus'un kuğu biçimine girmesi gibi, masallarda dilenci kılığına giren genç padişahlar, güvercin biçimine girip sultanların pencerelerine konan peri kızları görülür. Mitler geçmiş bir döneme, geçmişte varlığı kabul edilen bir dünyaya mal edilirler. Mitlerin inandırıcı olmak savı üstünde diretmez masal. Sadece masal olarak kalır. Eskimeden, değişmeden sürer. Dede Korkut masalları ilk anlatıldığı yılların biçimini korur neredeyse. Hint Masalları, Binbir Gece Masalları, Keloğlan masalları da hep öyledir.

Masal abartmalıdır; Düş gücüyle gelişir. Oduncunun bütün gün balta ile ağacın gövdesinde açtığı yarayı, gece bir geyik gelir, diliyle yalar, kapatır. Bir damla su göl olur, peri kızının ardına düşen padişahın atlılarının yolunu keser. Bütün masal kişileri böyle olmayacak biçimlere girmekte birbirleriyle yarışırlar. Mitlerde ise ancak mitleştirilen kişilerin becerebildiği tansıklardır bunlar.

Roman yorumdur. Romancının anlattığı olayları görüş yorumlayış biçimidir. Roman durmadan kendi tanımını bulma ardındadır. Masal gibi durulmuş kalıplaşmış bir anlatı sanatı değildir. Yeni yeni akımlar yeni yeni roman anlayışları getirmişlerdir bugüne kadar.

Roman ile masal ayrı sanatlar olmalarına karşılık karıştırıldıkları olmuyor mu? Oluyor, hem de pek çok. Çok okunan, piyasayı tutmuş bazı yazarlara bu başarılarını sağlayan çoğunlukla masalların düşlerine sürüklemeleridir okuyucularını. Masalları örnek tutan kahramanlıklar, cömertlikler bağlılıkları ödüllendirmeler, kötülükleri de cezalandırmalarla doludur anlattıkları. Bir bakıma büyümüş, kocamış çocuklar için yazılmış gibidirler. Bunun içindir ki romandan çok masal olarak değerlendirilmeleri gerekir.

Şu da var ki olağan karşılamak gerekir roman ile masalın zaman zaman birbirine karıştırılmasını. Çünkü ne de olsa roman masala göre çok yeni bir sanat. Don Kişot'tan bu yana değeri üzerinde durduğumuz romanların üç yüzyıllık bir tarihi var henüz. Romanın doğuşunda masaldan etkilendiği, masaldan kaynaklandığı da açık. Günümüzde romancıdan masalın aldatıcı işlevini yüklenmesini isteyen politikacılar görülmesi bu yüzden olsa gerek. Toplumcu gerçekçiliğin roman anlayışını bu açıdan incelemek, roman ile masalın bu anlayışta olanlarca karıştırıldığı sonucunu verir.

Romancıdan beklenen insan ilişkilerine doğru bir yorum getirmesidir. Mit, roman diye bir sanatın söz konusu olmadığı dönemlerde bu görevi yüklenmişti gerçekte. İnsanın yazgısını aydınlatmak çabasındaydı. Masaldan ayrılan yönü buydu. Belleklerde kalan, toplumu etkileyen olaylara herkes kendi yorumunu katıyor böylelikle geçmiş günlerin sarsıcı olayları mitleştiriliyordu. Mit hiç bir zaman gelişigüzel ölçüsüz olmamış, düzmece olmak istememiştir. Temelde aradığı doğruya varmaktır; insanın değişmez sandığı yazgısını açıklığa kavuşturmaktır.
 

•        Edebiyat, yazıların oluşturduğu bir cumhuriyettir.     

MOLIERE

•        Edebiyata sevgiyle kendinizi kaptırın ki, size ait olan güzelliklerle buluşabilesiniz.        

MONTAIGNE

•        Edebiyatta çıraklık, demirci çıraklığından daha kolay değildir.

Maksim GORKİ

•        Bir edebiyat yapıtı zeki ve bağımsız bir okuyucuyla karşılaşır karşılaşmaz, şen ve diri bir şey doğup çıkar ortaya, yazarın özgünlüğü ve imge dünyası okuyucuların karakter ve çağrışım dünyasıyla bağlaşımlar kurar, karışımlar oluşturur. Ben kendi yapıtlarıma yönelik eleştirilerde öyle yorumlara rastladım ki, yapıtlarımı kaleme alırken bunları asla aklımdan geçirmedim, ama yine de bunlar tamamen benimsenmeye değer ve haklı yorumlardı.     

Hermann HESSE

•        Kişilik olmadan "iyi yazmak", gazetecilik için yeterli olabilir. Belki bilim içinde. Edebiyat içinse asla.        

Kari KRAGS

•        Bir edebiyatta eğer geçmişin büyük eserleri yeniden ortaya çıkıyor ve günün repertuarına giriyorsa o çığır daima mutludur, çünkü bu eserler taptaze bir etki yaratır.  

GOETHE

•        Edebiyatın en tatlı kıvançlarından biri, tanımadığımız kişilerde bir yakınlık uyandırmaktır.        

Gustave FLAUBERT

•        Edebiyat, yaşamda olacakları her zaman sezinler. Yaşamı kopya etmez, ama kendi amaçlarına göre onu yeniden biçimlendirir.

Oscar WILDE

•        Romanların insana kötü düşünceler aşıladığını söylüyorsunuz. Daha önce kafası kötü düşüncelerle dolu olanlara belki.

ARAGON

•        Bir roman için son ölçü, ona karşı duyduğumuz sevgi olacaktır; tıpkı dostluklarımızın ve tanıyamadığımız şeylerin ölçüsünün sevgi olması gibi.

E.M. FOSTER

•        Hayatı bir bütün halinde yani bir hayal ve gerçek, ruh ve beden karmaşığı olarak görmek ve göstermek; işte büyük romancıların sırrı bu olsa gerek.

Sabahattin EYUBOĞLU

•        Romancı insana inanmalıdır.      

Ahmet Hamdi TANPINAR

 

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

Edebiyat

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült