Edebiyat

 

Ortaçağ Yazını

Erdoğan Alkan
 

On birinci yüzyıldan on altıncı yüzyıla, Rönesans’a dek uzanan döneme ortaçağ diyoruz. Her şey inanç çevresinde dönüyor bu çağda. Hıristiyanlarla Müslümanlar arasındaki din savaşları, Haçlı Seferleri, Hıristiyanların kendi aralarındaki Yüz Yıl Savaşları. Her alanda varlığını duyurmaya çalışan bir kilise, katedraller, piskoposlar... Çağa akıl ve güzellikten çok, güç egemen. Yavaş yavaş bir Fransa, Fransız birliği oluşmaya başlıyor. Ve birliğe koşut, İngiliz, Provence, antik Yunan, antik Roma ve Doğu’nun etkisinde olsa da yerli bir yazın doğmaya başlıyor. Bu dış yazın daha çok efsaneleriyle etkiliyor yeni doğmaya başlayan Fransız edebiyatını. Ülkede henüz bir sanat kavramı yok.

On birinci yüzyılla on üçüncü yüzyılda Fransız Birliği’nin kurulmasına değgin çaba ve savaşımın arttığını görüyoruz. Ancak kral henüz merkezi otoriteyi gerçekleştirememiş, yetkileri tek elde, kendi elinde toplayamamış. Derebeylik, feodalite düzeni hala egemen. Toplum kralın değil derebeylerinin, derebeylik düzeninin saltanatı yöresinde örgütlenmiş. Kır kesimi tümüyle onların buyruğu ve yönetiminde. Toprağı işleyenler köle hukuku altında. Derebeyi bir sözüyle yaşamlarına son verebilir. Evlendikleri kızla zifaf gecelerini ellerinden alma hakkına bile sahip.

Burjuvazi: Öte yandan kentte oturanlar ticaret ve sanayi sayesinde zenginleşip yeni bir güç oluşturmuşlar. On birinci yüzyıldan itibaren yazgılarını kır kesiminin sultanı derebeyinin eline teslim etmek istemiyorlar artık.

Üniversiteler: Soylular (derebeyler, feodaller) ve kentsoylular uzun zamandan beri bilgisizlikte birbirlerine eşitler. Ancak, on üçüncü yüzyılda eğitim örgütlenir. 1255’te Robert de Sorbon Sorborıne’u kurar. Yavaş yavaş dinbilim (ilahiyat, theologie), hukuk, tıp ve güzel sanatlar gibi fakülteler doğar. Ne var ki eğitimde en çok Aristoteles ve Kilise Babalan gibi Eskiler’in skolastik düşünceleri ve tasımlama (kıyaslama, syllogisme) yoluyla ve tümdengelimle eskilerden üretilen düşünceler egemen.

Yazın: Yazın yaşamında üç tür yapıta rastlanıyordu.

Derebeyleri için yiğitlik edebiyatı: Şövalyelerin başından geçenleri anlatan Roland’ın Şarkısı, Aliscans ve Lorrainlilerin Şarkısı gibi. Brötanya Romanları: Tristan ve Iseult, la Charrette, le Chevalier au Lıon ve Perceval gibi.

Burjuvalar (kentsoylular) bu şövalye serüvenleri ve yiğitlik öykülerinden çok, günlük gerçeklere daha yakın gülünç öykülerden hoşlanıyordu: İnsanlığın değişmeyen olaylarına değgin taşlamalar, yergiler ve hayvansal olaylardan insanların ders çıkarması gerektiği ve şövalyelerin yaşamlarını, adetlerini, gelenekgöreneklerini öyküntülerle yansıtan Renart’ın Romanı gibi.

Kilise babaları, rahipler erdemi yücelten daha bilge bir yazın ortaya koymuşlardı. Gülün Romanı bu kilise yazınının başyapıtıdır.

Çözülme (XIV Yüzyıl)

Toplumsal Olaylar: Şövalyelik sistemi ve derebeyliğin çökmeye başladığını görüyoruz on dördüncü yüzyılda. Yüzyıl Savaşları’nın en büyükleri olan Crecy ve Poitiers savaşlarındaki bozgunun ve yenilginin tek sorumlusu derebeyleri, feodallerdir.

Yazın: Bu soluksuz, yenilgiler, çözülmeler yüzyılının edebiyatı da soluksuz ve yavandı.

Bilim: Toplumsal yaşamdaki çözülmenin, bozgunların, yazın alanındaki yavanlığın soluksuzluğun tersine on dördüncü yüzyıl çağdaş yaşamı yaratacak buluşların yapıldığı yüzyıldı.

XV Yüzyıl

Toplumsal Olaylar: Yüzyıl Savaşları yerini görece bir dinginliğe bıraktı. Burjuvazi zenginleşti, halkın bilgisizliği azaldı. XVI. Louis Fransız birliğim kurmak ve krallığın salt egemenliğini gerçekleştirmek için uğraştı.

Yazıtı: Edebiyat güç kazandı. Lirik şiirleriyle Charles d’Orleans, öykülü ve devinimli şiirleriyle Villon ve Clement Marot bu dönemin ünlü şairleridir. Tiyatro alanında, üstat Pathelin’in 1470 yıllarına doğru yazdığı Mystereler ve farcelar gittikçe kalabalıklaşan bir halkın başlıca eğlenceleri oldu. Rabelais bu yüzyılın en ünlü öykücüsüdür.

Fransa nın Klasisiznı ve Klasisizm’i hazırlayan Pleiade Şairleri öncesi yazını şu türlerden oluşuyordu:

Destan: Roland’ın Şarkısı (XI. yüzyıl), Alıcans (XU. yüzyıl), Renaud de Montauban’vı Şarkısı.

Destansal Romanlar: SaintGreal Efsanesi, Kral Arthur Efsanesi.

Antik (Eskil) Romanlar: okullarda okutulan ekil Yunan ve eskil Roma yapıtları manzum (koşuk) romanların yazılması geleneğini de doğurdu. Önce Lambert le Tort’un kaleme aldığı, daha sonra Alexandre du Bernay nin yeniden ele aldığı İskender’in Romanı (XU. yüzyıl), Trole Romanı, Eneas’nın Romanı ve Teb’lilerin Romanı gibi.

Yergi şiiri: Derebeyi toplumunun, feodal toplumun yazını da kendi zevklerini yansıtan destansal ve romansal yazından oluşuyordu. Burjuvalar, kentlerde oturan kentsoylular da kendi yazınlarını yarattılar. Bu yazın daha çok eğlendirmeyi amaçlıyordu. Dolayısıyla Fabliani adı verilen yergiler ve taşlamalar kentsoylunun en beğendiği yazın türü oldu.

Kentsoylunun hoşuna giden bir diğer yazın türü ise Renart’ın Romanı adı verilen yapıtlar, hayvanların da tıpkı insanlar gibi toplum ve topluluk içinde ele alındığı öykülerdir.

Tiyatro: Tiyatro yapıtlarında ve oyunlarında din egemendi. Tansıklar bunların başında gelir. Üç bölümde ele alınabilir: On Üçüncü Yüzyıl Tansıkları, Notre Dame Tansıkları (XIV yüzyıl) ve Griselidis’uin Oyk‘isü.

Mystere’ler: On beşinci yüzyıl Fransası’nda, barış sayesinde tiyatro büyük rağbettedir. O dönemde bütün ciddi tiyatro yapıtlarına mystere’ler (daha çok mistere’ler) adı veriliyordu.

Güldürü: Güldürü tiyatrosunun oynadığı en yaygın türler moraliteTerdi, (aktöreyi yükseltmek amacıyla yazılan, kaynağı dinsel temele dayanan ortaçağ oyunu). Bir de Sottie’ler vardı. Çılgınlık anlamına gelen sottie (ya da sotie) eğlence amacıyla yazılmış, kişileri çılgınlıklarıyla

gösteren ve çoğu zaman temel bir olaya dayanmayan dinsel ve siyasal yergi oyunudur.

Ortaçağ tiyatrosunun güldürü oyunlarının bir diğer türü de Farce’lar’Au. Başlangıçta Mistere’ler’ın aralarına konan güldürü parçaları iken sonra kişilik kazanıp başlı başına bir oyun haline geldiler.

ORTAÇAĞIN LİRİK ŞAİRLERİ

Ortaçağın elbette birçok şairi var. Ama bunların önemli bir bölümü yazma geçmediler, sıra dışı şairler olarak kaldılar. Çağa damgasını başlıca iki şair vurdu: François Villon (1431-1463) ve Clement Marot (1496-1544). Bir de 1394-1465 yılları arasında yaşamış Charles d’Orleans var.

Oyuncu ve Romancı: Güldürüye bol bol yer veren yazılarıyla bir de Rabelais var ortaçağ yazınına damgasını vuran.

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült