Edebiyat

 

Durak Fikri

Giorgio Agamben

 

Yirminci yüzyılda muhtemelen hiçbir şiir, kendi ritmini ”durak"ın (cesura) bozucu eylemine Sandro Perına'nınki kadar bilinçli olarak emanet etmemiştir. Şair, bir beyitin kısacık aralığında dahi durak meselesini benzersiz bir biçimde özetler:

o vado verso il fiume su un cavallo

che quando io penso un poco un poco egli siferma.

Nehre doğru gidiyorum, bir atın üzerinde ben düşündüğümde yavaş yavaş, o duruyor.

Aziz Yuharına'nın Vahiy'ine dair antik tefsir geleneğine göre, şairin bindiği at, dilin vokal ve ses öğesidir. Vahiy'in, kelamın beyaz bir ata binen "sadık ve dürüst" bir şövalye olarak tasvir edildiği 19.11 numaralı bölümünü yorumlayan Origenes, buradaki atın "herhangi bir binek atından daha canlı ve hızlı koşan” ve ancak kelam tarafından anlaşılabilir hale getirilebilen ses yani sözcelenmiş kelime olduğu açıklamasını getirir. Romans şiirinin henüz başlangıç aşamasında. Guillaume d'Aquitaine kendi verelerim yazdığını iddia ettiği esnada böyle bir atın üzerinde uyuklamaktadır -durmen sus un chivau-. Bu yüzyılın başında Pascoli'de (sonrasında da Perına ve Delfini'de) atın kaygısız bir bisiklet şeklini alması, tam da bu imgenin simgesel sebatının göstergesidir.

Şair için sesin vezinsel hızına ket vuran öğe, dizenin durağı, düşüncedir. Ancak Penna’nın konuya eğilişinde açıklayıcı olan, beyitin tematik içeriğinin kusursuz biçimde vezin yapısında ikinci dizeyi iki yarım dizeye (emistiche) ayıran durakta yansılanrnış olmasıdır. Aynı sözcüğün durağın her iki yanında tekrarlanmasıyla birlikte, anlamla vezin arasındaki paralellik bir kez daha teyit edilmiş olur. Tam da şaşaalı kaz adımlarını kesintiye uğratarak hareketi askıya alan, iki an arasındaki o zaman dışı fasılanın (interstizio intemporale) epik yoğunluğu verilir sanki duraklamaya (belki de şair bu yüzden bu dizeyi bir Aleksandrin, mükemmelleşmiş bir çifte dize, olarak kaleme almıştır; aleksandrin’deki duraklar uzlaşımsal olarak epik biçiminde tanımlanır).

Peki ama bu durakta dizenin aynı durdurduğu düşünülen şey nedir? Ritmik naklin şiirde bu şekilde kesintiye uğraması neyi ortaya çıkarır? Bu noktada en kayda değer cevap Hölderlin'den gelir: "Aslında trajik nakil son derece boştur, gerçek anlamda serbesttir. Bu yüzden, temsillerin trajik naklin belirdiği ritmik dizisinde, şiir vezninde durak denilen saf sözcük, anti ritmik kesinti, temsillerin büyüleyici dizisini en üst noktasında kesintiye uğratmak için gerekli hale gelir; böylece temsilin tahavvülü değil, kendisi görünür kılınmış olur."

Dizeyi harekete geçiren ritmik nakil boştur, kendi kendisinin taşınmasından ibarettir. Şiirin atı bir anlığına durmuşken, saf sözcük olarak durağın bir parça düşündüğü, askıda tuttuğu bu boşluktur. Ramon Llull'un yazdığı gibi: ”Atına atlamış unvanını almaya gidiyordu şövalyenin silahtan, ama yolculuğun sarsıntısıyla sersemlemiş, yolda giderken uyuya kalmıştı. Ancak, çeşmeye vardığında canavar da durmuş su içiyordu; uykusunda atın artık hareket etmediğini fark eden silahtar hemen uyandı." Burada atı üzerinde uyuklayan şair uyanır ve bir an için kendisini taşıyan ilhamı düşünür aklında kendi sesinden başka bir şey yoktur.

* Bir dizesinde on iki hece olan klasik şiir biçimi. Adını Büyük İskender’e ithafen yazılan bir şiirden aldığı düşünülür. ç.n.

 

 

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült