Edebiyat
Edebiyat

 

 

Çin Şiirinin Tarihsel Gelişimi

Erdem Kurtuldu

 

Doğa uyuyor

Belli Çin şiirleri okuduğu.

-İlhan Berk

 

Qin Öncesi ve Qin-Han Dönemi Öncesi

Çin edebiyat tarihçileri, Qin Öncesi ve Qin-Han Dönemi edebiyatını genel olarak üç tarihi dönem içinde ele alır. şiiri de bu tarihi dönemler içinde incelemektedirler:

 

1-Yin Shang öncesi (MÖ 11. yy öncesi)

2-Batı Zhou, İlkbahar-Sonbahar ve Savaşan Beylikler dönemi (MÖ 11. yy MÖ 2. yy)

3-Qin, Batı ve Doğu Han dönemi (MÖ 11. yy MS 2. yy)

 

Yin Shang öncesi dönem mitolojik unsurlar taşır. İlk yazının Shang Hanedanlığı döneminde (MÖ 16. yyMÖ 11. yy) ortaya çıktığı bilinmektedir. İlkel toplumdan köleci topluma geçilen bu dönem, süslemeli bronz kaplar ve hayvan kemikleri üzerine yazılmış fal yazıtlarıyla önem kazanır. Çin edebiyatının başlangıç dönemidir. Tarımsal üretimle birlikte ortaya çıkan halk şarkıları, efsaneler ve ilk düzyazılar dönemin başlıca örnekleridir. Sözlü edebiyat ürünü olmalarından dolayı az sayıda halk şarkısı günümüze kadar gelebilmiştir. Bunlar Değişimler Kitabı ve İlkbahar-Sonbahar Kitabindik bulunur.

MO 11. yüzyılda yıkılan Shang Hanedanlığından sonra kurulan Batı Zhou Hanedanlığı döneminde (MÖ 11. yyMÖ 771) yönetim sistemi sırasıyla hükümdar, feodal beyler, memurlar ve köylüler olmak üzere sınıfsal bir yapı oluşturmaktaydı. Zhou hükümdar soyunun yönetim gücünün azalmasıyla İlkbahar Sonbahar dönemine (MÖ 771MÖ 476) geçilmiş, daha sonra ise feodal beylerin bağımsız beylikler oluşturmasıyla Savaşan Beylikler dönemi (MÖ 475MÖ 221) başlamıştır. Birbirleriyle güç çatışmasına giren bu beyliklerin zayıflaması sonucu memurlar yönetimde söz sahibi olmuştur. Sınıfsal mücadelelerin yoğun biçimde yaşandığı bu dönemde, özellikle İlkbahar-Sonbahar döneminin sonlarından itibaren ve Savaşan Beylikler dönemi boyunca kendilerine özgü düşünce biçimleri olan birçok düşünür ve bunların temsil ettiği düşünce ekolleri ortaya çıkmıştır. Düşünce ekollerinin ortaya çıkışıyla birlikte Çin düşün alanında ilk kez çok seslilik egemen olmuş, bunun sonucunda da düşünsel ve edebi nitelikli ilk yazılı ürünler verilmeye başlanmıştır.

Çin edebiyatının gelişme dönemi olarak bilinen bu dönemin edebiyatında şiir ve düzyazı ortaya çıkmaktadır. şiirde, Batı Zhou Hanedanlığının başlarından itibaren İlkbahar Sonbahar dönemi ortalarına kadar olan 500 yıllık bir dönemin (MÖ 11. yyMÖ 6. yy) şarkılarını içeren ve ilk Çin şiiri antolojisi olan Shi Jing (Şarkılar Kitabı) ile Savaşan Beylikler döneminin şairi olan Qu Yuan’in (MÖ 340MÖ 278) temsil ettiği yeni bir şiir biçimi olan Chu Ci[1] önem taşımaktadır.

Shi Jing, Qin öncesi dönemde sadece Shi ya da 300 şiir anlamına gelen “Shi Sanbai” olarak bilinmekteydi. Jing bir eserde klasiklik anlamına gelir sözcüğü ise Han döneminin Konfüçyanistleri tarafından verildi. Shi Jing, Konfüçyanizm’in beş klasik eserinden biridir. Zhou Hanedanlığı müzisyenleri tarafından düzenlenmiş olan ve anonim özelliğiyle 305 şarkıyı içeren Şarkılar Kitabı MÖ 483’te Konfüçyüs tarafından kendi siyasal düşünce yapısına uygun olarak yeniden derlenmiştir. Şarkılar Kitabındaki şiirler, daha sonraki şiirlere kaynaklık ederler. Bu şiirler içerik bakımından zengindir. Zhou Hanedanlığının tarihiyle ilgili şiirlerin yanı sıra toplumsal çelişkileri anlatan yergi niteliğindeki şiirlerle savaş, aşk, tarımsal üretim ve halkın geleneklerini konu edinen şiirler vardır. Antolojide 15 beyliğin halk şarkılarının yanı sıra baladlar ve Zhou yönetimindeki bölgelerin şarkıları da vardır. Bunlar toplumsal ve siyasi içerikli olup saray yaşamını anlatmaktadır. Hükümdara övgü niteliğindeki şarkılarla birlikte sunak törenlerinde söylenen dini şarkıları da içermektedir.

Güney Qi Hanedanlığı döneminde yazılan ve Çin edebiyatını ilk inceleyen yapıt olan Wen Xin Diao Long’aa Shi-Jing deki şiirlerin anlatım biçimiyle ilgili olarak halk şarkısı özelliği taşıdığı, benzetme ve betimlemelerden yararlanıldığı belirtilmektedir. Shi Jing de doğa ve eşya betimlemelerinin yanı sıra yinelemeler ve uyak görülmektedir. Çin şiiri, Tang dönemine (618907) kadar belirli bir nazım biçimi izlemez. Şarkılar Kitabınndaki şiirler, 4’er sözcükten oluşan dizeler biçimindedir. 23 sözcüklü dizeler olduğu gibi 567 sözcüklüler de bulunmaktadır. Şarkılar Kitabında yer alan 4’ler şiirinin ardından Han dönemi (Batı Han MÖ 206MS 9/Doğu Han 25220) ve sonralarında Çin şiirinde yeni biçimler görünür. Genellikle halk şarkıları olan ve 4’ler şiirinden kaynaklanan biçimlerdir bunlar. Fu şiiri, 5’ler şiiri (bir dizede 5 sözcük var), 7’ler şiiri (bir dizede 7 sözcük var) ve Yue Fu.

Qin Hanedanlığı Dönemi (MÖ 221-MÖ 206)

Qin, Batı ve Doğu Han dönemi edebiyatı eski Çin edebiyatında yeni biçimlerin geliştiği bir dönemdir. Qin Hükümdarı Shi Huang’ın MÖ 221’de Çin’i birleştirilmesiyle Çin tarihinde ilk kez merkeziyetçi bir hükümdarlık kurulmuştur. Qin Hanedanlığı kısa sürmekle birlikte yöneticileri yönetimde bir dizi değişiklikler yapmış, Batı Zhou Hanedanlığından beri süregelen feodal beyliklerin eski sistemini kaldırarak yeni yerel yönetim birimleri oluşturmuşlardır. Halkın düşüncesini kontrol altında tutmak için kendi yasacı görüşlerine karşı olan düşüncelere karşı çıkmış, özellikle Konfüçyanizm’e karşı katı uygulamalara girişmişlerdir. İlk kitap yakılması bu dönemdedir, sadece astronomi ve tarım kitapları kalmıştır. Yazıda birlik sağlanmıştır. Edebi alanda büyük bir gelişme gözlemlenir, Li Si’nın (?MO 208) siyasi ve övgü niteliğindeki düzyazıları değer taşımaktadır.

Qin Hanedanlığının iç çatışmalar ve köylü ayaklanmaları sonucu yıkılmasıyla MÖ 206’da bir köylü lideri olan Liu Bang, Çin üzerinde egemenlik sağlayarak Batı Han Hanedanlığını kurmuştur. Han Hanedanlığı, Qin’in yıktığı değerleri yeniden benimsemiş, yönetimde daha az baskı uygulamıştır. Ekonominin gelişmesi ve nispeten sakin bir toplum yaşamı, edebiyatın gelişmesine ortam sağlamıştır. Han dönemi başlarında Savaşan Beyliklerin düşünce ekolleri etkisini korumuştur. Bazı yazarlar bu ekollerin geleneğini miras alarak Han toplumunun sorunlarına ilgi duymuş, böylece Konfüçyanizm ağırlıklı siyasi deneme gelişme göstermiştir. Yine bu dönemde önemli bir gelişme tarih yazıcılığının başlamış olmasıdır. Si Maqian (MÖ 145MÖ 86) tarafından yazılmış olan Shi Ji (Tarihçinin Kayıtları), çeşitli biyografi ve monografiler içerir. Ban Gu (MS 3292) tarafından yazılmış olan Han Tarihi yeni bir tarih yazma yöntemi yaratmıştır. Bu iki kitap, hanedanlık tarihlerini yazma geleneğini başlatmıştır.

Hükümdar Wu Dönemi

Batı Han Hanedanlığının yükseliş dönemiydi. Hükümdar Wu, edebiyatta şiirsel anlatım biçimi olan Fu’nun kullanılmasından yanaydı. Chu şiirinden etkilenmiş olan bu şiirsel anlatım biçimini kullanan edebiyatçılar Wu’nun hizmetinde olan memurlardır. Fu, hükümdarın isteğine göre biçim olarak düzyazıya yönelmiş, saraya özgü bir edebi tür olarak özelliğini korumuştur. Hükümdar Wu da şiir yazardı. Fu şiiri, biçimsel, kuru sözcüklere dayanan serbest biçimde yazılmış şiirlerdir. Daha çok en nadir sözcükleri seçip kullanan şairlerin bilgilerini göstermek için yazdığı şiirlerdir. Fu şiiri halka inememiştir, Divan şiiri gibi kapalıdır.

Han dönemi edebiyatının asıl başarısı Yue Fu şiirlerinde görülmektedir. Han şiiri, Yue Fu terimiyle özdeşleşmiştir. Yue Fu, Hükümdar Wu döneminde halk şarkılarının toplanıp düzenlendiği resmi bir müzik kurumuydu. Yue Fu’nun bir diğer anlamı da müzik eşliğinde söylenen şiirlerdir. Daha sonra müzik türü ve biçimsel özelliğine bakılarak başlı başına bir şiir ekolü haline gelmiş ve Yue Fu adını almıştır. 11. yüzyılda Guo Maqian bunları toplayıp Yue Fu Shiji adıyla kitaplaştırmıştır.

Yue Fu Shiji Çin halk şiirleri külliyatı içinde Türklerle ilgili şiirler de vardır. Yue Fu Shiji de. yer alan ve yabancı müzik türü olarak nitelenen Gu Chui (davulla çalman) ve Heng Chui (yatay müzik aletleriyle çalman) şarkıları, MÖ 138’de Hükümdar Wu tarafından Çin’in batı bölgelerine elçi olarak gönderilen Zhang Qian’in (İran’a, hatta Antakya’ya kadar gelmiştir) yanında getirdiği yabancı müzik aletleri ve şarkılarının Çin’e adaptasyonuyla ortaya çıkmıştır. Zhang Qian’in batı bölgelerinden getirdiği “barbar şarkıları”[2] Han müzisyeni Li Yarınian (?MÖ 82) tarafından hükümdarın isteği üzerine orduda çalınmak amacıyla yeniden düzenlenmiştir. Daha sonraki dönemlerde de yabancı müzik aletlerinin Çin ordusunda kullanıldığına ilişkin bulgular mevcuttur. Bu müziğin asıl önemi Çin halk şiirinde yeni bir tür olarak yer alması ve sonradan bu türde şiirlerin oluşturulmasıdır. Bu şiirlerde toprak sahiplerinin halk üzerindeki baskıları, halkın yoksul yaşamı, savaş ve savaşın getirdiği acılar ana konulardır. Yue Fu şiirleri biçim olarak serbest olmakla birlikte dizelerdeki sözcük sayısı 57 veya daha fazla olabilmektedir. Bu dönemin Yue Fu şiirlerinde Çin’in kuzey ve batı bölgelerindeki göçebe kültürlerin yaşamını yansıtan ve tarihi olaylardan kaynaklanan birkaç şiir de bulunmaktadır.

Wei,Jin, KuzeyGüney Hanedanlıkları Dönemi

Wei, Jin, KuzeyGüney Hanedanlıkları MS 2. yüzyılın sonu ile 6. yüzyılın sonuna kadar 400 yıllık bir dönemi kapsar. Toplumsal, siyasal ve düşünsel yönüyle oldukça karışık bir yapı sergilemektedir. Çin’in parçalanma devri olarak bilinen Jin ve KuzeyGüney Hanedanlıkları dönemi, yabancı halkların Çin’e etkin bir şekilde sızarak yönetimde rol oynadıkları bir dönem olarak önem kazanır. Doğu Han Hanedanlığının iç karışıklıklarının ardından Wei, Shu, Wu olarak bilinen Uç Krallık dönemi başlar. Bu ve bunu takip eden dönemler burada anlatılamayacak kadar karışıktır. İlgilenenler ekteki Çin hanedanlıkları kronolojisinden yararlanabilirler. Kuzey ve Güney Çin’in kültürlerinin kaynaşması yeni bir Çin kültürünün ortaya çıkmasını sağlamış, Kuzey Çin’in yabancılar tarafından ele geçirilmesiyle çevreyle olan ilişkilerde büyük bir ilerleme kaydedilmiş, Çin’in kapıları batı ve güneybatı kültürlerine açılmıştır. Kuzeydeki yabancılar batı ile ilişkilerini geliştirirken, güneye inenler yeni ticaret ilişkileri kurmuş, deniz yoluyla dışa açılmışlardır. Bunların sonucunda Budizm Çin’e kadar uzanmış ve böylece ilk kez yabancı bir düşünce akımı Çin’de tutunabilmiştir. Budist yazmaların çevrilmesi ve yabancıların dillerini anlamak için yapılan çeviriler Çincenin ses bilgisine yeni değerler katmıştır. Bu dönemde Çinliler kendi dillerini yabancılara öğretme gereği duymuş, kendi dillerini öğretmek Çincenin ayrı ses özelliklerini fark etmelerine vesile olmuş ve bu bir anlamda Çinlilerde dil bilincinin uyanmasını sağlamıştır. Ses bilgisine yönelik araştırmalar sadece dil alanıyla sınırlı kalmamış, şiir dilinde de kendini göstererek yeni seslerin katkısıyla uyak ve biçim arayışını zorlamıştır.

Bu döneme genel olarak bakıldığında Çinlinin dar dünya görüşü değişmiş, kültürel ve toplumsal bakımdan büyük bir güç kazanılmıştır. Bu gelişmelerin en önemli sonucu, sonra doğan ve temellerinde Yabancı-Çinli sentezi yatan ünlü Tang Hanedanlığının Çin ve Uzakdoğu tarihinde yeni bir sayfa açmış olmasıdır.

4.6. yüzyıl arası Kuzey’in sancılı dönemidir. Kuzey’de savaş edebiyatı varken Güney’de aşk edebiyatı vardır. Eğlence kültürü ve fahişelik yaygındır. Kuzey Güney Hanedanlıkları döneminde özellikle Yangtze Nehri vadisinde ticaretin gelişmesi şehirlerin oluşmasını sağlamış ve ticari merkezler kurulmuştur. Şehirlerin kurulmasıyla halk arasında şarkı ve danslar popüler olmuştur. Bu şarkılar tacirlerin, gemicilerin, şarkıcı kadınların ve şehirli halkın ağzından alt düzeydeki halkın yaşam ve düşüncesini yansıtmıştır.

Han döneminde gelenekleri korumak ve müzik eğitimini oluşturmak amacıyla toplanan halk şarkıları, Güney Hanedanlıkları döneminde yöneticilerin eğlence gereksinimini karşılamaktaydı. Bu dönemde şarkılar hükümdarlara, soylulara ve zengin tacirlere kadın şarkıcılar tarafından söylenilmiştir. Çoğunluğu aşk ve ayrılık şarkılarıdır. Han döneminin Yue Fu şiirleriyle bu bakımdan ortak özellik taşımamaktadır. Biçim olarak 5 sözcüklü 4 dizeden oluşur.

Kuzey Hanedanlıklarında Yue Fu gibi halk şarkıları fazla değildir (70 tane). Genelde Çin’in kuzeyinde yaşayan budunların davul ve boynuz eşliğinde at üzerinde söyledikleri askeri şarkılardır bunlar. Kuzeydeki Xianbi ve Ti Qiang budunlarına aittir. Çoğunluğu Xianbi dilinde söylenmiştir. Kuzey halkının savaşçı ruhunu yansıtır. Aşk, zenginlik, yoksulluk gibi toplumsal konuların yanı sıra kuzeyin doğal özellikleri, bozkırları ve kuzey rüzgarları ele alınmıştır. Şarkıların dili yalın ve canlıdır. 5 sözcüklü dörtlüklerin yanı sıra 7 ve daha fazla sözcüklü dizeler de denenmiştir. Anonim halk şiiiri özelliği taşırlar. Bu şiirlerin Tang şiirinin 7 sözcüklü şarkı dörtlüklerinin gelişmesine öncülük ettiği düşünülmektedir.

Sui-Tang Hanedanlığı Dönemi (581-907)

Temellerinde Çin-Orta Asya sentezi yatan bu dönemde Çin toplumsal, ekonomik ve kültürel yönden gelişmesini sağlamış, 400 yıl süren geçiş döneminin (Kuzey-Güney Hanedanlıkları) ardından yeni bir devir başlamıştır. Sui Hanedanlığı (581618) kısa bir süre sonra köylü isyanları, iç karışıklıklar ve başarısız iç siyaset sonucu hızlı bir çöküş dönemine girmiştir.

Tang yönetimi toplumsal ayrılıkları gidermede daha ılımlı bir iç siyaset gütmüş, yeni bir toprak sistemiyle hızlı bir şekilde ekonominin gelişmesini sağlamıştı. Ülkenin gelişmesiyle ulaşımda da ilerleme kaydedilmiş, Kore Yarımadası, Moğolistan, Orta Asya ve Hindistan ile ilişkiler artarak ticari ve kültürel alışveriş hız kazanmıştır. Tang Hanedanlığının kültürel gelişiminde Orta Asya ile olan ilişkilerinin payı azımsanmayacak boyuttadır. Sui döneminin sonuna doğru Çin karmaşaya sürüklenmiş, bu arada Batı ve Doğu Türkleri güçlü konumlarını yeniden kazanmışlardı. Daha önceki Çin yönetimlerinin de yaptığı gibi Çinliler, iç savaş ortamında dış yardım arayışına girmişler ve Türk güçlerinden yardım almışlardır. Tang Hanedanlığının erken döneminde Türklerle olan siyasi ilişkiler tarih alanının kapsamına girse de kültürel ilişkilerin boyutunu belirlemede bir ön saptamanın yapılmasını gerekli kılmaktadır. Hanedanlığın sonraki dönemlerinde de Türklerle yoğun ilişkiler kurulduğu gözlemlenir. Bu ilişkiler iki Türk kağanlığının kurulmasına, sınır bölgelerindeki ayaklanmalar sonucu yerleştirme siyasetinde başlayan çözülmelere, 755’teki An Lushan İsyanına (Türk asıllı bir general) ve Batı Türklerinden Shatuoların geç Tang döneminde yönetimde etkin bir biçimde söz sahibi olmalarına kadar aralıksız sürmüştür. Bu, edebiyatı da etkilemiş, Kuzey ve Güney Nazmı diye iki biçim içinde gelişmesine yol açmıştır.

Tang dönemi edebiyat ve sanatın en parlak dönemidir. Yöneticileri edebiyata meraklı kişilerdi. Orta Asya şehirlerinin müziği ve müzik aletleri Hükümdar Tai Zong’un ilgisini çekmiştir. Tai Zong bulunabilen bütün edebiyat eserlerini toplatmış ve büyük bir devlet kütüphanesi açmıştır. Her resmi kabul ve ziyafette şiir okunurdu, imparatorun kendisi de şiir yazardı. Bundan dolayı sarayda bulunan her memurun şiir yazmasını şart koşmuştu. İyi şiir yazan herkes devlet işlerinde yüksek mevkilere sahip oluyordu. Bu da edebiyatın gelişmesi için ortam sağladı. Edebiyat saray ve soyluların tekelinden çıkarak orta halk kesimlerine inmiştir. Bu dönem Çin’in toplumsal istikrar dönemi ve klasik Çin şiirinin altın çağı olarak bilinir.

Şarkılar Kitabından Han Yue Fularına kadar Çin şiirinde Güney Nazmı baskındır. Kuzey Nazmına göre daha zengin ve üstündür ama ruh yönünden kuru ve yapaydır. Yalnız aynı tonların oluşuna önem verilmiş, sözcüklerin en güzeli seçilmiş, böylece de doğallıktan uzaklaşılmıştır.

Tang döneminde Güney Çin’in etkisi altındaki Çin şiiri, bu nazmın kalıplarını reddetmeyen ama Kuzey şiirlerinin içeriği ve duygusallığını da şiirlerinde kullanan büyük şairlerle birlikte altın dönemine girmiştir. Doğa, ayrılık, aşk, savaş, mevsimler, kavuşma, imparatorlukların kurulup yıkılması ve insana dair ne varsa şiirlerin konusu olur. Bu yeni şiirin ilk örneklerini Chen Zi’ang vermiştir. Sırasıyla Wang Wei, Li Bai ve Du Fu gibi şairler bu dönemin en parlak şiirlerini yazmışlardır. Bu şairleri, Bai Juyi’nin başını çektiği, şiirlerinde mümkün olduğunca halk dilini kullanmaya çalışan şairler izler. Öyle ki Bai Juyi, şiirlerini temize çekmeden, halktan bir kadına okur ve kadın onu anladığı takdirde şiirini mükemmel addederdi.

Tang döneminde “Lü” şiiri gelişmiştir. şiir, istenilen uzunlukta yazılır, şiirin kuruluşu için sözcüğün tonu esas tutulurdu. Bu biçimde şiir yazmak çok güçtü, pek az şair bunda başarılı olabilmiştir. şiirler genelde iki dörtlükten oluşmaktadır. Daha çok şarkı türüne giren “Ci” da bu dönemde ortaya çıkmıştır. Müziğe göre ad alır, satırlar istenilen uzunlukta yazılır ve dizeleri şarkının bestesine göre uygun olarak yapılırdı. Bu şiirler için yüzden fazla beste vardır. En çok bu dönemde yazılmıştır ama olgunlaşma dönemi Beş Hanedanlık dönemidir (906960).

9. yüzyılın sonlarına doğru hanedanlığın parlaklığı yavaş yavaş bir anıya dönüşürken Li Shangyin başta olmak üzere birçok şair övgüler düzen, çiçeklerle kokuları, rüzgarla bulutu anlatan saray şiirine yöneldiler. Song Hanedanlığı (Kuzey Song 9601127/ Güney Song 11271279) döneminde şiir, Tang dönemindeki kadar ilgi görmemiş, eski nazım şekillerinde şiir yazımına devam edilmiştir. Bu dönemde Ci şiiri iki tema üzerinde gelişme gösterir. ilki aşk ve hüzün, diğeri ise cesaret ve güçtür. Yuan Hanedanlığı (12711368) Moğolların Çin’i egemenlikleri altına aldıkları bir dönemdir.

Yuan edebiyatına genellikle Za Ju adıyla bilinen ve müzik eşliğinde icra edilen şiirsel drama türü hakimdir. Edebiyat, sonrasında Ming (13681644) ve Qing (16441911) Hanedanlıklarında en üst düzeyine erişecek olan romana yönelir. 1900 yılından sonra dilde sadeleşme hareketi başlar. Birçok şairin sade dille şiirler yazmaya başlaması modern şiirin başlangıcı olur fakat sonradan birçoğu, Batılı şairlerin etkisi altında kalarak taklit şiire yönelir.

Bu seçkide Çince isimlerin Latin harfleriyle yazımında “pinyin” transkripsiyon sistemi kullanılmıştır. Seçkide Çin şiirinin altın çağı olan Tang dönemine ağırlık verilmiş, diğer dönemlerin şiirleriyse Çin’de ve dünyada en bilinen örneklerden seçilmiştir.


 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org  
 

 

 

 

 
 + Büyüt | - Küçült