|
 
 
 

 

 

Zor İnsanlarla Baş Etmek

A. C. Ping


Bir insana tıpkı olduğu gibi davranın, olduğu gibi kalacaktır. Bir insana olabileceği ve olması gerektiği gibi davranın, olabileceği ve olması gerektiği gibi olacaktır.

-Goethe 

Evet, yol boyunca bazı zor insanlarla karşılaşmış olabilirsiniz. Her zaman sizi yolunuzdan uzaklaştırmaya çalıştıkları görülür.

Kastettiğim insanları bilir misiniz? Dengenizi bozan ve belki de sizi sağlıksız bir kişi olmanın eşiğine getiren insanlar.

Açıklamama izin verin...

Kathy isimli bir kızla ev arkadaşı olmuştum. Ben, zamanında kirayı ödemekten sorumluydum ve o da kirasını benim hesabıma yatırmakla yükümlüydü. Birlikte yaşadığımız altı ay boyunca, bunu hiçbir zaman zamanında yapmadı. Her ikimiz de ev için yiyecek alıyorduk fakat o şaşmaz biçimde bütün birayı içiyor ve yenisini almıyordu. O dönemde iş gezilerine çıkıyordum ve bir hafta sonra eve döndüğümde evde yiyecek ve içeceğin olmadığını görüyordum. Bu konularla ilgili konuştuğumda, hemen tepki gösteriyor, onu yönetmeye çalıştığımı ve kendisini evinde gibi hissetmesine izin vermediğimi belirtiyordu.

Olacak şey mi?

Bu zor bir işti. Eğer ona sert davransaydım tam olarak bana yaptığımı söylediği şeyi yapmış olacaktım ve hemen kurban konumuna girecekti. Eğer yaptığı bütün şeyleri görmezlikten gelseydim, kullanıldığımı hissedecektim ve bu durumdan dolayı giderek daha fazla hüsrana uğrayacaktım.

Bunun gibi bir sürü insanla karşılaşabiliriz. Onlar kendi dünya görüşlerine sizi de çekmekte çok ustadırlar ve bir kez sizi istedikleri yere taşıdıklarında uzaklaşmak çok zordur. Anahtar unsur, belirli bir biçimde tepki vermenizin istendiğini anlamaktır. Unutmayın, gerçek güç, herhangi bir durumda kendi tepkinizi belirleyebilmektir. Tepki verir vermez, kontrolünüzü kaybedersiniz.

Kathy'nin bir erkek arkadaşı vardı, Gareth. Bir hafta sonu eve döndüğümde, bulduğum notta şöyle yazılıydı: "Sakın korkma, Gareth birkaç günlüğüne eve taşındı."

Sakın korkma! Neden korkacaktım? Birkaç günlüğüne uzaklaştığımda eve bir başkasını mı aldın? Cep telefonumu bilmiyor musun? Beni aramayı hiç düşünmedin mi?

Notta şöyle yazılmalıydı: "Seni korkutmayı isterdim çünkü böylece sen bir baş belası olacaktın, Gareth da kurban."

Zor insanlar sizin desteğinize muhtaç bir dünya görüşüne sahiptirler. Sizin için tuzaklar kurarlar ve bunlara düşmenizi isterler. Böylece kontrolü ele alırlar ve davranışları bağışlanır.

Genelde zor insanlar kötü niyetli değillerdir. Hayatlarını yaşam biçimleri için bağışlanacakları biçimde kurmuşlardır, çünkü dünya adaletsizdir ve onlar da kurbandır. Sonuçta zihinlerinde karmaşa hakimdir ve bu da onları yaşamda gerçekten istediklerini yapmaktan alıkoyar. Dünya görüşlerini destekleyecek sürekli bir kanıt akışına ihtiyaç duydukları için bu durumları yaratırlar. Ve işte siz ve ben buradayız.

Gareth'e geri dönelim. Çok geçmeden eve geldi ve evi tıpkı bir otel gibi kullanmaya başladı. İstediği gibi girip çıkıyordu, genelde sadece buzdolabında ne varsa onu yemek için duruyordu.

Birkaç hafta sonra canıma yetti ve ona, kendisine yaşayacağı başka bir yer bulmasını söyledim. Peki, tepkisini tahmin ettiniz mi? Evet doğru! Nasıl bir baş belası olduğuma ve ne kadar haksızlık yaptığıma dair söylendi durdu. Evde kaldığı için ne kadar şanslı olduğunu bir saniye bile düşünmedi. Kendi dünya görüşüne göre kendisi bir kurbandı ve dünya adaletsizdi, dolayısıyla sadece buna uygun hareket ediyordu. Dostlarına gidip, kendisine nasıl kötü davranıldığını anlattı. İşte, onların sempatisini uyandırdı. "Zavallı, nasıl biri sana bu denli korkunç davranabilir?"

Bu dünya görüşü, Gareth'in kendi kendine şu tarz şeyler söylemesine izin verir: "Eğer dünya bu kadar adaletsiz olmasaydı, yapmayı istediğim her şeyi yapabilirdim." Bu karmaşa Gareth'i yaşamda herhangi bir şeye teşebbüs etmekten kurtarır.

Bu tür insanlarla nasıl baş etmeli?

Zor insanlarla nezaket ve hakikatle yüzleşin. Yaşamda her zaman başkalarının gözünde iyi insan olamayacağınızı kabul edin. Zor kararlar alabilmelisiniz ve bunu ancak neye inandığınızı bildiğinizde ve bunu sürdürmek için kendinize güvendiğinizde yapabilirsiniz.

Oyunu oynamayı reddedin, manipüle edilmeyi reddedin, kontrolü bırakmayı ve tepkisel olmayı reddedin, inançlarınızın cesaretine sahip olun ve yolunuza devam edin. Eğer siz bu oyunu oynamayı ve bir baş belası olmayı reddederseniz, dikkatlerini kendilerine çevirmek zorunda kalacaklardır ve bu da onların istediği en son şeydir.

Eğer orada durup tepki göstermemek için irade gücüne sahipseniz, hızla bu insanlar sizden uzaklaşacaklardır ve oyunlarını oynayacakları bir başka kişi bulacaklardır.

BEDELİ ÖDEMEK Mİ?

Bazı insanlar için yaşam gerçekten de kolay görünür. Bunu geçmiş yaşam karmasına bağlayalım ve geçelim. Geri kalanımız için yaşam, hayalleri izlemek, mücadele etmek olabilir ve genelde bunun için bir bedel ödenir.

Bazen o fiyat fazlasıyla yüksektir ve diğer zamanlarda bedelini ödememek için bahaneler buluruz. Zihnimiz bize oyunlar oynar, maymun bizi kontrol etmek ister ve çoğumuz sıklıkla bu tuzağa düşeriz.

Yıllar önce bir film senaryosu yazmak istemiştim fakat korkunç olmasından korkuyordum. Korktuğumu kabul etmeye yanaşmıyordum dolayısıyla yeterince param olur olmaz yazmaya başlayacağımı düşünüyordum. Doğal olarak, bu hiçbir zaman olmayacaktı çünkü bir yanım yazmaya başlamayı istemesine rağmen diğer yanım ormanda salınmaktan keyif alan maymun bunu yapmaya niyetli değildi.

Yeni bir şey yaratmak zihinlerimizde oluşturduğumuz bahaneleri açığa çıkarma yeteneğine dayanır. Şirket yöneticilerine haftada kaç saat çalıştıklarını sormayı severim. Genelde elli ya da altmış derler. Sonra kaç saat çalışmayı tercih ettiklerini sorarım ve otuz ila kırk yanıtını alırım. Neden yapmadıklarını sorarım. En yaygın sebep, günümüzün iş düzeninin böyle olmasıdır, dolayısıyla çok çalışmaları gerektiğine inanırlar. Buna kim karar verir? Bu sadece yöneticilerin genel konsensüsüdür ve korku güdümlüdür; daha az çalıştıkları takdirde konsensüse uymayacakları korkusu, daha az çalıştıkları takdirde geride kalacakları korkusu, daha az çalıştıkları takdirde bir başkasının ellerindeki işi alacağı korkusu.

Eğer uzun saatler çalışmak istiyorsanız, hiç durmayın. Eğer istemiyorsanız yapmayın. Korku sizi yönetmesin, amaç güdümlü olun. Fakat bu büyük bir fakattır ödenecek bir bedel olduğunu fark edin ve bunu ödemeye gönüllü olun. Tam bir sorumluluk alın.

Aynı zamanda, bir şeyi uzun süredir yaptığınız ölçüde derinlerde kökleştiğini ve bu kalıbı kırmanın giderek güçleştiğini de bilin.

Her davranışta, bir bedel ve bir kazanç vardır. Bunların ne olduğuna dair açık olun, ne istediğinizi bilin ve yaşamınızda yeni bir yol yaratmak için size yardım edecek birini bulmaya hazır olun.

ÖDÜLÜ KAVRAYIN

Düşmanlığın yöntemleri çirkin sinsice ve zehirli

Tıpkı değerli bir mücevher gibi. Beğendiğiniz Gibi,

Shakespeare 

Karşılaştığımız her meydan okuma, aynı zamanda bize bir güç ödülünü de kavrama fırsatını sağlar. Gizemli görünüyor, değil mi?

Yaşamınızda bir meydan okumayla karşılaşmanız, her seferinde inançlarınız ve niyetinizin ne kadar güçlü olduğunun sınanmasına yol açar. Her seferinde söz konusu inançları savunma cesaretinizin olup olmadığı size sorulur. Eğer inandıklarınızı savunur ve bu meydan okumayla dosdoğru yüzleşirseniz, niyetinizin geçerliliğine dair yenilenmiş bir inançla ortaya çıkarsınız.

Büyük olayları gerçekleştirmek için, büyük zorluklardan geçen insanlara hayran oluruz. Çevrelerinde sanki, "Benimle uğraşmayın, neyi istediğimi çok iyi biliyorum. Savaşta her şeyiyle sınandım," diyen bir aura taşırlar.

Yaşamınızda karşılaştığınız meydan okumalar aynıdır. Bunlarla cesur bir şekilde karşılaşın. Meydan okuma büyük olduğu ölçüde, ödülü de büyüktür.

Duygu yüklü kadınlar beni hep korkutmuştur. Onlarla nasıl baş edileceğini bilemem, dolayısıyla kolaylıkla hırçınlaşabileceğini bildiğim kadınlarla yüzleşmekten kaçınırım. Sonuçta, evren benim bu hususla yüzleşme anımın geldiğine karar vermiş olmalı. Bir kadının duygusal davrandığı durumlarla tekrar ve tekrar karşılaşmaya başladım.

Bunu çok çeşitli bir yelpazede deneyimledim: Annem meydana gelen bir şey için hüsrana uğradı ve ağladı. Kız arkadaşım bana bağırdı ve ağladı. Birlikte çalıştığım bir bayan bana çok öfkelendi ve bir arkadaşım derin bir depresyona girdi.

Başlarda tepkilerimi kontrol edemiyordum, demek istediğimi söylemekten acizdim. Sadece bu durumlardan mümkün olduğunca çabuk kaçmak istiyordum. Fakat yavaş yavaş, her bir durumla yüzleşip davranışlarımı işledikçe, kendimi bulmaya başladım ve sadece tepki göstermeyi durdurdum. Giderek güç ödülünü kavramaya yetkin oldum.

Bunu kontrol edebildiğimi anladığım gün, en duygu yüklü kadın arkadaşımın havuzunda oturduğum gündü. O gün havuzun filtresi bozuldu. Becerikli biri sıfatıyla, bunu onarmaya karar verdim ve güvenle muslukları döndürmeye ve vanaları tespit etmeye başladım. Aniden, arkadaşım omzumun üstünden bakarken, filtre pompası bir tür kükreme sesi çıkardı. Patlamayla birlikte, borulardan biri açıldı ve fışkıran suların altında kalakaldık.

Dostuma baktım, o an için onun tepkisinden korktum ve sonra gülmeye başladım. Çok geçmeden o da bana katıldı ve o günden beri bu ödülü zevkle deneyimliyorum.

Başka durumlar bize farklı türde ödüllere ulaşma fırsatlarını sunarlar. Fakat bunların hepsi de ortak bir unsuru barındırır: Cesaret zorunluluğu.

CİDDİ OLUN

Önemli olan eleştiri değildir; ne kuvvetli insanın nasıl sendelediğini gösteren kişi, ne de işleri yapanın nasıl daha iyi yapabileceğinin belirtilmesi. Bütün itibar gerçekten sahada olan kişiye aittir; yüzü ter, toz ve kan içindedir; kahramanca çabalar; tekrar ve tekrar hata yapar ve başarısız olur; büyük coşkuları bilir ve kendisini değerli bir davaya adar ve başarısız olduğu takdirde en azından büyük davranarak başarısız olur. Bu nedenle, onun yeri hiçbir zaman ne zafer ne de yenilgiyi tatmış olan, o soğuk ve çekingen ruhlarla birlikte olmayacaktır.

Theodore Roosevelt

Mutlu olmak ve hayallerinizi izlemek, yaşamda izlenecek ortalama bir yol değildir. Çoğunlukla insanlar birçok hayalle yola koyulurlar, sonra birçok taviz verirler, niyetli olmadıkları durumlarda sıkışır kalırlar, sonra sadece yolu izlerler ve bunu en kazançlı biçimde yapmaya çalışırlar. İşte bu sebeple yasal olmayan ilaç sanayi çok güçlüdür. Tatmin edilmemiş bir yaşamda, kaçış zaman zaman bir gereklilik halini alır.

Fakat kişinin, hayallerini izlemesinin tozpembe bir yol olduğuna da inanmayın. Ciddi olun, özgürlüğü izlemenin getirdiği meydan okumanın, yol boyunca birçok kişinin öfkesiyle karşılaşacağını da kabul edin.

Kıskançlık, başkalarını negatif şeyler yapmaya ve söylemeye itebilir. Yaşamın tutkularını izlemekte aciz kalmaktan dolayı benliğe karşı öfke duyulması da son derece yıkıcı bir şey olabilir.

İzlemek ve yol boyunca rastladığınız kişilere telsim olmamak, şefkat ve büyüme yeteneğini gerektirir. Bencil amaçların izlenmesi, bizi sadece ben merkezli bir dünya görüşüyle sınırlar ve işte burada denge devreye girer.

Denge... Böylece "yaparken kim olduğunuzu" belirleyebilirsiniz. Eğer işe yaramaz biriyseniz, başarılı ve ünlü olmanın bir manası yoktur. Çünkü mutsuz olmanız neredeyse temin edilmiştir ve işte pürüz de buradadır. Mutsuz olmak, çalışmanın tüm amacını yenilgiye uğratacaktır.

Ciddi ama nazik olun, kendi amaçlarınızı izleyin ama birlik ve bütünlüğü kucaklayın.

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org