|
 
 
 

 

 

Ruh Sağlığı Nedir?

Atalay Yörükoğlu


Sağlığın tanımını yapmak, sayrılığı (hastalık) tanımlamaktan daha güçtür. Sağlık, «bedensel, ruhsal ve toplumsal iyilik durumu» olarak tanımlanmaya çalışılmıştır. Bu tanım yanlış değilse de çok geneldir. Hekimlikte, belli belirtiler bir arada görülünce belli bir sayrılık tanısı konur. Ancak her belirti, kişinin sağlıksız olduğunu kanıtlamaz. Örneğin, her diş çürüğü ya da baş ağrısı birer belirtidir, ancak gerçek anlamda sayrılık değildirler. Bunun gibi her korku, üzüntü ya da kaygıyı bir ruhsal bozukluk saymak da yanlış olur. Sağlıklı durumdan her türlü sapmayı bir sayrılık sayarsak «Yeryüzünde sağlıklı insan yoktur» demek zorunda kalırız.

Daha gerçekçi ölçütler yardımıyla da ruh sağlığı tanımı yapılabilir: Ruh sağlığı, kişinin kendi kendisiyle ve çevresiyle sürekli bir denge ve uyum içinde olmasıdır, diyebiliriz. Ancak bu denge ve uyumun katı ve durağan bir nitelik taşımayıp, değişken bir denge ve esnek bir uyum olduğunu belirtmek gerekir.

Ruhsal bakımdan sağlıklı bir insanda aranacak özellikleri, ayrıntılara inerek açıklayalım:

a) Kişinin kendi kendisiyle uyumlu olması her şeyden önce ruh hekimliğinde bunaltı (anksiyete) denen kaygılardan, kuruntu ve kuşkulardan uzak olmasına bağlıdır. Günlük kaygılar ve üzüntüler her sağlıklı insanda vardır ve ruhsal uyumsuzluk belirtisi sayılmazlar. Ancak nedeni belli olmayan ya da uzun süren bunaltı ve kaygılar ruhsal dengeden sapmanın göstergeleri olabilirler.

b) Kişi, içinde yaşadığı yakın ve uzak çevrede ilişkiler kurup sürdürebilmelidir. Aile üyeleriyle birlikte başka meslektaş kümeleri ve topluluklarla işbirliğine girebilmeli; iş ilişkileri dışında arkadaşlıklar kurabilmelidir.

c) İnsanlarla geçinme ve işbirliği yapmanın ötesinde, sevgiye ve saygıya dayalı bağlar kurabilmelidir. Aile üyeleriyle bağlılığını sürdürürken toplum içindeki ilişkiler alanını genişletebilmelidir. Karşı cinsle de sevgiye dayalı ilişkilere yönelmeli, eş seçmede kendi başına sorumluluk alabilmelidir. Başka bir deyişle, kişi sevebilmeli ve karşılığında sevgi bulabilmelidir.

d) Kişinin kendine güveni olmalıdır. Davranışları nı ve yeteneklerini gerçekçi olarak tartabilmelidir. Kendini başkalarının gözüyle de görebilmelidir Yete nekleriyle orantısız bir üstünlük ya da aşağılık duygusu içinde olmamalıdır. Gerçeğe uygun bir özsaygısı olmalıdır.

e) Kişi, toplumda bir yeri ve görevi olduğu duygusunu edinmiş olmalıdır. Yeteneklerini geliştirebilmeli ve verimli işe yöneltebilmeli, çalışmasından ve başarılarından ian tat almalıdır.

f) Kişinin, geleceğe dönük tasarıları olmalı bu amaçlara ulaşmak için gerçekçi bir yolda çabalamalı, sıkıntılara katlanabilmelidir. Gerçekleşmeyen isteklerini başka yollardan doyum sağlayabilmelidir.

g) Kişinin karşılaştığı güç durumlarda baş vuracağı bir yedek gücü bulunmalı ve yeni durumlara uyma esnekliği gösterebilmelidir. Başarısızlıklardan yılmamalı, güç durumlarda kendini koyvermemelidir. Geleceğe dönük umudu ve savaşım gücü ile karşılaştığı engelleri yenmeye çalışmalıdır.

h) Bağımsız olarak girişimler yapabilmelidir. Kendi başına kararlar alıp uygulayabilmen, eylemlerinin sorumluluğunu taşıyabilmen ve sonuçlarına katlanabilmelidir. Yanılma ve başarısızlıklardan ders alabilmeli, yanlışlarını düzeltmeye çalışmalıdır. Yanılgılarını başkalarına yüklememeli, kendini eleştirebilmelidir.

i) Kişinin yaşadığı çevre ve toplumla ters düşmeen, inandığı değerleri ve inançları olmalıdır. Hiç kime toplumun törelerini, geleneklerini, değer yargılarını e ahlâk kurallarını tümden yadsıyamaz; ya da kendili onların dışında ve üstünde göremez. Ancak kişi yedliklere de açık olabilmeli, toplumun çağdışı yasaları e değer yargıları önünde eli kolu bağlı kalmamalıdır, iaşka bir deyişle, toplumun başı eğik bir üyesi olmak merine, onu etkileyen ve katkı yapan bir üyesi olmaya çalışmalıdır. Örneğin, ırk ayrımı, din ayrılığı konusunla çevresine önyargılarıyla bağlanıp kalmamalıdır. Bunun yanında başkalarının inançlarına, paylaşmasa la, saygılı ve hoşgörülü olmalıdır.

j) Son olarak, ruhça sağlıklı bir insanın, mesleği dışında eğlendirici, dinlendirici ve kişiyi geliştirici uğraşıları olmalıdır. Bu uğraş, sanat, spor ve toplumsal yardımlaşma alanlarında olabilir.

Büyük ruh hekimi Sigmund Freud, ayrıntıya girmeden, ruh sağlığını «Sevmek ve Çalışmak» diyerek iki sözcükle özetlemiş. Gerçekten sevebilen ve verimli çalışan bir kişi, ruh sağlığına oldukça yaklaşmış bir dişidir. Ruhsal sorunları olsa da dengesi bozuk değildir.

Yukardaki açıklamalardan anlaşıldığı gibi, ruhça sağlıklı kişide aranan nitelikler, olgun bir insanda bulunması gereken niteliklerdir. Olgun kişi sever ve sevilir. Davranışları tutarlı, gerçekçi ve özgürdür. Çevresiyle ilişkileri olumludur. Toplumda bir yeri ve görevi olduğunun bilincindedir. Yeteneklerini belli bir amaca yöneltir, doğru ve verimli olarak kullanır. Kendine güvenir, engeller karşısında umutsuzluğa kapılmaz. Esnekliği ve hoşgörüsü vardır. İnsanların davranış ve tutumlarım gülmece (mizah) açısından görebilir. Başkalarının olduğu gibi, kendi yanılgılarına da yerinde gülüp geçebilir. Alman ozanı Goethe'nin dediği gibi «Olgun insan, kendine gülebilen insandır.»

Ruh sağlığı yerinde bir kişide aranacak nitelikler daha da artırılabilir. Ancak o zaman gerçeklerden uzaklaşabiliriz. Çevremizde gördüğümüz dengeli ve uyumlu kişiler yerine «ermiş insan» tanımına yaklaşmış oluruz.

Yukarda açıklamaya çalıştığımız niteliklerin hepsini bir kişide toplanmış olarak görmek kolay değildir. Ancak bu niteliklerin birbirinden büsbütün ayrılamayacağım da hesaba katmak gerekir. İnsanın uyumu bu nitelikleri kişiliğinde ne ölçüde ve nasıl bir denge içinde bağdaştırdığına bağlıdır. Örneğin, yetenekleri kısıtlı bir insan, içindeki başarı eksikliğini, çevresiyle sıcak ilişkiler kurarak, yani sevilen, aranan bir insan olarak kapatabilir. Tersine; insanlarla sevgi ilişT kileri kurmakta sınırlı yeteneği olan bir kişi, başka bir alanda bu boşluğu doldurmaya çalışır. Örneğin, insan ilişkilerinde kendini yeterli görmeyen kişi politikaya yönelmek yerine, bilimsel bir alanda çalışmayı seçer. Kısacası her birey, ruhsal gereksinimini kendi yetenek ve eğilimlerine uygun olarak en tutumlu yoldan doyurma yolunu seçer. Bir alandaki eksikliğini, başka bir alanda denkleştirerek, ruhsal dengesini sürdürür.

Ruh sağlığı da, beden sağlığı gibi koşullara göre değişip bozulabilir. Başka bir deyimle, ruh sağlığı, salt ve değişmez bir durum değildir. Dış baskılar belli bir ölçüyü aşınca, herkesin ruhsal dengesi sarsılabilir. Ortaya, bunalımlar, üzüntüler, kaygılar, iç çatışmalar ve davranış bozuklukları çıkabilir. Örneğin, aile içinde ölümler, ağır hastalıklar, işsizlik, boşanma, can güvenliğinin olmayışı, doğal yıkımlar, herkesin ruhsal dengesini geçici veya sürekli olarak sarsabilen dış etkenlerdir. Bununla birlikte, insanların dış baskılar karşısında değişik dayanma gücü olduğu da bir gerçektir. Bu nedenle herkesin kırılma noktası birbirinden değişiktir. Örneğin, zengin bir kişi için varlığını yitirmek onu canına kıymaya götürebilir. Başka bir kişi, varlığını yitirmeye değil, sevgilisinin yüz çevirmesine aynı tepkiyi gösterir. Ayrıca, her kişinin güçlü ve zayıf olduğu alanlar vardır. Kişi eski yaşantılarının etkisiyle kimi dış örselenmeler karşısında, daha duyarlı ve güçsüz kalmaktadır.

İnsanların ruh sağlığı yönünden, sağlıklı ve sağlıksız olarak iki kümeye ayrılamayacağını bilmek de yararlı olur. İnsanlar akla kara gibi, deliler ve akıllılar diye iki uçta toplanmazlar. Delilikle ruh sağlığı arasında uzun bir geçiş alanı vardır. Kimi insanlar, olumsuz dış etkenlerle hemen bozuluveren, çok gevrek bir ruhsal yapıdadırlar. Ancak kendi alıştıkları çevre içinde ve destek aldıkları kişiler yanında dengelerini koruyabilirler. İşyeri ya da ülke değiştirme dengelerini altüst edebilir. Yabancı ülkelere okumak ya da çalışmak için gidenler, belli bir bocalama döneminden sonra, yeni çevreye uyum yaparlar. Kimi insan ise yurt özlemine dayanamayıp ya geri döner, ya da dönemez, ruhsal bir çöküntüye uğrar.

Ruh sağlığının bozulması, kişinin çalışmasını, çevreyle ilişkisini, kısacası, tüm yaşamını etkiler. Bu bakımdan, kimi ruhsal bozukluklar beden hastalıklarından daha yakıcıdır. Nedenini bilmediği üzüntü, kaygı ve kuruntulardan kurtulamayan kişi karamsardır, tedirgindir, güvensizdir. Kısacası mutsuzdur. Kişinin mutsuzluğu çevresine de bulaşır, insanlar arası ilişkileri bozulur.

Ruhça sağlıklı kişinin her zaman mutlu kişi olmadığını belirtmekte yarar var. Ruhsal bakımdan dengeli bir insan da elinde olmayan nedenlerle, örneğin, sevdiği birinin ölümüyle mutsuzluğa düşebilir. Ancak dengeli bir kişi yaşamın ayrılmaz bir parçası olan bu gibi olaylar altında ezilip kalmaz. Başka bir deyişle, dengeli insan, dayanma gücü ve esnekliği nedeniyle çetin dönemlerden en az yara alarak çıkabilir.

Bu bakımdan ruh sağlığı, mutlu yaşamın bir güvencesi sayılmamalıdır. Bunalımsız ve kaygısız bir yaşam düşünülemez. İnsanoğlu yaşamı boyunca büyük küçük birçok sorunları çöze çöze olgunlaşır. Günlük yaşamında kendi istek ve eğilimleriyle çelişen sayısız engelle karşılaşır. Bu engelleri aşmak isterken kimi zaman çevresiyle, kimi zaman da kendi kendisiyle çatışmaya girer, bocalar. Zorlukları yendikçe güçlenir, daha çetin, sınavlara kendini hazırlar. Karşılaştığı sorunları, tüm gücünü kullanarak, dış koşulları da göz önünde tutarak çözmeye çabalar. Güçsüz ya da yetersiz kaldığı durumlarda başarabildiğiyle yetinir. Oysa, ruhsal sağlığı yerinde olmayan kişi gerçeği iyi değerlendiremez. Tepkileri duruma uygunluk göstermez. Başka bir deyimle, uyumsuz kişi sorunları çözeyim derken kendine yeni sorunlar yaratır. Bir bakıma, uyumsuz kişiliği onun yazgısını belirler.

İnsanoğlunun kimi yaşantılar karşısında gösterdiği tepkiler, ilk bakışta bir ruhsal sayrılığı (hastalığı) andırır: Örneğin bir kimse düşünelim ki karamsarlık içindedir, az konuşur, durgundur, üzgündür. Çalışma isteği azalmış, yemeden içmeden kesilmiş ve uykusu bozulmuştur. Sevinip gülemez, yaşamdan usanmış gibidir. Böyle bir kimse ilk bakışta ruhsal bir çöküntü (depresyon) içinde sanılır. Ancak bu insanın, kısa bir süre önce eşini, çocuğunu ya da bir arkadaşını yitirdiğini öğrenirsek, iş değişir. Kişi ruhsal bir sarsıntı geçirmektedir, yas içindedir ama ruh sayrısı değildir. Sevilen kimsenin yitirilmesine en doğal tepkiyi göstermektedir. Asıl böyle bir durumda, kişinin yas tutmayışı sağlıksız olurdu. Nitekim kimi ruh hastaları, böyle olağanüstü durumlarda bile umursamaz davranırlar; hiç uygun olmayan duygusal tepkiler gösterirler.

Bu tartışmalardan çıkabilecek bir sonuç da ruh sağlığının değişken ve göreceli bir kavram olduğudur. İlerde ayrıca tartışılacağı gibi, ruhsal gelişme dönemlerine göre de değişkenlik söz konusudur. Ruh sağlığı toplumsal bakımdan da görecelik taşır. Çünkü, sağlıklı ve sağlıksız davranış değişik toplumlarda ayrı anlamlar taşır. Örneğin, kimi toplumda, vurucu, kırıcı, beli tabancalı kişiye yiğit, kabadayı ya da efe gözüyle bakılır. Oysa başka bir toplumda, ya da aynı ülkenin başka bir kesiminde, topluma karşıt (Antisosyal) kişi olarak görülebilir. Kimi ilkel topluluklarda, yoktan sesler duyan, kendi kendine konuşan biri, ermiş kişi diye saygı görür. Gelişmiş bir toplumda ise ya deli ya da dengesiz kişi olarak damgalanır. Bunun tersi de olabilir. Çok dengeli ve uyumlu bir kişi çoğunluğun kuşkulu ve saldırgan olduğu bir ortamda dengesini yitirebilir. Örneğin, herkesin kan güttüğü, biribirine pusu kurduğu bir çevrede böyle bir kişi uzun süre canlı kalamaz. Başka bir deyişle, saldırganlığın ve kargaşanın egemen olduğu bir toplumda, dengeli kişi, uzun süre dengesini koruyamaz. Kişi ile toplumun bu çeşit çatışması Lübnanlı yazar Halil Gibran'ın bir öyküsünde çok güzel dile geliyor:

Ülkenin birinde bilge bir kral varmış. Ülkesinde herkesin mutlu yaşadığı bu bilge krala, bir gün kötü bir haber iletmişler. Krala düşman olan bir büyücü, ülkenin bütün su kaynaklarına ve kuyularına büyülü su katmış. Sudan içen herkes bir bir delirmiş. Kısa sürede kral ve yöneticilerden başka ülkede dengeli tek bir kişi kalmamış. Çok geçmeden deliren halk kralın iyi yönetimine başkaldırmış. Bunu gören kral o büyülü sudan getirtmiş. Hem kendi içmiş hem de yöneticilere içirtmiş. Böylece o ülkede yönetenlerle yönetilenler arasındaki denge yeniden kurulmuş.

 

 

 


 


Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org