Mutlu Olmak Polyannacılık mı?
Üstün Dökmen
Mutsuz olmayı, şuna buna söylenmeyi, karamsarlığı öylesine derinden
öğrenmişiz ki, "Bu ülkede yaşanmaz"
ve nihayet "Batsın bu dünya" demeye hakkımız olduğunu düşünüyoruz sonuçta.
Ve daha da kötüsü, iyimser birini gördüklerinde canları sıkılıyor
kötümserlerin, adeta "Şuna bir şey söyleyeyim de keyfi kaçsın" diyorlar
içlerinden. Yıllardır seminerlerimde iyimser olmanın öneminden söz ettiğimde
en az bir kişi çıkıp "Hoca iyi de o zaman bu
polyannacılık olmaz mı?" der. Bu karamsarlığa prim veren bakış tarzı beni
üzüyor. Şimdi söz konusu cümleye tekrar bakalım:
"İyimserlik, küçük şeylerden mutlu olmak polyannacılık sayılmaz mı?"
Bu görüşte, sanırım iki hata var. Birincisi "iyimserlik eşittir
polyannacılık" iddiasıdır ki bu doğru değildir, ikincisi böyle söylendiğinde
polyannacılığın kötü bir şey olduğu varsayılmaktadır. Polyannacılığın kötü
olduğunu kim söyledi?
Polyannacılık, kayba uğradığımızda, elimizde kalanları
fark etme ve sevinme becerisidir. Polyannacılık bir psikolojik savunma
mekanizmasıdır, aşırı olmadan yerinde kullanıldığı sürece, kişiyi kaygıdan,
sıkınadan korur, kişinin yarına kalma ihtimalini artırır. Polyannacılık,
kendini avutmak değil, bardağın dolu yanını fark etmektir.
Diyelim ki birisi bir bacağını kaybetti. Şüphesiz bu kötü bir durumdur.
Ancak bu kişinin önünde iki yol uzanır:
Birinci yol, bir bacak gittiği için yaşamdan elini çekmek, sürekli üzülmek,
artık hiçbir şeyden keyif almamaktır,
ikinci yol ise şudur: Kişi eğer geriye dönüş yoksa, mevcut durumu
kabullenir, elinde kalan bacak için sevinir, yaşamdan elini çekmez, yaşama
sevincini kaybetmez,
ikinci yol polyannacılıktır. Polyannacının ömrü, birinciye oranla daha
kaliteli geçer.
Polyannacı tavır, Çin atasözünü hatırlatıyor. Şöyle demiş
Çinli:
Tanrım, bana değiştirebileceğim şeyleri
değiştirme gücü ver. Değiştiremeyeceğim şeyleri Kabullenmemi sağla, İkisini
ayırt edebilmem için de akıl ver.
Değiştiremeyeceğimiz kayıplar karşısında, yaşama sevincimizi kaybetmemek
polyannacılıktır. Karamsarlığa oranla da herhalde daha gerçekçi bir
tavırdır.
Bir toplantıda polyannacılığı tartışıyorduk, bir dostum şunları anlattı:
"Üç yeğenim vardı. Marmara depreminde üçü de enkaz
altındaydı. Bir tanesine ulaştık, çıkardık, ölmüştü. Mahvolduk. Daha sonra,
aynı enkazın altından diğerleri
sağ çıktı. Ölene üzüldük, ama sağlam çıkanlara sevindik. Ölene üzülmemek,
sağlam çıkanlara sevinmemek
mümkün değildi."
Yukarıdaki tavır, bir polyannacılık sayılabilir. Ama sadece ölene üzülüp
sağlam çıkanlara sevinmeselerdi, en azından ayıp olurdu.
Tatsız olaylar karşısında, kafamızı kuma gömüp bir şey yokmuş gibi
davranmak, başımıza ne gelirse gelsin mutlu dolaşmak, polyannacılık değil,
"devekuşluğu" olsa gerek.
Polyannacılık, yaşama devam edebilmek için, gerektiğinde sıkıntılarla baş
edebilme sanatıdır.
SABAH SABAH AĞAÇ OLMAK Gerçek Bir öykü:
Büyük kızım küçükken -sanırım anaokuluna gidiyordu- sabahları yatağında beş
dakika otururdu, ben de karşısına otururdum. Küçük, spontan bir oyun
oynardık. Ben, bir hayvan, eşya veya bitki rolüne girerdim, o kendisi olurdu
ve karşılıklı bir drama veya fabl diyebileceğimiz bir şey sergilerdik.
Bir sabah uyandı, oturup battaniyeye sarıldı ve "Hadi bana bir ağaç ol"
dedi. O sabah, canım sıkkındı, keyfim yoktu; son günlerde irili ufaklı bir
çok olay moralimi bozmuştu. İçime baktım, oyun oynamak istemediğimi
hissettim ve dürüstçe bunu kızıma söylemeye karar verdim. "Canım benim"
dedim "bu sabah keyfim yok, canım sıkılıyor, ağaç olmak istemiyorum. " Bir
an durdu ve parmağını uzatarak "Baba tamam" dedi "o zaman üzgün bir ağaç ol.
" Tekrar içime baktım, neşeli bir ağaç olmak istemiyordum, ama üzgün bir
ağaç olabilirdim.
Ve üzgün ağaç oldum. Birilerinin meyvelerimi taşladığını, insanların canımı
sıktığını anlattım. Anlattıkça, hafifledim,
ferahladım. Beş dakika bittiğinde rahatlamıştım. (İfade edilen sıkıntı,
çoğunlukla bizi rahatlatır.)
Kıssadan hisse: Yaşamın her zerresi kutsaldır, değerlendirilmelidir.
Güzelliklerden güzellikler çıkar; ama sıkıntılardan da güzellikler çıkarmak
mümkündür.
Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın