Morfoloji Dinamizma ve Karakter
Alfred Adler
Burada üç problemin; morfolojinin, dinamizmanın ve karakterin, insan türünde
gereği gibi tartışılması söz konusudur, însan tabiatının bilimsel bilgisi
elbette deney üzerine dayanmaktadır. Sadece olayların toplanması bir bilimin
meydana gelmesine yetmez. Bu sadece ilk merhaledir. Ve toplanmış materyalin
ortak bir prensibe göre tatmin edici bir şekilde tasnif edilmesi
gerekmektedir.
İnsan organlarının şekli, morfolojisi ile hayat şekli arasında yaklaşık bir
ahenk vardır. Bunlar şemalarını uzun evrelere ait değişmeyen koşullara
uyarak sağlar. Uyma derecesi büyük ölçüde değişik ve dikkatimizi çekecek bir
duruma alıştığı zaman şeklini belli eder. İnsan şeklinin gelişmesinin bu
temeli üzerinde daha birçok faktör etki yapar. Bu faktörler arasında şunları
belirtmek istiyorum:
I. Bazı değişikliklerin kaybolması. Bunlar için geçici veya kesin varlık
imkanı yoktur. Burada organik uyma kanunu ile hayat şekilleri küçük veya
büyük topluluklar üzerinde alabildiğine etki yaparlar (savaş, kötü yönetim,
sosyal uyum yetersizliği, vb.). Görüldüğü gibi, Mendel kanunlarına az veya
çok uyan katı kalıtım kanunlarından başka uyma oluşu sürecinde organların
esnekliğini ve morfolojiyi gözönünde bulundurmak zorundayız. Bireysel ve
genel zorluklar arasındaki münasebet fonksiyonel değerle kendini ifade eder.
2. Cinsel seçim. Medeniyetin ilerlemesi ve alış-verişlerin artmasıyla
şekillerin ve tiplerin birleştirilmesine doğru gider gibi görünmektedir. Ve
az çok biyolojik, tıp bilgilerinin ve bundan meydana gelen estetik
duygusunun etkisiyle karşılaşmaktadır. Bu sonuç, fak törel değişikliklere ve
yanılmalara yol açmaktadır.
3. Organlar arasındaki bağlılıklar. İç salgı bezleriyle (tiroit, cinsel
bezler, böbrek üstü bezleri, hipofiz) anlaşma halinde bulunan çeşitli
organlar gizli bir sözleşme yapmış gibi birbirlerine bağlıdır. Bu organlar
karşılıklı birbirlerine yardım edebilir veya birbirlerine zararı olabilir.
Bunun sonucu, yalnızlıklarında çökmeye mahkum, fakat bütüne bağlı olmaları
yüzünden bireyin foksiyonel değerini fazla sarsmayan şekiller varolabilir.
Bu genel sonuçta dış ve merkez sinir sistemi büyük rol oynar. Sempatik
sistemle işbirliği yaparak randımanın geniş ölçüde artmasını kolaylaştırır.
Uygun fiziksel ve ruhsal bir faaliyet ile bireyin genel fonksiyonel değerini
artırabilir. Burada, tipik olmayan, hatta açık bir şekilde hatalı şekillerin
bile birey hayatının sürekliliğini zorunlu olarak tehlikeye düşürmediğini
görürüz. Çünkü, bu şekiller başka enerji kaynaklarıyla ödümlenirler. Bu
yüzden bireyin tüm bilançosu dengesini devam ettirebilir ve hatta bazen
olağan seviyenin üstüne çıkarabilir. Tarafsız bir anket en tanınmış ve
sivrilmiş insanların daima en güzel kimseler arasında bulunmadıklarını
gösterir.
Hafif şekilde miyop olan göz, uzamış yapısıyla medeniyetimizde genellikle
inkar edilemez bir avantaja sahiptir. Medeniyetimizin organizasyonu yakın ve
ince bir çalışmaya dayanmaktadır. Sonra, gözün yorgunluğu böylece hemen
tamamıyla ortadan kalkmaktadır. Bizim sağcılar medeniyetimizde, solak kimse
elbette avantajlı değildir. Bununla beraber, en mükemmel desinatörler,
ressamlar, el bakımından en becerikli insanlar arasında hayret verecek
sayıda solaklar mevcuttur. Bunlar iyi hazırlanmış sağ elin de yardımıyla,
şaheserler yaparlar. Şişmanlar da zayıflar gibi önem bakımından aynı
tehlikelerle karşılaşır. Fakat, estetik ve sağlık bakımından terazi, daha
ziyade zayıfın lehinde ağır gelmektedir. Kısa ve geniş bir el, güç isteyen
işler için elbette daha elverişlidir. Bunun nedeni daha elverişli bir direnç
işini görmesidir. Fakat teknik gelişme kişisel güç isteyen işleri,
makinelerin mükemmelleşmesi yüzünden, gereksiz yapmaktadır. Vücut güzelliği,
çekici olmamıza rağmen, avantajlar kadar dezavantajlar da doğurmaktadır.
Bekar ve çocukları olmayan insanlar arasında şaşırtıcı derecede göz alıcı
bir vücuta sahip birçoklarının bulunduğunu, buna karşılık, çoğu zaman pek de
gösterişli olmayanların çocuk sahibi olduklarını görerek hayrete düşeriz.
Bazı işlerde ve memuriyetlerde beklediğimiz kimselerin yerine başkalarına
her zaman rastlamaktayız. Kısa bacaklı ve düz taban dağcıları, herkül gibi
terzileri, biçimsiz kadın gözdeleri görmekteyiz. Yalnız bu gibi hallerde
ruhsal ihtilaflara ait dirençleştirilmiş bir bilgi bu zahiri çelişkileri
anlamamıza imkan verir. Hepimiz çocuk görünüşlü, fakat ruhça adamakıllı
olgun, çocukça hareket eden babayiğitleri, korkak devleri, cesur cüceleri,
kadın görünüşlü azılı suçluları ve kaba görünüşlü yumuşak kalpli kimseleri
görüyoruz.
Belki de hepimiz bir insan güzelliği hayalini taşıyoruz ve başkalarını bu
hale göre değerlendiriyoruz. Gerçekten, hayatta, hiçbir zaman tahmin
melekesinden vazgeçemeyiz. Daha fazla gelişmiş kimseler buna seziş adını
veriyorlar. İnsan şeklini değerlendirirken rol oynayan ve bizde yer alan
ölçüleri meydana çıkarma işi psikiyatra ve psikologa düşmektedir. Burada,
çoğu zaman az önemli hayat deneylerinde, çocuklukta saptanmış değişmez
hayallerin rol oynadığı sanılmaktadır.
Bu konu ile ilgili iki tez ortaya atmak istiyorum. Bu tezler çok karanlık
şekil ve anlam problemini bir dereceye kadar aydınlatabilecekler. Doğasal
organik bir yetersizlik veya vücut kusuru daha büyük bir aşağılık duygusunu
oluşturmak suretiyle ruhta kuvvetli bir tansiyon meydana getirir. Bu yüzden
dış dünya istekleri hiç de iyi karşılanmaz ve özvarlıkla ilgili endişe,
yerinde hazırlık yapılmadığı için, bencillik yönünde açık bir şekilde
fazlalaşır. Bundan da aşırı derecede ruhsal hassasiyet, cesaret ve karar
verme yetersizliği, sosyal olmayan bir şema ortaya çıkar. Dış dünya görüşü
uymaya karşı koyar ve başarısızlıklara yol açar. Burada bir görüş ortaya
çıkmaktadır: En büyük ihtiyatı göstermek ve sürekli çekişmelerin
doğruluklarına bakarak, şekle göre, tabiatı ve anlamı hakkında sonuçlar elde
etmek... Tecrübeli fizyonomistlerin, içgüdüsel olarak ve bilimin sınırları
dışında bu yolu izleyip izlemediklerini açıklayamayacağım. Bundan başka, bu
büyük tansiyondan meydana gelen ruhsal hazırlanmanın daha önemli
randımanlara imkan verdiğini sık sık gördüm. Bazı deneylere dayanarak,
cinsel bezler gibi, iç salgı bezlerinin uygun bir hazırlama ile
uyarılabilecekleri, buna karşılık, uygun olamayan bir hazırlamanın onlara
zararlı olabileceği sonucunu çıkarırsam yanılmadığımı sanırım.
Hareketin manasını anlamaya çalışan incelemeyi, çok daha sağlam bir zemin
üzerinde bulunur. Burada da tahmin melekesine karşı büyük bir dikkat
gösterilmelidir. Herhalde, olaylarla ilgili tüm münasebetlere bakarak,
yapılan tahminin doğru olup olmadığını araştırmak gerekmektedir. Bunu
söylerken, bireysel psikolojinin daima belirttiği gibi, her hareketin
bireyden meydana geldiğini ve hayat stilini gösterdiğini, her ifade aracının
kişilik birliğinden ortaya çıktığını, kişilik birliğinde çelişme, çift
değerlilik, iki ruh bulunmadığını kabul ediyoruz. Bilincin nüanslarını ve
inceliğini kavramış kimseler bilinçaltmdaki birinin bilinçtekinden farklı
olabileceğini kabul etmez. Bu sadece tahlil düşkünlüğünün yaptığı bir
ayırmadır. Birinin davranışı ne ise hayatının manası da odur.
Bireysel psikoloji, ifade araçlarının anlamını bilimsel bir şekilde
geliştirmeye çalıştı. Herşeyden önce, sayısız değişiklikleriyle bu iki
faktör bize bir değerlendirme imkanı vermektedir. İlki çocukluktan itibaren
şeklini alır ve güvensizlik durumunu yenme, aşağılık duygusundan üstünlük
duygusuna ulaştıran yolu bulma ve tansiyonu hafifletme eğilimini taşır. Bu
yol çocukluktan itibaren, değişkenleri ile beraber olağan hale gelir ve
bütün hayatta aynı kalan dinamik bir şekil gibi kendini gösterir. Söz konusu
kimsenin sosyal ilgisi, başkaları ile işbirliği yapmak veya yapmamak
isteğinin derecesi hakkında ikinci faktör bize bir bilgi verir. Bakış,
dinleme, konuşma, hareket etme, iş yapma şekli hakkındaki yargımızın bütün
bu ifade araçlarını değerlendirmemiz ve ayırt etmemizin amacı, onun sosyal
hayatta yararlı olma gücünü bulmaktır.