Kim Normal, Kim Anormal?
Ana Sayfaya Dönmek
İçin Tıklayın
Çiğdem Alper
Psikolojik rahatsızlıklar, çeşitli nedenlerle kişinin düşüncesinde, ruh
halinde yada davranışlarında sorun olması halidir.
Ruh sağlığı ile Ruh hastalığı arasındaki fark nedir? Bazen cevap açıktır,
bazen ise değil. Örneğin kafalarının içinde sesler duyan kişiler Şizofren
olabilir. Yüce fikirleri olan kişilerde - Hiç bir tecrübesi yada eğitimi
olmadan Türkiye’yi yönetebileceğine inanmak gibi - Bipolar rahatsızlık
olabilir. Fakat çoğu zaman cevap bu kadar açık değildir. Topluluk içinde
konuşamıyorsanız, bu durum bir hastalığınız olduğunu mu gösterir, yoksa
sadece aşırı heyecanı mı? Üzgün ve umutsuz hissediyorsanız, bu sadece kısa
süreli bir bunalıma mı işarettir yoksa ilaç almanızı gerektirebilecek bir
depresyona mı?
Zaten Normal nedir ki?
Normalliği tanımlarken kültürün ve bilimin rolü
Neyin normal neyin anormal olduğunu tesbit etmek zordur. Bilim insanları,
araştırmacılar ve ruh sağlığı uzmanları (Psikologlar, Psikiyatristler,
Terapistler, Rehber Danışmanlar vb) bu konu ile yüzlerce yıldır uğraşıyor
olmalarına rağmen hala normal ve anormal arasındaki çizgi belirsizdir.
Neyin normal olduğu genelde kimin tanımladığına bağlıdır. Normallik
belirsizdir ve genelde belli bir kültürün yada topluluğun değer yargılarına
göre değişir. Ve hatta aynı kültürde bile normallik zaman içinde
değişebilir, özellikle değişen sosyal değerler ve beklentilerden etkileniyor
ise. Örneğin 50 yıl önce boşanmak kavramına büyük bir tepki ile bakılırken,
bu gün boşanmak daha normal bir kavram haline gelmiştir.
Psikolojide normal olanı anormal olandan ayırt etmekteki en büyük güçlük ise
test edilememesinden kaynaklanır. Obsesif-kompulsif için her hangi bir MRI
yada kan testi yoktur, Depresyon için her hangi bir ultrason yada Bipolar
rahatsızlık için röntgen bulunmamaktadır. Bu tabiki psikolojik hastalıkların
biyolojik nedenleri olmadığı anlamına gelmez, çünkü beyindeki kimyasal
maddelerde oluşan değişimler ile bağlantılıdırlar ve bilim insanları bu
değişimleri harita üzerine koymaya başlamışlardır. Fakat psikolojik
hastalıkları teşhis edebilecek testler hala mevcut değildir.
Peki Psikolojik Rahatsızlık nasıl tanımlanır?
Psikologlar ve psikiyatristler, testler yerine, belirtilere, semptomlara ve
ortaya çıkan işlevsel bozukluklara bakarak teşhis koyarlar.
İşlevsel bozukluklar, banyo yapmak yada işe gitmek gibi belli rutin işleri
yada temel günlük görevleri yerine getirememektir.
Belirtiler, her objektif gözlemcinin farkedebileceği işaretlerdir, örneğin
aşırı sinirlilik yada hızlı nefes alıp verme gib.
Semptomlar, mutsuzluk yada ümitsizlik gibi hasta tarafından algılanan yada
hissedilen duygulardır.
Belirtiler, semptomlar ve işlevsel bozukluklar. Tanı ve İstatistik
Rehberinde (Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders - DSM)
detaylı olarak tanımlanmıştır. Buna göre 300’den fazla değişik Psikolojik
hastalık sınıflandırılmıştır. Amerikan Psikiyatri Kurumu tarafından
çıkarılan DSM rehberi, Psikologlar ve Psikiyatristler tarafından,
anoreksiyadan tutunda röntgenciliğe kadar her tür hastalığı teşhis etmekte
kullanılır. Tanı rehberinin ilk basımı 1952 yılında yapılmış ve bu güne
kadar sürekli olarak güncellenerek yayınlanmaya devam etmiştir.
Neden normal ve anormal arasında bir ayırım yapmak ve damgalanmaya yol
açabilecek isimler getirmek gereklidir? Neden özel bir teşhis gerekir? Bunun
bir sebebi, Amerika’da sağlık sigortası endüstrisinin DSM kitabında
açıklanan teşhislere bakarak, sigorta kapsamını ve ödenecek miktarları
tespit etmesidir. Diğer bir neden ise, doğru tedaviyi önerebilmek için neyin
tedavi edilmesi gerektiğini (ve bu hastalığın tedavi edilip edilemeyeceğini)
bilme gerekliliğidir.
Belirtiler, semptomlar ve işlevsel bozukluklar nasıl belirlenir?
Psikologlar ve Psikiyatristler sahip olduğunuz belirtilerin, semptomların
yada işlevsel bozuklukların normal mi yoksa anormal mi olduğunu nasıl
belirlerler? Uzmanlar çoğunlukla aşağıdaki yaklaşımları kullanırlar:
Kendi algıladıklarınız. Düşüncelerinizi, davranışlarınızı ve
işlevselliğinizi nasıl algıladığınız, sizin için neyin normal olduğunu
belirlemek için kullanılır. Bazı konularla başa çıkamadığınızın farkında
olabilirsiniz. Yada daha önce yapmaktan zevk aldığınız günlük aktiviteleri
artık yapamadığınızı yada yapmaktan zevk almadığınızı düşünebilirsiniz. Eğer
depresyonunuz varsa, günlerce bulaşıkları yıkamayabilir, banyo yapmayı
bırakabilir, sosyalleşmekten kaçınabilir, hobilerinize olan ilginizi
yitirebilir yada ailenize normalden çok daha fazla bağırmaya başlamış
olabilirsiniz. Kendinizi üzgün, ümitsiz, cesareti kırılmış ve vazgeçmiş
hissedebilirsiniz. Bu davranışların normalden farklı olduğunu farkedebilir,
bir şeylerin yanış olduğunu düşünebilirsiniz.
Başkalarının algıladıkları. Kendi algılarınız objektif olmayabilir ve
davranışlarınız, düşünceleriniz yada işlevselliğiniz konusunda yeterince
doğru bilgi vermeyebilir. Oysa tarafsız gözlemciler bunu sağlayabilir. Size
göre yaşamınız gayet normal gelebilir. Fakat çevrenizdeki kişilere garip ve
anormal gelebilir. Bu genelde Şizofren durumlarında geçerlidir. Eğer
şizofrenseniz, sesler duyuyor olabilirsiniz ve başka bir insan ile iletişim
kurduğunuzu düşünerek bu seslerle konuşmaya devam edebilirsiniz. Bu durumu
gözlemleyen dışardan birisi için davranışınız anormal gelecektir.
Kültürel ve etnik normlar. Çoğu kez, neyin normal neyin anormal olduğu
içinde bulunduğumuz kültür tarafından belirlenir. Fakat bu sizin
kültürünüzde normal kabul edilen bir davranış başka bir kültürde anormal
olarak karşılanabilir demektir. Sadece kendi duyduğunuz seslerle konuşmak
Batı dünyasında Şizofreni belirtisi olabilir, fakat diğer kültürlerde bu tür
halüsinasyonlar dinsel deneyimin bir parçası sayılabilir. Ve bazı
davranışlar ailenizde normal karşılanabilir ama dışarda düzeltilmesi gereken
anormal davranışlar olarak düşünülebilir. Örneğin, dikkat eksikliği ve
hiperaktivite aşırı kontrollü bir okul ortamında kabul edilmezken, daha az
kontrollü ev ortamında normal sayılabilir.
Süre ve semptomların şiddeti de dikkate alınır.
Bir insanın Psikolojik rahtsızlığını belirlemekte, genelde bu dört alan göz
önüne alınır. Psikolog yada Psikiyatrist size nasıl hissettiğinizi
sorabilir, başkalarının davranışlarınızda yada ruh halinizde bir farklılık
görüp görmediklerini sorabilir ve aile yapınızı sorabilir. Ayrıca psikolojik
testlere cevap vermenizi steyebilir.
Göz önüne alınan diğer etkenler:
Semptomlarınız ne kadar süredir devam ediyor
Semptomlarınızın ne kadar şiddetli olduğu
Semptomların sizin için ne kadar rahatsız edici olduğu
Semptomlarınızın normal yaşantınızı ne kadar etkilediği
Değer verdiğiniz bir ilişkiden sonra kendinizi üzgün hissetmeniz normaldir.
Fakat aşırı üzgün haliniz haftalarca devam ediyorsa ve işe gitmek, ev
işlerini yapmak yada arkadaşlarınızı ziyaret etmek gibi günlük
aktivitelerinize olan ilginizi kaybetmiş iseniz Depresyonda olabilirsiniz.
Aynı şekilde, önemli bir müşteriye prezentasyon sunmadan önce
heyecanlanıyorsanız ama genede hızlı nefes alış verişlerinizi kontrol altına
alıp devam edebiliyorsanız sizinkisi sosyal fobi (sosyal kaygı rahatsızlığı)
değil, sadece sahne korkusu olabilir.
Ve trafikte birisinin önünü kesmişseniz, yada dükkandaki satıcıya
bağırmışsanız, sadece kötü bir gün geçiriyor yada genel olarak huysuz biri
olabilirsiniz. Fakat sürekli olarak saldırgan, şiddete eğilimli, manipülatif
(başkalarını kendi çıkarı için sömüren), başkalarını kullanan, sorumsuz yada
kanunlara karşı gelen biri iseniz antisosyal kişilik bozukluğunuz (sosyopat)
olabilir.
Psikolojik Sağlık gelişen ve değişen bir kavramdır
Bütün bu kriterlere rağmen, sağlıklı yada normal psikolojinin ne olduğunu
net olarak tanımlamak oldukça zordur. DSM bu zorluğun farkındadır ve
Psikolojik rahatsızlıkları strese, işlevsellikte soruna yol açan yada
sağlığı aşırı derecede bozan (ölüm, keder yada sakatlığa sebep olan)
psikolojik sendromlar, ve davranışlar ile sınırlı tutmaktadır. Ayrıca bu
sendromlar kültürel olarak normal kabul edilmiş ve bir olaya bağlı olarak
beklenen tepkiler olmamalıdır. Örneğin sevilen birinin kaybı sonucu yas
tutmak gibi.
Psikolojik rahatsızlıklar, aşırı stres, acı çekmek yada işlevsellikte
bozukluklar ile bağlantılı olarak kişinin düşüncesinde, ruh halinde yada
davranışlarında değişiklikler olması halidir.
Fakat normallik kavramının sürekli olarak değiştiğini hatırlamak gerekir,
tıpkı fiziksel hastalıkların teşhisinde olduğu gibi. Örneğin, yıllarca kan
basıncının 120/80 olması normal sayıldı. Fakat 2003 Mayısında bu durum
birden değişti. Şimdi bu kan basıncı ile prehipertansiyon teşhisi
koyulabilmektedir.
Tıpkı kan basıncında olduğu gibi, yeni tıbbi bilgiler Psikolojik
rahatsızlıklar konusunda da değişikliklere yol açmaktadır (yeniler
eklenirken, geçersiz olanlar çıkarılmakta yada belirtiler ve semptomlar
yeniden düzenlenmektedir.) Örneğin bu gün bazı uzmanlar regl öncesi
sancıların ve semptomların Psikolojik rahatsızlık olarak tanınması
gerektiğini öne sürmektedirler (Regl öncesi disforik rahatsızlık)
Bu gözden geçirmeler ve yenilenmeler aynı zamanda sosyal ve kültürel
yaklaşımıda yansıtabilir. Örneğin eşcinsellik önceleri Psikolojik bir
rahatsızlık olarak görülmekteydi, fakat 1973 yılında DSM kitabından
çıkarıldı.
Tedavi etmek yada etmemek: Terapi her zaman gerekli değildir
Gerçekten teşhis edilebilecek bir Psikolojik rahatsızlığınız olsa bile,
günlük yaşamınızda tedavi gerektirecek kadar önemli bir problem yaratmıyor
olabilir.
Örneğin örümcekleri düşünün. Bu hayvanlara karşı aşırı bir korkunuz
olabilir, fakat hiç bir zaman örümcekler ile karşılaşmamış olabilirsiniz,
yada örümcek gördüğünüzde birisini çağırıp yardım istiyor olabilirsiniz.
Dolayısıyla bu fobinin yaşamınıza çok az etkisi olabilir ve normal
yaşamınızda hiç bir aksaklık yaratmayabilir. Bu tür bir durumda terapiye
gerek var mıdır? Hayır. Kişinin durumuna bir teşhis koyulabilir ama terapi
gerektirmez. Sonuç olarak Psikolojik tedavi sadece kişinin günlük hayatını
sürdürmesine engel olan durumlarda düşünülür.