Kendini Tanıma Penceresi

Doğan Cüceloğlu


Diğer insanlarla iyi bir iletişim kurup kuramadığınızı anlayabilmek
için, önce kendinizi ne ölçüde o insanlara gösterdiğinizi bilmeniz
gerekir. --Kendinizi ne ölçüde dışarıya gösteriyorsunuz?-- sorusuna cevap
verebilmeniz için, sizlere yardımcı olacak bir tür oyun getiriyoruz. Bu
oyuna kendini tanıma penceresi adını verebiliriz.
Bir çerçeve düşünün... Bu öyle bir çerçeve ki, sizinle ilgili her şeyi
içine alıyor. Amaçlarınız, zevkleriniz, korkularınız, gereksinmeleriniz,
kısacası her şeyiniz bu çerçeve içinde olsun.
Kendiniz hakkında tüm gerçekleri bildiğinizi savunamazsınız. Doğal
olarak, hiç kimse kendisiyle ilgili tüm nitelikleri bildiğini iddia
edemez. İnsan ömrü boyunca kendini tanımaya, kendisiyle ilgili yeni
keşifler yapmaya devam eder. Öyleyse sizi temsil eden bu çerçeveyi ikiye
bölebiliriz: Bir bölümü sizin kendi bildiklerinizi, diğer bölümüyse
bilmediklerinizi içersin.
Ayrıca, başkalarının bildiği ve bilmediği yanlarınız vardır. Bu nedenle,
sizinle ilgili her şeyi içeren çerçeveyi bu açıdan da ikiye bölebiliriz.
Bu bölmeleri, --başkalarının bildiği-- ve --başkalarının bilmediği--
yanlarınız olarak adlandırabiliriz.
Şimdi --Kendizce Bilinenler ve Bilinmeyenler-- çerçevesiyle,
--Başkalarınca Bilinenler ve Bilinmeyenler-- çerçevesini üst üste koyalım.
Ortaya çıkan dört bölmeli yeni çerçeveye de, kendini tanıma penceresi
adını verelim.
Bu pencerenin birinci bölümü hem sizin hem de başkalarının bildiği
niteliklerinizi içerir. Bu bölmeye AÇIK bölüm adı verilir. İkinci bölme
sizin bilmediğiniz, fakat başkalarının farkında olduğu özelliklerden
oluşur. Bir başka deyişle, bu bölme sizin KÖK olduğunuz bölümü oluşturur
ve bu adla anılması uygundur. Üçüncü bölmedeyse sizin bildiğiniz, fakat
diğer kişilerin bilmediği bir içerik vardır. Bu bölmeye de GİZLİ bölüm
adını verelim. Dördüncü bölme de ne sizce, ne de başkalarınca bilinen
yanlarınızı içerir; bu bölmeye BİLİNMEYEN bölüm adını verebiliriz.
Şimdi iş, bu şeklin, yani kendini tanıma penceresi'nin sizin özel
kişiliğinize uygulanmasına kalıyor. Kişisel özelliklerinize göre bu
--pencere--yi yeniden biçimlendirebiliriz. Örneğin, kendinizi açık bir
insan olarak görüyorsanız, o zaman pencerenizin AÇIK bölümü, diğer
bölümlerden daha büyük olur.
Kişiler arası anlamlı bir iletişim, ancak kişilerin AÇIK olan
bölümlerinin büyüklüğüyle mümkün olabilir. Bir insanın AÇIK bölümü ne
ölçüde büyükse o ölçüde, daha zengin iletişim olanaklarına sahiptir. Öte
yandan AÇIK bölümü küçük olan kişi, diğerleriyle o ölçüde az iletişim
kurabilir.
Şekilde, tanıma penceresindeki bölümlerinin büyüklüğü yönünden farklı
olan iki kişinin iletişimi gösterilmiştir. İletişimi belirten okların
çiziminde kolaylık olması için pencerenin AÇIK bölmeleri birbiriyle yüz
yüze gelecek biçimde konmuştur. Dikkat edilirse, şekilde karşılıklı
oklarla gösterilen başarılı iletişim, ancak B Bireyinin daha küçük olan
AÇIK bölümü oranında gerçekleşebilir. A Bireyinin daha büyük olan AÇIK
bölümünden gelen mesajlar, B Bireyinin gizli bölümüne rastlıyorsa,
herhangi bir karşılık alamaz. Bu durum okun kırılarak geriye dönmesi
biçiminde gösterilmiştir.
Kendinize sorun: Son şekildeki A Bireyine mi, yoksa B Bireyine mi
benziyorsunuz? Tanımak istediğiniz halde, bir türlü --nasıl biri olduğunu
çıkaramadığınız-- bir kimseyi anımsıyor musunuz? Acaba bu kimse içine
kapanık, konuşmayan, paylaşmayan biri miydi? Yoksa çok konuştuğu halde,
kendinden bir şey vermeyen bir kimse mi? Peki, sizi tanımak kolay mı?
Konuştuğunuz kimseler, sizin nasıl bir kimse olduğunuzu anlamakta zorluk
çekiyorlar mı? Kendinizi, ister bu şekildeki A, ister B bireyine daha
benzer görün, önemli olan şu gerçeği akıldan çıkarmamaktır: Başarılı bir
kişiler arası ilişki ve verimli bir iletişim için, kendini tanıma
penceresindeki AÇIK bölümün karşılıklı olarak varolması gerekir.
NE KADAR AÇIK BİRİSİNİZ?
İlişki kurduğunuz kişilere karşı ne kadar açık olduğunuzu, ancak belirli
bir ölçüde bilebilirsiniz. Çünkü kişinin farkında olmadığı davranışları
çoktur. Aşağıdaki uygulama, bu konudaki bazı sorularınızı aydınlığa
kavuşturabilir:
1. Her gün değişik koşullar içinde birçok kimseyle, birbirinden farklı
ilişkilere giriyorsunuz. Günlük yaşamınızda kurduğunuz ilişkileri, şöyle
bir anımsamaya çalışın ve bu tür ilişkilerde nasıl bir kimse olduğunuzu
gözönünde tutarak, bir kendini tanıma penceresi çizin. İlişkilerinizde
genellikle --içindekini olduğu gibi gösteren bir kimse-- iseniz AÇIK
bölümünüzü büyük, --insanları iyice tanımadan gerçek duygu ve
düşüncelerinizi pek belirtmeyen bir kimse-- iseniz, AÇIK bölümünüz küçük
olacaktır. Böylece, --genel olarak insanlarla-- ilişkilerinizde nasıl
davrandığınızı gözönünde tutarak, pencere içindeki her bir bölümün
büyüklüğünü kararlaştırın.
2. Şimdi, --kendinize özellikle yakın bulduğunuz biriyle-- olan
ilişkinizi düşünerek, bir kendini tanıma penceresi çizin. Bu kişi eşiniz,
anne ya da babanız, okul arkadaşınız gibi biri olabilir: Yukarıda, birinci
maddede çizdiğiniz dikey çizgi herhalde pek değişmeyecektir. Çünkü siz
kendinizi aynı kişi olarak tanıyorsunuz. Fakat yatay çizgi, bir başka
deyişle, size yakın olan kimsenin sizi ne kadar tanıdığını belirten çizgi,
büyük bir olasılıkla, değişecektir.
3. Şimdi, --az ilişkiniz olan bir kimseyle-- (büyük anfilerde ders veren
bir hoca ya da iş nedeniyle ilişki kurduğunuz bir kamu görevlisi gibi?
olan ilişkinizi gözönüne alarak, bir başka pençere çizin. Başkalarınca
bilinen yönlerinizi belirten yatay çizginin yerinde bir değişme oldu,
değil mi?
4. Şimdi kendinize şu soruyu sorun: --Bir kimseye kendimi tanıtma,
kendimi açma ölçüsüyle, o kişiyle aramdaki yakınlığın, güven ve
samimiyetin derecesi arasında bir ilişki var mı?-- Bu sorunun cevabını
vermeden önce, isterseniz, içten, yakın dostluk ilişkileri kurduğunuz üç
kişi ve pek yakın olmadığınız, yüzeysel ilişki kurduğunuz üç kişinin her
birisiyle ilişkilerinizi temsil eden birer kendini tanıma penceresi çizin;
sonra yukardaki sorunun cevabını düşünün.
Bu alıştırmadan sonra, kendinizle ilgili olarak ne düşünüyorsunuz? Açık
bir insan mı, yoksa kendini açmakta güçlük çeken biri mi olduğunuza karar
verdiniz? Acaba bu özelliğiniz nereden geliyor? İçinde yetiştiğiniz
çevredeki bazı kimseler sizi bu yönde etkilemiş olabilir mi? Bu kişiler
kimler olabilir? Yetiştiğiniz çevrede bulunan, sizi etkilediğini
düşündüğünüz her kişi üzerinde ayrı ayrı düşünün... Kendinizle ilgili
önemli nitelikler keşfedebilirsiniz!..
KENDİMİZİ AÇALIM! AMA NE ZAMAN?
Bu bölümün başından beri, kişinin kendisini açmasının, onunla
karşısındaki kişi arasında, daha iyi bir iletişim ortamı yaratacağından
söz edildi. Kişi kendini nasıl açmalı? --Kendini açmak-- deyiminden ne
anlıyorsunuz? Kendisiyle ilgili saklı yönlerini, sırlarını mı
--sergileyecek--, geçmişte olup biten, başından geçen olayları mı
açıklayacak? Kendini açmak, eski önemli olayları anlatmak olarak değil,
içinde bulunulan zaman süresi içinde, duygu ve düşünceleri paylaşmak
olarak anlaşılmalıdır. Kişisel ilişkiler, geçmişteki yaşantıların
karşılıklı aktarılması yoluyla, sağlam bir temel üzerinde kurulamaz.
Kişiler birbiriyle etkileşimde bulundukları sırada, o anda, bu
etkileşimden doğan düşünce ve duyguları paylaşabilirlerse, kendilerini
açmış olurlar.
Ayrıca şunu da belirtmekte yarar var: Burada, kuşkusuz, tanıştığınız
herkesle açık bir paylaşım içine girmeniz salık verilmemektedir. Kendinizi
açmak, ancak --güven duyulan-- kişiye yapılabilir. Bir insanın
karşısındakine güven duyabilmesi ise, zaman içinde gerçekleşir. Fakat
zaman içinde, hiçbir açma denemesine girilmezse, o zaman da ilişki gelişme
ve büyüme temelinden yoksun kalır. Kendini açan kişi karşısındakine güven
vermekte, İkinci Bölümde sözü edilen ilişki düzeyinde, --sana
güveniyorum!-- mesajını vermektedir. Güven duyulan kişi, kendini daha
açar; böylece derin ve yakın bir ilişkinin doğması ortamı yaratılır.
İnsan kendini kapadıkça, karşısındakini de kapanmaya zorlayan bir kısır
döngü yaratır. Böyle bir kısır döngüden çıkarak, verimli ilişkiler
ortamına girmek istemez misiniz? Öyleyse bir deneyin!..
SÖZÜN KISASI
Biz farkında olsak da olmasak da, bedenimiz duygularımızı belirtir. Bazı
duygular, her bireyde değişik türden davranışlarla kendini gösterir.
Örneğin, biri sıkıldığında sık sık gözlerini kırpıştırmaya başlar, bir
başkası sürekli saçıyla oynarken, bir diğeriyse sessizleşerek donuk donuk
karşısındakine bakmaya başlayabilir. Kendi davranışlarında olduğu kadar,
başkalarının hareketlerinde de bu belirtileri tanıyan ve anlamlandıran
kişi, kurmuş olduğu iletişimde o denli bilinçli olur. Kendisini böylesine
gözlemleyebilen birey, olayların neden olduğu duygu ve düşüncelerini
tanır, iç dünyasındaki yaşantısını gerçekçi bir biçimde değerlendirir.
Küçük çocukların, duygularını doğal bir biçimde kolaylıkla ifade
ettiğini çoğu kez gözlemlemişsinizdir; bütün bedenleriyle gülerler,
üzülürler ya da kızarlar. Büyüdükçe, duyguların bu doğal ifadesi,
çevresinde onu eğitmekle yükümlü büyüklerce engellenir. Bazı kimselerde bu
engellenme öylesine büyük olmuştur ki, bir yetişkin olarak duygu ve
düşünceleriyle, iç dünyalarıyla doğrudan ilişki kurmaları zorlaşmıştır.
Duygularını bilemeyen, kafası genellikle karmakarışık, donuk bir yüz
ifadesiyle dolaşan çevremizdeki kimseler, büyük bir olasılıkla, aşırı
engellenmiş ve bastırılmış bir çocukluk dönemi geçirmişlerdir.
Çocuğun içinde yetiştiği toplum, onun duygularının ifade biçimini olduğu
kadar, benlik bilincini de biçimlendirir. --Ne ekersen onu biçersin!--
çocuk eğitiminde geçerli olan bir deyiştir. Çocuklarının duygu ve
düşüncelerini doğal ifadesi içinde kabul eden anne babalar kendine güveni
olan, girişimci, insan ilişkilerinde başarılı bireyler yetiştirirken,
çocuklarını olumsuz yönde sürekli eleştiren, kısıtlayan, onların duygu ve
düşüncelerini doğal bir biçimde ifade etmesini engelleyen anne babalar
pısırık, çekingen, içine kapalı, alıngan bireyler yetiştirirler.
Çocukluk süresince oluşturduğu benlik bilinci, bireyin davranışlarına
sınırlamalar getirir; --kendi kendini doğrulayan kehanet-- budur. Kendini
--başarısız bir öğrenci-- olarak algılayan birey, --başarılı bir öğrenci--
olmamak için farkında olmadan elinden geleni yapar. --Başarılı bir iş
adamı--, --iyi bir anne--, --mutlu bir eş-- olamamanın kısıtlamalarını da
benlik bilincimiz getirir. Kişinin kendini tanıması ve benlik bilincinin
oluşturduğu sınırlamaların farkına varması, çocukluğundan beri süregelen
koşullandırmalardan kurtulabilmesi olanağını sağlar. Kendini tanıma
penceresinde tanıdığımız AÇIK, KÖR, GİZLİ ve BİLİNMEYEN bölmelerinin
farkında olan birey, kendini tanıma yönünde büyük adımlar atabilmiş bir
kimsedir. Böyle bir kimse karı veya koca, anne ya da baba, arkadaş,
nişanlı, yönetici veya dost olarak zengin, derin ve doyurucu insan
ilişkileri kurabilme olanağına sahiptir.
ALIŞTIRMALAR
I. Bedeniniz Ne Diyor?
Aşağıdaki uygulamanın açıklamasını size okuyacak birini bulun ya da bir
ses bandına aldıktan sonra teypten dinleyerek uygulayın.
Rahat bir şekilde oturun. Nereye oturduğunuz o kadar önemli değil; bir
sandalyeye, bir koltuğa, bir divana ya da bir yer minderine
oturabilirsiniz.
Hazırlık
1. Oturduğunuz odanın perdelerini kapatın, geceyse, ışıkların birkaçını
söndürün. İçerde kuvvetli ışık bulunmasın.
2. Gözlerinizi kapayın. (Göz, baskın bir duyu organımız olduğu için,
açık olduğu sürece, diğer duyu organlarından gelen uyarıların farkına
varmamız güçleşir.)
3. Gözleriniz kapalıyken, bedeninizde bir yolculuğa çıkacaksınız. Bu
yolculukta vücudunuzun çeşitli bölümlerini gezeceksiniz. Bu yolculuk
sırasında, içinde bulunduğunuz durumu değerlendirmeye kalkmayın,
dikkatinizi topladığınız yerde ne olup bittiğini gözlemeye çalışın...
Nasıl bir durumdasınız, neler hissediyorsunuz, bunların farkına varmaya
çalışın. (Üç noktayla (...) belirtilmiş yerlerde 5 saniye kadar durun,
sonra uygulamanın açıklanmasını dinlemeye devam edin.)
Uygulama
4. Şimdi başlayabilirsiniz. Gözlerinizi kapayın.(...) Şimdi dikkatinizi
ayaklarınıza toplayın.(...) Ayaklarınız nasıl hissediyor? (...) Rahat mı,
yoksa acıyan bir yer var mı?(...) Ayak parmaklarınız birbirine yapışmış
şekilde mi duruyor?(...) Ayakkabınız rahat bir şekilde ayağınıza uymuş mu,
yoksa biraz sıkıyor mu?(...) Ayaklarınız soğuk mu?(...)
Şimdi dikkatinizi bacaklarınıza verin, Bacaklarınız gergin mi, yoksa
gevşek bir şekilde mi duruyor?(...) Bacağınızdaki her bir kasın farkına
varmaya çalışın. Her bir kasın gergin ya da gevşek olduğuna dikkat
edin.(...) Ayak ayak üstüne atmış durumda mısınız? Biri diğerinin, üzerine
atılmışsa, üstteki bacağınızın ağırlığını diğerinin üstünde hissedebiliyor
musunuz?(...) Bu oturuş durumunuz rahat mı, yoksa biraz rahatsız mı
hissediyorsunuz?(...)
Şimdi bacağın üst kısımlarına, kalçaya doğru çıkalım.(...) Biraz daha
yukarı çıkarak bacaklarınızla kuyruk sokumunuzun birleştiği bölgeye
dikkatinizi verin. Bu bölgede dikkatinizi topladığınız zaman biraz
kendinizi gergin hissediyor musunuz?(...)
Şimdi üzerinde oturduğunuz kısmın bedeninizin ağırlığını nasıl
taşıdığına dikkat edin.(...)
Şimdi yavaş yavaş gövdeye doğru çıkalım. Karın bölgeniz nasıl
hissediyor?(...) Bu bölgede ne gibi duyumlar hissediyorsunuz ?(...)
Hareket eden bir şey var mı?(...) Soluk alışınıza dikkat edin. Ciğerinizin
üst bölümüyle mi soluk alıyorsunuz, yoksa bütün ciğerinizi doldurarak
derin ve rahat mı nefes alıyorsunuz? Hava burun deliklerinizden mi girip
çıkıyor, yoksa ağzınızla mı soluk alıp veriyorsunuz?(...) Göğsünüz rahat
ve gevşek mi, yoksa gergin ve sıkışık bir durumu var mı?(...)
Şimdi dikkatinizi el ve kollarınıza verin. Parmaklarınızın farkına
varın.(...) Avucunuz,kapalı mı, açık mı? Parmaklarınız birbirine bitişik
mi?(...)
Bileklerinizle omuzunuz arasında kalan kaslarınızı gözleyin. Gergin mi,
yoksa gevşek mi?(...) Kolunuzun duruş biçimi nasıl? Sarkıyor mu? Bükük mü?
Bir el diğerinin üzerine konmuş mu?(...)
Omuzunuza verin dikkatinizi. Dik mi, yoksa çökük mü? Öne ya da arkaya
düşmüş mü?(...)
Soluk alışınızı kontrol ederken büyük bir olasılıkla gırtlak ve boyun
kısmınızın farkına vardınız. Gırtlağınız rahat mı, yoksa sürekli yutkunma
duygusu veren bir yumak mı var orada?(...) Boynunuz nasıl?(...) Boynunuzun
başınızın ağırlığını taşıdığını hissedebiliyor musunuz?(...) Belki de
başınızı yavaş yavaş bir yandan öbür yana hafifçe kıpırdatarak
boynunuzdaki kasların farkına daha çabuk varabilirsiniz.(...) Boynunuz ve
omuzlarınızda bir gerginlik hissedebiliyor musunuz?(...)
Şimdi yüzünüze geçelim. Yüzünüzde ne gibi bir ifade taşıyorsunuz?(...)
Yüzünüzün kasları gergin mi, yoksa rahat ve gevşemiş bir durumda mı? Hangi
kaslar? Ağzınız, kaşınız, çeneniz, şakaklarınız?(...) Dikkatinizi
yüzünüzün bu kısımları üzerinde toplayın ve farkına varmaya çaışın.(...)
Şimdi yolculuğunuz içeriye doğru yöneliyor. Zihninizde ne olup bittiğini
gözleyin.(...) Sakin ve karanlık mı, yoksa bazı olaylar oluyor mu?(...) Ne
gibi olaylar?(...) Zihninizden geçenler hoş mu?(...) Yoksa sizi rahatsız
eden şeyler var mı?(...)
Aşağıdan yukarıya bütün vücudunuzu gezmiş ve gözlemiş durumdasınız.
Şimdi vücudunuzu bir bütün olarak hissetmeye çalışın.(...) Yeni bazı
şeylerin farkına vardığınızı hissediyor musunuz?(...) Dikkatinizi şimdi
çeken bazı bölümler var mı?(...)
Buralardan ne gibi duyumlar aldığınızın farkına varmaya çalışın.(...)
Şimdi vücudunuzun bir başka önemli yerine dikkatinizi çevirelim.
Üzüntülü veya mutlu olduğunuz ya da korktuğunuz zamanlarda, vücudunuzun
belli bir bölgesinde, duyguların bedensel belirtilerini hissedersiniz.
(Bazı kimselerde bu karın, bazı kimselerde gırtlak, daha başkalarında ise
göğüs olabilir. Herkese göre değişen bu bölge, belirgin ya da belirsiz her
insanda vardır.) Bir süre bu noktayı bulmaya çaışın.(...) Şimdi orası
nasıl hissediyor?(...) --Şimdi nasılım, şimdi ne hissediyorum?-- sorusunu
sorduğunuzda ne oluyor, onu gözlemeye çalışın.(...)
Şimdi de, son zamanlarda sizin canınızı sıkan bir kişisel sorununuzu
düşünün ve bunu düşünürken o duyarlı yerde ne olup bittiğini gözlemeye
çalışın. Düşündüğünüz sorunun, bugün yaşamınızda önemli bir yeri oması
gerekir.(...) Bu sorunu bütün ağırlığıyla, duygularıyla bir noktada
hissedebiliyor musunuz?(...) Bu duyguyu tümüyle yaşamaya çalışın,
değiştirmeye kalkmayın.(...) Eğer siz dikkatinizi verince duygunuz
değişiyorsa, bırakın değişsin, siz sadece olup bitenleri gözleyin.(...)
Olup bitenlerle birlikte seyahat edin, onları yönlendirmeden beraber
olun.(...) Duygularınızda şimdi yeni bir şey keşfettiniz mi? Bir fark var
mı?(...) Bu farkın ne olduğunu hissedebiliyor musunuz?(...)
Şimdi kendinizi serbest bırakın ve zihniniz sizi nereye götürürse oraya
gidin.(...) İki dakika kadar, gözleriniz kapalıyken zihninizi serbest
bırakın, aklınıza ne gelirse onu gözleyin. Bu iki dakikanın sonunda yavaş
yavaş gözlerinizi açın.
Sonuç
5. Şimdi aşağıdaki sorular üzerinde düşünebilirsiniz:
(a) Bu alıştırmayı yaptıktan sonra, vücudunuzla ilgili yeni şeylerin
farkına vardınız mı? Sürekli olarak taşıdığınız bazı gerginlikler
keşfettiniz mi? Ne kadar süredir bu durumdaydınız? Bunların farkına varmak
bir değişiklik oluşturuyor mu?
(b) Duygularınızın en yoğun olarak yaşandığı bedensel bölgeyi
bulabildiniz mi? Nerede idi? Farklı duygular için değişik yerler mi var?
Aklınıza gelen kişisel sorununuza dikkat etmek, hissediş tarzınızda
herhangi bir fark meydana getirdi mi?
Bir İleri Aşama
Yukarıda yaptığınız alıştırma size önemli geldiyse, bu yolla kendiniz
hakkında yeni şeyler öğreneceğinizi düşünüyorsanız, o zaman kendiniz
hakkında daha çok şey öğrenebilmek için aşağıdaki yolu izleyebilirsiniz.
1. Üç gün süreyle kendinizi gözleyin. Diğer kişilere karşı hissettiğiniz
duyguları, bedeniniz nasıl bir tepki göstererek belirtiyor, onu keşfetmeye
çalışın. Aşağıdaki duyguları yaşayıp yaşamadığınızı gözleyin:
(a) sevinç
(b) üzüntü
(c) korku
(ç) kızgınlık
(d) alınma, gücenme
(e) sevgi, yakınlık duyma
(f) bir kimseyi çekici bulma
(g) diğer duygular
Son günlerde bu duygulardan yaşamadığınız biri var mı? Olmadığı için mi,
yoksa bu duyguları yeterince tanımasını bilmediğiniz için mi
yaşamadığınızı sanıyorsunuz?
2. Bu duyguları ne zaman duyduğunuzla ilgili bir günlük geliştirin. Bu
duygular, bedeninizde nasıl bir belirti veriyor? Yukarıdakine benzer bir
alıştırma yaparak farkına vardıklarınızı bu günlüğe yazmaya çalışın.
3. Her bir duygu yaşantısı için günlüğünüze aşağıdakileri yazmaya
çalışın:
(a) Duygusal yaşantı nerede ortaya çıktı? Başka bir deyişle, duygunun
ortaya çıktığı ortam nasıl bir ortamdı? (Evde ailemle birlikteyken, okulda
arkadaşlarla beraberken, bir pastanede ya da arkadaşın doğum günü
partisinde gibi.)
(b) O ortamda nasıl bir duygu yaşadınız? (Sıkılma, tedirginlik,
mutluluk, cinsel arzu, korku, kızgınlık, kıskançlık, vb.)
(c) Bedeninizin neresinde bu duygu kendini belirtiyor?
(ç) Bu duyguya nasıl bir tepkide bulundunuz? (Unutmaya mı çalıştınız,
başkasıyla konuşarak bu duygunuzu paylaştınız mı, yoksa başka bir zaman o
insanla ilişkinizde, bu duygunun etkisini kendisine söylemeyi mi
tasarladınız?)
4. İlk üç günlük devreden sonra, bir ikinci üç günlük dönemi denemede
yarar var. Bu ikinci devrenin sonunda duygularınızın farkına varışınızda
bir değişiklik olup olmadığını gözlemeye çalışın. Acaba duygularınızın
daha çok farkında olma, konuşmanızda ve insanlarla ilişkiler kurmanızda
herhangi bir değişme oldu mu?
II. Olmak mı, Görünmek mi?
Olmak istediğiniz kişi olabildiniz mi? Bu soruya'--Evet-- diyecek pek az
insan çıkar. Aşağıdaki alıştırma, ideal, yani olmak istediğiniz
benliğinizle, davranışlarınızda kendini belirten görünen benliğiniz
arasındaki farkı saptamanız için hazırlanmıştır. Bu yolla, kendinizle
ilgili ne gibi değişiklikler istediğiniz konusunda bir bilgi sahibi
olabileceksiniz. Alıştırmayı nasıl yapacağınız aşağıda anlatılmıştır.
1. Alıştırmanın sonunda numaralanmış olarak verilen ifadeleri,
numaralarıyla birlikte ayrı kartlara yazın. Böylece 100 kartınız olsun.
2. Kartları önünüze serebileceğiniz, geniş yüzeyli bir masa ya da
benzeri bir düzlük bulun.
3. Yapmanız gereken basit: Bugünkü halinizle sizi en iyi anlatan
ifadeleri bir yönde, sizinle ilişkisi bulunmayan ifadeleri diğer yönde
yerleştireceksiniz. Tabii, bu arada sizi anlatmaları yönünden ifadelerin
derecelenebileceğini de farkedeceksiniz. Size --en az benzeyen, ya da hiç
benzemeyen-- ifadeleri sol uca, size --en çok benzeyen-- ifadeleri sağ uca
koyacaksınız. Bu iki uç arasında, size --oldukça-- ya da --biraz--
--benzeyen-- ve --benzemeyen-- ifadeler konacak. Böylece 11 grup halinde
kartlarınızı toplayacaksınız. --Hiç benzemeyen-- ifadeler bulunduran
kartların geldiği gruba 1, --en çok benzeyen-- ifadelerin geldiği gruba 11
numaralarını verirsek, bir dizi oluşur.
En az benzeyen, Oldukça benzemeyen, Biraz benzemeyen, Biraz benzeyen,
Oldukça benzeyen, En çok benzeyen
:1:2:3:4:5:6:7:8:9:10:11:
(2), (4), (8), (12), (14), (20), (14), (12), (8), (4), (2)
İfadelerinizi size --benzeme-- ve --benzememe-- yönünden
gruplandırırken, her bir gruba girecek kart sayısına da dikkat etmeniz
gerekiyor. Her gruba girecek kart sayısı, çizginin altında parantez içinde
gösterilmiştir. Böylece size --en çok benzeyen-- iki, --en çok
benzemeyen-- yine iki ifade bulmanız gerekiyor. 6 numaralı ortadaki gruba,
--size ne benzeyen, ne de benzemeyen--, yani --sizinle ilişkisi olmayan--
ifadeler gelecek ve bunlann sayısı yirmi olacak. Bu iki uç grubun ve
ortadaki grubun anlamını kavradıktan sonra, aradaki gruplara kartları
kolayca yerleştirebilmeniz gerekir.
Kartları gruplara yerleştirirken, kartlardan birini yanlış yere
koyduğunuzu düşünürseniz, bu kartın yerini değiştirebilirsiniz. İsterseniz
bütün diziyi, tekrar tekrar yapabilirsiniz. Önemli olan, bugünkü halinizi
en iyi anlatan bir sırayı oluşturduğunuzu düşünmenizdir. Bu noktaya
gelinceye dek, istediğiniz kadar deneme yapabilirsiniz.
5. Kartları sıralamayı bitirdikten sonra, her bir grupta doğru sayıda
kart bulunup bulunmadığını kontroİ edin. Şimdi kartlardaki ifadelerin
numaralarını, her bir grup için alt alta boş bir kağıda, aşağıda
gösterildiği gibi yazın. Bu kağıdın başına GÖRÜNEN BENLİĞİN
DEĞERLENDİRİLMESİ diye yazın.
6. Şimdi kartlarınızı karıştırın ve aynı yukarıda söylenen yöntemle
yeniden gruplayın; ancak bu kez ifadeleri olmak istediğiniz, arzuladığınız
ideal benliğinize göre gruplayın. Bu durumda, 1 numaralı gruba --hiç olmak
istemediğiniz--, lI numaralı gruba ise --en çok olmak istediğiniz--
ifadeler girer. Kartların üzerindeki ifadeleri inceleyerek, kendi
anlayışınız çerçevesinde, size en doğru gelen diziyi oluşturun.
Bitirdikten sonra, her grupta doğru sayıda kart bulunup bulunmadığını
gözden geçirin.
7. Diziyi oluşturunca, yukardaki şekle benzer biçimde, bu kez ideal
benliğiniz için, her gruptaki ifadelerin numaralarını yazın. Bu şeklin
başına İDEAL BENLİĞİN DEĞERLENDİRİLMESİ başlığını koyun.
8. Bu iki dizi şu anda gözünüzün önünde: Nasıl bir kişi olarak
görünüyorsunuz ve nasıl bir kişi olarak görünmek istiyorsunuz konusunda,
şimdi elinizde önemli veriler bulunuyor. Bu sonuçları karşılaştırın: Eğer
görünmek istediğiniz ideal benlikle göründüğünüz benlik arasındaki
gruplamada bir ifade (sizin listenizde ifadenin sadece numarası var)
birbirinden 2 grupluk bir fark gösteriyorsa, bu ifadenin numarasını bir
başka kağıda yazın. Örneğin, 14 numaralı ifade GÖRÜNEN BENLİĞİN
DEĞERLENDİRİLMESİ'nde 10 numaralı gruba girdiği halde İDEAL BENLİĞİN
DEĞERLENDİRİLMESİ'nde 4 numaralı basamağa girmiş olabilir. Arada 6
basamaklık bir fark vardır (Görünen: 10, İdeal: 4, aradaki fark, 6).
Görünen ve ideal benlik değerlendirmesinde böyle farklı basamaklara gelmiş
ifadeleri inceleyin. Bu ifadeler ne gibi bir yönde değişme isteği dile
getiriyor? Gerçekten bu yönde değişmek istiyor musunuz? Kendi kendinize
iyice düşünün.
Bu değişme yönleri üzerinde düşünürken, değişme isteğinin şiddeti
üzerinde de durun. Bir ifade, görünen ve ideal benlik arasında sadece 2
basamaklık bir fark gösteriyorsa, o zaman değişme isteğinin anlamlı olduğu
düşünülür. Görünen ve ideal benlik arasında 3 basamaklık bir fark, 2
basamaklık bir farktan daha şiddetlidir. Hangi tür ifadeler az, hangi tür
ifadeler çok değişme isteği gösteriyor, bunlar üzerinde düşünün.
9. Şimdi aşağıdaki soruları cevaplayın lütfen:
(a) İfadeleri kolaylıkla mı, yoksa zorlukla mı grupladınız?
(b) Bu alıştırma, sizin kendinize bakış açınızda bir değişiklik meydana
getirdi mi?
(c) İlk gruplamanızda, kendinize göre düşünecek yerde, --Bunların
konulacak doğru bir yeri vardır, oraya koyayım,-- diye düşündünüz mü?
(ç) Şu andaki benliğinizle, ideal benliğiniz arasındaki fark sizi memnun
etti mi, yoksa rahatsız mı oldunuz?
(d) Size verilen açıklamada, aralarında sadece 2 basamak fark bulunan
ifadeleri kaydetmeniz istendi. Acaba niçin aralarında bir basamak fark
olan ifadeler üzerinde düşünmeniz istenmedi?
(e) Zamanınız ve isteğiniz varsa, sizin yaptığınız işlemleri bir başka
arkadaşınıza kendisi için yaptırabilir ve aranızda ne gibi benzerlik ve
farklılıklar bulunduğunu tartışabilirsiniz.
10. Bu alıştırmanın ilginç bir uygulaması da, sizi iyi tanıyan bir
yakınınıza bu kartları, sizi gördüğü biçimde gruplatmaktır. Bu yolla sizin
görünen benliğinizi algılayışınızla, arkadaşınızın algılayışı arasında bir
karşılaştırma yapma olanağı doğar. Arkadaşınızın sizi hangi yönlerden
farklı gördüğünü birlikte tartışabilmeniz size kendinizi tanımada yeni
pencereler açabilir...
Kartlara Yazılacak İfadeler
1: Birisiyle konuşurken kendimi rahatsız hissederim.
2. Düşünce ve duygularımı kendime saklar, karşımdakine söylemem.
3. Rekabetten hoşlanan bir insanım.
4. Kendimden başarılması kolay olmayan zor şeyler isterim.
5. Yapmış olduğum şeylerden çoğu kez pişmanlık duyarım.
6. İncindiğim, kırıldığım duygusuna sık sık kapılırım.
7. Cinsel gücüm hakkında kuşkularım var.
8. Karşı cinsle çok benzer yönlerim var.
9. Başkalarıyla oldukça sıcak ilişkileri olan bir insanım.
10. Pek konuşmayan, içe kapanık bir insanım.
11. Kendi yaşamımdan kendim sorumluyum.
12. Sorumluluk duygusu güçlü olan bir insanım.
13. Gelecekle ilgili hiçbir umudum yok.
14. Diğer insanların değer ölçülerine ve normlarına uyarak yaşarım.
15. Hemen hemen bütün sosyal değer ve normları kabul edebilirim.
16. Kendime ait yalnız birkaç değer ve normum var.
17. Cinsel arzularımı kontrol etmekte güçlük çekerim.
18. Saldırganlık duygularımı kontrol etmek benim için zordur.
19. Kendimi kontrol etmek benim için bir sorun değildir.
20. Sık sık, berbat bir durumda olduğcm duygusuna kapılırım.
21. Kendini merkez edinmiş, ilk planda kendini düşünen bir insanım.
22. İnsanları genellikle severim.
23. Duygularımı rahatlıkla ifade edebilirim.
24. İnsanların toplandıkları, bir araya geldikleri yerlerde kendimi
biraz yalnız hissederim.
25. Dünyayla başa çıkmaya çalışmaktan vazgeçmek istiyorum.
26. Çevremdekilerle rahat ilişki kurabilen bir insanım.
27. En çetin mücadelelerim, kendi kendimle yaptıklarım olmuştur.
28. Bana karşı beklediğimden daha arkadaşça davranan insanlarla beraber
olduğum zaman; --Acaba bu adam benden bir şey mi isteyecek?-- düşüncesi
devamlı aklıma gelir.
29. İyi bir insanım.
30. Biraz inatçı biriyim.
31. İstemediğim halde, belirli yönlere, insanlar sanki beni itiyorlarmış
gibi geliyor.
32. İnsanların eleştirilecek yönlerini hemen görebilen biriyim.
33. Beni tanıyanların çoğu beni sever.
34. Hayata bir katkıda bulunmadığım yolunda, içimde temel bir duygu var.

35. Cinsel yönden çekici bir kişiyim.
36. Kendimi aciz hissediyorum.
37. Kendi kendime karar verebilir ve bu kararlarıma sadık kalırım.
38. Kendi başıma karar veremem.
39. Sık sık kendimi suçlu hissederim.
40. Çoğu kez insanlara husumet ve hışımla davranan bir kimseyim.
41. Hayatta doyum sağlamış bir kişi olduğum kanısındayım.
42. Oldukça dağınık bir kişiyim.
43. Duygu ve heyecanları donuklaşmış bir insanım.
44. Dengeli bir kişiliğe sahibim.
45. İş yapabilmem için kendimi dürtmem gerek.
46. Çoğu kez içimde bir hınç duygusu var.
47. Hemen alevlenen, içindekini pek tutamayan bir insanım.
48. Başkalarının beni nasıl gördüğüne önem veririm.
49. Duygu ve heyecanlarıma güvenim yoktur.
50. Oldukça güç yaşam koşulları altında yaşayan biriyim.
51. Mantığı ön planda tutarım.
52. Olayları göğüslemek yerine, onlardan kaçma yolunu seçiyormuşum gibi
bir duygu var içimde.
53. Hoşgörülü biriyim.
54. Sorunlar hakkında düşünmemeye çalışırım.
55. Çekici bir kişiliğim var.
56. Utangacım.
57. Başladığım işleri bitirebilmek için birisinin beni dürtüklemesi
gerekir.
58. Bende aşağılık duygusu var.
59. Kendimi bir hiç olarak görüyorum. Hiçbir şey benden bir parça değil.

60. Diğer insanların benim hakkımda ne düşünebileceklerinden korkarım.
61. Tutkulu ve hırslı biriyim.
62. Kendimi aşağı görürüm.
63. Girişken bir insanım.
64. Bunalım ya da zorlukla karşılaşmaktan çok korkarım.
65. Kendime hiç saygım yok.
66. Baskın bir kişiliğim var.
67. Kendime karşı olumlu bir tutumum vardır.
68. Düşündüğünü söyleyen bir kişiyim.Utangaç ve sıkılgan değilim.
69. Bir kimseyle tam bir fikir uyuşmazlığına girmekten korkarım.
70. Karar vermekte çok zorluk çekerim, şu ya da bu yönde bir karar
veremem.
71. Kafası çok karışık birisiyim.
72. Kendi halinden hoşnut biriyim.
73. Başarısız bir insanım.
74. Sevimli bir kişiliğim var.
75. Karşı cinse hoş gelen bir kişiliğim var.
76. Cinsel konular beni korkutur.
77. Gerçekleştirmek istediğim şeylerde başarılı olamayacağıma dair
içimde bir korku var.
78. Rahat bir insanım, kolay kolay hiçbir şey sinirlerimi bozamaz.
79. Çalışkan bir insanım.
80. Kendimi, duygu ve heyecan yönünden olgun bir insan olarak görüyorum.

81. Başardığım, ortaya çıkardığım bir iş var.
82. Yapım gereği, sinirli ve gergin bir insanım.
83. Ruhsal yönden oldukça altüst olmuş durumdayım.
84. Birisi yeterince ısrar ederse, mutlaka onun dediğini yaparım.
85. Kendime pek güvenim yok.
86. Bahaneler bularak ve teselli arayarak kendimi korumam gerektiğine
inanırım.
87. Boynu bükük bir insanım.
88. Zeki bir insanım.
89. Kendimi üstün görürüm.
90. Hiç umudum kalmadığını hissediyorum.
91. Kendimden başka dayanak, destek aramayan biriyim.
92. Sık sık saldırganlık duygularım kabarıyor.
93. Sıkılgan ve çekingen bir insanım.
94. Diğerlerinden farklı bir insanım.
95. Güvenilir bir insan değilim. Bana pek güven olmaz.
96. Kendimi anlayan bir kişiyim.
97. Bir toplulukta kişileri birbirine ısındırmasını bilen biriyim.
98. Kendimi birçok işlerin altından rahatlıkla kalkacak bir kişi olarak
görüyorum.
99. Ben değersiz bir kişiyim.
100. Kendi cinsiyetimi hiç sevmem.
Yapmam, Yapamam!
Acaba sizin benlik bilincinizin gözden geçirilme gereği var mı? --Kimin
yok ki?-- diyeceksiniz. Haklısınız! Aşağıdaki uygulamaları yaparak benlik
bilincinize bir göz atın, isterseniz.
1. Rahat konuşabileceğiniz birini bulun ve kimsenin sizi rahatsız
edemeyeceği bir yere oturun.
2. Karşınızdaki beş dakika bir süreyle --... yapamam-- biçiminde
cümleler kuracak. Örneğin, --Çevremde tanımadığım kimseler varsa rahat
konuşamam;-- --yakın arkadaşlık kuramam,-- --on parmakla daktilo yazmasını
öğrenemem-- gibi. Arkadaşınızın söylediği her cümleyi bir kağıda yazın.
Daha sonra beş dakika süreyle bu kez siz yine aynı türden --... yapamam--
şeklinde cümleler kurun. Sizin söylediğiniz cümleleri, arkadaşınız bir
kağıda yazsın.
3. Her bir ifadeyle gelen duyguyu yaşamaya çalışın. Bunlar kendine
acıma, pişmanlık, üzülme, sinirlenme ya da buna benzer duygular olabilir.
Bu duyguların getirdiği yaşantıyı değiştirmeden sadece gözlemeye çalışın.
4. Daha önce söylemiş olduğunuz ifadeleri şimdi tekrarlayın. Fakat bu
kez, --... yapamam-- şeklinde değil, --... yapmam-- biçiminde söyleyin.
Örneğin, --Çevremde tanımadığım kimseler varsa rahat konuşmam,-- --yakın
arkadaşlık kurmam-- gibi. Her ifadeden sonra aklınıza gelen fikirler varsa
onları da söyleyin; gelen düşünceleri içinizde tutmayın.
5. Şimdi neler hissediyorsunuz? Her bir ifadeyle gelen duyguyu
arkadaşınızla paylaşın.
6. Bitirdikten sonra, --yapamam-- dediklerinizin gerçekte yapmanızın
mümkün olup olmadığını bir kez daha beraberce gözden geçirin; acaba
--yapamamlar geliştirdiğiniz katı bir benlik resminin sonucu mudur? Bu
--yapamam--ların nedenlerini arkadaşınızla aranızda tartışın.
 

 

 

 

 

 

 
Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın 

  www.aymavisi.org