Kadın Ve Aşk
Nevzat Tarhan
Aşk Kalıcı Olabilir mi?
Kadın erkek ilişkilerinde en kritik soru bu olsa gerektir. Evliliğin
başlangıcında romantik duygular daha baskındır. İkinci dönemde kişilik ve
güç çatışması yaşanmaya başlar. Taraflar akıllı veya şanslı iseler üçüncü
dönem olan bağlılık aşamasına geçerler. Evlilikte aşkın yani romantik
duyguların devam etmesi, iyi ilişki kurmaya bağlıdır. Bunun için aşk iyi
ilişkinin sebebi değil, sonucudur. Âşık olmak, sihirli bir duyguyu
yaşamaktır. Bu, iki ayrı kişinin bir olması demektir. Bu duygu karşılıklı
olarak beklentileri yükseltir. Erkek kadının kendisi gibi düşünüp
davranmasını beklerken kadın da erkekten aynı şeyi ister. Aşıklar yara
almaya başlayan bu ilişkiyi düzeltmek için birbirlerine gereken zamanı
ayırmazlar veya iletişim biçimlerini düzeltmezlerse, beklentileri hayal
kırıklığına dönüşür. Bunun sonucunda suçlayıcı, yargılayıcı, hoşgörüsüz,
zorlayıcı ve bağışlaması olmayan çatışmalar yaşanır.
Her âşık, kendine aşkı kalıcı kılan kritik sorulan sormalıdır. "Neden
aramızda çatışma oluyor, bu çatışmanın arka plânında ne var?" türünden
sorular cevap bekleyen sorulardır. Mutlu olamayan çiftler, karşı cinsin
gizli kalmış farklanm anladığında sevgi ve iyi niyetin de yardımıyla
sorunlarını kolaylıkla çözebilirler.
Kadının Ego Doyumunu Ne Arttırır?
Kadınların erkekler konusunda en çok dile getirdikleri yakınma, erkeklerin
onları dinlemediği ve anlamadığı hususudur. Kadının ilişkideki önceliği,
paylaşmak ve yakınlık hissetmektir. Erkeğin önceliği ise yetenekli, yeterli
ve güçlü olduğunu hissetmesidir. Erkekler doyumu başarıda ve sonuç almada
bulurken, kadınlar paylaşma, değer verilme ve önemsemede yaşarlar. Bir kadın
eşini sevdiğinde onun gelişmesine yardımcı olmayı, erkeğinin eksiklerini
gidermeyi ve düzeltmeyi görev bilir ve bunun için çalışır. Bu, doğal bir
eğilimdir. Kadın bunu yaparken eşini koruduğunu düşünür. Erkek ise kansını,
kendisini yönettiğini düşünmeye başlar. Yeterli olduğunu kanıtlama
çabasındaki bir erkeğe kadın yardım önerdiğinde erkek yetersiz ve eksik
olarak algılandığını zanneder. Kadın, erkek istemeden öneride bulunursa bu,
erkekte güçsüzlük ve beceriksizlik duygusu uyandırır. Bir erkekte ne
yapacağını bilmediği duygusunu uyandıran bir kadın, erkeği anlamıyor
demektir. Bir kadın erkeğe kendisini iyi ve yeterli hissettirir, "Kontrol
bende!" duygusunu yaşatırsa o erkeğe çok şey yaptırabilir.
Kadının ego doyumunu destek görmek ve destek vermek, paylaşmak, yardımcı
olmak hisleri sağlar. Kadın, erkekten çok daha fazla estetik kaygılara,
sevgiye, iletişime, güzelliğe değer verir. Sevgi ve uyum onlar için daha
önemlidir. Bir erkeğin yarışı kazanmaktan veya tuttuğu futbol takımının
attığı golden aldığı zevki, kadın yakınlaşma ve paylaşma anında hisseder.
Erkeğin kendisine yardım önerildiğinde bunu zayıflık olarak algılaması
psikolojik konulara ilgisini de azaltır. Psikolojik yardımı kabul etmeyi
zayıflık gibi telâkki eden erkek, içgüdüleriyle hareket eden bir davranış
sergiler. Bu da onun kendisini aşamadığının işaretidir.
Bir kadının da erkeğe istemeden öğüt vermesi tenkit şeklinde anlaşılır.
Erkeğin kendisini sorunlu, arızalı, yetersiz hissetmesine meydan vermeden
ona öğüt vermenin yolunu bulan kadın, kendini aşmış demektir. Erkekler bu
açıdan çocuk gibidirler. Kabullenip sonra yönlendirilirlerse düşünce
yanılgısına düşmezler.
Eşlerin birbirlerine verecekleri en önemli armağan, güvenlerini
hissettirmeleridir. Bu, aynı zamanda karşımızdakini onurlandırma yoludur.
Bir kadın, erkeğin giydiği gömleğin pantolonuna uymadığını gördüğünde "Bu
olmamış" derse erkek kendisini beceriksiz hisseder. Bunun yerine "Bence
böyle olsa sana daha çok yakışır" demek, olumsuz duyguları bertaraf
edecektir.
Ancak diğer taraftan kadın, fikrini söylemediğinde kendisini işe yaramaz
gibi zannedebilir. Bu noktada erkek, kadının fikrine saygı duymayı
bilmelidir. Farklı görüşü yapıcı olarak paylaşmayı becerebilmek, bir erkeğin
kendisini aşmasıdır. Sorunun püf noktası, "Önce kabul et" düşüncesini
alışkanlık hâline getirmektir.
Etkin Dinleyicilik
Kadının psikolojik ihtiyacı çözüm, değil dinlenilmektir. Erkeğinki ise
güvenmek, takdir edilmektir. Seven ve iyi niyetli olan eşler karşı tarafin
psikolojik ihtiyaçlarını giderirlerse sevgi çoğalır, güven artar, korku
azalır ve ilişki iyi hâle gelir.
Kadının psikolojik ihtiyacında önceliği, duyguları anlamak, ifade etmek ve
değiştirmek alır. Erkek ise hep çözüm odaklı düşünür ve kadının duygulara
verdiği Önemi algılayamaz. Kadın da erkeğin bu kadar duygusuz olmasına bir
anlam veremez. Ancak
bunun sırrı, farklı genetik algoritmada saklıdır ve bu konuda gösterilecek
çabayla düzeltilebilir. Erkeğin, kadının duygularını önemsediğini
hissettirmesi için kadını dinlemesi gerekir. Çözüm önermeye hiç gerek
yoktur. Erkeklerin yaptıkları en büyük hata, sorunu konuşurken hemen çözmek
zorundaymış gibi davranmalarıdır.
Oysa kadın için, düşüncelerinin paylaşılması ve yakınlaşmak, çözümden daha
önemlidir. Kadının duygulanm anlamaya çalışan erkeğin, onu anlamasa da
dinlemesi yeterlidir. Böyle davranmayı başarabilen erkek, karısının
kendisini nasıl takdir ettiğini hayretle görecektir. Aynı durum kadınlar
içinde geçerlidir. Onların kocalanna öneri ve eleştiriden uzak bir biçimde
duygulanm anlatmaları, erkeklerin kendilerine karşı daha açık ve ilgili
olmalarını sağlayacaktır.
Neticede genetik yapıyı göz önüne alarak kişinin psikolojik doğasına uygun
davranan insan, mutluluğu daha kolay yakalayacaktır.
Kadın Üzüldüğünde
Kadın bir şeye üzüldüğünde erkek onun duygularını göz önüne almadan
önerilerde bulunmaya başlar. Erkek bir şeye üzüldüğünde de kadın, istenmeyen
tavsiye ve eleştirilerde bulunarak onun kendisini yetersiz hissetmesine
sebep olur. Erkek aslında kendisine akıl verilmesini değil, kabullenilmesini
istemektedir.
Kadın üzüldüğünde sorunlardan söz ederek kendini rahatlatır. Erkek eşinin
çok konuştuğunu söylemeye başladığında ise kadın ihmal edildiğini düşünmeye
başlar.
Üzüntü anında erkeğin ve kadının beyni farklı çalışır. Erkek sessizleşir,
kabuğuna çekilir, konuşmak yerine düşünmeyi tercih eder. Bir çözüm
bulduğunda sessizliğini bozar. Kabuğa çekilme, gazete okuma, televizyon
seyretme şeklinde olabilir. Bu arada kadın kendisinin dinlenilmediğini
zanneder.
Oysa üzülen kadın, rahatlamayı, güvendiği birisini arayarak sorunlarını
konuşmakta bulur. Kadınlar kendilerini heyecanlandıran duygulan
paylaştıklarında güven hissederler.
Kadın ve erkek bir problemle karşılaştıkları zaman muhataplarının
direndiğini gördüklerinde kendilerine şu soruyu sormalıdırlar:
"Zamanlama ve yaklaşım biçimi doğru mu?"
Hızlı bir zihnî sorgulamayla bu sorulara cevap bulan çiftler, daha az hata
yaparlar. Karşı tarafın duygularını anlamak, bu inceliklerin farkına
varmakla mümkün olur.
Kadın için önemli olan, içini dökmek iken erkek için önemli olan, sonuç
bulmaktır. Erkek kadına hiçbir şey yapmasa bile dinleyerek destek verebilir.
Bir kadın da erkeğe çözüm önerisinde bulunmadan sadece onu kabullenerek
yardımcı olabilir. Erkek kabul edildiğini, kadın da paylaşıldığını
hissettiği zaman sevildiğini düşünür.
Kadının Motivasyonu
Kadının ve erkeğin sorumluluk duygularını artırmak için psikolojik
ihtiyaçlarını ayırt etmek gerekir. Farklılığa saygının olduğu yerde insanlar
daha istekli olurlar. Erkeğin psikolojik ihtiyacı, kendisine ihtiyaç
duyulmasıdır. Kendisine ihtiyaç duyulduğunu hissettiğinde enerjisi artar,
güçlenir ve harekete geçer. Kadın ise sevilip değerli olma duygusu
taşıdığında güçlenir.
Varlığına ihtiyaç duyulduğunu hissedememek, erkek için ağır ağır ölmek
demektir. Sevilmemek de aynı şekilde kadını yıpraür.
Kadın ile erkeğin ilk karşılaşmadaki bakışları "Beni mutlu edecek kişi sen
olabilirsin." anlamını taşır. İlişki ilerlediğinde kadın erkeğe bu bakışını
göndermekten vazgeçerse erkek kendini çok kötü hisseder. "Eşimin mutlu olmak
için bana ihtiyacı yok" duygusu, iki taraf için de örseleyici niteliktedir.
Erkek eşini mutlu etmek adına "Her türlü zorluğa göğüs gerebilirim"
duygusunu yaşıyorsa kendisi de mutiu olacaktır. "Kazankazan." felsefesi
budur. İki taraf da bu anlayışla kaybedeni olmayan bir ilişkiye girmiş olur.
Erotik Duyguların Önemi
Cinsel mutluluk, kadın erkek ilişkilerinde en özel duygudur. Bu özel ve
önemli duygu insanın özel ve önemli gördüğü kişiyle, yani eşiyle
paylaşılmalıdır. Cinselliğin eşin dışında biriyle paylaşılması aile
sadakatine zarar verdiği için insanın psikolojik doğasına aykındır. Bugün
ABD'de açık evlilik kulüpleri kurulmuş, kadın ve erkek evliliklerine rağmen
bir sevgili edinmelerine rağmen çocukları için bir arada olmayı
sürdürmektedirler. Ancak bu tip evlilikler, ilerleyen yıllarda dağılmayla
sonuçlanmıştır. Cinsel özgürlüğün güncel bir uydurma ve evliliğin doğasına
aykırı olduğu, bugün acı tecrübelerle doğrulanmaktadır. Cinsel özgürlüğü çok
önemseyen kişilerin evlenmemesi, arkasında mağdur ve mutsuz çocuklar
bırakmaması için daha doğrudur.
Erotik duygular, sadakat sınırlan içerisinde paylaşıldığında iki tarafa da
özel olduğunu hissettirir. Kadının sevilmek ve okşanmak psikolojik
ihtiyaçlarını giderirken, erkek de kabullenilmek, eşinin mutiuluğuyla mutiu
olmak, potansiyelini kanıtlamak ve iyi tarafinı gösterme imkânları bularak
doyuma ulaşır.
Kadını motive etmenin en iyi yollarından biri de ona saygıya değer olduğunu
hissettirmektir. Saygıya lâyık olduğunu hisseden kadın, zorlayıcı olmaktan
vazgeçer, gevşer. Çok konuşma ihtiyacı azalır. Hürmet görmek için aşırı bir
gayrete gerek duymayacağından müdahalecilikten vazgeçer. Çünkü zaten kendini
değerli hissediyordur.
Kadın vericidir, yumuşaktır, sıcaktır ve yuvarlaktır. Erkek alıcıdır,
katıdır, köşelidir ve soğuktur. Bu özelikler iki cinsi birbirine çeker.
Erkek olgunlaştıkça almayı, değil vermeyi öğrenir ve vermekle başarılı
olacağını görür. Duyguların önemini kavrar, estetik değerleri ciddiye alır.
Böylece kendine dönük yaşamaktan vazgeçer.
Karşısındakinin ihtiyacına duyarsızlığı azalırken, eşine saygı göstermeyi
öğrenir.
Kadın olgunlaştıkça yeni verme stratejileri geliştirir. İstediklerini
alabilmek için mantıklı yaklaşımlar ve zamanlamalar bulur. Hesaplama
becerilerini artırır. Düşüncesiz duygunun mutlu etmeyeceğini öğrenir. Ayrıca
eşini memnun etmek için daha gönüllü olur.
Birbirlerini mutlu ederek yaşamanın tadını çıkaran çiftler olgunlaşma
sürecinde ilerliyorlar demektir.
Kadınlar almaktan korktukları gibi erkekler de vermekten korkarlar.
Erkeklerin temel psikolojik dinamiği, başansız olma korkusudur.
Verdiklerinde yetersiz kalacaklarını düşünürler. Eksik, yetersiz ve
başarısız olma korkularını artıran kadınlardan nefret ederler. Doğal savunma
tepkileri olan "Bana ne!" bencilliğine sığınırlar. İşte bu sebeple kadınlar,
erkeklerin bencil olduklarını düşünürler. Aslında burada bencillikten çok,
yetersizlik korkulan söz konusudur. Çocukluğundan itibaren başarılı olmaya
şartlandırılmış bir insandan başka bir şey beklemek de zordur. Akıllı
kadının, erkeğe acı veren bu duyguyu yaşatmaması gerekir. Erkeğe hata yapma
fırsatı veren kadın, onun ilgisini ve sevgisini çeker.
Kadının almaktan korkmasının arka plânında, ilgiyi kaybetme endişesi yatar.
Kadın hep şikâyetçi bir tavır takınıyor ve eşiyle sürekli olumsuz şeyleri
paylaşıyorsa, erkek kendini yetersiz ve başarısız hisseder. Bu durumda da
karısına karşı ilgisi azalır. Erkek içgüdüsel olarak kadının kahramanı olmak
ister. Eğer bunu hissedemezse kadınla arasına psikolojik duvar örer. Evde
farklı dışanda farklı davranan pek çok erkeğin, eşiyle böyle bir ilişkisi
vardır.
Kadınlar Neden Daha Çok Konuşur?
İnsan beynini en çok çalıştıran eylem, kelime üretmektir. Sözcüklerin
linguistik özellikleri sol beyne, anlam bölümü sağ beyne, duygular ise
beynin derinliklerine yazılıdır. Sözcük üretirken hepsi birden ortak
çalışmalıdır. Kadınlarda ve dişi hayvanlarda bu özelliğin, biyolojik eğilim
olarak üstün olduğunu görüyoruz.
Konuşmanın psikolojik dinamiğinin başlıca özellikleri şunlardır.
1. Kadın üzüntülü olduğunda kendini iyi hissetmek için konuşma
eğilimindedir. Erkek ise susmayı tercih eder.
2. Kadın yüksek sesle düşünür. Ne söylemek istediğini yüksek sesle araştınr.
3. İçtenlik ve paylaşımcılık hisleri kadını konuşmaya iter. Yakınlık ve
yalnız olmama isteği konuşma ihtiyacını artırır.
4. Kadın bilgi paylaşımı için konuşur. Erkek için ise konuşmak sadece bilgi
aktarma işidir. (10, 13, 25)
Konuşmada Zamanlama
Karşı cinsle ilişkilerde herkesin sessiz bir zamanı olmalıdır. Kadın erkeği
keyifsiz gördüğünde onu ısrarla konuşmaya zorlarsa beklemediği bir tepkiyle
karşılaşabilir. Erkek kabuğuna çekilip sorununu kendi kendine çözmeye
çalışırken eşinin ona yardım etmek istemesini yetersizlik gibi düşünebilir.
Kadın üzüntülü iken gereksiz konuştuğunda erkek onu terslerse sevilmediğini
ve değersiz olduğunu varsayacaktır. Oysa erkek, sadece eşini dinlediğinde
onun gevşediğini görecektir.
Kadının üzüntülü iken eşine sessiz zaman tanıması, erkeğin de eşi üzüntülü
iken onu anladığını hissettirmesi, iletişimi sağlıklı hâle getirmeye yeter.
Erkek suskun veya stresli, kadın çok konuşkan ya da üzüntülüyken onda
"Yanlış yapıyorsun" hissini uyandırmak, en büyük iletişim hatasıdır.
Erkek ve kadın birbirlerini ego doyumlannın tek aracı hâline getirdiklerinde
muhatapları, ruhlannın bile kontrol edildiği hissini duyabilir. Hâlbuki
kendini özgür hissedemeyen kişinin mutlu olması çok zordur.
Aşırı İlgi Güvensiz Yapar
Bazı erkekler, eşlerinin her yaptığına karışırlar. Evin düzeninden yemeğin
ve sofranın biçimine kadar hep son kararı veren taraf olmak isterler. Yahut
bazı kadınlar, eşlerine annelik yaparlar. Diş fırçalamalarından "Cüzdanını
aldın mı?" demeye kadar sürekli müdahale içindedirler. Bu iyi niyetli
çabalar karşı tarafa kendisini güvensiz hissettirir ve onu rahatsız eder. Ev
hayatında kadın, dışarıdaki yaşamda da erkek, son karar veren kişi olmanın
konforunu yaşamalıdır.
Erkek Nasıl Konuşturulur?
Erkeğin temel psikolojik ihtiyaçlarından bir tanesi, bağımsızlık ve özerk
olma ihtiyacıdır. Erkek bir kadına yakınlaştığında birden bağımsızlığının
gittiğini düşünmeye başlar ve kendisini geri çeker. Bu geri çekilişte kadın
onun üzerine giderse geri çekilme kovalamacaya döner. Kadının kendisine
fırsat tanıması hâlinde belli bir süre sonra eşinin sevgi ve yakınlığına
yeniden ihtiyaç duyacağından geri gelecektir.
Erkekler konuşmak için konuşmazlar, konuşmak için bir nedenleri olmalıdır.
Zamanlama ve yaklaşım biçimi uygun ise konuşmaya başlarlar. Konuşması için
bir erkeğin ilgi alanını bulmak gerekir. Erkek konuştuğunda suçlandığını
veya baskı altında olmadığını hissederse yavaş yavaş açılmaya ve iletişim
kurmaya başlar. Erkeği olduğu gibi kabul eden ve bunu hissettiren kadın,
eşinde olumsuz duygular uyandırmadığı için aranan eş olur.
Erkek geçici bir sessizlik ve yalnızlıktan sonra kadına döndüğünde kadın onu
suçlar ve eleştirirse erkek gerçek duygularını bastırır ve iletişim bozulur.
Cezalandırıldığını hisseden erkek, geri dönmek istemez, konuşmaktan, ilgi ve
sevgi göstermekten kaçı
nır.
Duygularda İniş Çıkışlar
Kadınların iç dünyalannm gelişmiş olması, onları erkeklerden daha çok
duygusal dalgalanmaya götürür. Kadınların duyguları, bahar mevsimi gibi özel
ritm ve döngüye sahiptir. Erkekler bunu çoğunlukla anlayamazlar ve kendi
davranışlarından kaynaklandığını zannederek onların hislerini değiştirmeye
çalışırlar. Nasıl ilkbaharda hep güneş olmazsa kadının duygu dünyasmda da
hep neşe yoktur. Sebepsiz üzüntüler yaşar, basit şeyleri dert edebilirler.
Herhangi bir konuyu uzatır, zihinlerinden atamaz ve günlerce düşünürler.
Kadının inişe geçtiği zaman erkek ona moral vermeye kalkıp düzeltmeye
çalışırsa bir süre sonra tükenir. Kadının o anda ihtiyacı fikir değil,
yanında birisini bulmak, o kişi tarafindan dinlenmek ve anlayış görmektir.
"Sev, değer ver, paylaş" desteği kadına yetecektir. Kadın olumsuz
duygularını bastırdığında onları içinde biriktirir, ama bardağı neyin
taşıracağını kestiremezsiniz. Menfî duygularını ifade edemeyen, hep neşeli
roller oynayan kişinin güzel duyguları körelebilir. Bu durum da eşinin
kendisini yanlış anlamasına sebebiyet verebilir. Doğal olmak, ama zamanlama
ve yaklaşım biçimini çok iyi düzenlemek lâzımdır. Karşı tarafi gerçekçi
olmayan beklenti içinde tutmak, ona evde bir taht hazırlayıp sonradan
şikâyet etmek ne derece doğru olur?
Akıllı kadın eşine özgür olma hakkı tanırken akıllı erkek de eşine üzülme
hakkı vermelidir. Böylece erkekler ilişkide nefes alırlar. Sessizlik
zamanlarında zihinleri geviş getirir. Kadınlar da duygusallıkları sebebiyle
anlaşıldıklarını hissettikleri için kendilerini güvende bulurlar. (10, 25)
Kadına Göre Para
Erkek bakışı genellikle paranın tüm sorunları çözeceği yönündedir. Yoksul
kimseler bütün meseleleri ekonomik gerekçelere bağlayarak yıllarını
geçirirler. Zengin olduklarında problemlerin farklı şekilde de olsa devam
ettiğini görür, ancak buna bir anlam veremezler. "Her dediğini yapıyorum,
yediği önünde yemediği arkasında bu kadına rahat batıyor!", erkeklerin çok
sık söyledikleri sözlerdendir. Kadınlar maddî ihtiyaçları karşılanmadığında
duygusal ihtiyaçlarını daha çok fark ederler. Duygusal ihtiyaçlar sevilmek,
değer verilmek, önemsenmektir. Ancak böylece kendilerini mutlu ve güvende
hissederler.
Erkeklerin anlamakta zorluk çektikleri bir konu da, kadınların duygusal
dalgalanmalara, üzülme ve dertlenmeye psikolojik ihtiyaç hissetmeleridir.
Bir kadının her zaman mutlu olmasını beklemek, gerçekçi ve mümkün değildir.
Onlar bu hislerini yaşamak için erkeğe ihtiyaç duyarlar. Kendilerini güçsüz
ve mutsuz hissettiklerinde dayanacak omuz, kendilerini destekleyecek kollar
ararlar. Kadının alış verişle kendini mutlu etmeye çalışması gerçekçi
değildir. Bazen eşine kızıp onun parasını lüzumsuz şeylere harcayarak öç
alır eşler. Ancak genellikle anlık doyum için yapılan alış veriş, geride
paketleri İliç açmamış, sevgi ve ilgi açlığını yapay olarak gideren kadınlar
bırakır.
Modern hayatın getirdiği tüketim hastalığının hedefi, kadınlar ve
çocuklardır. Estetik kaygıları gelişmiş olan kadınların kontrolsüz alış
verişleri, onlann cinsel kimliklerinin ön plânda tutulmasıyla artmaktadır.
Tüketimin bu derece teşvik edilmesi, günlük ihtiyaçların modanın da
etkisiyle birden 20'ye çıkması sonucunu doğurmuş, bilhassa kozmetik sanayii
popüler kültürle desteklenmiştir. Bu noktada geliriyle eşinin ihtiyaçlarını
karşılayamayan erkek, kendisinde yetersizlik ve güçsüzlük duyguları
hissetmektedir.
Ancak alış verişin sadece maddî şeylerden ibaret olmadığını, duygusal
yaşantıda da alış veriş kurallarının geçerli olduğunu söyleyebiliriz.
Psikoloji yasaları, sevgi cömerdi olan kişilerin, bu İlişlerine cömertçe
karşılık göreceklerini söylüyor.
Cinsler, birbirlerinin duygusal ihtiyacını karşılamayı karşı taraftan
beklememelidir. Tarafların konuya farklı açılardan bakmaları, ihtiyaçların
tam manasıyla karşılanmasına engel olabilir. Meselâ kadının ilgi ihtiyacı
aynı kalmasına rağmen erkek evlendikten sonra ilgisini işi üzerinde
yoğunlaştırabilir. Bu da kadının alâka yoksunluğu yaşamasını netice verir.
Ama kadın ilgi istemekten vazgeçmeyeceğine göre onu kişilik tipine göre
farklı biçimde aramaya devam edecektir.
Akıllı kadınlar, erkeklerin savunma içgüdülerini harekete geçirmezler.
Onlann duygusal ihtiyacı olan güven, yeterlilik, başarı hislerine ihtimam
gösterip bunlan desteklerlerse kendilerine sevgi, ilgi, anlayış ve değer
verildiğini görürler
Erkeğin kendine güveni, eşinin bitmeyen yakınmaları ve hiçbir şeyden memnun
olmayan tavırları sebebiyle zarar görür. Bunu da kişiliğine göre tepki
vererek cevaplar ve sonuçta iletişim kazaları ortaya çıkar.
Kadın, erkeğe takdir, onay ve övgü ile yaklaştığında erkekten de saygı ve
anlayış ile cevap alacaktır.
Erkek, kadının üzüntülerine ve bundan kaynaklanan dertlenmesine hak
verdiğinde kadının kendisine yöneltilen onay ve beğenilme hisleriyle
karşılaşacaktır.
Hayat boyu eşinin desteğini yanında bulan kadın, erkeğin ihtiyacı olan
teşvik, takdir ve sadakati fazlasıyla verecektir.
Kadını Mutsuz Eden Kendisidir
İnsanoğlu sorunlarını çözümlemede mucize aramaya çok yatkındır. Kolay ve
zahmetsiz çareleri çok sever. Meselenin sorumluluğunu kendi dışında bir
sebebe bağlar. Meselâ "büyü" der, "nazar" der, "sihir" der ve nıes'uliyetten
kaçar. Bilhassa mutsuz olan kadınlar, sorunu ekonomik problemler, eşinin
anlayışsızlığı ve sevgisizliği gibi sebeplerde ararlar. Böylece hiçbir şey
yapmamak için iyi bir özre sahip olurlar. Ancak bir insan kendini tanımayı
başardıkça kendisine yardım edecek, böylece başı daha dik duracak, daha
güçlü ve mutlu olacaktır. (60)
Erkeklerden Çok Şikâyet Etme
Kadınlar erkeklerden şikâyeti çok severler. Hatta bu mevzu, bir araya
geldiklerinde en çok zevk aldıklan konulardandır. Talkshovvlann da en önemli
malzemesidir. Bunun arka plânında, erkeklerin kendilerini beğenmesine olan
ihtiyaçlan yatar. Kadın, erkeği değiştirmek için hep yalanır. Oysa sızlanmak
yerine plân yapıp adımlar atsa daha kolay bir dönüşüm olduğunu görecektir.
Erkekleri İlk Yardım Çantası Gibi Görmek
Kadınlar, yaralarının tedavisinde erkekleri acil tedavi ekibi gibi görerek
bağımlılıklarını artırırlar. Kadın erkek ilişkilerinin eşit ve güvenli bir
seviyede gitmesi için herkes kendi sorununu kendisi çözmeli ve en ufak bir
meseleyi dahi eşine yansıtmaktan kaçınmalıdır.
Erkeğe Bağlanarak Kişilik Kazanmak
Bir kadın tarafından düşünülmek ve onun tarafından değer görmek, erkek için
hoş bir durumdur. Fakat bu tek taraflı işlerse bir müddet sonra erkek,
karısını yetersiz görmeye başlar. Kadın bir erkeğe bağlanarak değil, erkeğin
eksiklerini tamamlayarak sevilir ve önem kazanır. Ama erkeğin de kendi
eksiklerini tamamlamasına fırsat vermesi şartıyla... Kadın, eşine bağlanarak
şahsiyet kazanmak yerine kendisi olarak, kendisini geliştirerek, sosyal ve
eğitici bir rol üstlenerek kalıcı bir yer edinir. Çünkü bağlanmak
kolaycılıktır. Zor olan, çaba sarf etmektir. Bu, hem kendisini iyi
hissetmesi hem de evliliğinin geleceği için faydalıdır.
Erotizm ile Romantizmin Karıştırılması
Tek gecelik beraberliklerde erkekler sadece erotizmi düşünürler, ama kadın o
kişiden ertesi gün telefon bekler. Bu durum kadını değersizleştirir, erkeğin
efendiliğini bilmesini engeller. Aslında cinsel dürtü tüketicidir. İnsanın
içinde dalga dalga yükselirken, çalışmayı ve düşünmeyi engeller. Fakat
romantik duygu üretkendir. Şiir ve sanatın kaynağını oluşturur. Fakat kadın,
güçlü silâhlarından birisi olan romantik duyguyu doğru ve yerinde
kullanamazsa erkeğin gözünde değersizleşir. Kısa sürede cinsel ilişkiye
giren kadına hiçbir erkek değer vermez. Romantik duygu ile erotik duyguyu
karıştırmak—maalesef—kadını küçültür.
Evlilik Öncesi Birlikte Yaşamanın Bedeli
Evlilikten korkan ve evleneceği kişiye güvenmeyen bazı genç kızların, nikah
olmaksızın bir erkekle yaşaması, günümüzde sık rastlanan durumlardan
biridir. ABD'Li psikolog Dr. David Emyers "Mutluluk Arayışı" kitabında, 13
bin yetişkinle yapılan bir çalışmayı aktarıyor. Evlilikten önce birlikte
yaşayıp, uzunca bir dönem flört ettikten sonra evlenen çiftlerin 10 sene
içinde üçte birinin boşandığını ve bunun ortalamanın çok üstünde olduğunu
belirtiyor. Benzer sonuçlann Kanada ve İsveç çalışmalarında da
doğrulandığını ifade ediyor. (Laura Shlessınger, 1997)
Kadınlar psikologlara, kendilerine saygı gösterilmesi için ne yapmaları
gerektiğini sorarlar. Buna verilecek cevap, "Erkekten almanız gereken
psikolojik ihtiyaçlarınızı almak için yollar bulun, onu kontrolsüz ve
sorumsuz bırakmayın." şeklindedir.
Bir kadın hiç söz almadan bir erkeğin yanına taşınırsa, erkek onu kazanmak
için fazla bir şey yapmasına gerek olmadığını düşünür. Bir müddet gönül
eğlendirdikten sonra başka sevgililer bulabilir kendisine. Böylece kadın,
kendisine saygı duyulacak zemini kaydırmış olur.
Erkeğe Evde Taht Kurmak
Hayattan korkan, öz güveni eksik kadınlar, eşlerinin her dediğine evet
derler. Duygularını bastırırlar. Kendi kişilik sınırlarını yok sayarlar.
Sabırlı olmayı "içine kapanık olmak" olarak algılarlar ve ruh sağlıkları
bozulur. Erkek de hep almaya alıştığı için bencilleşir. Eşinin duygulannı
önemsememeye başlar. Başka arayışlara yönelir... Eşinin haklı ve mantıklı
isteklerine karşı kendi fikrini söyleyebilmesi, kadının benlik saygısını
artırır.
Beklentiyi Yüksek Tutmak
Herkesin çok başarılı olduğu bir aileden gelen veya mükemmelliyet duygusu
yüksek bir kadın, eşinin eksiklerine odaklanır. Sürekli onun
başarısızlıklarını vurguladığından, eşinin evi sığmak gibi görmesini
engeller. Dürüst, çalışkan, şefkatli yönlerini göz ardı eder, parasının
azlığından yakınır. Birçok evlilik bu yüzden yıkılmıştır. Erkekte
güvensizlik ve yetersizlik, suçluluk duyguları oluşturan, tatmin edilemeyen
kadın, "geçimsiz" olarak bilinir. Böyle bir zor kişilikte biriyle yaşayan
erkeğin evlilik gemisini yürütmesi büyük beceri gerektirir.
Kendi Hayatınızın Başrolünde Olmak
Feminist gündem genellikle erkeği suçlar. Fakat çoğu zaman kadınlar, erkek
egemen kültüre çanak tutarak kendi hayatlarını zorlaştırırlar. Kendi
içindeki şeytanla yüzleşebilen ve onu taşlayabilen kadın, biraz yorulacaksa
da sonunda mutlu ve saygıdeğer olacaktır.
Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın