Genç Kızlarda İlgi Türleri Ve Temel Özellikleri
Tuncel Altınköprü
Jöoorman: "ilgi, kişinin çevresindeki şeylere karşı özel bir yöneliş
biçimidir." der. Bir şeyin bizi ilgilendirdiğini söylememiz, onun o anda
bizim için önemli olmasından kaynaklanır. Söz gelimi, acıkan bir insanın
yiyeceklere karşı ilgisi artar. Ancak açlık giderildiğinde ilgi kaybolur.
Genç kızın ilgilerinde, yetişkinlerinkinden farklı olan yönler vardır.
Belirlenen farklar içinde en önemli olanıysa, bu ilgilerin ölçüsüzlüğü ve
dengesizliğidir. Bu ölçüsüzlük ve dengesizlik, ilgi konularına yöneltilen
değerin nesnel olmaktan çok kişisel ve göreli olmasındandır.
Genç kız; duygu, düşünce ve algılamalarındaki aşırılıklarla yöneldiği ilgi
kaynaklarını, gerçekte olduğundan daha önemli bulur. Onlara gerçek değer
yargılarının ötesinde bir anlamla bağlanır. Herhangi bir ilgi objesinin tek
değer ölçüsü, genç kızın ona duyduğu gereksinme, ona verdiği önemdir.
Ergen kızlarda ilgiler, özelllikle ergenlik dönemi başlangıcında, birdenbire
gelişir, çabuk söner ve yerini başkalarına bırakır. Bu özelliği, genç kızın
giyim, süslenme, aile baskısından kurtulma, özerkliğini kazanma, birine
bağlanma, aşka tutulma, yetenekler gibi konuların tümünde görmek olasıdır.
Ergenlik döneminde ilgiler sayıca çoğalırlar. Bunun nedeni, çocukluk çağma
ait eski özelliklerle yeni ilgilere, ergenlik döneminde kazanılan
özelliklerle yeni ilgilerin eklenmesidir. Ergenlik dönemi başlangıcında çok
belirgin olan bu durum giderek kaybolur. Çocukluk çağı ilgileri zamanla
bırakılır, ilgilenilen konulara yönelişte bir seçicilik göze çarpar. Buna
bağlı olarak ilgiler, ergenlik dönemi ilerledikçe sayıca azalır.
Ergenlik çağı ilerledikçe, bu dönemin başlangıcında görülen ölçüsüzlük ve
dengesizlik, yerini daha kararlı, daha nesnel yönelişlere bırakır. Genç
kızın çeşitli yöneliş ve etkinlikleri içinde yer alan ilgi türleri,
konularına göre üç ana başlık altında kümelendirilebilir:
1. Genç kızın içinde yaşadığı toplum ve ilişki içinde olduğu gruplarla
iletişimini içine alan sosyal ilgiler
2. Boş zamanlarda sürdürülen çeşitli spor ve hobiler gibi, eğlenme, dinlenme
ve iyi vakit geçirmeye yönelik ilgiler
3. Görünüşe değer vermek, seçmek gibi, bireyin yalnız kendiyle alâkalı
kişisel ilgiler
Ayrıca ilgiler, kendilerinin birer amaç olmaları veya bir amacı
gerçekleştirmede araç olmaları açısından kümelendi-rilebilirler. Söz gelimi,
bir öğrenim dalını; salt o bilime duyduğu katıksız ilgi nedeniyle seçen genç
kız için yaptığı eğitim, kendi amaç olan bir ilgiye yönelişi gösterir. Eğer
genç; o öğrenim dalını, salt yüksek düzeyde sosyal veya ekonomik olanaklara
ulaşmak için seçmişse, bu ilgi bir amaç olmaktan çok bir araçtır.
Bir giysinin veya süs eşyasının seçiminde, o hafta gidilecek oyun veya
filmin tercihinde, okunacak bir romanın belirlenmesinde, bir spor veya
eğlenceye yönelmede, çoğunlukla gösterilen ilginin amacı kendindedir. Amacı
kendinde olan ilgiler, bireyin daha büyük bir hazla yöneldiği ve doyum
bulduğu ilgilerdir.
Buna karşın bir amacın gerçekleşmesinde araç olan ilgiler, daha geniş bir
görüş sonucu kazanılırlar. Birey olgunlaştıkça, etkinliklerinin o anda
kendini doyurmasından çok, daha sonra sağlayacağı değerleri dikkate alır.
Böylece ilgilerimizin pek çoğu, bir amacın gerçekleşmesinde araç olma
özelliği gösterir. Bu ilgilerle insan geleceğe yönelir.
Gençlik çağına ulaşmış bir kız; o çağa değin geçen yaşantısının, o anda
üzerine yönelen tüm etkilerin, artan deneylerinin ve sosyal ilişkilerinin
yardımıyla, çeşitli ve tümü kendi kişiliğine özgü ilgiler duyar. İlgi
uyandığında, sinir-kas sisteminde değişiklikler olur. Bu da organizmanın
bazı tepkileri yapmasını kolaylaştırır. Gerekli olan yönelmeyi ve atılım
gücünü sağlar. Eğer bireyde bazı ilgilerin uyanması isteniyorsa, bunlar
eğitsel yollardan, öğrenme yasalarına uygun olarak kurulabilir. Ancak
unutulmamalıdır ki, bu amaçla yapılacak yanlış yaklaşımlar tümüyle ters
sonuçlar doğurabilir.
İlgilerin belirgin özelliklerinden biri de değişken oluşlarıdır. İlgiler;
yaşa, fiziksel gelişmeye, cinsiyete, çevreye, sosyoekonomik düzeye göre
değişiklikler gösterirler:
İlgilerin Yaşa Bağlı Olarak Değişimi
Okul öncesi çağındaki kız çocukların, oyuncak bebeklere ve evcilik
eşyalarına karşı büyük ilgi gösterdikleri bilinir. Onergenlik çağındaysa,
sosyal etkinlikler ağırlık kazanır. Kız kıza toplanılır, birlikte çeşitli
konular üzerinde konuşulur, böylece vakit geçirilir. Ergenlik dönemi
boyunca, ilerleyen yaşla birlikte ilgiler çeşitlenir ve bazı değişiklikler
gösterir. Sosyal etkinliklerin önemini artırmasının yanı sıra, okumaya,
özellikle aşk öykülerine, duygusal romanlara, romantik filmlere ilgi doğar.
Bir erkek arkadaşla birlikte olma isteği giderek güçlenir.
Kız çocuk büyüdükçe, sorumlulukları ve görevleri artar. Genç kızlığa
eriştiğinde, kişisel ilgi ve eğilimlerine ayıracak zamanın azlığını
farkeder. En çok arzuladıklarına yeterince zaman ayırabilmek için,
ilgilerini bir değerlendirmeye tâbi tutması gerekir.
Bu dönemde, genç kızın içinde yaşadığı toplumun onda yarattığı kültürel
etkilerle, aşağı derecedeki pek çok ilgi konusu terkedilir. Böylece,
genellikle toplum kültürüne ve yaş düzeyine uyan, çevrede yaygın onay gören
ilgiler sürdürülür. Kişinin geleceğine, topluma ve ulusa ilişkin ilgiler bu
dönemde ağırlık kazanır.
İlgilerin Fizyolojik Gelişime Bağlı Olarak Değişimi
İlgilerin belirlenmesinde, gencin biyolojik yapısının, cinsel olgunluğa
erişip erişmemiş oluşunun etkileri vardır. Stone ve Barker, ilgilerin yaşla
mı, yoksa cinsel olgunlukla mı bağıntılı olduğunu anlamak için,
sosyo-ekonomik düzeyleri aynı olan ergen ve önergen kızlar arasında
karşılaştırmalı bir arştırma yaptılar. Bu araştırma sonunda; ergen kızların
karşı cinse ilgi duydukları, süslenmeye, giyim kuşama meraklı oldukları,
fiziksel güç isteyen eylemlerle ilgilenmedikleri görüldü.
Buna karşın önergenlik döneminde bulunan kızların daha çok düşsel
etkinliklerle ilgili oldukları saptandı. Yani önergen kızlar, ilgi
duydukları konularda gerçek deneyimler geçirmek yerine, bunları sanal
etkinliklerle yaşamayı tercih ediyorlardı. Söz gelimi, karşı cinse ilgi
duymaya başlayan genç kızlar, bir erkek çocukla arkadaşlık kuracak yerde,
ünlü bir pop sanatçısına plâtonik bir aşkla bağlanıp sanal bir aşk yaşama
yoluna gidiyorlardı.
İlgilerin Cinsiyet Farklarına Bağlı Olarak Değişimi
Cinsiyetin neden olduğu ilgi farklılıkları, bir yandan kültürel etkilere,
diğer yandan da fizyolojik değişimlere bağlıdır. Kızlar, genellikle güç
harcamayı gerektirmeyen sosyal etkinliklere ilgi duyarlar. Örgütlenmiş
etkinliklere duyulan bu eğilim, ilerleyen yaşla pek değişmez. Buna karşın
erkekler daha çok, kas gücü ve fiziksel beceri gerektiren etkinliklere
yönelirler.
Erkek çocuklarda ilgiler, kızların aksine daha çok yaşa bağlı olarak
değişir. Öğretim çağlarında oğlanlarda; futbol, basketbol, kaykay, paten,
bisiklet, boks, judo, yüzme, güreş, koşu gibi bedensel sporlar ağırlık
taşır. Oğlan çocuk bu eylemlerinde bireycidir. Kendini göstermek, cesaret ve
gücünü kanıtlamak ister. Sürekli yarışır ve serüven arar.
Aynı dönemde kızların oyunları erkeklerinkinden daha sosyal yapıdadır.
Yıkıcılık ve sertlik pek yoktur. Kendini kanıtlama, cesaret gösterme,
serüven arama daha az görülür. Erkeksi eğilimler gösterenler de yok
değildir; ama bunlar, çevre tarafından eleştirilerek, yerilerek, genel
davranış kalıplarına uymaya zorlanırlar.
Fleege'nin yaptığı bir araştırma, lise düzüyindeki kız ve erkek çocuklar
arasındaki temel ilgi farklılıklarını çok belirgin biçimde ortaya
koymaktadır. Erkek çocuklar; çalışmada başarı, geçerli bir iş edinme,
özvarlığı düzenleme gibi konularla daha yoğun biçimde ilgilenmektedir. Buna
karşın kızlar, daha çok sağlığa, üne, giyim kuşam ve şıklığa önem
vermişlerdir. Bu yönelişlerde sosyal etkilerin payı çok büyüktür. Bu genel
görünümün aksine, geçerli bir işte başarılı olmayı amaçlayan kızlar da
görülür. Onların bu yönelişi daha çok geçmiş yaşamlarının zorlayıcı
etkilerinden kaynaklanır.
Her iki cins, ilerleyen yaşla birlikte daha çok birlikte olurlar.
Zamanlarını ve ilgilerini paylaşırlar. Temelde büyük bir değişiklik
olmamakla birlikte;, sivrilmiş ayrılıklar, batıcı farklar kaybolur. Her iki
cinsiyetin ilgileri arasında önemli yakınlaşmalar doğar.
İlgilerin Zekâya Bağlı Olarak Değişimi
Kızların ve erkeklerin ortalama zekâ düzeylerinde tam bir eşitlik
görülmesine karşın, zekâ türlerinde bazı temel ayrılıkların bulunduğuna daha
önce ayrıntılı olarak değinmiştik. Buna bağlı olarak, erkeklerin matematik
zekâ üstünlüğüne karşın, kızların sözel zekâda belirgin bir üstünlüğü
vardır. Böylece kızlar, zekâ yapılarının doğal bir sonucu olarak dilbilime,
konuşmaya ve yabancı dile ilişkin etkinliklere daha yatkın olurlar.
Erkeklerse, fizik, kimya, matematik ve diğer fen bilimleri dallarında,
zihinsel soyutlama gerektiren konularda daha başarılıdırlar.
Cinslere ilişkin bu farklılıkların dışında, zekâ düzeylerinde bireyler
arasında var olan ayrılıklar da, kızların ilgilerini bir diğerinkinden
farklı kılar. Zekâ düzeyi yüksek genç kız, boş zamanlarında çeşitli
etkinliklerde bulunur ve akademik çalışmalara yönelirken, daha düşük zekâ
düzeyindekiler boş zamanlarının tümünü konuşmayla geçirirler. Radyo ve
televizyon programlarının bile, düşük ve yüksek zekâlıları farklı biçimlerde
etkilediği saptanmıştır. Yine parlak zekâlı bir gencin okuma zevkinin,
yetişkininkine eşit olduğu belirlenmiştir.
İlgilerin Çevre Etkilerine Bağlı Olarak Değişimi
Çevre, genç kızın ilgileri üzerindeki etkilerini, çeşitli biçimlerde
duyurur. Bu etkileri, Fiziksel Çevre Etkileri ve Kültürel Çevre Etkileri
olmak üzere başlıca iki başlık altında toplayabiliriz.
a. Fiziksel Çevre Etkileri
iklim, coğrafî özellikler ve benzerleri; fizik çevre etkilerini
oluştururlur. Deniz sporlarına elverişli bir yörede yetişen genç kızın,
yüzmeye, su kayağına ilgi duymasından doğal bir şey olamaz. Buna karşın kış
sporlarına elverişli bir yörede yaşayan, kayak yapacak, belki de dağcılığa
eğilim duyacaktır.
b. Kültürel Çevre Etkileri
Symonds'un belirlediğine göre; "Kent yaşamı içinde bulunanlar, kırsal
kesimde yaşayanlardan çok daha fazla oranda cinsiyet, aşk, yüce amaçlar gibi
konulara eğilim duymaktadırlar. Yine bazı yörelerde gençlerin sanat ve
kültürel etkinliklere yönelmeleri âdeta bir zorunluluk olmaktadır. Sinema,
tiyatro, edebiyat toplantıları, çeşitli konserler, o yöre gençliğinin ortak
ilgisini ve eğlencesini oluşturuyorsa, genç kendini benzerlerinden
soyutlayarak bu ilgilere sırtını dönemez.
Genç kız çoğu kez, kendini bağlı olduğu grubun eylemlerine katılmakla,
onlara uymakla yükümlü hisseder. Bu eğilim bireyi olumlu etkinliklere
yönelttiği gibi, sakıncalı durumlara da itebilir. Bazı dar çevrelerde, yasa
dışı gruplara katılma, özgür yaşam, çılgın gençlik, yalnızca günü yaşama,
sorumsuzluk ve aldırmazlık görüşlerinin egemen olduğu görülür. Buna karşın
bazı çevrelerde genç kızların ilgileri yalnızca, ev işleri, dikiş, nakış,
komşu ve eş dost ziyaretleriyle sınırlıdır.
Bazen aile içi veya toplumsal baskılar, genç kızın duyduğu ilgilere çok katı
ve hoşgörüsüz biçimde set çeker. Bazen de onu ilgilerinde olabildiğince
özgür ve denetimsiz bırakır. Kuşkusuz gençleri ilgilere yönlendirme
konusunda ana-baba ve eğiticilere önemli görevler düşmektedir.
İlgilerin Sosyo-ekonomik Duruma Bağlı Olarak Değişimi
Ailenin geçim kaynaklarının sınırlı oluşu veya parasal yönden geniş
olanaklara sahip bulunması, ilgilerin belirlenmesinde önemli rol oynar. Bir
kız; kültürel etkinliklere, oku-maya, tiyatro, sinema ve müziğe çok büyük
bir ilgi duymasına karşın, salt maddî yetersizlik nedeniyle bu ilgilere
yönele-meyebilir. Bir başkası, sahip olduğu olanaklarla, ilgi duyduğu her
kitabı okuma, her oyunu görme, her konsere gitme şansına sahip olabilir.
İsterse hem deniz sporlarını, hem kış sporlarını yapabilir
Resme gönül vermiş bir genç kız, bu eğilimine uyarak öğrenimini ilgili bir
yüksek okulda sürdürürken, tuvale yansıttığı renklerde tinsel bir hazza ve
doyuma ulaşır. Köyde yaşayan bir başka genç kızın aynı oranda bir resim
yeteneğine sahip olduğunu var sayarsak, bu ilgi muhtemelen yalnızca gergefe
dökülen nakışlarla sınırlı kalacaktır.
İlgi ve Konuşma
Genç kızın ilgiye dayalı etkinliklerinin çok büyük bir bölümünü sosyal
ilgiler kapsar. Sosyal ilgilerin geliştirilmesihdeyse temel araç sözlü
anlatım, dil, ya da konuşmadır. Erkek Cinsle Dişi Cins Arasındaki Psikolojik
Ayrılıklar başlıklı bölümde ayrıntılı olarak değindiğimiz gibi, kız
çocuklar; daha yuva ve anaokulu çağlarındayken, konuşma yetilerinin oğlan
çocuklara oranla bariz biçimde üstün olduğunu ortaya koyarlar.
Oğlan çocuklar daha çok tek başlarına sürdürdükleri yapım etkinliklerine
yönelirken; onlar, konuşmadan etkin biçimde yararlanılan toplu oyunlara ve
ortak faaliyetlere geniş zaman ayırırlar.
Ergenlik dönemine ulaşan kızlarda, genellikle konuşma ve yazma gibi dille
anlatım etkinlikleri yoğunlaşır. Bu dönemde, birkaç kız arkadaşın bir odaya
kapanıp saatlerce konuştuğu çok sıkça gözlenir. Kızlar, buluşup karşılıklı
konuşma olanağı bulamadıklarında başka çarelere başvururlar. Cep
telefonlarından veya evlerinden, aile bireylerini bezdiren uzun telefon
konuşmaları yaparlar. Ya da, edindikleri mektup arkadaşlarına sayfalar
dolusu mektuplar yazarlar.
Yaz tatili veya benzeri nedenlerle bulundukları çevreden ve arkadaş
gruplarından ayrılan kızlar, koyu bir yalnızlık duygusuyla bunalıma
düşerler. Çok güçlü bir arkadaş edinme kaygısıyla çevrelerindeki yaşıtlarla
bağıntı kurmaya çalışırlar. Edinilen arkadaşlıklar derinliğine olmaktan çok
genellikle yüzeyseldir. Birbirlerinden hiç ayrılmayan, içtikleri su ayrı
gitmezmişçesine beraber olunan bu arkadaşlıklar, çoğu kez genç kızlığın orta
evrelerinde zayıflar, kopar ve dağılır.
Ergenlik dönemi içinde görülen konuşma eğilimindeki artış, genel olarak bu
çağ içinde kızların duydukları güvensizlik duygusuyla açıklanmaktadır. Diğer
kızlarla konuşma aracılığıyla kurulan iletişim, onlara topluluk benliği
aşılamakta, böylece kendilerini yalnız ve zayıf olmaktan kurtararak,
başkalarıyla özdeşleşme yoluyla özgüvenlerini artırmalarında yardımcı
olmaktadır.
Ancak genç kızlarda konuşma etkinliğinin artışı genel bir durumdur. Bazı
genç kızların bu evre içinde yalnızlığı seçtikleri ve pek konuşmadıkları
görülebilir. Sessiz ve utangaç kızlar üzerinde yapılan incelemeler, bu
susuşun nedeninin, sosyal temaslardan korku ve kuvvetli bir aşağılık duygusu
olduğunu göstermiştir. Böyle derin bir sessizlik içine gömülü bulunan
kızlar, aslnda güçlü bir konuşma gereksinimi ve isteği içindedirler.
Böyle kızlar çoğu kez, düşünce ve duygularını anı defterlerinin gizemli
sayfalan arasında saklarlar. Bazen de düşler dünyasına sığınarak, tüm
sorunlarını burada, hayallerle giderirler. Kimi genç kızlar, dış çevreye
açılamazlar. Kolayca yeni dostlar ve arkadaşlar edinip onlarla iletişim
kuramazlar; ama kendilerini daha güvenli hissettikleri aile bireyleriyle
gereğinden fazla konuşurlar. Böylece sosyal ilişki gereksinimlerini dar ve
tanıdık bir çevre içinde gidermeye çalışırlar.
Ergenlik dönemi içine giren kızların konuşmalarında bazı genel ve belirgin
özelllikler saptanabilir:
Bu konuşmaların büyük bir bölümü, havadan sudan veya gevezelik olarak
tanımlanan konuşmalardır. Önemli ve derin bir içeriğe sahip değildir.
Genellikle, okulda veya çevrede tanık oldukları, duydukları ilginç ve gülünç
olaylar bu konuşmalara konu olur. Bunların yanı sıra, ailelerden,
öğretmenlerinden, günlük yaşamları içinde yer alan olaylardan,
sorunlarından, okunan kitaplardan, görülen filmlerden, gazetelere manşet
olan haberlerden ve ilgilendikleri oğlanlardan söz ederler. Bu konuşmalar
arasında sık sık espri yapar ve gülüşürler. Bu evre içinde sosyal ilişkileri
sınırlı ve kendilerine güveni olmayan kızlar, utangaçlıklarını böylece
giderip güvensizliklerini yenerler.
Erinliğe erişip ergenlik dönemini sürdüren kızların, giderek daha çok
karşılıklı fikir alışverişinde bulundukları görülür.
Gerçi konular yine yukarıda anılanların kapsamı içindedir; ama bütün bunlar
daha özlü ve ciddi bir bakış açısı içinde yorumlanır.
Kimi zaman düşünceler birbirlerine karşıt bir özellik taşır. Kızlardan her
biri, kendi düşüncesinin doğruluğunu kanıtlamaya çalışır. Bazen uzlaşmaya
varılır ama, çoğu kez ortak bir düşüncede birleşme sağlanmadan tartışma
kapanır. Çünkü bu dönemdeki konuşmalar egosontrik bir özellik gösterir. Yani
başkalarını da dinleyip karşılıklı anlaşmak yerine, genç kız, konuşanın hep
kendi olmasını ister. Konuşmak için en küçük bir olanağı kaçırmak istemez.
Karşısındaki konuşurken çoğu kez onu dinlemekten çok, ne yanıt vereceğini
düşünür.
Tartışma çağı, daha çok ergenlik döneminin ortalarında ve sonlarında
görülür. Çünkü bu çağın başlarında kızlar, düşündüklerini açıkça ortaya
koyacak ve onları savunacak kadar özgüvene sahip değildir.
Kızların aralarında yaptıkları konuşmalar, onların kendilerini tanıyıp
anlamalarını, kafalarındaki çözülmemiş sorunları aydınlatmalarını sağlar.
Böylece başkalarını tanımaya, dışa açılmaya, yaşam ve insanlar hakkında daha
geniş bilgi edinmeye olanak bulurlar. Yeni ilgiler kazanır, görüşlerini
genişletirler. Bu konuşma ve tartışmalar sırasında kızlar, kendi görüş ve
düşüncelerini dile getirerek, onların başkaları üzerinde bıraktığı etkiyi ve
fikirlerinin onay bulup bulmadığını görüp öğrenirler.
Ayrıca yapılan bir araştırma, kızların: %58'inin bu toplantılardan büyük
zevk aldığını; %17'sinin bunları fazla önemsemediğini; % 25'inin ise hiç
hoşlanmadığını göstermiştir. Bu da konuşmanın; her türlü yararının ötesinde,
kızların yarıdan fazlası için tek başına bir ilgi konusu olduğunu
göstermektedir.
Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın