Dünyanın En Güzel Öyküsü: Felsefe
Nigel Warburton
Felsefe Nedir?
Bu, hayli meşhur ve zor bir sorudur. Onu cevaplamanın en
kolay yollarından biri, felsefenin filozofların yaptığı şey olduğunu
söylemek ve sonra da Platon, Aristotales, Descartes, Hume, Kant, Russel,
Wittgenstein, Sartre ve diğer ünlü filozofların eserlerine gönderme
yapmaktır. Bununla birlikte, bu cevabın, konuya yeni giriş yapıyorsanız
eğer, adı geçen yazarlar tarafından kaleme alınmış olan bir eseri muhtemelen
henüz okumuş olmayabileceğinizden dolayı değildir.
Okumuş olsanız dahi, bu filozofların hepsinin birden paylaştığı ilişkili bir
karakteristik gerçekten olsa bile, onların ortak olarak sahip oldukları bir
şeyi söylemek herşeye rağmen kolay olmayabilir. Soruya bir diğer yaklaşım,
felsefenin "hikmet sevgisi" anlamına gelen Grekçe sözcükten türemiş olduğuna
işaret etmektir. Mamafih, bu, felsefenin filozofların yaptığı şey olduğunu
söylemekten daha muğlak ve hatta daha az yardımcıdır. Bu genel mütalaalara
gerek duyulmaktadır.
Felsefe Bir Faaliyettir
O, belirli sorular üzerine düşünmenin bir yoludur.
Felsefenin en ayırd edici özelliği, onun mantıksal argüman kullanmasıdır.
Filozoflar genellikle argümanlarla uğraşırlar: Onlar ya argümanlar
oluşturur, ya başkalarının argümanlarını eleştirir ya da bunlardan her
ikisini birden yaparlar. Onlar aynı zamanda kavramları analiz edip, açıklığa
kavuştururlar. "Felsefe" sözcüğü, hayata dair genel bir bakışı anlatmak veya
birtakım gizemcilik formlarına gönderimde bulunmak amacıyla, çoğunluk bundan
çok daha geniş bir anlamda kullanır. Ben sözcüğü burada, söz konusu geniş
anlamıyla kullanıyor olmayacağım. Amacım, antik Yunanlılarla başlayıp, 20.
Yüzyılda özellikle Avrupa ve Amerika'da gelişen bir düşünce geleneği içinde
yer alan bazı çok önemli düşünce alanlarını aydınlatmaktır.
Bu gelenek içinde çalışan filozoflar, ne tür şeyler üzerine tartışırlar?
Onlar genellikle, büyük bir çoğunluğumuzun, tartışma ihtiyacı duymayacak
şekilde, apaçık gördüğü inançları incelerler. Genellikle doğru ve yanlış,
dış dünyanın mahiyeti, zihin, bilim, sanat ve benzeri diğer konularla meşgul
olurlar. Mesela, insanların çoğu hayatlarını, adam öldürmenin yanlış
olduğunu söylemek için, ne gibi bir haklılandırma vardır? O her koşul
altında yanlış mıdır? Ve herşey bir yana, ben yanlışlıkla ne anlatmak
istiyorum? İşte bunlar felsefi sorulardır. İnançlarımızdan birçoğunun,
incelendikleri zaman sağlam temellerden yoksun bulundukları ortaya çıkar.
Felsefeyle uğraşmak sadece bizim önyargılarımız üzerine açık seçik olarak
düşünmemize değil, fakat inandığımız şeyleri tam anlamıyla açıklığa
kavuşturmamıza da yardım eder. O, zaman geçtikçe de, geniş kapsamlı bir
konular silsilesi hakkında tutarlı bir biçimde tartışma yeteneği -başka
alanlara taşınabilir olan yararlı bir beceri- kazandırır.
Felsefe
ve Tarihi
Sokrates'in zamanından beri, birçok büyük filozof varolmuştur. Kitabımın
başlangıç paragrafında, ben bunlardan yalnızca birkaçını saydım. Felsefe
üzerine bir giriş kitabı, konuya, bu filozofların katkılarını kronolojik bir
düzen içinde analiz etmek suretiyle, tarihsel olarak yaklaşabilirdi. Benim
burada yapacağım şey ise, bu değildir. Bunun, konuya dayalı bir yaklaşımı,
yani tarihten ziyade, belirli felsefi soru[n]lar üzerinde odaklaşan bir
yaklaşımı kullanacağım. Felsefe tarihi kendi içinde büyüleyici ev önemli bir
konudur ve klâsik felsefi metinlerden birçoğu aynı zamanda büyük edebiyat
yapıtlarıdır. Sadece birkaç örnek seçmek gerekirse, Platon'un Sokratik
diyalogları, Rene Descartes'ın Meditations [İlk Felsefe Üzerine Metazifik
Düşünceler]'i, David Hume'un Enquiry Concerning Human Understanding [İnsanın
Anlama Yetisi Üzerine Soruşturma]'sı ve Friedrich Nietzsche'nin Thus Spoke
Zarathustra [Zerdüşt Böyle Buyurdu]'su, bunların hepsi de her standart
altında ilginç ve tahrik edici eserler olarak öne çıkar. Felsefe tarihiyle
ilgili araştırmaların büyük bir değeri olmakla birlikte, benim buradaki
amacım, size, sadece belirli büyük şahsiyetlerin bu konular hakkında
düşünmüş oldukları şeyleri açıklamaktan ziyade, felsefi konular üzerinde
kendi başınıza düşünmeniz için gerekli araçları temin etmektir. Bu konular
salt filozoflar için ilginç olan konular değildirler: Onlar insanî
durumlardan doğal bir biçimde doğarlar ve hayatında hiç felsefe kitabı
açmamış olan pek çok insan bu konular üzerinde kendiliğinden düşünür.
Daha önceki filozofların argümanlarını ve hatalarını bilmezsek eğer, konuya
önemli bir katkı yapmayı ümid edemeyeceğimize göre, felsefeye dair ciddî
herhangi bir inceleme tarihsel araştırmayla konuya dayalı yaklaşımın bir
sentezini ihtiva etmek durumundadır. Filozoflar, bir tarih bilgisi olmadan,
asla ilerleme kaydedemezler. Onlar, bu hatalara daha önce de düşülmüş
olduğunu farketmeden, aynı hatalara düşmeye devam ederler. ve birçok filozof
kendi teorisini, daha önceki filozofların eserlerinde bulunan yanlışları
görerek geliştirir. Dahası, bunun gibi kısa bir kitapta, bireysel
düşünürlerin eserlerindeki derinliklerin hakkını vermek mümkün olamaz. Her
bölümün sonunda teklif edilen ek okuma önerileri, burada tartışılan daha
geniş bir tarihsel bağlam içine oturtmaya yardımcı olacaktır.
Felsefeyle Niçin Uğraşmalı?
Filozofların her daim yapageldikleri şey, oturup sözcüklerin anlamlarını
tartışma konusu yapmak olduğu için, zaman zaman felsefeyle uğraşmanın hemen
hiçbir anlamı olmadığı savunulur. Filozoflar önemli sonuçlara ulaşır
görünmezler ve onların topluma katkıları yoktur. Onlar hâlâ eski Yunanlıları
meşgul etmiş olan aynı soruları tartışmaktadırlar. Felsefe bir şeyleri
değiştirir gibi görünmez; o herşeyi olduğu gibi bırakır.
Herşey bir yana, felsefeyle uğraşmanın bir değeri var mıdır? İşe hayatımızın
temel kabullerini sorgulayarak başlamak tehlikeli bile olabilir: Sonuçta,
herşeyi çok fazla sorgulamak suretiyle felce uğramış biri olarak, kendimizi
hiçbir şey yapamaz hâle gelmiş hissedebiliriz. Gerçekten de, bir filozof
karikatürü, Oxford ya da Cambridge'teki çalışma odasının rahat koltuğunda
çok soyut düşüncelerle başa çıkmada başarılı, ama hayatın pratik
problemlerinin üstesinden gelmede çaresiz kalan birinin, Hegel felsefesinin
en karmaşık kesit ya da pasajlarını açıklayabilen fakat yumurta pişirmekten
aciz bir kimsenin eleştirel ve alaycı tasviridir.
Kurgulanmış Hayat
Felsefeyle uğraşmanın önemli bir nedeni, onun varoluşumuzun anlamıyla ilgili
temel soruları ele almasıdır. Çoğumuz, hayatımızın akışı içinde temel
birtakım felsefi sorular sorarız. Niçin buradayım? Tanrı'nın varolduğunun
bir delili var mıdır? Hayatımızın bir amacı bulunmakta mıdır? Bir şeyi doğru
ya da yanlış kılan şey nedir? Hayatımız salt bir düş olabilir mi? Zihin
bedenden faklı mıdır, yoksa bizler sadece birer fizikî varlık mıyız? Bilim
nasıl ilerler? Sanat nedir? vb.
Felsefeyle uğraşan insanların çoğu, tek tek birimizin bu tür soruları ele
alıp incelemesinin büyük bir önem taşıdığına inanır. Hatta bazıları,
sorgulanmış bir hayatın yaşanmaya değer olmadığını öne sürer. Temel aldığı
ilkeleri hiç sorgulamadan sıradan bir varoluşu devam ettirmek hiç bakımdan
geçirilmemiş bir araba sürmeye benzeyebilir. Şimdiye kadar hep yeterince iyi
bir biçimde çalışmış oldukları için, arabanızın frenlerine, direksiyon ve
motoruna güvenmekte haklı olmuş olabilirsiniz, ama bu güvende bütünüyle
haklı olmayabilirsiniz de. Fren pedalları hatalı olabilir ve sizin onlara en
fazla ihtiyaç duyduğunuz bir anda iflâs edebilirler. Aynı şekilde,
hayatınızı kendilerine dayandırdığınız ilkeler de bütünüyle sağlam olabilir,
fakat siz bundan, onları incelemiş oluncaya dek, emin olmayabilirsiniz.
Dahası, hayatınızı kendilerine dayandırdığınız kabullerin sağlamlığından
ciddî ciddî şüphelenmeseniz bile, düşünce gücünüzü hayata geçirmemekle
yaşamızını fakirleştiriyor olabilirsiniz. Birçok insan kendilerine bu türden
soruları sormanın ek bir çabayı gerektirdiğini veya rahatsızlık verici
olduğunu üşünebilir. Ama diğerleri, meydan okuyucu felsefi sorulara cevap
bulmak için güçlü bir arzu duyabilirler.
Felsefeyi Öğrenme
Felsefeyle uğraşmak için başka bir neden de, onun oldukça geniş bir konular
alanı üzerinde daha açık bir biçimde düşünmeyi öğrenmenin iyi bir yolunu
sağlamasıdır Bir konunun lehindeki ve aleyhindeki argümanları analiz etmek
suretiyle, hayatın diğer alanlarına taşınabilecek olan beceriler, tartışma
ustalığı kazandığımız için, felsefî düşünmenin yöntemleri geniş bir alan
meydana getiren bir durumlar çeşitliliği içinde çok yararlı olabilir.
Felsefeyle uğraşan birçok insan felsefeden kazandığı tartışma ustalığını
-düşünce açıklığının büyük bir değer taşıdığı- hukuk, bilgisayar
programcılığı, iş danışmanlığı, kamu görevi ve gazetecilik gibi çok farklı
mesleklerde de kullanmayı sürdürebilir. Filozoflar, insan varoluşunun doğası
hakkında kazandıkları kavrayışları, sanat alanına döndükleri zaman da
kullanabilirler: Bir dizi filozof romancı, eleştirmen, şair, film yapımcısı
ve piyes yazarı olarak çok başarılı olmuştur.
Felsefeyle uğraşmayı haklılandıran bir diğer neden de, onun birçok insan
için haz veren bir etkinlik olabilmesidir. Felsefe lehindeki bir savunma
için söylenmesi gereken bazı şeyler vardır. Onun tehlikesi, felsefe
etkinliği çapraz bulmacalar çözmeye eşdeğer bir faaliyete indirgeyen bir
savunma gibi değerlendirilmesidir. Bazı filozofların konuya yaklaşımları
zaman zaman şuna benzeyebilir: Karanlık mantıksal bulmacaları kendi içinde
bir amaç olarak çözmek ve çözümlerini pek az insanın takip edebildiği özel
uzman dergilerinde yayınlamak, bazı profesyonel filozoflarda bir saplantı
hâline gelebilir. Diğer taraftan da, üniversitelerde çalışan bazı filozoflar
kendilerini bir "iş"in bir parçası olarak görür ve çoğunluk çok vasatî olan
çalışmalarını, sadece bu çalışmalar (yayınların niceliğinin terfiyi
belirleyen bir faktör olması hasebiyle) kendilerine "yükselme" ve terfi elde
etme imkânı vereceği için, basarlar. Onlar, adlarının yayınlanmış olmalarını
görmekten, artan maaştan ve terfi ile birlikte gelen prestijden keyif
alırlar. Yine de, felsefenin büyük bir bölümü, bereket versin, bu düzeyin
üstüne çıkar.
Felsefe Zor Mudur?
Felsefe çoğu zaman, zor bir konu ya da disiplin olarak tanımlanır.
Felsefeyle irtibatlandırılan, bizim bazılarından sakınabileceğimiz, çok
çeşitli zorluk türleri vardır.
Herşeyden önce, profesyonel filozofların meşgul oldukları problemlerden
birçoğunun oldukça yüksek bir soyut düşünce düzeyini gerektirdiği doğrudur.
Ama aynı şey, hemen hemen her entellektüel faaliyet için geçerlidir: Felsefe
bu bakımdan fizik, edebiyat eleştirisi, bilgisayar programcılığı, jeoloji,
matematik veya tarihten hiç farklı değildir. Bunlarda ve diğer araştırma
alanlarında olduğu gibi, konuya bir önemi olan özgün katkılar yapmanın
zorluğu, sıradan insanların bilgisinin bu entellektüel faaliyetlerin temel
yöntemlerini öğrenmekten alıkoymak için bir mazeret olarak
kullanılmamalıdır.
Bununla birlikte, felsefeyle ilişkili, kendisinden sakınılabilecek ikinci
bir güçlük türü daha vardır. Filozoflar her zaman iyi yazar olmayabilirler.
Onlardan birçoğu kendi fikirlerinin son derece yoksul aktarıcısıdırlar. Bu,
bazen onlar yalnızca oldukça küçük bir uzman okuyucular kitlesine erişmeyi
amaçladıkları için, böyledir; bazen de, onlar konuyla derin bir tanışıklığı
olmayanların kafalarını bulandırmaktan başka hiçbir işe yaramayan karmaşık
bir jargon kullandıkları için, ortaya böyle bir durum çıkar. Uzman terimleri
profesyonel filozofların her daim kullandıkları belirli kavramları
açıklamaktan kurtulmak bakımından yararlı olabilir. Bununla birlikte,
profesyonel filozoflar arasında uzman terimlerini salt onları kullanmış
olmak için kullanma gibi talihsiz bir eğilim vardır: Onlardan birçoğu, çok
iyi İngilizce eşdeğerleri olsa bile, Latince deyimler kullanırlar. İçine
tanışık olmadığımız sözcüklerin serpiştirildiği bir paragraf ev alışık
olmadık şekillerde kullanılan bildik sözcükler ürkütücü olabilir. bazı
filozoflar, kendileri için icad etmiş oldukları, felsefeyi gerçekte
olduğundan çok daha zor bir konu olarak gösteren, bir dilde konuşmakta ve
yazmakta gibi görünürler.
Ben bu kitapta, gereksiz bir jargondan kaçınmaya çalıştım ve yol aldıkça,
karşılaşılan bütün bilinmeyen terimleri açıklamaya özen gösterdim. bu
yaklaşım size, bölüm sonlarında yer alan okuma önerilerilerindeki daha zor
felsefi yazılardan bazılarını anlamak için gerekli olan felsefi vokabüleri
kazandıracaktır.
Felsefenin Yapabileceği Şeylerin Sınırları
Bazı felsefe öğrencileri, felsefeden, pek de makûl olmayan bir tarzda, çok
fazla şey beklerler. Onlar, felsefenin kendilerine, insanın zor durumlarını
tam ve ayrıntılı bir resmini sağlamasını isterler. Onlar, felsefenin
kendilerine hayatın anlamını göstereceği ve kompleks varoluşlarımızın her
boyutunu açıklayacağını düşünürler. Fakat, felsefeyle uğraşmak
hayatlarımızla ilgili temel soruları aydınlığa kavuşturabilse de, felsefe,
böyle bir şey sağlamaz. Felsefeyle uğraşmak, sanat, edebiyat, tarih,
psikoloji, antropoloji, sosyoloji, siyaset ve bilimle meşgul olmaya bir
alternatif değildir. Bu farklı konular insan hayatının farklı yönleri
üzerinde yoğunlaşır ve bize farklı kavrayış türleri sağlarlar. Bir kimsenin
hayatının bazı yönleri felsefi analize, ve muhtemelen başka türden bir
analize de karşı koyar. Öyleyse, felsefeden çok daha fazla şeyde beklememek
hususu önem taşımaktadır.
Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın