Yükselme Tutkusu Üstüne
Francis Bacon
Yükselme tutkusu, insan gövdesinin salgılarından biri olan safraya benzer,
yolu tıkanmadıkça insanı canlı, diri, çok ateşli, atılgan kılar. Ama yolu
tıkanır da akamazsa, yakıcı, kötü, acı bir ağrıya dönüşür. Yükselme
tutkusuyla dolu kimseler de, önleri açık olur boyuna ilerleyebilirlerse,
tehlikeli olmaktan çok becerikli olurlar. Ama isteklerine engel çıktığı
zaman, gizli gizli içerler, insanları, olayları kötü gözle görmeye başlar,
ancak işler ters gittiği zaman sevinç duyarlar. Bir devletin ya da kralın
hizmetinde bulunan kimse için en olumsuz niteliktir bu. Dolayısıyla,
yükselme delisi kimselere görev veren krallar, bunların her zaman
ilerleyebilmesine, geri bırakılmamasına gözkulak olmalıdırlar; çünkü
böyleleri, bulundukları görevde ilerleyemezlerse, kendileriyle birlikte o
görevin adını da batırmak için ellerinden geleni geri komazlar. Ama, bu
yaradılışta kimselere bir zorunluluk olmadıkça görev verilmemelidir
dediğimiz için, hangi durumlarda zorunluluğun ortaya çıkacağını da
belirtmemiz uygun olur. Savaşta iyi komutanlara, herkesten daha çok yükselme
delisi olsalar bile, görev verilmelidir, çünkü görevde sağladıkları
yararlılıklar geri kalan her şeyi hoşgösterebilir. Yükselme tutkusu olmayan
asker, mahmuzları çıkarılmış gibidir. Bu yaradılışta kimselerin, tehlikeli
işlerde krallara siper olmak gibi bir yararı da vardır, çünkü bunlar gibi
gözükara bir güvercin olmayan hiç
kimse, kapalı gözlerle alabildiğine yükselmek gibi bir işe yanaşmaz. Böyle
kimseler, uyruklar arasında çok sivrilenleri devirmekte de işe yarayabilir,
tıpkı Tiberius'un Seianus'u devirmekte Macro'dan1 yararlanması gibi.
Yararlarını belirttikten sonra, şimdi geriye bu yaradılışta insanların daha
az tehlikeli olmaları için nasıl dizginlenebileceklerini anlatmak kalıyor.
Bunların aşağı tabakadan gelmiş olanları soylularından; arkadaş canlısı,
ince yaradılışlı olanları sert yaradılışlılarından, yeni yükselenleri,
eskiden yükselip büyüklüklerini pekiştirmekte kurnazlaşmış olanlarından daha
az tehlikelidir. Kimilerine göre, kralların kendilerine gözdeler tutmaları
bir güçsüzlük belirtisidir, ama ülkenin yükselme tutkusuyla gözü dönmüş
büyük adamlarına karşı en iyi savunma yolu budur. Bu durumda, kralın bir
kimseyi tutması ya da tutmaması gözde adamlarının elinde olduğundan, başka
birinin aşırı yükselmesine fırsat kalmaz. Bunları dizginlemenin başka bir
yolu da karşılarına en az kendileri gibi gururlu kimseleri çıkararak bir
denge kurmaktır. Ama işlerin çıkmamasını sağlamak için birtakım aracı
danışmanlardan yararlanmak gerekir, çünkü böyle safra atmazsa devlet gemisi
çok geçmeden yalpalamaya başlar. En azından, kral birkaç ılımlı kimseye
görev vererek bunlarla yükselme delilerini kösteklemelidir. Böylece
yıkılacaklarını sezdirerek onlara gözdağı vermek, korkak yaradılışlı olanlar
karşısında etkili bir yoldur; ama çetin yaradılışlı, azılı olanları, böyle
bir gözdağı karşısında, tasarladıklarını çabucak gerçekleştirmeye kalkışır,
daha da tehlikeli duruma gelirler. Böylelerini devirmek gerektiği zaman, bu
iş güvenlik içinde ansızın yapılamıyorsa, tek yol bunlara bir yüz vermek bir
vermemek, böylece ormanda yolunu yitirmiş kimselerin durumuna düşürmektir.
Büyük işlerde üstün gelme tutkusu, önüne gelen her işe burnunu sokma
tutkusundan daha az zararlıdır, çünkü bu karışıklığa yol açar, işleri altüst
eder. Gene de işinde yükselme delisi bir kimse, birçok adamının olmasını
isteyen kimseden daha az tehlikelidir. Değerli kişiler arasında sivrilmeye
çabalayan kimse çetin bir iş karşısındadır, ama bu her zaman kamu yararına
olur. Hiçten kişiler arasında en önemli gözükmeye yeltenen kimse ise bir
dönemin çöküşüne yol açar. Yüksek görevlerin sağladığı üç yarar vardır:
iyilik yapabilmek için en elverişli olanaklar, krallarla devlet büyüklerine
yaklaşma kolaylığı, insanın kendi varlığını artırabilmesi. Bu amaçlar için
titizlikle çabalayan kişi dürüst bir insandır, böyle bir çabayı
değerlendirebilen kral da bilge bir kraldır. Genellikle, krallarla devlet
büyükleri, yükselme tutkusu değil de görev duygusu taşıyan, işini gösteriş
için değil gönülden benimseyerek yapan kimselere görev vermeli; gösterişçi
bir kişiyi, çalışmaya can atan bir kişiden ayırt edebilmeli.
Notlar
1 N. Sertorius Macro, İmparator Tiberius'un gözde adamlarından biriydi,
İmparator, Seianus'un kendisini devirmek için sürekli hazırlıklar yaptığını
işitince, Macro'ya onu tutuklayıp öldürtmesini söyledi. Macro ilkin birtakım
bağışlarla Seianus'un askerlerini satın aldı, sonra da onu öldürttü.
Seianus'un bütün akrabaları ile çocukları da aynı cezaya çarptırıldı (İ.S.
37), arkadaşlarından birçoğu hapishanede öldürüldü.