Demokritos
Demokritos, doğadaki değişimlerin bir şeyin gerçekten "değişmesine"
bağlanamayacağı konusunda kendinden önceki filozoflarla aynı fikirdeydi.
Bundan ötürü doğadaki her şeyin, gözle görülemeyecek kadar küçük ve mutlak,
hiçbir zaman değişmeyen yapı taşlarından oluştuğunu varsayıyordu. Demokritos
bu en küçük parçacıklara atom adını veriyordu.
"Atom" sözcüğü "bölünemeyen şey" anlamına gelir. Demokritos için, her şeyin
temelini oluşturan bir şeyin daha küçük parçalara bölünemeyeceğini
vurgulamak son derece önemliydi. Eğer bu yapı taşları daha küçük parçalara
bölünebilseydi, yapı taşı olma özelliklerini kaybederlerdi. Evet, atomlar
devamlı parçalanıp dursaydı, doğa gittikçe sulandırılan bir çorba gibi
çözülmeye başlardı.
Doğanın yapı taşları mutlak olmak da zorundaydı, çünkü hiçbir şey yoktan
varolamazdı. Demokritos bu konuda Parmenides ve Elea'lılarla aynı
görüşteydi. Ayrıca atomların pek ve yoğun olduğunu öne sürüyordu. Ancak
atomlar birbirinin aynı olamazdı. Eğer atomlar birbirinin aynı olsaydı,
bunların nasıl bir araya gelerek hem gelinciği, hem zeytin ağacını, hem keçi
derisini ve hem de insan saçını meydana getirebildiğini açıklayamazdık.
Demokritos'a göre doğada sonsuz sayıda ve farklılıkta atom bulunmaktaydı.
Bazı atomlar yuvarlak ve kaygan, bazıları düzensiz ve yamuktu. Tam da bu
yüzden birleştiklerinde birbirinden çok farklı varlıklar meydana
getirebiliyorlardı. Sayıları ve çeşitlilikleri ne olursa olsun, her biri
mutlak, değişmez ve bölünemezdi.
Bir varlık, örneğin bir ağaç ya da bir hayvan ölüp parçalara ayrıldığında,
atomlar yeniden yayılıp başka varlıkları oluştururlar. Çünkü atomlar aslında
boşlukta dolanırlar, ancak çeşitli "girinti" ve "çı-kıntı'ları olduğu için
gördüğümüz şeylere takılıp dururlar.
Herhalde şimdi legolarla ne anlatmak istediğimi anlıyorsundur! Legolar da
Demokrrtos'un atomlara atfettiği hemen hemen tüm özelliklere sahiptirler ve
tam da bu yüzden bir şeyler kurmaya çok elverişlidirler. Öncelikle
bölünmezdirler. Biçimleri ve büyüklükleri farklı farklıdır. Yoğun ve sık
dokuludurlar. Lego parçalarının "girinti" ya da "çıkıntıları" da vardır ve
bu sayede birbirine takılıp akıl almaz biçimler meydana getirebilirler. Bu
yapı sonradan dağıtılabilir ve aynı parçalardan bu sefer farklı nesneler
yapılabilir.
Bugün artık Demokritos'un atom öğretisinin doğru olduğunu söyleyebiliriz.
Doğa gerçekten birbiriyle birleşip sonra birbirinden ayrılan atomlardan
oluşmaktadır. Burnumun en ucundaki bir hücrede yer alan bir hidrojen atomu,
bir zamanlar bir filin hortumunda bulunmuş olabilir. Kalp kasımdaki bir
karbon atomu, bir zamanlar bir dinozorun kuyruğunda yer almış olabilir.
Günümüzde bilim atomların daha da küçük "temel taneciklere"
ayrıştırılabileceğini bulmuştur. Bu temel taneciklere proton, nötron ve
elektron diyoruz. Belki bunlar da kendinden küçük parçacıklara
aynştırılabilir. Ancak fizikçiler bunun bir yerde durmak zorunda olduğu
konusunda birleşiyorlar. Doğayı oluşturan bir takım en küçük parçalar olmak
zorunda.
Demokritos'un elinde günümüzde varolan elektronik aletler yoktu. Onun tek
aleti mantığıydı. Ve mantığı ona başka bir seçenek bırakmıyordu. Hiçbir
şeyin değişemeyeceğini ve yoktan varolup sonra yokolamayacağını bir kez
varsayıyorsak, o zaman doğa önce biraraya gelen ve sonra birbirinden ayrılan
küçücük yapı taşlarından oluşmak zorundadır.
Demokritos, doğal süreçlere bir takım "güçlerin" ya da "ruhların" müdahale
ettiğine inanmıyordu. Varolan tek şey atomlar ve boşluktur, diyordu.
"Özdeksel" olandan başka bir şeye inanmadığı için, Demokritos'un Özdekçi
olduğunu söylüyoruz.
Demokritos'a göre atomların devinimlerinin ardında hiçbir bilinçli "amaç"
yoktur. Doğa tamamen mekaniktir şeydir. Bu her şeyin "rastlantısal" bir
biçimde oluştuğu anlamına gelmez, çünkü her şey doğanın değişmez yasalarını
izler. Demokritos olup biten her şeyin ardında doğal, şeylerin kendinde
yatan bir neden olduğunu öne sürüyordu. Bir keresinde de, Pers ülkesine kral
olmaktansa böyle bir doğal neden keşfetmiş olmayı yeğlediğini söylemişti.
Demokritos'a göre atom teorisi algılarımızı da açıklayabiliyordu. Ona göre,
algılayışımızın nedeni atomların boşlukta hareket edişleriydi. Ay'ı
görmemizin nedeni "Ay atomlarının" gözümüze girmesiydi.
Peki ya bilinç? Bilinç de atomlardan, yani maddi "şeyler"den oluşamaz ya!
Oluşabilir elbette, diyordu Demokritos. Ona göre ruh, bir takım özel
yuvarlak ve Kaygan "ruh atomlarından" oluşuyordu. İnsan ölünce bu atomlar
etrafa savruluyor, sonra da oluşan yeni bir ruha katılabiliyorlardı.
Bu, insanın ebedi bir ruha sahip olmadığı anlamına geliyor. Günümüzde de pek
çok kişi bu fikirdedir. Onlar da Demokritos gibi "ruhun" beyne bağlı
olduğuna, beyin yokolduğunda herhangi bir tür bilincin varolamayacağına
inanırlar.
Demokritos atom öğretisiyle, Yunan doğa felsefesine bir süre için bir nokta
koymuş oldu. Demokritos, doğadaki her şeyin "aktığı" konusunda
Herakleitos'la aynı fikirdeydi. Çünkü nesneler bir varoluyor bir
yokoluyorlardı. Ancak "akan" her şeyin ardında "akmayan" bir takım mutlak ve
değişmez şeyler vardı. Demokritos bunlara atom adını veriyordu.
Demokritos, çok basit ama aynı zamanda çok akıllıca düşünmüştü. "Öz madde"
ve "değişim" sorusunun cevabını bulmuştu. Bu soru öyle kapsamlı bir hal
almıştı ki, pek çok filozof yıllar boyunca bunu düşünüp durmuştu. Demokritos
ise sonunda mantığını kullanarak sorunun yanıtını bulmuştu.