Boş İnanç Üstüne
Francis Bacon
Tanrı konusunda hiçbir düşüncesi olmamak, Tanrıya yaraşmayacak düşünceleri
olmaktan yeğdir. Bunlardan birincisi inançsızlık, öteki ise saygısızlıktır.
Boş inanç, hiç kuşkusuz Tanrıya karşı işlenmiş bir ayıptır. Bununla ilgili
olarak, Plutarkhos ne güzel söyler: "Bence insanların Plutarkhos diye birini
tanımıyoruz demeleri, bir Plutarkhos vardı, çocuklarını doğar doğmaz yerdi
demelerinden çok daha iyidir."1 Hani Satürn'ün çocuklarını yediğini söyler
ya ozanlar. Tanrıya gösterilen saygısızlık ne denli büyükse insanların
uğrayacağı tehlike de o denli büyük olur. Tanrıtanımazlık gene de sağduyu,
felsefe, doğal bir inanç, yasalara saygı, töresel bir erdem gibi şeyleri
tanımamazlık etmez; bütün bunlar da dinin olmadığı yerde bile insanın dış
görünüşte bir erdeme yönelmesini sağlar. Boş inanç ise bunların hepsini
kovar, insan ruhunda kendi zorbalığını kurar. Bundan dolayı, tanrıtanımazlık
hiçbir zaman devletlerde karışıklığa yol açmamıştır, çünkü dünyadan öteyi
düşünmeyen tanrıtanımazlar kendi kendilerini dizginlemek zorunluluğunu
duyarlar. Üstelik, insanların tanrıtanımazlığa, Augustus Caesar'ın gününde
olduğu gibi, barış zamanlarında yöneldiğini görürüz. Oysa boş inançlar kimi
devletleri kargaşaya sürüklemiş, devletin bütün aşamalarını saran yeni bir
ilkdevinim gücü, "primum mobile", ortaya çıkarmıştır. Boş inançlarda başı
çeken halktır, bu konuda her zaman bilgeler delilerin ardından gider, mantık
ilkeleri uygulamalara yön vereceğine, tam tersine, uygulamalar ilkelere yön
verir. Trient Kurultayı'nda2 birtakım başpapazların çıkıp skolastik
felsefeye inananların yıldızbilimcilere benzediklerini, bunların doğal
olayları açıklamak için gökyüzünde merkezler, içice geçmiş felekler,
odaklar, yörüngeler gibi şeyleri, böyle şeylerin var olmadığını bile bile
uydurduklarını; skolastikçilerin bunun yanısıra, kilisenin tuttuğu yolu
haklı çıkarmak için bir sürü dolambaçlı karmakarışık belit ile önerme ortaya
koyduğunu ileri sürmeleri yerinde olmuştur. Boş inancın nedenleri, insanın
hoşuna giden, duyuları kamaştıran ayinlerle törenler; aşırı bir içten
pazarlıklı sofuluk gösterisi; kiliseye yük olmaktan, papazların tutkularına
hizmetten, çevirdikleri birtakım dolaplarla ceplerini doldurmalarından başka
işe yaramayacak bir aşırı gelenek düşkünlüğü; yeniliklere kapıları ardına
dek açan birtakım bönce tasarılara kulak vermek; Tanrının işlerini insanca
ölçülerle açıklamaya kalkışarak bir kavramlar kargaşası yaratmak; son olarak
da, özellikle, sıkıntı ile yıkımın birbirini izlediği barbarlık çağlarıdır.
Uluorta bir boş inanç, çarpık çurpuk bir şeydir; bir maymunun insana
benzemeye kalkışması onu nasıl daha çok çirkinleştirirse, boş inanç da
dinden sayılmaya kalkışınca öylesine çirkinleşir Sağlam bir besin nasıl
çürür kurtlanırsa, benimsenmiş kurallarla düzen de boş inançlarla çürür, bir
sürü ne idüğü belirsiz töre çıkarır ortaya. Eskiden yerleşmiş boş
inançlardan elden geldiğince kaçmayı en doğru yol sayan kimseler, kaçma
konusunda bir kör inanca saplanmış olurlar; dolayısıyla, boş inançtan
kaçarken, kötü bir müshil almışçasına, iyi şeylerin de, halk devrimlerinde
çoğunlukla görüldüğü üzre, kötü şeylerle birlikte sürüklenip gitmemesine
dikkat etmek gerekir.
Notlar
l Plutarkhos, De Superstitione, X. Saturnus (Yunan mitologyasında Kronos),
kendisini tahttan indirmesinler diye bütün çocuklarını doğar doğmaz yermiş.
Ancak, Zeus doğduğu zaman anası Rhea, Kronos'a kundakladığı bir taşı
yutturarak oğlunu kurtarmış.
2 Trient Kurultayı, Katolik Kilisesi'nin 1545-1563 yıllarında Trioller'de
Trient Kenti'nde, reform akımı karşısında bu kilisenin ilkelerini
güçlendirmek amacıyla topladığı din adamları kurultayıdır.