Suskun Melekler
Haktan Kaan İçel
"Öylece yerde yatıyorlardı. Meleklerim sessizleşmiştiler. Öylece ses
çıkartmadan meleklerim susmuştu. Onlar benim suskun meleklerimdi."
***
Dudaklarımdaki o matlaşmış tadı unutalı uzun zaman olmuştu. Artık
insanlaşmıştım diyebilmeyi çok isterdim. Ancak artık insanlaştığımı söylemek
aslında hiç insan olmadığımı belirtmeye benziyor. Bu belirtmeler de gerçek
dışı olduğundan susmak en iyisi. İhtiyaçlarımı karşılayacak ellerim de
yoktu. Hepsi körelmişti. Artık o ellere, el demek ellere saygısızlık olurdu.
Ben bir yaratık değildim ama gökyüzünün altındaki yaşayış birimlerinden biri
de değildim. Anlatılacak bir fısıltı da değildim. Sadece bir katildim. Hem
de koleksiyoncu bir katildim. Kurbanlarımın yüzük parmaklarını kesiyordum.
Ancak parmakları almıyordum. Sadece yüzükleri alıyordum. Nedenini ise
aslında söylemek istemiyorum ama yine de söyleyeceğim. Hep evlenmek
istediğim bir kız vardı. Onu çok seviyordum. Onunla evlenmek istiyordum. Ona
sorduğum soruların hiçbirini cevaplamıyordu. Hep susuyordu. Hareket bile
etmiyordu. Üstelik parfümü de gün geçtikçe kötüleşiyordu. Sonunda teklifimi
kabul edeceğini düşünüyordum. Ancak yine de cevap vermedi. Acaba bir derdi
mi var diye düşündüm. Sonunda da ona bir doktor götürmeye karar verdim.
Doktor aslında onun ölü olduğunu söyledi. Benim de psikolojik bozukluklarım
varmış. Ona inanmadım ve onu öldürmek zorunda kaldım. Sağ elindeki yüzüğü
gördüm. O evliydi. Ben de evli olabilirdim ama aşık ola ola bir ölüye aşık
olmuştum. Kalbim kırılmıştı ve adamın parmağını kesip yüzüğü aldım. O yüzüğe
saatlerce baktım. Tıpkı bir hayal gibiydi. Ancak bu benim yüzüğüm değildi.
Benimkisi daha parlak ve daha güzel olacaktı. Ben evleneceğim kişiyi mutlu
edecektim. Şu anda da o yüzüğü arıyorum. Benim olanı... Parlak olanı...
Ancak işte bir problemim var. Yüzüğü genellikle öldürdüğüm insanların
parmaklarında arıyorum. Çoğu insandan bu yüzden nefret ediyorum. Beni o
kadar uğraştırmalarına rağmen hiçbir şekilde doğru yüzüğü bulamıyorum...
***
Gecenin köründe beni aramalarından nefret ediyorum. Yani polisliği
bırakmamın nedenini ne zannediyorlardı. Tabii ki bu ani aramalar yüzünden
bırakmıştım. Şimdi özel bir dedektif olmama rağmen hala beni uykumdan
uyandıracak birilerinin olması oldukça tuhaf. Üstelik öyle saatlerde beni
arıyorlar ki adamlara bildiğim tüm küfürleri iletiyorum. Her şeye rağmen şu
manyak tutkumu da bırakamadım. Sapık katilleri araştırmak benim ayrı bir
hobim haline geldi. Bana gelen kişilerin verdiği tüm işlerin kaybolma
olayları ile alakalı olduğunu düşünürseniz oldukça sıkıcı olduğunu
söyleyebiliriz. Bu yüzden genellikle psikopatlarla uğraşıyorum. Onları
araştırıyorum ve olayları çözdüğümde de polise tüm olayları anlatıyorum ama
kendi ismimi vermiyorum. Özellikle de sübyancı katil Sert, psikopat travesti
Tatlı veya tornavidalı manyak olaylarını ben çözdüm ama kimselere
söylemedim. Şimdiler de ise şu parmak kopartıcısının peşindeyim. Adam tam
bir psikopat. Öldürdüğü insan sayısı neredeyse otuzu buldu. Üstelik de
hepsinin parmaklarını koparttı ve odanın bir köşesine attı. Devamlı da
parmak izi bırakmasına karşın, bir türlü tespit edilemiyor. Adamın hiçbir
kaydı yok. İsmini de bu yüzden bulamıyorlar. Ancak medya şimdiden ona isim
taktı bile; "Parmakçı". Bu ismi pek sevmiyorum ama yinede tam bir manyak
adı. Bu arada medya da bu katile romantik bir kişilik diyor. Neymiş? Her
zaman yüzük parmaklarını kesmesinin nedeni, aşık olduğu birisiyle
evlenemediğinden dolayı çıldırdığı için insanları öldürüyormuş. Saçmalığa
bak! Adam basbayağı manyak. Romantik olsa ne olacak, olmasa ne olacak?
Sonuçta senin de parmağını kopartabilir. Tek kelimeyle bu medyanın
tasvirlerine şöyle denilebilir: "Komik". Yani mizah dergilerinde bile böyle
komik yazılar yazılmıyor.
***
Kadınlar hassas olurmuş ne kadar saçma! Evlenme teklifine bile cevap
vermeyen bir kadın ne kadar hassas olabilir ki! Bana sorarsanız hiç. Ona
aldığım kimselerde olmayan ışıldayan yüzüğü bile kabul etmedi. Yok neymiş,
iş arkadaşları ile ilişki kurulmazmış. Bu saçmalık değil de ne böyle? Hadi
bunu unutalım diyelim. Peki diğer iş arkadaşlarıyla ilişkilerini nasıl
unutuyor. Hepsiyle de, üstelik uzun süreli ilişkiler yaşadı. Yani bana gelip
senden hoşlanmıyorum deseydi anlardım, sen hiç yakışıklı değilsin deseydi
anlardım ya da ne biliyim bir gece benimle yatsaydı ve yatakta çok kötüsün
deseydi onu da anlardım. Ancak iş arkadaşı mazereti beni tam anlamıyla
çılgına çevirdi. İşte onu protesto etmek amacıyla ona aldığım yüzüğü devamlı
yanımda taşıyacağım. Hatta belki de kuyumcuya gidip o yüzüğü genişletip, ben
takacağım. Sonra da iş yerinde her gün gözüne sokacağım. Belki bir gün anlar
da pişman olur...
***
Olayları araştırmaya genellikle kurbanların aileleriyle başlarım. Hepsi
birbirinden acılıdır. Hepsinin anlatacağı bir anısı vardır. Ancak şu
parmakçı katilin işlediği cinayetlerden en kötüsü bence, iki küçük kızı
öldürmesiydi. Hatta o kızlar her gece rüyalarıma girmeye başladı. Neden iki
küçük kızı öldürürler ki! İşte bunun cevabı da verilen ünvanda saklı. Yani
psikopatlıkta saklı. Boşuna psikopat denilmiyor. Kızların babası ise oldukça
yıkılmıştı. Devamlı ağlamaktaydı. Kızların öldürülme nedeni ise
parmaklarındaki yüzüklermiş. Yani iki küçük kızın yüzüklerine kim dadanır
ki! Adam resmen manyak! Sorunları var. Benim içimi en çok burkan sözler ise,
adamın ağzından çıkan şu sözlerdi; "Öylece yerde yatıyorlardı. Meleklerim
sessizleşmiştiler. Küçücük parmakları yerinde yoktu. Ortalık kana
boyanmıştı. O beyaz elbiseler kıpkırmızı olmuştu. Öylece ses çıkartmadan
meleklerim susmuştu. O cıvıl cıvıl sesleri yok oluvermişti. Artık onlar
benim suskun meleklerimdi."
İşte bu sözlerden sonra artık her gece kulaklarımda yardım isteyen çocuk
çığlıklarıyla uyanıyorum. Belki de bu sesleri susturmanın tek yolu katili
bulup cezalandırmaktı.
***
Benim istediğim artık o masumiyet timsali denilen saflığı bulmak. Yani en
parlak olanı bulmak. Kişiler arttıkça yüzüğümü bulmam da zorlaşıyor. Nüfus
yüzünden bulunulması zorlaşan bir handikap haline geliyor. Halbuki sadece
benim olanı bulmak bu kadar zor olmamalıydı. Üstelik de benim yüzüğümün,
kendini diğerinden ayırt etmesi gerekirdi. Çünkü benim yüzüğümün eşi benzeri
yok. Ancak bunu herkes bilmiyor ve benim olanı takmak istiyorlar. Halbuki
benim yüzüğümü alıp ne kötü bir olaya bulaştıklarının bile farkında
değiller. Ayrıca son günlerde sanırım ünlü olmaya başladım. Çünkü artık her
gün hemen hemen her kanalda benim yüzük arayışlarım hakkında bilgi
veriliyor. Belki bu benim için bir şans olabilir. Çünkü benim arayışımı
duyanlar, aslında benim olan yüzüğü bana getirebilirler.
Uzun zamandır da artık gerçekten de kendimi katil gibi hissetmeye başladım.
Çünkü her öldürdüğüm insandan keyif almaya başladım. Sanırım yüzüğümü
bulduktan sonra da bu olaya devam edeceğim. Gittikçe bu tadı benimsiyorum.
Her uykumdan uyandığımda, bu zevki yaşamayı umut ediyorum. Başka boyutlara
dalmayı istiyorum. Zaten bu iş de bir tür uyuşturucu gibi. Bir kere
başlayınca bir daha bırakamıyorsunuz. Sizi içine alıyor, rahatlatıyor ve
huzura kavuşturuyor. Tabii riskleri de yok değil. Özellikle de o hızlı
sinekler benim moralimi oldukça bozuyor. Yani sadece verecekleri bir yüzük
için bu kadar sinek göndermek saçma bence. İşte artık kendileri de
kaşındılar. Beni bu işin tiryakisi haline getirdiler. Artık sadece yüzüğü
aramak bile bana keyif vermiyor. Yüzüğün yanında bir cinayet çok iyi
gidiyor. Bu işler sanırım ben ölene kadar böyle devam edecek...
***
İşte oldu sonunda! Tam parmağıma uygun oldu. Bu kadar parlak bir yüzüğü
reddedişinin sıkıntısını kendisi çeksin bakalım. Her gün gözüne sokacağım
bunu. Üstelik eskisi kadar da ona yakın davranmayacağım. Başı sıkışınca
bakalım bu sefer kime gidecek, kimden yardım isteyecek? Çok yanlış yaptın
güzelim. Bu ince ve zarif yüzüğü bile kabul etmedin. Şimdi ise artık yüzük
bile senin parmağına göre değil. Boyutları oldukça genişledi. Özellikle de
üstünde duran dev elmas taşı gördükçe kendine sormayacak mısın? Ben bu
hatayı nasıl yaptım demeyecek misin? Mükemmellikler nasıl bozuluyorsa, senin
de yüreğindeki o ateşli kadın gün geçtikçe bozulacak ve sonunda bakalım ne
yapacaksın? Bunları beni reddetmeden önce düşünecektin.
***
Araştırmalarıma bakarsak bu manyak, bir tür yüzüğün peşinde. Yani ne tür bir
yüzük aradığını kendi de bilmiyor. Çünkü bilseydi, karşısına çıkan her
yüzüklü insanı öldürmezdi. Bu açıdan bakarsak herhalde yüzüğün türüne
baktığını zannetmiyorum ya da kaç ayar olduğunu da incelemiyor. Aradığı tek
bir kıstas olması muhtemel. Bana göre göze en hoş gelen yüzüğü arıyor. Bu
göze hoş gelme de bence bir elmas ile olabilir. Büyük, parlak ve keskin bir
yüzük arıyor. Yani koca elmaslı bir yüzük arıyor. İşte bu yüzden çeşitli
ünlü ve zengin kuyumcuların çoğuna gittim. En büyük elmaslı yüzüklerini
sordum. Araştırmalar sonucunda en büyük elmaslı yüzük, bir müzede
sergileniyormuş. Yani alınması neredeyse imkansızmış. Ancak bir gece tuhaf
bir şekilde çalınmış. Ne bir parmak izi varmış, ne de bir başka bırakılan iz
bulunamamış. Böyle bir haberi gazetelerden okuduğumu hiç hatırlamıyorum.
Sanırım gözden kaçırmış olabilirim. Kuyumcuları araştırırken de bir
kuyumcunun yardımcılarından biri, bir gece bir adamın tuhaf bir istekte
bulunup, dev taşlı bir yüzüğü genişletmek istediğini söylemişti. Yardımcı,
pek tecrübeli olmadığı için pek bir şey anlayamamıştı fakat müşteriyi
kaçırmamak için de bu garip isteğe olumlu yanıt vermişti. Kendi şahsi
düşünceme göre bu yüzüğü bizim manyak çalmış olamaz. Çünkü her yerde fazlaca
iz bırakan bir kişiye göre bir iş değil. Üstelik bu soygun, planlı yapılmış.
Şu adam oldukça şüpheli. Yani tüm bu teorileri bir noktada birleştirirsek
"parmakçı", bu yüzüğün peşinde. Bu yüzüğü bulmayı nasıl becerecek onu
bilemem ama dikkatini çekmenin bir yolunu bulmalıyım. Bu yüzden son
araştırmalarım sonucu bu adamın adresini bulmayı başardım. Adam pek zengin
birisi değil. Bu yüzden muhtemelen hırsız, bu kişi. O adamla görüşmeye
gittiğimde ise pek hoş bir sohbet yaşamadık. İşte bu yüzden o adamın bu
yüzüğü çaldığına bahse bile girerim. Bizim manyağın dikkatini çekmek içinse
başka bir plan yaptım. Her yere ilan astırdım. "Yüzüklerde parlaklık sizin
için önemli mi?" diye. Bu onun dikkatini çekebilecek türde bir ilan bence.
Ayrıca bu ilanın altına da yüzüğü çaldığını düşündüğüm adamın adresini
yazdım. Biraz riskli ama bunu denemek zorundaydım. Şu an için de iki tane
sıkıntı mevcut. Birisi ya parmakçıdan önce hırsız bu ilanı görürse ve adresi
fark ederse! Diğer sıkıntım ise şu suskun melekler... Her gece kafamda,
onların çığlıklarıyla uyanıyorum. Belki de bu olayı başarıyla bitirirsem her
iki sorunumdan da kurtulabileceğim.
***
- Tık tık!
- Kim o?
- Sizinle görüşebilir miyim?
- Ne hakkında?
- Bir yüzük hakkında.
- Yüzük mü? Ne tür bir yüzük?
- Dev taşlı bir yüzük.
- Polis misiniz?
- Hayır polis değilim. İsterseniz kimliğimi gösterebilirim.
- Peki yüzük hakkında niye konuşmak istiyorsunuz?
- Ben bir araştırmacıyım. Yüzüğün sizde olduğunu öğrendim. Yani dev taşlı şu
yüzüğün.
- Sanırım yanlış yere geldiniz. Burada öyle bir yüzük yok.
- Peki yüzük yoksa neden benimle başından beri yüzük hakkında muhabbet
ediyorsunuz?
- Sadece merak etmiştim.
- Bana kapıyı açarsanız sadece birkaç soru sorup gideceğim. Lütfen izin
verin.
- Sizinle konuşacak bir şeyim yok.
- Durun! Kapatmayın kapıyı!
***
Şu karşıdaki ilan da ne böyle! Parlak bir yüzük... Parlak bir yüzük...
Parlak... Belki de aradığım şey orada. Benim yüzüğüm orada. Bu adrese
gitmeliyim. Gitmem gerekli. Ancak nedense içimde bir sıkıntı var. Belki de
heyecanlıyım. Kendi yüzüğüme kavuşmamın heyecanı olabilir. Bundan önce
rahatlamam lazım. Beni en çok rahatlatan şeyi yapmalıyım. Yani zevk
dehlizlerine doğru gitmeliyim. Birazcık kan görmeliyim. Belki de o adrese
bile gitmeden bulabilirim yüzüğümü. Ama önce biraz stres atmalıyım...
***
Şu anda beklemedeyim. Her an birileri bu evi ziyarete gelebilir. Ya da adam
evinden çıkabilir. Bu yüzden tabancamı dolu tutmak zorundayım. Buraya
gelecek olan kişinin gerçekten de "Parmakçı" olduğundan emin olmalıyım. Emin
olmazsam problemler çıkabilir. Emin olduktan sonra da polislere haber
vereceğim. Ancak tabi onlar gelene kadar katili oyalamam gerekecek. Hem
polisler geldiğinde hırsızı da yakalatabilirim. Böylece bir taşla üç kuş
vurabilirim. Katil, hırsız ve çığlıklardan kurtulabilirim. Bu dava beni
oldukça da sarsmaya başladı. Hayatımda hiçbir zaman böyle sorunlarım
olmamıştı. Hatta diğer bir yönden bakarsak bu kadar kişiyi öldüren de pek
sık rastlanmıyordu. Üstelik o kadar parmak izine rağmen bu katilin
yakalanamaması da oldukça tuhaftı. Yani adam bir anlamda da bir efsaneydi.
Belki de gelecekte filmini bile çekeceklerdi.
***
Şu adamın gelişi çok tuhaftı. Yani belki de yaptıklarımı buldular. Ama emin
olmak istiyorlar gibiydi. Hemen toparlanmam gerekiyor. Buralardan
uzaklaşmalıyım. Belki uzak ve sıcak yerler, bana iyi gelebilir. Üstelik bu
olay da zamanla unutulur bu esnada. Bu yüzden hemen bilet işlemlerini filan
ayarlamalıyım. Sonrasında da hemen uçakla bu ülkeden ayrılmalıyım. Yoksa her
şey kötüye gidebilir. Acaba o adam polis miydi? Keşke kimliğine baksaydım.
Ancak artık çok geç. Bu yüzden gerçekten de buralardan toz olmalıyım. Yarın
ilk iş olarak gitmeliyim.
***
Artık gerçekten de rahatım. İçimde bir huzur var. Sanki yüzüğüme kavuşacak
gibiyim. İçimden bir his bana devamlı bunu tekrarlıyor. Dakikalar geçtikçe
yüzüğüme kavuşma sevinci artıyor gibi. Tüm mutluluklar benimle olacak
sonunda. Gerçekliğe doğru bir adım atmış olacağım. Yalnız ellerimdeki
kırmızı kan dikkat çekebilir. Bu yüzden hemen temizlemeliyim onları. Fakat
adrese göre de yüzüğümün olduğu yer, şu karşıdaki bina. Yani acele edersem
hem yüzüğümü bulmuş olacağım, hem de orada ellerimi yıkayabileceğim bir yer
bulabilirim. Bu yüzden ellerini arkama saklamalıyım ki görünmesinler.
Attığım bu adımlar bile bana keyif verdiğine göre yüzüğü aldığımda
mutluluktan uçacağım herhalde...
***
Bekleyişlerim hala devam ediyor. Şu ana kadar kimse gelmedi. Sanırım
ilanları gören olmadı. Halbuki oldukça geniş bir alana asılmıştı ve ayrıca
oldukça görülebilecek yerlere asıldı. Şimdiye kadar çoğu kişinin gelmesi
lazımdı. Fakat bir dakika! Evet işte şuradan birisi geliyor. Bu benim
aradığım kişi mi acaba? Aslında adamda masum bir yüz var. Bu olamaz diyesim
geliyor ama böyle psikopatlar zaten hep böyle kişilerden çıkar. Bu olması
gerçekten de muhtemel. Çünkü bizim apartmana doğru yöneliyor. Üstelik de
oldukça garip yürüyor. Apartmanın da kapısı açıldı. Hayır! Bu bizim hırsız.
Benim sorularımdan dolayı tedirgin oldu sanırım. Elindeki bavullara
bakılırsa ülke dışına çıkmaya hazırlanıyor. Kahretsin! Bu duruma bir çare
bulmam lazım. Şu masum suratlı neden ellerini saklamaya çalışıyor bir türlü
anlayamadım. Polisi aramam lazım ve polis gelene kadar hırsızı oyalamam
lazım. İş başa düştü.
***
"Hey! Pardon durur musunuz? Size söylüyorum."
"Yine mi siz. Benden ne istiyorsunuz? Size yüzük hakkında hiçbir şey
bilmediğimi söyledim."
"Peki o zaman ellerinizi gösterir misiniz?"
"Bu ne cüret! Size ellerimi göstereceğimi nereden çıkarttınız?"
"Bana ellerinizi göstermezseniz, zor kullanmak zorunda kalacağım."
"Bu bir tehdit miydi?"
"Tehdit değildi ama ellerinizi göstermeyecekseniz tehdit olarak da
algılayabilirsiniz."
"Çekilin yolumdan!" dedi ve itti detektifi. Detektif ise tabancasını
çıkarttı. Tabancasının namlusunu hırsızın kafasına dayayarak;
"Beni iterek sabrımı taşırdınız. Artık ellerinizi gösterin yoksa size ateş
etmek zorunda kalacağım."
Hırsız, bu hareket karşısında parmaklarını detektife doğru uzattı. Sağ
işaret parmağında dev elmaslı bir yüzük vardı. Yüzük bir kadın yüzüğüydü.
Detektif tüm düşüncelerinde haklı çıkmıştı. Bu hırsızın ta kendisiydi.
Tam bu olaylar olurken "Parmakçı", apartmandaki adresteki kata çıkmıştı.
Ancak tüm ısrarlı kapı çalışlarına rağmen kimse açmamıştı kapıyı. Bu yüzden
de içindeki öfke ve yüzüğe kavuşma ümidiyle kapıyı bir tekme ile
deviriverdi. İçeriyi hızlı adımlarla araştırsa da içeride kimsecikler yoktu.
Bu kızgınlıkla hızlı hızlı merdivenleri indiği sırada karşısındaki görüntü
sayesinde bir anda yüzünde bir gülümseme belirdi. Gülümsemenin nedeni apaçık
belliydi. Gözbebeklerinden yansıyan görüntü, dev elmaslı bir yüzük
görüntüsüydü. Tıpkı aradığı şey gibi. Yüzüğe hayranlıkla bakarken aniden;
"O benim yüzüğüm, onu kimselerde görmeye dayanamıyorum!" dedi ve hırsızın
üstüne doğru adeta uçarak atlayıverdi. Parmakçı seri yumruklarını hırsızın
yüzüne saydırırken detektif, tabancasının namlusunu Parmakçının tam
kafasının üstüne doğru dayadı. Hırsız ise bayılmıştı. Seri yumruklar
sonucunda yüzü son derece ciddi bir şekilde hasara uğramıştı. Her yerinden
kanlar akıyordu. Parmakçı, tabancı doğrultulunca durdu. Tabancayı doğrultan
detektifin yüzüne doğru bakmaya başladı ve sevimsiz bir gülümsemeyle; "Beni
böyle durdurabileceğini mi zannediyorsun? Beni yüzüğüme ulaşana kadar kimse
durduramaz. Ölüm bile...!"
Dedi ve hiç düşünmeden hırsızın parmağını tek bir harekette koparıverdi. Bu
ani hareket karşısında detektif de kendi bildiğini yaptı ve hiç düşünmeden
tetiği çekti. Tabancadan çıkan mermi, direk olarak beynin içindeydi.
Parmakçı öylece yere yığıldı. Parmakçının yere yığılmasıyla beraber elindeki
parmak da yolun ortasına doğru fırlayıverdi. Bu esnada da polisler olay
yerine ulaşmışlardı. Polis otolarından biri hemen motorunu durdurdu ve iki
polis memuru dışarı çıktı. Detektife bakarak;
"Çabuk elindeki tabancayı yere at ve olduğun yerde yere doğru, yüz üstü,
ellerin arkaya gelecek şekilde uzan."
"Fakat beni yanlış anlıyorsunuz ben detektifim."
"Ani bir hareketten kaçın ve dediklerimizi yap!"
Arkadan da diğer ekipler gelmişti. Hepsi yolun ortasında sert bir frenle
duruvermiştiler. Polis memurları, detektifin yanına geldiler, kimliğine
baktılar. Kimliği araştırmaları için merkezi aradılar. Birkaç dakika sonra
ise kimliğin sahibinin detektif olduğu anlaşıldı. Detektif hemen ayağa
kalktı ve bağırarak;
"Şu parmağı kopuk adam için hemen bir ambulans çağırın! Ayrıca bu dava ile
ilgilenen kişi kim?" dedi. Bunun üzerine kalın kaşlı sivil giyinimli biri
yanına geldi;
"Benim. Peki bu yerde yatanlar kim?"
"Birisi yani şu kafasından vurulmuş olan aranan psikopat Parmakçı katil,
diğeri ise şu ünlü dev elmas yüzüğü çalan hırsız."
"Peki yüzük nerede?"
"Sanırım az önce gelen polis otosu onu ezdi."
Bunun üzerine derhal polis otosu geriye doğru çekildi. Arabanın altında
binlerce parçalara bölünmüş elmas yüzükten kalanlar duruyordu.
***
Evet sayın seyirciler bugün şok gelişmeler yaşandı. Uzun zamandır dehşet
saçan "Parmakçı" lakaplı katil, ölü olarak ele geçirildi. Zanlının parmak
izleri, daha önceki olaylarda tespit edilen parmak izleriyle uyuşunca,
gündemi sarsan katil olduğu anlaşıldı. Aynı zamanda diğer bir haberimiz ise
ünlü dev elmas yüzüğü çalan hırsızın yakalanmasıydı. Bu iki olayı da çözen
polis teşkilatına çeşitli madalyalar verildi. Polis teşkilatı dışında ayrıca
kimliği açıklanmayan bir özel detektife de madalya verildiği açıklandı...
***
Böylece meleklerin çığlıkları da bitmişti. Artık onlar da huzura
kavuşmuştular, ben de. Artık huzurlu bir şekilde yatağımda uyuyabilirdim. Ta
ki yeni bir olaya kadar...
Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın