M.Tınaz Titiz
Ağrı Dağı'nın yüksekliği, üçgenin iç açılarının toplamı, cisimlerin niçin
düştüğü, Karlofça Antlaşması'nın maddeleri ve daha binlercesi...
Bunları bize öğretenler, aslında esas öğrettiklerinin bu bilgiler
olmadığının acaba farkındalar mı?
Burada "öğreten" sözcüğü ile yalnızca eğitim sınıfını değil, birilerine bir
şeyler öğretmeye, benimsetmeye, ezberletmeye, belletmeye çalışan tüm kişi,
kurum ve kuruluşları kastediyorum.
"Saklı içerik"!
Bu bir eğitim terimi. Alttan alta öğrenilen anlamına geliyor; hatta, öğreten
de öğrenen de farkında olmadan.
Bir karikatür görmüştüm. Saklı içerik terimini çok iyi açıkladığını
düşünürüm: Muhtemelen bir diktatör, bir kürsüden halka hitap ediyor.
Dinleyenlerin ellerinde çeşitli yüceltici pankartlar var. "Yaşa varol", "sen
bizim her şeyimizsin", "seninle sonsuza kadar", "ülkemizi kalkındırdın",
"dostlarımız sevinsin düşmanlarımız korksun" ve bu gibi onlarcası. Fakat bu
övgü dolu pankartları taşıyanlar öyle dizilmişler ki büyük harflerle şöyle
bir sözcük oluşturmuşlar: YUH!
Buradaki fark sadece, dizilenlerin ne söylemek istediklerini çok iyi
bilmeleri.
Bir de deney!
Bir kafese beş maymun koyulur..Ortaya da bir merdiven ve tepesine de iple
muzları asarlar. Her bir maymun merdivenleri çıkarak muzlara ulaşmak
istediğinde dışarıdan üzerine soğuk su sıkarlar..
Her bir maymun aynı denemeye giriştiğinde buz gibi soğuk suyla
ıslatılır...Bütün maymunlar bu denemeler sonunda sırılsıklam ıslanırlar.
Daha sonra, suyu kapatıp maymunlardan biri dışarı alınıp yerine yeni bir
maymun koyulur. İlk yaptığı iş muzlara ulaşmak için merdivene tırmanmak
olur; fakat diğer dört maymun buna izin vermez ve yeni maymunu döverler...
Daha da sonra ıslanmış maymunlardan biri daha yeni bir maymunla
değiştirilir...ve merdivene ilk yaptiği atakta dayak yer..Bu ikinci yeni
maymunu en şiddetli ve istekli döven ilk yeni maymundur.
Islak maymunlardan üçüncüsü de değiştirilir. En yeni gelen maymun da ilk
atağında cezalandırılır. Diğer dört maymundan yeni gelen ikisinin en yeni
gelen maymunu niye dövdükleri konusunda hiç bir fikirleri yoktur..
Son olarak en baştaki ıslanan maymunlarin dördüncüsü ve beşincisi de
yenileriyle değiştirilir.Tepelerinde bir hevenk muz asılı olduğu halde artık
hiç biri merdivene yaklaşmamaktadır..
Saklı içerik öyle etkilidir ki..
Öğretilmesi niyetlenilene açık içerik (Arapça müfredat) denilirse, saklı
içeriğin en önemli özelliği, öğrenilebilme düzeyinin açık içeriğe oranla kat
be kat yüksek oluşudur. Bu nedenle, öğreticilerin ne öğretmeye
niyetlendiklerinin bir önemi yoktur, nasıl olsa pek öğrenilmez, ama saklı
içerik çok iyi öğrenilir.
Hatta denilebilir ki açık içerik yoluyla sadece bilgiler, saklı içerik
yoluylaysa eğitimin esas amacı olan davranışlar öğrenilir.
Her açık içeriğin arkasında bir de saklısı vardır!
Neredeyse bir kural olarak, öğretilmek istenilen her şeyin ardında bir de
saklı içerik vardır. Eğer öğretici kişi bunun farkında ise gerekli önlemleri
alarak saklı içeriğin varsa olumsuz etkilerini silebilir.
Bu kavramın farkında olan kişiler, karşılarındakilerin gerçekten
öğrenmelerini istediklerini saklı içerik biçiminde verirler. Tabii ki bu,
öğreticinin farkındalığına ve de niyetine bağlıdır. Farkında ve iyi niyetli
kişiler bu dolaylı mesajlar yoluyla gayet yararlı davranışlar kazandırırken,
bu kavramın farkında olmayan öğreticiler -bilmeden de olsa- derin
olumsuzluklara yol açarlar.
Hem farkında ve hem de kötü niyetli olanlar ise gerçek birer zihin
soykırımcısıdırlar.
Peki öğretenler -aslında- ne söylüyor?
Herhangi bir yolla birisine bir şey öğretme girişiminde bulunan bir
öğreticinin dolaylı mesajı açıktır: "bir şey öğrenmen gerekiyorsa, bir
öğretici olmaksızın bunu kendi kendine yapamazsın".
Bunun, hergün yeni bilgi, beceri ve davranışlar kazanmak zorunda olan ve de
bunu kendi kendine yapmak zorunda olan çocuk, genç ve de erişkinlerimiz
açısından ne anlama geldiğini düşünebiliyor musunuz?
Tüm insanların -hiç ayrımsız- doğuştan sahip oldukları genetik
miraslarından, yaşamlarını sürdürmede başlıca yardımcıları olabilecek bir
araçtan mahrum bırakılmaları demek değil midir?
Öğretme-benimsetme okulda bitmez!
Keşke bu süreç okulda bitseydi. Türünün öğrenme yeteneğini keşfeden insan,
kendi doğrularını benimsetebileceği etkili bir yol bulmuş, üstüne üstlük
bunu "ona yararlı bilgileri öğretirken" dolaylı olarak öğrettiği "sen kendi
başına öğrenemezsin, öğreticilere ihtiyacın var" koşullandırmasıyla,
gelecekteki ideolojik, etnik, dini saklı içeriklere de zemin hazırlamıştır.
Bu ise giderek benimsetme, zorlama, şiddet, terör ve savaşların gerçek alt
yapısıdır.
Çevrenize bakınız, "aklına geliveren" ya da "duyduklarından" bu kadar emin
insan başka nasıl mümkün olabilirdi?
Yaşlı, orta yaşlı ve genç cesetler!
Bildiklerinin doğruluğuna yürekten[1] ikna olmuş / ikna edilmiş, artık merak
etmeyen, sadece bildiklerini başkalarına da benimsetmeye, öğretmeye
çalışarak, gerekirse bu yolda ölmeye ve öldürmeye azimli kaçınılmaz sona
adım adım yürüyen her yaştan milyonlar..
Yeni çağın sadece "bildiklerinden kuşku duyanların, sürekli merak edenlerin
ve kendi kendine öğrenebilenlerin" ayakta kalacağı, diğerlerinin ise kendi
kendilerini yok edeceği bir çağ olduğunu umabilir miyiz? Maymun ve muz
deneyi ümidimizi kırıyor ama..
[1] Yürekten (Türkçe) = Sorgulamamak, by heart (İng.), par coeur (Fr), ezber (Farsça)
Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın