Teşekkürler Tekel İşçileri
Müge İplikçi
Tütün depoları kapatıldı.
Ah vah! Yazık dendi.
Hayır. Onlar sahip çıktılar davalarına. Öyle bir sahip çıktılar ki genel
greve gidildi ülkede.
Oysa tam da şuna alıştığımız sıradaydı bu: Kaderinize ne yazılmışsa o olur!
Kimisi asgari ücret almaya yazılmış bir kadere sahiptir, kimisininki mafya
olup paraları aklamaya. İlki eziklik, ikincisi varolmak demektir!
Oysa tam da şuna alıştığımız sıradaydı bu:
Salla başını al maaşını. Güce ve gücü temsil eden her şeye tapın. Nasılsa
her şey satın alınabilir, satışa sunulabilir. Yarış toplumunda binbir numara
ile ilklere yerleş, herkesi, her değeri yarıştır ve bundan manevi bir misyon
çıkar. Hadi...
Oysa tam da şuna alıştığımız sıradaydı bu:
Bu da gelir bu da geçer. Allaha havale ediyorum! Şimdi reytingi yüksek bir
dizi seyredip bol bol ağlayıp bol bol güleceğim.
Hayır. Tekel işçileri kaderlerinin ellerinde, dayanışmada ve kendi
tekellerinde olduğunu, bizler ucunu bırakırsak her şeyin gelip bir gün bizi
boğacağını-üstelik yeni hiyerarşiler, yeni dokunulmaz alanlar yaratarak
boğacağını- hatırlattılar bize. Fosilleştirilen sınıfsal mücadelenin sesi
olabileceklerini, asıl sorunun da bu olduğunu -dünyada yaşanan asıl büyük
firenin nedeni gerçekten ekonomiktir çünkü- bizlere hatırlattılar. Farklı
etnik kimlik ve inançlardaki işçilerin katıldığı bu eylem tam da bunun
kanıtıydı. Ve ısrarla bize şu mesajı verdiler: Mücadele şart. Yerli yeşil
sermayenin yabancı ortaklarla ortalığı talan etmeye başladığı günümüzde
doğanın ve insanın bitirilişine tanık olurken, bazen vicdan denileni bir
marka sanırken, ne güzel bir şey söylediler bize:
Davanızda birleşin; ısrarcı olun.
Dünyaya, hiyerarşilerle sahip olmaya değil; vicdanımızla şahit olmaya
geldiğimizi düşünecek olursak ne güzel bir mesajdır bu.
Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın