Kutsal Yalan
Hulki Cevizoğlu
WikiLeaks, dünya diplomasinin “kozmik odalarına” girdi ve “diplomasi
yalanlarının arkasındaki gerçek yüzleri” ortaya çıkardı.
Şimdi, manşetlere ve ekranlara çıkarak yorum yapanlar ise, nedense
birdenbire “sağır”, “dilsiz”, “kör” ve “cahil” oluverdiler!..
Belgelere sırt çeviriyorlar, küçümsüyorlar akıllarınca.
Bunlar “dedikodu” imiş!..
Sizler değil miydiniz?..
Sizler değil miydiniz, dedikodular ile Atatürkçü aydınları, Türk
generalleri, orduyu ve ulusal değerlerimizi itibarsızlaştıran, dedikoduları
manşet ve ekranlara taşıyarak aylarca, yıllarca kampanyalar yapan, toplumun
üzerinde baskı ve terör oluşturan?..
WikiLeaks belgeleri dedikoduymuş, yeni bir şey yokmuş, Ankara’da bunlar
zaten konuşuluyormuş, v.s.
Öyle mi?
Sevsinler.
ABD’li diplomatlara bilgi veren, yorum yapan AKP’ye yakın kişiler,
(içlerinde başbakanın -eski- danışmanları da var) şimdi savunmadalar. Siz
bunları yapınca normal, başkası yapınca casusluk, öyle mi?
Siz Amerikalı ile konuşursanız “sohbet”, rahmetli İlhan Selçuk ve Silivri
“Zulümhanesi” nde çile dolduran Mustafa Balbay konuşursa “casusluk” oluyor,
öyle mi?
Dedikoduymuş!..
Sizler değil miydiniz Tuncay Güney’in dedikoduları üzerine en ağır iftiralar
atan, manşet ve ekranları aylarca bunlarla terörize eden, insanları mahkum
ettiren?..
Tarihi yaşatıyorlar..
İki gündür ekranlara çıkıp cahilce yorum yapan, geçmişi bir anda unutuveren
hatta Atatürkçü geçinip de bunları ekranda -nedense- dile getirmeyen
konuşmacıları görünce acı acı gülümsüyorum. (Sakın beni de çağırmayın, ben
de konuşmam!..)
Bunlar yalanmış!..
Şimdi, medyaya sahip olmanın, medyayı ele geçirip denetlemenin ne kadar
önemli olduğunu daha iyi anlıyoruz değil mi?..
Oysa yapılması gereken, çıkıp mantıklı ve inandırıcı yanıtlar vererek, bu
yalanları çürütmektir.
Demiyoruz ki, “özel yetkili bir savcı” çıkıp da adı geçenleri toparlasın ve
“WikiLeaks zindanlarına” atsın...
Dedikodu ve iddianamelerle ülke yönetilemeyeceğini, toplumun
yönlendirilemeyeceğini çok söyledim. (En son Beyaz TV’de Düşünce Fırtınası
programında.)
Ama başbakan, bakanları, danışmanları, AKP yöneticileri yolsuzluklarla, yurt
dışında gizli hesapları olmakla, uyuşturucu kaçakçılığıyla ve benzeri ağır
ithamlarla suçlanıyorsa, bu geçiştirilemez.
Adı geçenler ve başbakan bunlara çok ağır yanıt vermelidir. Tokat gibi bir
yanıt olmalıdır ki, inandırıcı olsun.
Üstelik belgelerin daha yüzde 1’inin ortaya çıktığı unutulmasın.
* * *
Ne yazık ki, “yalan ve dedikodu” yeryüzünde kutsallaşmıştır!..
Politikalar ve hatta ekonomi, çoğu zaman yalan ve dedikoduyu bir silah gibi
kullanmaktadır. Daha inandırıcı yalan söyleyen politikacı başarılı olmakta,
doğrudan ayrılmayan politikacı ise “kabız” ve “beceriksiz” görülerek, oy
bile verilmemektedir.
Kimse kabul etmese de bu gerçek ortada.
Yalan ve dedikodu ekonomide, reklamlarda, borsada, politikada,
devletlerarası ilişkilerde ve istihbaratta kimi zaman “manipülasyon”, kimi
zaman da “imha silahı” olarak yaygın biçimde kullanılmaktadır. Hem de, ta
dünya kurulduğundan bu yana.
WikiLeaks baştan sona yalan olsa da, iki gündür Türkiye Borsası yüzde 3,2
ile başta olmak üzere tüm dünya borsalarını düşürmüş, Türkiye’de doları
tırmandırmıştır.
Alın size yalan..
Bunlara sarılacak mıyız?
İşin başka bir boyutu var.
AKP ve hükümet muhalifleri açısından bu belgeler nasıl değerlendirilmelidir?
Henüz yüzde 1’i biri bile olay yaratan yazışma notlarına itibar etmeli
miyiz?
Yabancıların hele ABD’nin belgelerine bakarak yorum yapmak doğru mu?..
Hayır.
Ama bu belgeler bizlerin söylediklerinin ne kadar doğru olduğunu gösterir,
bize inanmayanlar bir de bunlara baksın.
Bizler özetle ne diyorduk?
Uluslararası güçler, emperyalist güçler, ABD ve AB sizleri kullanır ve atar,
oyun bitince şahı da piyonu da aynı kutuya koyar, postalar. Bunlara
inanmayın, alet olmayın.. diyorduk.
Bizler yabancıların sözleri ve belgeleriyle değil, akıl, fikir, bilgi,
gözlem ve Atatürk ilkelerini esas alarak değerlendirmeler yapıyorduk.
Gelinen durum, tam bir “deliğe süpürülme” durumudur.
Bakalım, bu durumdan hangi tavizlerle çıkılacak?
Bu belgeler yüzde yüz doğru da olsa, ABD’ye ve ona rağmen açıklama
yapıyormuş gibi gözüken WikiLeaks’e güvenmek doğru değil.
WikiLeaks’den beklediğimiz..
Şimdi WikiLeaks’den şu belgeleri bekliyoruz:
* ABD’nin PKK’ya yardımının belge ve yazışmalarını,
* Soros’un dağıttığı paralar ve karşılıklarını,
* ABD’nin, NATO numarasıyla Türkiye’ye yerleştirdiği nükleer silahları, atom
bombalarını,
* ABD’nin iktidara getirmek için hangi partileri nasıl desteklediğini,
* Atatürkçü aydınlara, Türk Ordusuna ve vatanseverlere hangi komplo ve
tertipleri nasıl kurduklarını,
* Hangi sahte belge ve iftiraları nasıl ve nerelerde ürettiklerini,
* ABD’nin, füze kalkanını Türkiye’ye niye yerleştirdiğini.
* * *
Bu yazışmalar, 1919 koşullarında Türkiye’de yaşayan yabancı diplomatların
yazışmalarına benziyor.
Bakınız şu ifadeye: “Bu koreografinin nasıl sonlanacağını kimse bilmiyor.
Burada (Türkiye) her gün yeni bir gün...”
Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın