Bizans Oyunu İle Karşı Karşıyayız
Erdal Sarızeybek
SON GÖZALTILARIN ANLAMI NEDİR, HİÇ DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ?
Ana hedef; korkutmaktır, ama herkesi, herkesi korkutmak! Korkutmak,
sindirmek, yıldırmak ve insanlarımızı çaresizliğe düşürmek…
İkincisi, AKP siyaseti ve onun hukukunun artık hiçbir engel tanımadığını
herkese göstermektir. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ile Anayasa
Mahkemesi de AKP siyasetinin eline geçmiştir, istediği mahkemeye istediği
savcı ve hâkimi atayarak adli yargıyı kontrolü altına almış, siyasi yargı ve
siyasi polis eliyle herkese kafa tutmaktadır; Türk Ordusu’na, Türk
Adaleti’ne ve yargısına, işadamlarına, sendikalara, üniversitelere, sivil
toplum kuruluşlarına, Anayasa’ya, kanunlara, Cumhuriyet’e kafa tutmaktadır…
Üçüncüsü, bu gözaltılarla yeni mesajlar vermektedir Milli İstihbarat
Teşkilatı’na, eski başkanlarına, boşuna eski MİT’çi Kâşif Kozinoğlu’nun
evini aramadılar. Bunun anlamı da şudur; MİT başkanlığı yapmış emekli
komutanlar da sıradadır, yakında onlara yönelik bir operasyon yapılırsa ve
MİT’in eski defterleri açılırsa, hiç şaşırmayınız.
Sonuç; AKP siyaseti Cumhuriyeti kuranlarla, Türk Tarihi ve Türk Milleti ile
hesaplaşmaktadır.
AKP siyasetinin hedefinde artık “Ne Mutlu Türk’üm” diyenler vardır.
AKP siyaseti için artık Müslüman olmanın da bir önemi yoktur, “Ben Müslüman
Türk’üm” diyorsanız eğer, hedeftesinizdir demektir. Hedefleri artık
Türk’tür! Bakınız Samanyolu televizyonuna, boşuna her gün Hz. İsa ve Hz.
Musa’yı yayımlamıyor… Anadolu Hıristiyanlaştırılıyor…
AKP artık bir siyasi akım değildir, bir siyasi projedir, ardında Bizans
vardır.
Bizanslı AKP, 1071 Malazgirt Savaşı’nın rövanşını oynamaktadır.
Bizanslı AKP projesinin lideri Erdoğan, “Haçlı Seferi Başladı” diyen ABD’li
Bush’un proje ortağıdır. Mısır’da, Tunus’ta, Libya’da meydana gelen olaylar,
halkın figüran olduğu yeni AKP’ler yaratmak içindir, halk ihtilali için
değil, halk için değil…
Bizanslı AKP Projesi nedir?
AKP projesine destek verirseniz eğer, başımıza gelecekler şudur, hiç
kuşkunuz olmasın; ‘İleri Demokrasi’ adı altında her şey serbest olacaktır,
çok dil, çok din, çok bayrak, çok yönetim ama her şey serbest. Eğitim
serbest, ister Kürtçe, ister Ermenice, ister İbranice. Kimlik serbest,
herkes doya doya etnik kimliğini serbestçe yaşasın, Kürt’ü, Laz’ı, Çerkez’i…
Ama devlet nerede? Devlet yok, her şey serbest…
Peki ya Millet nerede? Millet de yok, her şey serbest…
Okullar serbest, istediğin okulu aç, istediğin kadar fakir ve zeki
çocuklarımızı topla götür, istediğin gibi yetiştir, ister Hıristiyan, ister
Yahudi, ister Müslüman. İbadet serbest, istediğin kiliseyi aç, istediğin
kadar papaz yetiştir, istersen dinler arası diyalog deyip her ilçeye de
birer papaz gönder. Ekonomi serbest, isteyen istediğini alsın ve satsın.
İthalat ihracat serbest, istediğin kadar al getir ya da istediğin kadar al
götür sat. Ama devlet yok, tarih yok, kimlik yok, Türk yok, Türklük yok,
Müslümanlık yok, bayrak yok, bağımsızlık yok, her şey serbest…
Her şey serbest, iyi güzel de bu serbestlik kime yarayacak?
Bizans’a, evet, bin yıl öncesi savaş yaptığımız ve yendiğimiz Bizans’a. Her
şey serbest ya, isterseniz İstanbul’un adını değiştirip Konstantinopolis
bile yapabilirsiniz, Ayasofya’yı bile açabilirsiniz.
Peki, bu serbestlik nereye kadar gider?
Bakın şu gelinen noktaya, bu AKP siyasetinin serbestliği nereye kadar gitti,
bir görünüz; bankalarımızın yüzde yetmişi yabancılara satıldı, yani banka
yabancının ama çalışanı bizim. Şirketlerimizin, Telekom gibi, çoğu
yabancılara satıldı, şirketler, fabrikalar yabancının ama çalışanı bizim.
Madenler, madenlerimizin ne kadarı elimizde kaldı, bilen yok, hepsi satıldı
ya da satılıyor yani madenler yabancının ama çalışanı bizim.
Okullar yabancının, devlet okulu fakir, öğretmeni aç, öğrencisi kalmamış,
ama yabancılar ya da yabancının ardında olduğu güçler durmadan okul açıyor,
fakir ve zeki çocuklarımızı ‘burs’ adı altında topluyor, yetiştiriyor kendi
bildiği gibi. Okuldaki zihniyet yabancının ama okuyan çocuk bizim.
Bir de tarikati yani Gülen cemaatinin okullarını yanına koyun, elimizde
yakında çocuk da kalmayacak kimi tarikatte, kimi yabancıda.
Bu iş nereye kadar gider?
Her şey yabancıların eline geçinceye kadar; vatan bizim toprak yabancının,
bayrak bizim kaynaklar yabancının, çocuk bizim okul yabancının, çalışan
bizim fabrika yabancının, balıklar bizim ama limanlar yabancının…
İşte AKP siyaseti budur, ileri demokrasi bu, işte serbestlik budur;
ülkemizin kaynakları ve bu kaynaklardan doğan ekonomi yabancıların eline
geçmekte ve bu süreç durmadan işletilmektedir.
Bu böyle devam ederse eğer, bu süreci durdurmaz isek eğer, yüz yıl içinde
korkarız ki ‘Ben Müslüman Türk’üm’ diyen kimse kalmayacak Anadolu’da ve
Anadolu Hıristiyanlaştırılacak, Bizanslaştırılacaktır…
AKP’nin barış ve kardeşlik projesi olarak anladığı bu, slogan bu, barış,
kardeşlik, özgürlük, serbestlik bu, her şey serbest ama yönetim yabancıda,
bağımsızlık yok, devlet yok, millet yok, kimlik yok, tarih yok, yöneteni
Bizans olan sürü bir toplum, köle insanlar…
Ne yapacağız?
Demokrasi içinde bu tehlikeleri bertaraf etmek için, ne yapmanız gerektiğini
siz benden daha iyi bilirsiniz ama naçizane birkaç düşüncemi yazayım:
Yıllardan beri oy verip hizmet ettiğimiz partilere gidin, il, ilçe ve merkez
teşkilatlarına gidin, üye değilseniz üye olun ve onları “bu gidişatı
durdurun” diye uyarın…
Yıllardan beri prim ödeyip üye olduğumuz sendikalara gidin, üye değilseniz
üye olun ve onları uyarın…
Sivil toplum kuruluşlarına gidin, dernek, oda, borsa, üye değilseniz üye
olun ve onları harekete geçirin…
Üniversitelere gidin, öğrencileri destekleyin ve konferanslar yoluyla onlara
içine düştüğümüz tehlikeyi anlatın…
Türk Ordusu’na sahip çıkın ve Ordumuza yapılan haksızlıklar karşısında
sesinizi yükseltin…
Bağımsız Türk Adaleti ve Yargı’sının bağımsız kalmış kısmına sahip çıkın ve
desteklediğinizi, bağımsız yargıyı ve adaleti desteklediğini söyleyin,
yazın, çizin…
Tarafsız yayın yapmayan medyayı protesto edin, yazın, çizin…
Bunları yapmak en doğal demokratik hakkımızdır, Türkiye Cumhuriyeti
Anayasası’na sahip çıkmaktır, Anayasa’dan aldığımız güç budur!
Bilmiyorsanız eğer, Anayasa’yı açıp okuyunuz, işte başlangıç hükümleri:
TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI (*)
Kanun No.: 2709 Kabul Tarihi: 7.11.1982
BAŞLANGIÇ (Değişik: 23/7/1995-4121/1 md.)*
Türk Vatanı ve Milletinin ebedi varlığını ve Yüce Türk Devletinin bölünmez
bütünlüğünü belirleyen bu Anayasa, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, ölümsüz
önder ve eşsiz kahraman Atatürk’ün belirlediği milliyetçilik anlayışı ve
O’nun inkılâp ve ilkeleri doğrultusunda;
Dünya milletleri ailesinin eşit haklara sahip şerefli bir üyesi olarak,
Türkiye Cumhuriyetinin ebedi varlığı, refahı, maddî ve manevî mutluluğu ile
çağdaş medeniyet düzeyine ulaşma azmi yönünde;
Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk
Milletine ait olduğu ve bunu millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir
kişi ve kuruluşun, bu Anayasada gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun
icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı;
Kuvvetler ayrımının, Devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına
gelmeyip, belli Devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaret ve
bununla sınırlı medenî bir işbölümü ve işbirliği olduğu ve üstünlüğün ancak
Anayasa ve kanunlarda bulunduğu;
(Değişik: 3/10/2001-4709/1 md.) Hiçbir faaliyetin Türk millî menfaatlerinin,
Türk varlığının, Devleti ve ülkesiyle bölünmezliği esasının, Türklüğün
tarihî ve manevî değerlerinin, Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılâpları
ve medeniyetçiliğinin karşısında korunma göremeyeceği ve lâiklik ilkesinin
gereği olarak kutsal din duygularının, Devlet işlerine ve politikaya
kesinlikle karıştırılamayacağı;
Her Türk vatandaşının bu Anayasadaki temel hak ve hürriyetlerden eşitlik ve
sosyal adalet gereklerince yararlanarak millî kültür, medeniyet ve hukuk
düzeni içinde onurlu bir hayat sürdürme ve maddî ve manevî varlığını bu
yönde geliştirme hak ve yetkisine doğuştan sahip olduğu;
Topluca Türk vatandaşlarının millî gurur ve iftiharlarda, millî sevinç ve
kederlerde, millî varlığa karşı hak ve ödevlerde, nimet ve külfetlerde ve
millet hayatının her türlü tecellisinde ortak olduğu, birbirinin hak ve
hürriyetlerine kesin saygı, karşılıklı içten sevgi ve kardeşlik duygularıyla
ve “Yurtta sulh, cihanda sulh” arzu ve inancı içinde, huzurlu bir hayat
talebine hakları bulunduğu;
FİKİR, İNANÇ VE KARARIYLA anlaşılmak, sözüne ve ruhuna bu yönde saygı ve
mutlak sadakatle yorumlanıp uygulanmak üzere,
TÜRK MİLLETİ TARAFINDAN, demokrasiye âşık Türk evlatlarının vatan ve millet
sevgisine emanet ve tevdi olunur.
İLK KURŞUN GAZETESİ
Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın