Bir Çobanın Oyu
Süleyman EKİM
Mankenler, güzel şeyler söylerler, ama ara sırada…
Aysun, politik gerçeği dile getirdi.
“ Bir siyasi parti gelip odun verecek, kömür verecek. Ondan sonra da
memleket Arabistan olacak, oldu yani” dedi.
O odunlar, o kömürler kalorifer kazanlarını değil, beyinlerimizi yakıyor.
Petrolsüz Arabistan’ız.
Aysun,
- Vergi kaçıranla niçin benim oyum eşit acaba? dedi.
Eşit değil Sevgili Aysun.
Dolandırıcınınki seninkinden üstün. Eroin satanınki seninkinden üstün.
Yalancınınki seninkinden üstün. Ağanınki seninkinden üstün.
Onlar, başkalarının oylarını da kendi kirli ırmaklarına akıtıyorlar.
Fahişe bedenini satar.
Kimi de oyunu satar.
Oyunu satan, fahişeden daha fahişedir.
*****
Aysun,
- Dağdaki çobanla benim oyum eşit olamaz, dedi.
Dağdaki çobanın oyu yalnızca mankenle eşit değil.
Profesörle eşit.
Dekanla eşit.
İşadamıyla eşit.
Tecimenle eşit.
Şairle eşit.
Yazarla eşit.
Elbette eşit olmalı; ama çobanlar da oylarıyla kendilerine, ailelerine ve
ülkelerine zarar veriyorlar. Pirinç torbasına taş atıyorlar. Ayıklamakta
zorlanıyoruz.
Kızıyoruz.
Kızmakta haklıyız.
Oyunla ülkeyi yakamazsın kardeşim.
Çözüm ne?
Çobanın, dilencinin, simitçinin, gazozcunun ve hamalın ekin düzeyini
yükseltmek.
- Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli kültürdür, demişti.
Kitap okumayanları ödüllendiriyoruz. Gazete edinmeyenleri alkışlıyoruz.
Kültür düzeyini bilerek düşürüyoruz.
Elimizden gelse üniversiteleri kapatacağız. Liseleri kapatacağız.
İlköğretimi beş yıla indireceğiz.
Yalnızca ilköğretim olsa ampul daha çok oy alır.
Adam gazetecidir, “ topraklarımız yabancılara satılsın” der.
Adam koyun gider, “ satılmasın” der.
Hangisi bilgili?
Elbette koyun giden.
Adam doçenttir, ama haindir.
Adam kaval çalandır, ama yurtseverdir.
Hangisi üstün?
Elbette kaval çalan.
Nazım, “ halk için kitapsız bilen” demişti.
Halk bu özelliğini yitirdi.
Artık kitapsız bilmeyen.