Başbakan’ın ‘Ahlak Erozyonu’ Dediği Gençlerin El Ele
Dolaşması Mı..
Mehmet Tezkan
Başbakan kararını vermiş.. Öteki dediği mahallenin yaşamına müdahale etmeye
hazırlanıyor..
Ey gençler..
Özellikle siz.. Ayağınızı denk alın!
Çünkü Başbakan pazar günü önemli sinyaller verdi..
Gelin önce ne dediğine bakalım..
“Dün dediğim tesisleri denetlemeye giderken orada maalesef gençliğimizin bir
bölümünün halini gördük. Gerçekten üzüntü vericiydi. Bu şekilde sınırsız,
kontrolsüz bir ahlaki erozyonun olduğu yapılanma bizi dertlendiriyor”
Metni Anadolu Ajansı’ndan aldım.. Aynen böyle..
*
Başbakan cumartesi günü neredeydi? Öğle saatlerinde Dolmabahçe’deki ofisine
gitti.. Saat 19.00’da oradan ayrıldı, Harbiye Kongre Vadisi’ne giderek
çalışmaları denetledi.. Evine döndü..
*
Başbakan’ın denetlemeye gittiğim yer dediği Harbiye..
‘Maalesef, üzüntü verici’ diye nitelediği gençler de Dolmabahçe ile Harbiye
arasında gördüğü gençler..
Harbiye mıntıkasında..
Maçka çevresinde..
Abdi İpekçi Caddesi’nde..
Valikonağı’nda dolaşan gençler..
Yani öteki mahallenin simgesel merkezinde...
Peki yolda gördüğü gençler ne yapıyordur?
Tahmin edelim..
Ele ele yürüyorlardır..
Banklarda oturmuş el ele, göz göze sohbet ediyorlardır..
Cafe’lere çökmüşlerdir.. Sigaralarını tellendiriyorlardır, kimi içkisini
yudumluyordur..
Kızlar askılı tişört giymiştir.. Belki mini etek de..
Erkekler bermudalıdır..
Gözümün önüne getirmeye çalışıyorum da..
Başbakan için ‘üzüntü verici’ başka ne olabilir?
Valla sokakta başka bir şey yapılmaz ki!
En fazla küçük bir buse..
*
Başbakan, gördüğü bu manzarayayı ‘sınırsız ve kontrolsüz bir ahlaki erozyon’
diye tanımlıyor..
Belki de bir grup genç kahkaha atarak yolda şamata yapıyordur, Başbakan
onları görmüştür.. Sınırsız, kontrolsüz ahlaki erozyon dediği budur..
Veya bunlardan biri..
*
Vahim mi?
Daha da vahimini söyleyeyim..
Başbakan sadece sınırsız demiyor, sınırsız ve kontrolsüz ahlaki erozyondan
söz ediyor..
Dikkat!
Kontrolsüz!..
Demek ki kontrol altına almanın gerekli olduğuna inanıyor..
Dikkat!
Bunun bir yapılanma olduğunu söylüyor.. Kontrolsüz bir yapılanma!
Demek ki; bu yapılanmanın ortadan kaldırılması.. Yaşam biçimlerinin
değiştirilmesi gerektiğine inanıyor..
*
Ve diyor ki bu bizi dertlendiriyor..
Vatandaşın kılık kıyafeti, sokaktaki davranışı, oturup kalkması Başbakan’ı
dertlendiriyorsa, bunu da açık açık söylüyorsa müdahale yakın demektir..
Ahlak polisi olmasa bile..
Ahlak zabıtasına hazır olun..
*
Nişantaşı sakinleri dikkat..
Başbakan ‘kontrolsüz ahlak erozyonunu’ önlemeye sizin oradan başlayabilir!
*
Başlarsa.. Sokakta görünce üzüntü duyduğu, dertlendiği, gençleri yola
getirmeye, hizaya sokmaya kalkarsa..
O rejime ne ad verilir!
Dilim varmıyor.. Siz söyleyin..
Ayrıca Sayın Başbakan, bu konuda doğruyu söylemiyorsunuz. Çünkü başarı diye
ortaya koyduklarınızın önemli bir bölümünü zaten Cumhuriyet döneminde
yaratılan değerleri satarak sağladınız. Geri kalanlar ise sadece Türkiye
için geçerli değil. Bilim ve teknolojinin sağladığı avantajlarla, siz değil
hangi iktidar başta olsa aynı başarılar sağlanacaktı.
Bütün bunların dışında, Cumhuriyet dönemi ve Atatürk ilkeleri ile bu kadar
sorununuzun olması çok şaşırtıcı. Hem yaşınız hem yaşadığınız kent açısından
bugüne kadar yaşadıklarınızı, siyasetteki başarılarınızı ve Başbakan
olmanızı Atatürk Türkiye’sinin sağladığı olanaklara borçlu olduğunuzu
unutmuş olamazsınız herhalde. Laikliği yok etmeyi, Cumhuriyet ilkelerini
ortadan kaldırmayı, Türkiye’nin ortak değerlerini tahrip etmeyi düşünüyor
olsanız bile bu özgürlüğünüzü Atatürk Türkiyesi’nin yarattığı o müthiş
iklimden alıyorsunuz.
Artık lütfen ne kadar önemli olduğunuzdan söz ederken kendi döneminizi
sizden önceki 79 yılla kıyaslamayın. Gerçekten çok sevimsiz oluyor.
Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın