Aptal Kelimesini Kullanmadan
Ruhat Mengi
Gerçekler bambaşka iken tamamiyle popülizme, halka şirin görünmeye dayalı
‘sahiplenme’ler, “bakın biz size laf söyletmiyoruz” şovları bana nasıl da
yavan ve yalan geliyor.. Mesela son örneğe bakalım, dün de değindiğim gibi
TV’lerden, gazetelerden başta bu ülkenin önderi, kurtarıcısı Atatürk olmak
üzere isteyenin ‘canının istediği kişilere ve kurumlara’ her türlü yalanı,
iftirayı attığı, her hakareti özgürce ve hiçbir tepkiyle karşılaşmadan
yaptığı, diğer parti genel başkanlarına amansızca hakaret kampanyası
sürdürüldüğü gerçeği ortada dururken bir sanatçının yaptığı espriye en
tepedeki siyasetçiler ve kendilerine yakın gazeteciler günlerce
söylemediklerini bırakmadılar.
Sanat Merkezi’nin önünde örgütlerine gösteriler yaptırdılar. Peki onun “Oy
oranını abartmışsınız Aziz Nesin olsa buna karşılık ‘yüzde 60 da olabilir’
derdi” sözü için halkı kendi sanatçısına karşı kışkırtmak ve sanatçıya
günlerce sıkıntı yaşatmak olabiliyor da acaba ‘milleti sürekli aptal yerine
koymak’ konusunda neden hiç tepki verilmiyor? Oysa o kadar çok örnek var ki
bunun yapıldığını gösteren.. Hatta sayılmayacak kadar çok.
MİLLETİN AKLINA GÜVENMEMEK
-Örneğin 9 yıldır iktidarda olan parti (diğerlerinin elinde güç olsa onları
da sayacağım) bunca yıldır neden tüm israrlara rağmen ‘milletin kendi
vekilini seçecek kadar akıllı olduğunu’ kabul etmiyor ve “milletvekillerini
illa ki genel başkan tek başına seçecek, böylece hiçbiri sözünden
çıkamayacak, özgür hareket edemeyecek” diyor?
-Neden söz verdikleri halde ‘milletvekili dokunulmazlığının
sınırlandırılması’na bir türlü yanaşmıyor ve milleti ‘temiz ve suç işlememiş
vekillere’ layık görmüyor? Toplumu ‘tepki veremeyecek ve önüne konan kadar
hakka susacak bir sürü’ gibi görmek onu aptal yerine koymak değil midir?
-Aynı şekilde; hiçbir demokratik ülkede kabul edilmeyecek ‘yüzde 10
barajı’nı “millet buna hazır değil” gibi veya terör örgütünün uzantısı olan
parti zaten Meclis’te iken “terör örgütleri Meclis’e girer” gibi anlamsız
bahanelerle kaldırmamak..Ve barajı aşamayan partilerin oyuna konarak
Meclis’te ‘diğer partilerin hakkı olan’ milletvekilliklerini de kapmak ve
‘oy oranının çok üstünde’ koltuk sahibi olmak milleti saf, aptal yerine
koymak değil mi?
-Seçim eşit şartlarda olması gereken bir yarış iken, küçük partilere tek
kuruş vermeden ve diğer büyük partilerden de kat kat fazla para alarak
seçime girip sonuçları da ‘eşit şartlar varmış gibi’ sunmak yine aynı şey
değil mi?
-Bütün medya iktidar partisinin kontrolündeyken ve tüm TV’ler gün ve gece
boyu onlara çalışırken, şehirlerin dev reklam panolarında sadece onların
reklamı yapılır, belediye işçileri bile seçimde çalıştırılır, halkın gözünü
boyayacak şekilde devletin tüm kaynakları bir parti için seferber edilirken
sonucu ‘eşit şartlarda seçim yapılmış gibi’ muzaffer edayla sunmak milleti
saf yerine koymak değil mi?
ALDATICI ÖRNEKLER VE SÖZLER
-Avrupa ülkelerinde seçimler ‘milletvekillerinin bağımsız hareket
edebilmesini’ sağladığı, buna rağmen önemli kararların ‘meclisin üçte iki
nitelikli çoğunluğu ile alındığı, yargı organlarının asla iktidara bağımlı
olmasına izin verilmediği’ ve AB konseyleri ‘bizim hukuk sistemimiz ancak
ileri, özgürlüğü içselleştirmiş demokrasilerde uygulanabilir” dediği halde
“AB’de de böyle” diyerek ve bu maddeleri ‘bazı cazip değişikliklerin arasına
saklayarak’ halk oylamasına sunmak, böylece alt mahkemeleri de, üst
mahkemeleri de iktidarın eline vermek, teknik konuları ve paket hilesini
‘halkın anlamayacağına güvenmek’ değil mi?
-Referandum öncesi verilen “darbe ve muhtıralarla hesaplaşacağız” sözlerine
(ve ‘imzasız iddialara dayalı olarak darbe hazırlığı suçlamalarıyla
ilişkilendirilen’ yüzlerce kişinin cezaevlerinde yıllardır tutuluyor
olmasına) rağmen referandum biter bitmez “12 Eylül darbesini ve 27 Nisan
muhtırasını” hiç ağzına almamak üzere kapatmak milleti aldatmak ve aptal
yerine koymak değil mi?
-ABD’de tüm sistem farklıyken ve tam bağımsız bir yargı, keskin bir
kuvvetler ayrılığı, eyalet sistemi mevcutken, bizde bunların hiçbiri
olmadığı halde “başkanlık sistemini” getirmek istemek ve ABD’yi de örnek
göstermek aynı şey değil mi?
İsteyen daha çok madde ekleyebilir buna, mümkündür. Demek ki “halka aptal
demek” sadece kelime kullanarak olmuyor. Ne demişler; “ainesi iştir kişinin
lafa bakılmaz”.. O zaman susalım hiç değilse, Zemzem suyuyla yıkanmış gibi
konuşmayalım bari!
Ana Sayfaya Dönmek İçin Tıklayın