Fransızların İslâmi fular diye adlandırdığı türban, yalnız bizim değil,
bütün dünyanın meselesi: Radikal İslâm, sisteme başını bağladığı kızlar
yoluyla saldırıyor. Öncü kuvvet halinde kullandığı bu kızlarla, laiklik
kalelerinin surlarında gedikler açmak istiyor. Böylece en büyük kötülüğü
aile ve mahalle baskısıyla kapanmak (hem de üniforma gibi tek bir biçimde
kapanmak) zorunda bırakılan kızlarımıza yapıyor.
Temel insan haklarına, kadının özgürleşme çabalarına ağır bir saldırıda
bulunuyor.
Dün İslâmi fular Türkiye Cumhuriyetinin başına da bağlandı ve bu durum beni
hiç şaşırtmadı.
Çünkü ilk günden beri, AKPnin Türkiyedeki laiklik ilkesinden öç almak amacı
taşıdığından hiç kuşku duymadım. Değiştik ya da değiştiler diyenlere bir
saniye bile inanmadım.
***
Evet; aslında değiştiler ama bakın hangi anlamda:
AKPyi kuranlar Necmettin Erbakanın rahle-i tedrisinden geçmiş, onun dizinin
dibinde yetişmiş insanlar.
Ondan koparken hocanın iki yanlışını saptadılar.
Birincisi: Hocadaki takiye eksikliği.
İkincisi: Hocanın Batı ve özellikle Amerika karşıtlığı.
Yeni kurdukları harekette, Erbakan hocaları gibi cumhuriyet ve laiklik
karşıtı konuşmalar yapmayacaklar, böylece sistemi ürkütmeyecekler, Atatürk
ve laiklik yandaşı görünecekler, amaçlarına adım adım yaklaşacaklardı.
İkinci amaç ise Amerika ve Avrupayı arkalarına almaktı.
***
Bu ilkelerle kurdukları parti, kucağında ummadığı bir hediye buldu.
AByi, reformları ve demokratikleşmeyi savunması beklenen sol CHP,
milliyetçiliğe kayarak bu alanları AKPye hediye etmişti.
Onlar da bu hediyeye dört elle sarıldılar.
***
Bu yeni politikanın etkisi kısa sürede görüldü:
Türkiyedeki etkili medya ve iş çevreleri Canım bu adamlar değişti diyerek
AKPye destek oldular.
Ayrıca AKP, yeni tutumuyla Amerikanın ve Avrupanın muazzam desteğini
arkasına aldı.
Artık Batı karşıtı Erbakan hareketi çökmüş, Amerikancı AKP ise yükselmişti.
Ama bu balayının sonsuza kadar sürmeyeceği açıktı.
Çünkü taban, amaçları doğrultusunda adım atmaya zorluyordu onları.
Ve bu adımların en kritiği türbandı.
***
AKP bu planı uygularken, devlet cephesinde de şöyle bir tutum oluştu:
AKP Anayasal düzene dayanarak, meşru olarak iktidara gelmiş bir partidir. Bu
yüzden duruma müdahale edilemez. Ama AKPnin İslâmi rejime geçiş niyetini
uygularken gelip dayanacağı ve asla kabul edilemeyecek olan nokta
hangisidir?
Bir takım önemli ve gizli toplantılarda bu soruya yanıt arandı ve şu sonuca
ulaşıldı.
Bu nokta türbandır. Çünkü türban, dünyadaki benzerleri gibi AKPnin de
laiklik kalesinin kapısını yıkmak üzere hazırladığı bir koçbaşıdır. Türbanı
zorladığı anda AKPnin meşruiyeti biter.
***
Bütün bunlar gözlemdir; istek ya da niyete bağlı düşünce değildir.
Şundan emin olun ki; dünden itibaren AKPnin meşruiyeti tartışılmaya
başlanmıştır.
AKP iktidar gücünün kaynağını Anayasadan aldığı halde, bu kaynağa kezzap
dökmeye yeltenmiştir.
Yani Anayasanın değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek maddelerine ve
ruhuna sataşarak, kendi meşruiyetini tartışılır hale getirmiştir.