Bitkilerle Tedavi


* ADET (AYBAŞI) DÜZENSİZLİKLERİ VE AŞIRI SANCILARDA
Adaçayı, Ahududu, Anason, Ardıç, Aslanpençesi, Aynisafa çiçeği, Biberiye, Böğürtlen,
Cezayir menekşesi, Çemenotu, Çobançantası, Eğirotu, Frenk kimyonu, Ihlamur, Kediotu,
Koyungözü, Köpek papatyası, Maydanoz, Mineçiçeği, Sarısabır, Sedefotu, Solucanotu,
Yabani mercanköşkü, Yarpuz.
* ADRENALİN BEZİ SORUNLARINDA
Hodan.
* AFRODİZYAK (CİNSEL GÜCÜ ARTIRICI)
(Badem), Çemenotu, (Fındık), Ginseng, (Kereviz), (Maydanoz), (Sater), (Yerelması).
* AĞIZ ÜLSERLERİNDE
Adaçayı, Ahududu, Aslanpençesi, Böğürtlen, Cezayir menekşesi, Hatmi.
* AĞIZ YANGILARINDA
Yabani mercanköşkü.
* AĞRILARI KESİCİ
Binbirdelikotu.
* AĞRILI İDRARDA
Hercai menekşe.
* AKCİĞER ENFEKSİYONLARINDA
Hodan, Keten.
* AKNE (SİVİLCE) TEDAVİSİNDE
Alman papatyası, Aslanpençesi, Aynisafa çiçeği, Civanperçemi, Dulavratotu, Hercai menekşe,
Karahindiba, Kedinanesi, Kediotu, Kekik, Kişniş, Kokulu menekşe.
* ANA SÜTÜ ARTIRICI
Anason, Badem, Çemenotu, Dereotu, Frenk kimyonu, Hodan, Keçi sedefotu, Rezene,
Yerelması.
* ANAFRODİZYAK (ŞEHVETİ YOK EDİCİ)
Şerbetçiotu.
* ANFİZEM'DE
Andızotu.
* ANJİN'DE
Kokulu menekşe.
* ANTİSEPTİK VE ANTİBAKTERİYOLOJİK (MİKROP KIRICILAR)
Andızotu, Aynisafa çiçeği, Binbirdelikotu, Çin anasonu, Gül, Günlük, Karabaş lavantası,
Kedinanesi, Kişniş, Limon, Sarmısak, Sater, Sedefotu, Yabani mercanköşkü.
* ARI SOKMALARINDA
Sarmısak, Soğan, Yabani mercanköşkü.
* ARTRİD'DE
Ardıç, Kara hardal, Kereviz, Koyungözü.
* ASTIM NÖBETİNDE RAHATLATICI
Andızotu, Frenk kimyonu, Kekik, Melekotu, öksürükotu, Sarmısak.
* AYAK BANYOSUNDA
Arnika.

* AYAK MANTARLARINDA
Aynisafa çiçeği.
* AYAK ÜŞÜMESİNDE
Kara hardal.

* BACAK ÜLSERLERİNDE
Atkestanesi.
* BADEMCİK ENFEKSİYONUNDA
Adaçayı, Ahududu, Böğürtlen, Kasıkotu, Kekik, Limon,
Sater.
* BAĞIRSAK ÇEPERİNİ KORUYUCU
Bayırturpu, Keten.
* BAĞIRSAK GAZLARI SÖKTÜRÜCÜ
Adi papatya, Itır, Kedinanesi, Kişniş, Nane, Rezene, Yarpuz.
* BAĞIRSAK İŞLEVLERİ DÜZENLEYİCİ, BAĞIRSAK TEMİZLEYİCİ
Badem, Gül, Labada.
* BAKTERİ ENFEKSİYONLARI
Latinçiçeği.
* BALGAM SÖKTÜRÜCÜ
Akköpekotu, Bayırturpu, Binbirdelikotu, Çemenotu,
Çuhaçiçeği, Ebegümeci, Fesleğen, Gelincik, Günlük, Hatmi,
Hodan, Karakafesotu, Kekik, Kuşotu, Maydanoz, Melekotu,
(Hercai menekşe), (Karabaş lavantası), Meyankökü,
Mineçiçeği, Mürver, Öksürükotu, Sabunotu, Sarmısak,
Sığırkuyruğu, Zufaotu.
* BAŞ AĞRISINDA
Çuhaçiçeği, Fesleğen, Kakule, Kedinanesi, Kediotu, Kokulu
menekşe, Koyungözü, Lavanta, Limon, Öksürükotu,
Sedefotu, Yabani mercanköşkü.
* BATIN SPAZMINDA
Itır.
* BEDEN ISISINI KORUYUCU
Fındık.
* BEDEN İŞLEVLERİNİ DÜZELTİCİ
Akdiken.
* BEDEN YANGILARINI HAFİFLETİCİ
Mor süsen.
* BEDENİ ISITIP DAYANIKLILIĞINI ARTIRICI
Zencefil.
* BEDENİ RAHATLATICI
Günlük.
* BEDENİN SAVUNMA GÜCÜNÜ ARTIRICI
Soğan.
* BEDENİN SU DENGESİNİ DÜZENLEYİCİ
Kiraz.

* BEDENSEL YORGUNLUK VE BİTKİNLİK DURUMUNDA
Fındık, Limon, Kuzukulağı, Mineçiçeği, Yulaf.
* BEL AĞRILARINDA
Bayırturpu.
* BERELENMELERDE
Arnika, Binbirdelikotu, Karakafesotu, Zufaotu.
* BEYİN DAMARLARI HASTALIKLARINDA
Cezayir menekşesi.
* BLEFARİT'TE
Gözlükotu.
* BOĞAZ ENFEKSİYONLARI VE AĞRILARINDA Adaçayı, Adi papatya, Ahududu, Alman papatyası, Badem, Böğürtlen.
* BOĞMACA'DA
Akköpekotu, Anason, Hercai menekşe, Kekik, Kokulu
menekşe, Öksürükotu, Sarmısak, Yabani mercanköşkü.
* BÖBREK SORUNLARINDA
Ayrıkotu, Lavanta, Yabani gül.
* BÖCEK KOVUCU VE TEMİZLEYİCİ
Pireotu, Sedefotu.
* BÖCEK SOKMALARINDA
Sarmısak, Sarısabır, Soğan, Yabani mercanköşkü.
* BRONŞİT'TE
Akköpekotu, Anason, Andızotu, Çemenotu, Çin anasonu,
Çuhaçiçeği, Ebegümeci, Frenk kimyonu, Gelincik, Hercai
menekşe, Kara hardal, Karakafesotu, Kedinanesi, Kekik,
Keten, Kokulu menekşe, Latinçiçeği, Meyankökü, Oğulotu,
Okaliptüs, Öksürükotu, Rezene, Sabunotu, Sarmısak,
Sığırkuyruğu, Zufaotu.
* BURKULMALARDA
Arnika, Biberiye, Karakafesotu, Sarmısak.
* BURUN KANAMASI VE RAHATSIZLIKLARINDA Cezayir menekşesi, Çobançantası, Isırgan, Okaliptüs. BÜYÜME HORMONU YAPIMINDA
* CİLDE CANLILIK VERİCİ Kuşkonmaz.
* CİLDİ GÜZELLEŞTİRİCİ Biberiye, (Itır), Limon, Yerelması.
* CİLDİ NEMLENDİRİCİ Karahindiba, Sarısabır.
* CİLDİ TEMİZLEYİCİ VE BANYO SULARINDA Biberiye, Karahindiba, Limon, Rezene, Sedefotu.
* CİLDİ YUMUŞATICI
Hodan, Karakafesotu, Keten, Kuşotu, Mürver, Sığırkuyruğu.
* CİLDİN ERKEN YAŞLANMASINI ÖNLEYİCİ

(Çobançantası).
* CİLDİN SAĞLIKLI KALIŞINI SAĞLAYICI Maydanoz.
* CİLT TONİĞİ Gül, Limon.
* CİLTTEKİ KIRIŞIKLIKLARI GİDERİCİ Biberiye, Böğürtlen.
* CİLTTEKİ YANGI, ENFEKSİYON VE RAHATSIZLIKLARDA
Ayrıkotu, Binbirdelikotu, Ahududu, Böğürtlen, Ceviz,
Sabunotu, Sığırkuyruğu.
* CİNSEL YETERSİZLİKTE Badem, Fındık, Ginseng.
* CİNSELLİK HORMONLARI YAPIMINDA Fındık.
* ÇIBAN TEDAVİSİNDE
Çemenotu, Çuhaçiçeği, Ebegümeci, Kedinanesi, Keten, Kuşotu, Kuzukulağı, Labada,
Öksürükotu, Sabunotu, Soğan.
* ÇİLLERİ HAFİFLETİCİ
Limon.
* ÇOCUK DÜŞÜRÜCÜ
Sedefotu.
* ÇOCUKLARDA DİYAREYİ KESİCİ
Erkeçsakalı, Kasıkotu, Kedinanesi, Kekik, Kişniş.
* ÇOCUKLARIN BESLENMESİNİ DESTEKLEYİCİ
Fındık.
* ÇOCUKLARIN YATAK ISLATMA SORUNUNDA
Kekik.
* DALAĞI KÜÇÜLTÜCÜ
Kadıntuzluğu.
* DAMAR SERTLİĞİNDE
Ökseotu, Mısıryağı.
* DAMAR YANGILARINDA
Atkestanesi.
* DAMARLARI DARALTICI
Kadıntuzluğu.
* DEPRESYONA EŞLİK EDEN BİTKİNLİK VE GÜÇSÜZLÜKTE
Yulaf, Mineçiçeği.
* DEPRESYONA EŞLİK EDEN GERGİNLİKTE
Binbirdelikotu, Oğulotu.
* DERİ RAHATSIZLIKLARINDA
Atkestanesi, Sarısabır, Yulaf.
* DİLDEKİ ŞİKÂYETLERDE
Adaçayı.
* DİŞ AĞRILARINDA

Karanfil.
* DİŞETİ KANAMALARINDA
Ahududu, Böğürtlen, Çobançantası.
* DİŞETİ ŞİKÂYETLERİNDE
Adaçayı, Cezayir menekşesi, Çobançantası, Mineçiçeği,
Okaliptüs.
* DİŞLERİ BEYAZLATICI
Adaçayı, Limon.
* DİŞLERİ KORUYUCU VE DESTEKLEYİCİ
Fındık.
* DİYAREYİ (İSHAL) KESİCİ
Ahududu, Aslanpençesi, Böğürtlen, Cezayir menekşesi,
Çemenotu, Çobançantası, Eğirotu, Frenk kimyonu, Gül, Itır,
Karakafesotu, Kimyon, Melekotu, Nar, Şevketibostan,
Tarçın, Yabani gül.
* DİZANTERİ'DE
Cezayir menekşesi, Nar.
* DOĞUMU KOLAYLAŞTIRICI
Ahududu.
* DOKU VE DAMAR BÜZÜCÜ
Ahududu, Aslanpençesi, Atkestanesi, Aynisafa çiçeği,
Böğürtlen, Cezayir menekşesi, Erkeçsakalı, Gül,
Karakafesotu, Kasıkotu, Kedinanesi, Kekik, Limon, Yabani
gül.
* DOLAŞIMI GÜÇLENDİRİCİ TONİK
Alıç.
* DÖLYATAĞI (RAHİM) KANAMALARINDA
Isırgan.
* DÜŞÜK TANSİYONDA
Ginseng.

* EGZAMA'DA
Ayrıkotu, Dulavratotu, Hercai menekşe, Isırgan, Karabaş
lavantası, Karahindiba, Kokulu menekşe, Kuşotu, Labada,
Mor süsen, Sabunotu, Sarısabır.
* EKLEM AĞRI VE YANGILARINDA
Ardıç, Biber, Erkeçsakalı, Karakafesotu, Sarmısak.
* ENDİŞELİLİK DURUMUNDA
Binbirdelikotu, Çarkıfelek çiçeği, Kediotu, Oğulotu,
Sedefotu.
* EZİKLERDE İYİLEŞTİRİCİ
Arnika, Biberiye, Karakafesotu, Zufaotu.
* FITIK'TA
Kasıkotu.
* FİBROZİT'TE
Zencefil.

* FLEBİT'TE Arnika, Atkestanesi. GASTRİT'TE
Aynisafa çiçeği, Ebegümeci, Eğirotu, Erkeçsakalı, Karakafesotu, Meyankökü.
* GAZ SÖKTÜRÜCÜ
Adaçayı, Akköpekotu, Anason, Bayırturpu, Çemenotu, Çin anasonu, Çuhaçiçeği, Dereotu,
Fesleğen, Frenk kimyonu, Kakule, Karanfil, Kediotu, Kekik, Kereviz, Kimyon, Köpek
papatyası, Lavanta, Maydanoz, Oğulotu, Sarmısak, Sater, Tarçın, Tarhun, Yabani
mercanköşkü, Zencefil.
* GEBE KADINLARDA SIRT KASLARINI GÜÇLENDİRİCİ
Böğürtlen.
* GEBE KADINLARI GÜÇLENDİRİCİ
Fındık.
* GECE TERLEMELERİNDE
Adaçayı.
* GERGİNLİK DURUMUNUN ATLATILMASINDA
(Mersin).
* GEVŞETİCİ
Kara hardal.
* GÖĞSÜ YUMUŞATICI
Akköpekotu, Anason, Andızotu, Binbirdelikotu, Çemenotu, Ebegümeci, Hatmi, Ihlamur,
Karakafesotu, Kiraz, Meyankökü, Mürver, Öksürükotu, Sarmısak, Sığırkuyruğu.
* GÖRME YETENEĞİNİ ARTIRICI
(Mersin).
* GÖZ YORGUNLUKLARINDA
Sedefotu.
* GÖZLERDEKİ BATMADA
Gözlükotu.
* GÖZLERDEKİ IŞIĞA AŞIRI DUYARLILIKTA
Gözlükotu.
* GÖZLERDEKİ YANGILARDA
Aslanpençesi, Gözlükotu.
* GÖZLERİN KANLANMASINDA
(Biberiye), Çay.
* GRİP'TE
Bayırotu, Hodan, Kara hardal, Kedinanesi, Latinçiçeği, Limon, Maydanoz, Melekotu, Nane,
Öksürükotu, Sarmısak.
* GUT HASTALIĞINDA
Dulavratotu, Karahindiba, Kereviz.
* GÜNEŞ ÇARPMASINDA
Kuzukulağı.
* GÜNEŞ YANIKLARINDA
Badem, Binbirdelikotu, Kuzukulağı, Sarısabır.
HAFİF SARA KRİZİNDE
Zufaotu.
* HAZIMSIZLIKTAN OLUŞAN GAZLARI SÖKTÜRÜCÜ
Biberiye, Kişniş, Zencefil.
* HEMOROİT'TE (BASUR)
Atkestanesi, Böğürtlen, Civanperçemi, Karakafesotu, Kuşotu, Şevketibostan.

* HEYECANLILIK DURUMUNDA
Kediotu.
* HIÇKIRIĞI KESİCİ
Dereotu.
* HÜCRE YIKILMALARINI ÖNLEYİCİ
Fındık.
* ISKORBİT'TE
Kuzukulağı, Limon.
ÇKİ SONRASI KÖTÜ DURUMU RAHATLATICI
Kekik.
* İDRAR SÖKTÜRÜCÜ
Adaçayı, Adi papatya, Ayrıkotu, Akdiken, Akköpekotu,
Andızotu, Ardıç, Ayrıkotu, Biber, Biberiye, Böğürtlen,
Cezayir menekşesi, Çobançantası, Çuhaçiçeği, Defne,
Dulavratotu, Eğirotu, Fesleğen, Fındık, Frenk kimyonu,
Hatmi, Hercai menekşe, Hindiba, Hodan, Ihlamur, Isırgan,
înciçiçeği, Karahindiba, Kasıkotu, Keçi sedefotu, Kereviz,
Kiraz, Kokulu menekşe, Kuzukulağı, Lavanta, Limon,
Maydanoz, Mısır püskülü, Melekotu, Meyankökü, Mor
süsen, Mürver, Nar, Pelin, Sabunotu, Sarımsak, Sater,
Sığırkuyruğu, Soğan, Şevketibostan, Şerbetçiotu, Tarhun,
Yabani gül, Yabani mercanköşkü, Yerelması.
* İDRAR YOLLARI ENFEKSİYONLARI TEMİZLEYİCİ
Ardıç, Ayrıkotu, Bayırturpu, Hodan, Karabaş lavantası, Karakafesotu, Kasıkotu, Kereviz, Kiraz, Kokulu menekşe, Limon, Mersin, Okaliptüs, Sater.
* İŞTAH AÇICILAR
Adi papatya, Akköpekotu, Anason, Andızotu, Ardıç,
Bayırturpu, Biber, Binbirdelikotu, Centiyan, Ceviz, Cezayir
menekşesi, Çin anasonu, Defne, Dulavratotu, Eğirotu, Frenk
kimyonu, Ginseng, Hindiba, Isırgan, Itır, Kadıntuzluğu,
Kakule, Kara hardal, Kekik, Kereviz, Kimyon, Kişniş,
Labada, Limon, Maydanoz, Mersin, Pelin, Rezene, Sarmısak,
Sater, Sedefotu, Soğan, Solucanotu, Şerbetçiotu,
Şevketibostan, Tarçın, Tarhun, Yabani mercanköşkü.

* KABIZLIKTA
Karahindiba, Kiraz.
* KADIN ÜREME ORGANLARIYLA İLGİLİ HASTALIKLARDA
(Aslanpençesi), (Latinçiçeği).
* KADINLARDA BEYAZ AKINTI KESİCİ
Ahududu.
* KALBİ GÜÇLENDİRİCİ TONİK
Alıç, Inciçiçeği, Karabaş lavantası, Kuşkonmaz, Oğulotu,
(Soğan).
* KALP AĞRILARINDA

Kediotu.
* KALP ÇARPINTISINI KESİCİ
Alıç, Inciçiçeği, Kediotu, Sedefotu.
* KALP İŞLEVİNİ DÜZENE SOKUCU
Alıç.
* KALP SAĞLIĞI İÇİN
Fındık.
* KALP YANGILARINI ÖNLEYİCİ
Akköpekotu, Erkeçsakalı.
* KAN DAMARLARINI GÜÇLENDİRİCİ
Atkestanesi.
* KAN DOLAŞIMINI HIZLANDIRIP ARTIRICI Atkestanesi, Biberiye, Kara hardal, Kekik, Oğulotu, Tarçın, Zencefil.
* KAN ŞEKERİNİ DÜŞÜRÜCÜ
Ceviz, Yulaf.
* KANI DİNDİRİCİ
Cezayir menekşesi, Mersin, Nar, Şevketibostan.
* KANI TEMİZLEYİCİ
Ayrıkotu, Ceviz, Dulavratotu, Hercai menekşe, Hindiba,
Hodan, Karakafesotu, Kereviz, Kuşkonmaz, Labada,
Sarmısak, Sater, Soğan.
* KANSIZLIKTA VE KAN YAPIMINI DESTEKLEMEDE
Centiyan, Fındık.
* KARACİĞER İŞLEVLERİNİ DÜZENLEYİCİ
Kadıntuzluğu, Kasıkotu.
* KARACİĞER KOLİKLERİNDE (ANİ SANCILANMALARINDA)
Keten.
* KAS KASILMALARINDA
Okaliptüs.
* KASIK AĞRILARINI GİDERİCİ
Ardıç, Biberiye, Erkeçsakalı, Yabani mercanköşkü, Zencefil.
* KASLARIN SAĞLIĞI İÇİN
Fındık.
* KEMİKLERİ KORUYUCU VE DESTEKLEYİCİ
Ceviz, Fındık.
* KESİKLERDE
Kuşotu.
* KILCAL DAMAR ÇATLAMALARI VE KANAMALARINDA
Atkestanesi.
* KOLESTROL DÜZEYİNİN YÜKSELMESİNİ ÖNLEYİCİ

Fındık, Yulaf.
* KOLİT'TE
Cezayir menekşesi, Karakafesotu, Nane.
* KONJONKTİVİT'TE
Gözlükotu.
* KORONER DAMARLARI GENİŞLETİCİ
(Soğan).
* KULAK ÇINLAMALARINDA
Koyungözü.
* KUM DÖKTÜRÜCÜ
Kuşkonmaz.
* KURT (SOLUCAN) DÖKTÜRÜCÜ
Akköpekotu, Itır, Kekik, Sedefotu, Solucanotu.
* KUSMA REFLEKSİNİ BASTIRICI
Dereotu, Erkeçsakalı, Kadıntuzluğu, Karanfil, Lavanta,
Melekotu, Nane, Tarçın, (Zencefil).
* KUSTURUCU Mürver. LARENJİT'TE Aslanpençesi, Kekik
MANTAR TEDAVİSİNDE
Adaçayı, Günlük, Sarmısak.
* MAYASIL'DA
Arnika, Kara hardal.
* MEMELERİ GELİŞTİRİCİ
Keçi sedefotu.
* MENOPOZ DÖNEMİ SIKINTILARINDA
Adaçayı, Aslanpençesi, Binbirdelikotu.
* MERKEZİ SİNİR SİSTEMİ GÜÇLENDİRİCİ
Ginseng.
* MESANE SORUNLARINDA
Ayrıkotu, Yabani gül.
* METABOLİZMAYI DÜZENLEYİCİ
Ökseotu.
* MİDE AĞRILARINDA
Kişniş.
* MİDE FITIĞINDA
Karakafesotu.
* MİDE GAZLARI SÖKTÜRÜCÜ
Adi papatya, Ardıç, Itır, Kedinanesi, Kişniş, Nane, Rezene, Yarpuz.
* MİDE MUKOZASI ENFEKSİYONLARINDA
Keten.
* MİDE SPAZMINDA
Itır, Kedinanesi.
* MİDE ÜLSERLERİNDE
Ebegümeci, Eğirotu, Erkeçsakalı, Günlük, Meyankökü.
* MİDE YANMALARINDA
Meyankökü.

* MİDEYİ YATIŞTIRICI
Fesleğen, Hatmi, Karanfil, Nane, Rezene.
* MİGREN'DE
Çuhaçiçeği, Kediotu, Koyungözü.
* MORARMALARDA
Arnika.
* MUKOZA KORUYUCU
Meyankökü.
* MÜSHİL
Akdiken, Badem, Bayırturpu, Ceviz, Çuhaçiçeği, Dulavratotu, Gül, Hindiba, Işkın, Inciçiçeği,
Kadıntuzluğu, Kiraz, Kokulu menekşe, Kuşotu, Labada, Meyankökü, Mor süsen, Mürver,
Ravent, Sarısabır, Sinameki, Soğan, Yabani gül, Yerelması.
NEFES (AĞIZ) KOKUSU GİDERİCİ
Dereotu, Frenk kimyonu, Kakule, Karanfil, Maydanoz, Rezene, Okaliptüs.
* NEFES DARLIĞI GİDERİCİ
Günlük.
* NEKAHAT (İYİLEŞME) DÖNEMİ KISALTICI
Fındık.
* NEVRALJİ AĞRILARINDA
Karanfil.
* NEVRASTENİ'DE
Kediotu.
* NEZLEDE
Akköpekotu, Ebegümeci, Gelincik, Hatmi, Kediotu, Kekik, Limon, Maydanoz, Meyankökü,
Mürver, Nane, Oğulotu, Okaliptüs, Öksürükotu, Sarımsak, Zufaotu.
ONİKİPARMAKBAĞIRSAĞI ÜLSERLERİ
Aynisafa çiçeği, Günlük, Karakafesotu.
ÖKSÜRÜK VE GICIKTA
Akköpekotu, Anason, Andızotu, Badem, Çemenotu, Çin anasonu, Çuhaçiçeği, Ebegümeci,
Fesleğen, Gelincik, Gözlükotu, Hercai menekşe, Hodan, Karakafesotu, Kekik, Keten, Kokulu
menekşe, Lavanta, Limon Meyankökü, Okaliptüs, Öksürükotu, Rezene, Sabunotu, Sarmısak,
Sedefotu, Sığırkuyruğu, Yabani mercanköşkü, Zufaotu.
PARKİNSON HASTALIĞINDA
Çarkıfelek çiçeği.
* PEKLİK VERİCİ
Ahududu, Aslanpençesi, Binbirdelikotu, Böğürtlen, Ceviz, Cezayir menekşesi, Çay, Işkın,
Karakafesotu, Kasıkotu, Kiraz, Limon, Melekotu, Mersin, Mineçiçeği, Nar, Okaliptüs, Tarçın,
Tıbbi ravent, Yabani mercanköşkü.
* PROSTATİT'TE
Ayrıkotu, Mısır püskülü.
RAHATLATICI (BEDENİ TÜMÜYLE)
Anason, Çuhaçiçeği, Dereotu, Ihlamur, Kara hardal, Meyankökü.
* ROMATİZMA AĞRI VE YANGILARINDA
Alman papatyası, Ardıç, Arnika, Biber, Biberiye, Bayırturpu, Çin anasonu, Defne,
Dulavratotu, Isırgan, Kara hardal, Karahindiba, Karanfil, Kediotu, Kereviz, Kuşotu, Mısır
püskülü, Okaliptüs, Sarmısak, Sedefotu, Yabani mercanköşkü.
* RUHSAL ENDİŞELERİ GİDERİCİ
Yarpuz.
* RUHSAL YORGUNLUKTA

Yulaf.

* SAÇ DÖKÜLMELERİNDE
Biberiye, Isırgan, (Latinçiçeği).
* SAÇ RENGİ AÇICI
Adi papatya, Sığırkuyruğu.
* SAÇLARDAKİ KEPEĞİ KESİCİ
Dulavratotu.
* SAÇLARI GÜRLEŞTİRİP GÜZELLEŞTİRİCİ
Alman papatyası, Biberiye.
* SAFRA SORUNLARINDA
Aynisafa çiçeği, Kadıntuzluğu, Kasıkotu, Keten, Mineçiçeği,
Yabani gül.
* SAFRA SÖKTÜRÜCÜ
Adi papatya, Akköpekotu, Andızotu, Aynisafa çiçeği,
Biberiye, Ceviz, Dulavratotu, Kadıntuzluğu, Karahindiba,
Kuzukulağı, Maydanoz, Mor süsen, Sarısabır, Sarmısak,
Şevketibostan.
* SAFRA TAŞLARINDA
Kadıntuzluğu, (Sabunotu).
* SAMAN NEZLESİNDE
Gözlükotu, Kekik, Lavanta, Zufaotu.
* SARA NÖBETİNDE (HAFİF)
Zufaotu.
* SARILIK HASTALIĞINDA
Mineçiçeği.
* SEDEF HASTALIĞINDA
Dulavratotu, Kuşotu, Mor süsen.
* SERİNLETİCİ
Ahududu, Limon.
* SES KISIKLIĞI VE SOĞUKLUĞUNDA
Sığırkuyruğu.
* SITMA'DA
Kadıntuzluğu.
* SİNDİRİM SİSTEMİ MUKOZASI KORUYUCU
Erkeçsakalı.
* SİNDİRİMİ KOLAYLAŞTIRICI
Adaçayı, Akköpekotu, Anason, Andızotu, Ardıç, Aynisafa
çiçeği, Bayırturpu, Biber, Biberiye, Centiyan, Çay,
Çemenotu, Çin anasonu, Defne, Dereotu, Eğirotu,
Erkeçsakalı, Dulavratotu, Frenk kimyonu, Ginseng, Kakule,
Kara hardal, Kasıkotu, Kedinanesi, Kekik, Kereviz, Kimyon,
Kişniş, Lavanta, Maydanoz, Mineçiçeği, Nane, Nar, Oğulotu,
Pelin, Rezene, Sarısabır, Sarımsak, Sater, Sedefotu, Soğan,
Solucanotu, Şerbetçiotu, Şevketibostan, Tarhun, Tıbbi ravent,
Yabani mercanköşkü, Yarpuz, Zencefil, Zufaotu.

* SİNEK VE SİVRİSİNEK SOKMALARINDA
Limon
* SİNİR SİSTEMİNDEKİ GERGİNLİKLERİ AZALTICI
Alıç, Binbirdelikotu, Çarkıfelek çiçeği, Hodan, Ihlamur,
Kereviz, Kokulu menekşe, Lavanta, Mineçiçeği.
* SİNİRLERİ UYARIP GÜÇLENDİRİCİ
Biberiye, Fesleğen, Hodan, Karabaş lavantası, Kimyon,
Limon, Melekotu, Mineçiçeği.
* SİNÜZİT'TE
Gözlükotu.
* SİSTİT'TE
Ardıç, Ayrıkotu, Civanperçemi, Hercai menekşe, Mısır
püskülü.
* SİYATİK AĞRILARINI HAFİFLETİCİ
Biberiye, Isırgan.
* SOĞUK ALGINLIĞINDA
Akköpekotu, Anason, Biber, Civanperçemi, Çuhaçiçeği,
Gelincik, Gözlükotu, Hodan, Kara hardal, Kedinanesi, Kekik,
Kokulu menekşe, Latinçiçeği, Limon, Mineçiçeği, Oğulotu,
Sarmısak, Sater, Soğan, Yabani gül, Zencefil, Zufaotu.
* SOLUNUM YOLLARI ENFEKSİYONLARINDA Akköpekotu, Anason, Ardıç, Çin anasonu, Karakafesotu, Sığırkuyruğu.
* SPAZM ÇÖZÜCÜ
Akköpekotu, Anason, Binbirdelikotu, Çuhaçiçeği, Eğirotu,
Fesleğen, Kedinanesi, Kediotu, Kekik, Koyungözü,
Melekotu, Mineçiçeği, Oğulotu, Ökseotu, Sarmısak,
Sedefotu, Yarpuz.
* STRESE KARŞI SİNİR SİSTEMİ GÜÇLENDİRİCİ
Hodan, Mineçiçeği, Yulaf.
* SUSUZLUKTA
Limon.
TANSİYONU İNDİRİCİ Cezayir menekşesi, Oğulotu.
* TAŞİKARDİ'DE (SİNİRSEL KAYNAKLI) Ökseotu.
* TENYA DÜŞÜRÜCÜ Nar.
* TERLETİCİ
Ahududu, Akköpekotu, Andızotu, Çay, Çin anasonu,
Çuhaçiçeği, Defne, Dulavratotu, Eğirotu, Hodan, Ihlamur,
Kara hardal, Keçi sedefotu, Kedinanesi, Kekik, Kimyon,
Maydanoz, Mineçiçeği, Mürver, Oğulotu, Sabunotu,
Sarmısak, Sater, Sedefotu, Yabani mercanköşkü, Zencefil.
* TIRNAK KIRILMASINDA

Isırgan, (Latinçiçeği), Limon.
* TONİK (BEDENİ GÜÇLENDİRİCİ)
Adaçayı, Alman papatyası, Andızotu, Aslanpençesi,
Atkestanesi, Aynisafa çiçeği, Biberiye, Böğürtlen, Centiyan,
Ceviz, Cezayir menekşesi, Civanperçemi, Çemenotu,
Dulavratotu, Ginseng, Gül, Hindiba, Ihlamur, Isırgan,
Kadıntuzluğu, Karabaş lavantası, Karahindiba, Karakafesotu,
Kasıkotu, Kekik, Kereviz, Kiraz, Kuzukulağı, Labada,
Lavanta, Maydanoz, Melekotu, Meyankökü, Mısır püskülü,
Nane, Nar, Okaliptüs, Pelin, Sarmısak, Solucanotu,
Şerbetçiotu, Tarhun, Tıbbi ravent, Yabani gül.
* TUZSUZ REJİMDE Dereotu, Hodan.
* TÜKÜRÜK SALGISI ARTIRICI Kakule, Mor süsen.
* TÜMÖR (UR) ETKİNLİĞİNE KARŞI (Kokulu menekşe), (Ökseotu).
* UYARICI
Ardıç, Biber, Çay, Defne, Fesleğen, Frenk kimyonu, Ginseng, Ihlamur, Kereviz, Köpek
papatyası, Pelin, Sarmısak, Sater, Sedefotu, Yabani mercanköşkü.
* UYKUSUZLUĞA KARŞI
Alıç, Alman papatyası, Anason, Çarkıfelek çiçeği, Çuhaçiçeği, Gelincik, Ihlamur,
Karahindiba, Karanfil, Kedinanesi, Kediotu, Kokulu menekşe, Lavanta, Mineçiçeği,
Şerbetçiotu.
* UYUZ'DA
Günlük, Solucanotu.
ÜLSERLERDE
Dulavratotu, Okaliptüs.
* ÜRETRİT'TE
Mısır püskülü.
* ÜRPERMELERDE
Çuhaçiçeği.
* ÜŞÜTME NEDENİYLE ORTAYA ÇIKAN AĞRILARDA
Okaliptüs.
VARİKOSEL AĞRILARINDA
Binbirdelikotu, Karakafesotu.
* VARİS'TE
Atkestanesi.
* VEREM TEDAVİSİNDE
Andızotu.
YANIKLARDA
Aynisafa çiçeği, Böğürtlen, Binbirdelikotu, Ebegümeci,
Hodan, Karakafesotu, Keten, Sarısabır.
* YARA KANAMALARINI DURDURUCU
Çobançantası.
* YARA TEMİZLEYİCİ VE İYİLEŞTİRİCİ Adaçayı, Adi papatya, Akköpekotu, Andızotu, Arnika, Aslanpençesi, Aynisafa çiçeği, Badem, Binbirdelikotu,

Böğürtlen, Centiyan, Cezayir menekşesi, Civanperçemi, Çemenotu, Dulavratotu, Ebegümeci, Gözlükotu, Gül,
Günlük, Hodan, Karabaş lavantası, Karakafesotu, Kasıkotu, Kekik, Keten, Kişniş, Kuşotu, Labada, Mürver, Okaliptüs, Öksürükotu, Sarısabır, Sarmısak, Sığırkuyruğu,
Şevketibostan, Yabani mercanköşkü, Zufaotu.
* YATIŞTIRICI (SAKİNLEŞTİRİCİ)
Adi papatya, Alman papatyası, Anason, Binbirdelikotu,
Çuhaçiçeği, Dereotu, Eğirotu, Hatmi, Ihlamur, Karabaş
lavantası, Kara hardal, Karakafesotu, Kedinanesi, Kediotu,
Keten, Kişniş, Koyungözü, Lavanta, Melekotu, Meyankökü,
Mısır püskülü, Mineçiçeği, Oğulotu, Ökseotu, Öksürükotu,
Sedefotu, Sığırkuyruğu, Şerbetçiotu, Yabani mercanköşkü.
* YEREL ENFEKSİYONLARDA MİKROP KIRICI
Latinçiçeği.
* YORGUNLUKTA
Limon, Mineçiçeği.
* YÜKSEK KOLESTROLÜ DÜŞÜRÜCÜ
Sarmısak, Yulaf.
* YÜKSEK TANSİYONU DÜŞÜRÜCÜ
Alıç, Civanperçemi, Limon, Ökseotu, Sarmısak.
* ZİHİNSEL YORGUNLUKLARI GİDERİCİ
Fındık, Ginseng.
* ZİNDELEŞTİRİCl (BEDEN)
Biberiye, Defne.
* ZONA'DA
Çarkıfelek çiçeği, Keten.
LABADA
Orjinal Adı Rumeoc patienta
Diğer Adları Efelek
Bilgi
Karabuğdaygiller familyasındandır. Kuzukulağının
yakın akrabası olan labadanın ülkemizde yetişen 25 kadar türü vardır.
Bunlardan en yaygını olan Adi labada (R. patienta), sulak yerlerde
kendiliğinden yetişen, aynı zamanda tarımı da yapılan ve 0,5-2 m. arasında
boylanabilen, çokyıllık otsu bitkidir. Kazık kökü dallı olup dışı kahverengi ve
içi sarıdır. Yuvarlak kesitli dik gövdesi, uzunlamasına çizgili ve genellikle
kırmızımsı renklidir. Yaprakları almaşık dizili, saplı, uzunca, oval ya da elips
biçimli ve kenarları hafif dalgalı olur. Yazın açan çiçekleri gövdenin tepesinde
kırmızımsı yeşil renkli salkımlar halinde bulunur. Bitki, çiçeklerinden
olgunlaşan meyvesindeki tohumlarla çoğalır.

Labadanın yapraklarında çeşitli mineral ve vitaminler; kazık köklerinde nişasta, şekerler, reçine ve antrakinon türevleri bulunur. Anadolu'nun bazı yerlerinde labada yapraklarıyla salata, sebze yemekleri ve 'efelek dolması' denilen özel etli yemeği yapılır. Meyvelerinin demlendirilmesiyle yapılan
'gığış çayı' bazı yerlerde çay yerine içilir.
Tibbi Etkileri Sağlığa yararlı bazı etkileri kuzukulağınınkine benzeyen labadanın, tıbbi
ve Kullanımı etkileri ve onlardan yararlanma yöntemleri şöylece sıralanabilir:

• Yaprakları, bedeni güçlendirici toniktir.
• İştah açıcıdır.
• Kanı ve bağırsakları temizler.
• Hafif müshil etkisi vardır.

Bu etkiler için, labadanın yapraklan çiğ olarak yenir ya da % 5'lik standart dekoksiyonu yapılarak içilir. Yani, 1 litre sıcak suya 50 gr. taze labada yaprağı konulup 15-20 dakika kadar kaynatılır. Böylece elde edilen dekoksiyon, günde

iki-üç kez birer bardak alınır.

• Yaprakları, deri hastalıklarında etkilidir. Çıbanları olgunlaştırır. Yara ve egzamaları iyileştirir. Bu etkileri sağlamak üzere, labadanın yapraklarıyla yara lapası hazırlanır ve şikayet edilen yerlere dıştan uygulanır.
• Kökü, müshil etkisi gösterir. Bunun için de kuzukulağının kökünde olduğu
gibi % 5'lik bir dekoksiyon hazırlanarak günde iki-üç kez birer bardak içilir.ANDIZOTU
Orjinal Adı Inula helenium
Diğer Adları Andız, Anduzotu
BilgiBileşikgiller familyasındandır. Anayurdu
bilinmemektedir. Ama, Anadolu'da benzeri dört türle beraberce yetişen
andızotu 1-2,5 m. kadar boylanabilen çokyıllık dayanıklı otsu bitkidir. Dışı
koyu kahverengi kalın yumrulardan oluşan rizom kökünün içi, açık renkli,
muz kokulu ve krem gibi yumuşaktır. Bitkinin yuvarlak kesitli, yeşil renkli ve
tüylü kalın gövdesinin içi de beyaz renkli, süngersi yumuşak bir özle doludur.
40-45 cm. kadar uzunluktaki kenarları kaba dişli ve sivri uçlu yapraklarının
üzeri yeşil, altı ince tüylü ve gri renklidir. Yaz mevsiminde açan sarı çiçekleri
papatyaya benzer. Bu çiçeklerden oluşan tohumu silindir biçimindedir. Bir
uçunda tüy öbeği bulunur.

Güneşli yerleri, nemli ve bitek toprakları seven andızotu, döktüğü tohumlarıyla çoğalır.
Andızotu % 40'a varan oranda inulin ile ayrıca belenin adı verilen uçucu yağı, yapışkan bitki sıvısını, triterpen ve acı maddeleri içerir. Bazı yerlerde bitkinin
hoş kokulu kurumuş rizom kökleri çiğ olarak ya da kök sebzesi gibi pişirilip yenilir. Ancak, acı tadına hazırlıklı olunmalıdır.
Tibbi Etkileri Sağlığa yararları Avrupa'da uzun yıllardan beri bilinen andızotunun tıbbi
ve Kullanımı etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri şöylece sıralanabilir:

• Tadı acı olan bitki midevidir: İştahı açar, sindirimi kolaylaştırır. Safrayı söktürür.
• İdrarı artırıcı etkisi vardır.
• Terleticidir. Nezleyi keser, göğsü yumuşatır. Öksürüğü hafifletir. Özellikle

çocuklarda rahatsız edici bronşit öksürüğüne çok iyi gelir.
• Bedeni güçlendirici toniktir. Geçmişte veremin tedavisinde de kullanılmıştır.
• Bronşite eşlik eden astım ve anfizem durumlarında rahatlatıcı etki yapar.

Bütün bu sağlığa yararlı etkilerinden yararlanmak için, andızotunun rizomu, sonbaharın başı ile ortası arasında toprak kazılıp çıkarılır. İyice temizlenip parçalanır. Bu parçalar güneşte ya da 50-70 C derece yapay ısıtmayla
kurutulur, 1 tatlı kaşığı kökparçası alınıp önce 8-10 saat süreyle 1 bardak soğuk suda bırakılır. Daha sonra ısıtılıp bir tür infüzyon elde edilir. Bu infüzyondan günde üç kez ve birer bardak sıcak olarak içilir.

• Ayrıca doku ve damar büzücü etkileri nedeniyle andızotu yara iyileştiricidir.
• Antiseptik (mikrop kırıcı) etkisi de vardır.

Bu etkileri sağlamak için, yukarda tarifi verilen infüzyon, şikayetli yerlere dıştan uygulanır.
UYARI
• Andızotu aşırı kullanılırsa mide bulantısına neden olabilir.ADAÇAYLARI Orjinal Adı Salvia türleri Diğer Adları Elmaotu
Bilgi
Ballıbabagiller familyasındandır. Dünyada sıcak ve
ılıman bölgelerde yetişen 450 kadar adaçayı türü vardır. Ülkemizin Batı ve
Güneybatı bölgelerinde bunlardan bazıları yetişmektedir. 30-75 cm. arasında
boylanabilen adaçayı türleri, kışın yapraklarını dökmeyen, dayanıklı otsu ya da
çalımsı bitkilerdir. Kare kesitli tüylü gövdesi, bitkinin ikinci yılında
odunsulaşır. Genellikle yakıcı kokuşu olan gri-yeşil yaprakları, bazı türlerde
alacalı, hatta kırmızı ve mor renklerde olur. Çift dudaklı, derin hazneli
çiçekleri genelde mor-mavi renkli iken, seyrek olarak beyaz ya da pembe
renkli çiçek açan türleri de görülür. Bitkinin minik tohumları koyu kahverengi
ve yumurta biçimlidir. Genelde tohumuyla kendiliğinden çoğalan adaçayı
bitkisi, istenirse gövde çelikleriyle de üretilebilir.

Konumuzu en çok ilgilendiren Tıbbi adaçayı (S. officinalis) türünün anayurdu

Akdeniz havzasıdır. Bu türün yapraklarında, oleum salisae adı verilen uçucu yağ, B vitamini ve tanen ile birtakım acı maddeler bulunur. Bu yapraklardan hazırlanan çay, uzun zamanlardan beri bedeni güçlendiren tonik olarak içilmektedir. Tıbbi adaçayı Türkiye'de az yetiştiğinden, yerine, ülkemizde
yaygın olan ve benzer özellikleri taşıyan Anadolu adaçayı (S. triloba) türü tüketilmektedir. Bu adaçayı bazı yerlerde salça ve yemeklere çeşni vermesi
için katılır.
Tibbi Etkileri Kısaca adaçayı diye adlandıracağımız bitkinin tıbbi etkilerini ve bunlardan
ve Kullanımı yararlanma yöntemlerim şöylece özetleyebiliriz:

• Midevidir. Sindirimi kolaylaştırır.
• Dispepsi (hazımsızlık) durumunda çok etkili bir gaz söktürücüdür.
• Gece terlemelerini en aza indirger.
• İdrar söktürücüdür.
• Kadınlarda dölyatağı kaslarını uyarır. Aybaşı düzensizliklerini ve aşırı
sancıları giderir.
• Östrojen hormonu içerir. Menopoz dönemi sıkıntılarını azaltır.

Bütün bu etkileri için, adaçayının çiçek açmaya haşladığı ilkbahar sonu ile yaz başlarında yaprakları toplanıp 35 C dereceden daha sıcak olmayan, gölge
yerlerde kurutulur. Kurumuş yapraklarından 1-2 tatlı kaşığı alınıp üzerine l bardak kaynar su dökülerek, yapraklar 10 dakika süreyle demlendirilir. Bu infüzyondaki yapraklar süzülür ve elde edilen çay, günde üç kez birer bardak içilir.

• Adaçayının içerdiği uçucu yağ, mukoza zarlarını iyileştirdiği için ağız, dişeti
ve dildeki şikayetlerle boğaz ve bademcik enfeksiyonlarına karşı iyileştiricidir.
• Bitki, antifungal etkiler taşır. Yani ciltteki mantarlara sürülürse onları yok
eder.
Bu etkileri sağlamak için, adaçayının kurumuş yapraklarından 1 tatlı kaşığı
alınıp 1 bardak suya konularak kaynatılır. Sonra kabın üstü kapatılıp 15 dakika
süreyle bekletilir. Böylece elde edilen dekoksiyonla günde birkaç kez derin
gargara yapılır. Ya da bu dekoksiyon, mantarların bulunduğu yerlere dıştan
uygulanır.
• Adaçayı yaraların iyileşmesini hızlandırır.
Bunun için, körpe adaçayı yaprakları ezilerek yara lapası hazırlanır. Bu lapa
yaraların üzerine kompres yapılarak, yaranın iyileşmesi hızlandırılır.
• Adaçayı dişleri beyazlatır ve sağlamlaştırır.
Bunun için, bir-iki körpe adaçayı yaprağı ya da toz haline getirilmiş kuru
adaçayı yaprağı elle dişlerin üzerine bastırılarak sürtülür.
UYARILAR
• Gebe kadınlar adaçayını dahilen kullanmamalıdır.
• Adaçayı sürekli olarak yüksek dozda alınmamalıdır. Ülkemizde çay yerine
sık sık adaçayı ısmarlayan kahvehane müşterilerini uyarırız.
ELMAYAĞI (YA DA ACI ELMAYAĞI)
Ülkemizde kimi yerlerde Elmaotu da denilen Anadolu adaçayının çiçeklerinin
ve yapraklı dallarının su buharıyla birlikte damıtılmasıyla elde edilen uçucu
yağdır. Kimi eczane ve aktarlarda, küçük şişeler içinde satılır.Elmayağı, mide ve bağırsaklardaki gazı söktürücü, sindirimi kolaylaştırıcı, aşırı terlemeleri kesici ve idrar söktürücü olarak, günde bir kez l bardak suya
3-5 damla katı-larak içilir. Daha fazla dozda alınması sakıncalıdır. Aynı
formül dıştan yaraları temizleyici ve iyileştirici olarak kullanılır. Ancak, fazla
etkili olabileceği ve ciltte kızarıklıklara yol açabileceği için, badem yağı ya da
çiçek yağıyla biraz inceltilmesi salık verilir.AKDİKEN
Orjinal Adı Rhamnus catharicus (catharica)
Diğer Adları Ateştacı, Barutağacı, Geyikdikeni
Bilgi

Hünnapgiller familyasındandır. Anayurdu Güney
Avrupa ve Anadolu'dur. Kuzey Anadolu bölgesinin dağlık yerlerinde yabanisi
yetiştiği gibi, park ve bahçelerimizde süs bitkisi olarak yetiştirilmektedir.
Genelde 2-3 m. boylanabilen çalı biçiminde ağaççık iken, kimi zaman 6-8
m.'ye yükselen örneklerine de rastlanır. Yaprakları sivri uçlu, oval ya da
yuvarlak biçimli ve parlak yeşil renklidir. Sarımsı beyaz renkli çiçekleri yazın
açar ve 3-5 çiçeği bir arada bulunur. Olgunlaşan çiçekleri önce yeşil renkli
yuvarlak meyveler verir. Sonbahara doğru sararan bu meyveler birçok kuşa
yem olur. Daha sonra iyice olgunlaşıp turuncu ve hatta açık kırmızı renge
dönen 6-8 mm. çapındaki, tadı mayhoş ve biraz da acı olan meyveler bitkinin
tohumunu taşırlar. Güneşli yerleri seven akdiken bitkisi, toprak yönünden
seçici değildir. Tohumundan çoğaldığı gibi gövde çelikleriyle de üretilebilir.

Akdiken bitkisinin meyve ve yapraklarında ramnoksantin ve lokain adı verilen maddeler ile antrakinon türevleri ve C vitamini bulunur.
Tibbi Etkileri Bitkinin tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri şöyle sıralanabilir:
ve Kullanımı
• Akdiken bitkisi etkili ve kullanılması güvenli bir müshildir.
• İdrar söktürücüdür.
• Beden işlevlerim olumlu yönde değiştirici ve düzeltici etkisi de vardır.Bu etkileri sağlamak için, akdiken bitkisinin meyve ve yapraklarından 2 tatlı kaşığı alınarak 1 bardak kaynamış suya konulup 10-15 dakika süreyle demlendirilir. Böylece elde edilen infüzyon, 12 saat içinde etkili olmak üzere (sabahleyin) 1 bardak olarak içilir. Ya da bitkinin olgun meyvelerinden 10
tanesi sabah kahvaltısından önce yenir.

Bitkinin meyve ve yaprakları başka şekillerde de ilaç haline getirilebilir.
Bunlar sonbaharda toplanıp gölgede kurutulur. Yukarda tanımı verilen şekilde
infüzyonu hazırlanır ve içilir. Ya da bitkinin meyvelerine biraz şeker ve su
katılıp kaynatılarak şurup hazırlanır. Bu şuruptan sabah kahvaltısı öncesi bir
yemek kaşığı alınır.
UYARI
• Akdikenin yukarda verilen dozları, bazı kişilerde bulantı ve ishale yol
açabilir. Bu durumda dozaj azaltılmalıdır.ARNİKA
Orjinal Adı Arnica montana
Diğer Adları Dağ öküzgözü
Bilgi
Bileşikgiller familyasındandır. Arnica cinsi bitkiler
içinde en çok bilineni Arnika ya da Dağ öküzgözü (A. montana) türüdür. Orta
Avrupa'nın dağlık kesimleriyle Kuzey Afrika ve Batı Asya'da yetişen bu bitki
Türkiye'de görülmez. Ama, konumuzla ilgili olduğu ve önemli tıbbi etkileri
bulunduğu için kısaca arnika diyeceğimiz bu bitkiye kitabımızda yer
veriyoruz. Arnika, 20-60 cm. boylanabilen, çokyıllık dayanıklı otsu bitkidir.
Yerde yatarak uzayan, dışı siyahımsı ve içi beyaz renkli rizom kökleri
(kökgövdeleri); rozet oluşturan ince uzun kargı biçimli tüylü yaprakları; yaz
boyunca açan ve papatyaya benzeyen hoş kokulu turuncu-sarı renkli çiçekleri
vardır. Güneşli yerleri; kumlu, asitli ve bol humuslu toprakları seven arnika,
tohumundan çok ağır geliştiği için kültürü yapılırken, rizomları bölünüp farklı
yerlere dikilerek çoğaltılır.Arnika uçucu yağları, acı glikozitleri, alkaloitleri, flavonitleri, tanen ve diğer bazı maddeleri içerir. Yaprakları ince ince kıyılarak yararlı otlardan yapılan tütüne katılır.
Tibbi Etkileri Bitkinin tıbbi etkileri ve onlardan yararlanma yöntemleri şöyle sıralanabilir:
ve Kullanımı
• Yara iyileştiricidir.
• Ezikler, berelenmeler, burkulmalar ve morarmalarda, deride sancı ve yangı
varsa rahatlatıcı ve iyileştiricidir.
• Romatizma, flebit, mayasıl (deri çatlamamışsa) ve benzeri durumlarda ağrı
ile yangıları azaltıp rahatlatıcı etki yapar.
• Ayakları rahatlatmak için yapılan ayak banyolarına katılır.

ATKESTANESİ
Orjinal Adı Aesculus hippocastanum
Bilgi

Atkestanesigiller familyasının örnek bitkisidir.
Kuzey Yarıküre'de yetişen Aesculus cinsi, kışın yapraklarını döken 25 kadar
ağaç ya da çalı halindeki bitki türünün ortak adı atkestanesidir. Bunlardan
konumuzla en çok ilgili olan, Koca atkestanesi ya da Beyaz çiçekli atkestanesi
(A. hippocastanum) türünün anayurdu Balkan Yarımadası olup bu tür on
yedinci yüzyılda Avrupa'ya yayılmıştır. Türkiye'de park ve bahçelerde süs
bitkisi olarak yetiştirilen ve 20-30 m. kadar boylanabilen bu ağaca kısaca
atkestanesi diyeceğiz. Atkestanesi ağacının gövdesi düz ve sık dallı, tepesi düz
olur. Kenarları dişli, ucu sivri 5-9 yaprakçıktan oluşan yaprakları koyu yeşil
renklidir. Üzerlerinde pembe lekeler bulunan ve piramit biçimli salkımlar
oluşturan beyaz çiçekleri yaz aylarında açar. Bu çiçeklerden oluşan kapsül
durumundaki kalın çeperli mevyeleri dikenlidir. Meyveler olgunlaşınca, yeşil
renkli dikenli kabuk yarılır ve içinden 1-3 adet parlak koyu kahverengi, tadı
buruk ve acı olan tohumu düşer. Eskiden soluğan (nefes darlığı) çeken atlara
verildiğinden bu tohumlara ve bitkiye atkestanesi adı verilmiştir. Atkestanesi,
tohumlarıyla ya da gövde çelikleriyle çoğaltılır.

Bitkinin sağlığa en yararlı bölümü tohumlarıdır. Bunlar, yani atkestaneleri bol miktarda nişasta, şekerler, saponin, tanen, yağ, bazı acı maddeler ile aeskulin
ve fraksin'i içerir. Eczacılıkta iltihap giderici ilaçların yapımında kullanılır.
Ağacın ekşi tadı olan körpe yaprakları bazı yerlerde toplanıp sarması yapılarak
yenilir.
Tibbi Etkileri Atkestanesi tohumlarının tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri
ve Kullanımı şöylece özetlenebilir:

• Damar büzücü ve kan dolaşımını güçlendirici tonik etkileri vardır. Bu
nedenlerle varis, flebit ve hemoroit hastalıklarının iyileştirilmesinde kullanılır.
• Aynı nedenlerle damarlardaki yangı ve deri çatlaklarının iyileştirilmesinde
yararlı olur.
• Gene aynı nedenlerle kılcal damarların çatlamasını ve kanamasını;
bacaklardaki ülserleri iyileştirir.
• Dolaşım sisteminde damarların gücünü ve sağlıklı oluşunu destekler.

Bu etkilerinden yararlanmak üzere, atkestanesi ağacının sonbaharda olgunlaşıp yere dökülen tohumlan toplanıp kurutulur, l -2 tatlı kaşığı kurumuş tohum
parçaları ile, varsa ağacın yaprağından bir miktarı alınıp üzerine l bardak
kaynar su dökülür. 10-15 dakika demlendirilerek bir infüzyon hazırlanır. Bu
infüzyon günde üç kez birer bardak olarak ve tatlandırılarak içilir.

• Ya da flebit, hemoroit, yangılı damar, varis, deri çatlakları ve bacaklardaki ülser durumlarında aynı infüzyon dıştan, şikâyetli yerlere, ovuşturularak uygulanır.AYRIKOTU
Orjinal Adı Agropyan repens
Bilgi

Buğdaygiller familyasındandır. Anayurdu
bilinmeyen, dünyanın bütün soğuk ve ılıman iklimli bölgelerinde, ayrıca
tropikal ve astropikal iklim bölgelerinin yüksek kesimlerinde yetişen 125
kadar türün ortak adı ayrıkotudur. Ülkemizde de 20 kadar ayrıkotu türü
yetişmektedir. Bu türlerden bazıları tarıma çok zararlı iken, kimi türleri de
hayvan yemi ya da çim bitkisi olarak özellikle yetiştirilmektedir. Ayrıkotu
türlerinden konumuzla en çok ilgili olan Tarla ayrığı (A.repens) da tarıma
zararlıdır. Çünkü, kendi haline bırakılırsa kısa zamanda tarlaları kaplar. Kısaca
ayrıkotu diyeceğimiz bu bitki 30 -150 cm. boylanabilen, rizom köklü (kök
gövdeli), çokyıllık dayanıklı otsu bitkidir. Tarlalardan başka, yol kenarları ve
bahçelerde de çok görülür. Yeşil gövdesi silindirik biçimli ve boğumlu,
yapraklan yeşil ve düzdür. Mayıs-temmuz ayları arasında küçük başaklar
halinde açan çiçekleri yeşil renkli ve pek gösterişsizdir. Bitki, bu çiçeklerinden

oluşan tohumlarının dökülmesiyle, özellikle rizomlarının sürgün vermesiyle ya
da toprağa değen yerde, gövdelerinin yeniden kök atmasıyla çoğalır.
Tibbi Etkileri Tarla ayrığı rizomları polisakkarit bir madde olan tritisin ile uçucu yağ,
ve Kullanımı yapışkan bitki sıvısı, potasyum, salisilik asit, saponin ve mikrop kırıcı bazı
maddeleri içerir. Bu ayrıkotu türünün tıbbi etkileriyle onlardan yararlanma
yöntemleri şöylece özetlenebilir:

• İdrar yolları enfeksiyonlarının iyileştirilmesinde, sistit (mesane iltihabı) ve prostatitte (prostat iltihabı) etkili olur.
• İdrar söktürücüdür.
• Kanı ve bedendeki toksik maddeleri temizler.
• Böbrek ve mesane taşlarının atılmasına yardımcı olur.
• Bedeni güçlendirici bir toniktir.

Bu etkileri sağlamak üzere, tarla ayrığının rizomlan ilkbahar mevsiminde ya da sonbaharın başlarında toprağı kazılarak sökülür. Yıkanarak iyice temizlenir. Gölgede ya da güneşte kurutulur. Kurutulmuş rizomdan 2 tatlı kaşığı alınır, l bardak suyla kaynama noktasına kadar ısıtılır. Daha sonra ateş kısılarak 10
dakika daha ısıtma sürdürülür. Böylece elde edilen dekoksiyondan günde üç
kez birer bardak içilir. Ancak, tadı çok kötü olduğundan bal, limon ya da
naneyle tatlandırılır.
• Tarla ayrığı ayrıca egzama ve cilt hastalıklarının iyileştirilmesinde etkili olur.
• Romatizma ağrılarını hafifletir.

Bu etkilerinden yararlanmak için, yukarıda tarifi verilen dekoksiyon, şikayet edilen yerlere dıştan uygulanır.BAYIRTURPU
Orjinal Adı Armoracia rusticana
Diğer Adları Eşekturpu, Karaturp, Yabanturpu
Bilgi

Turpgiller familyasındandır. Anayurdu Akdeniz
bölgesidir. Ama, günümüzde tüm ılıman iklim kuşağındaki yerlerde ve
ülkemizde yaygın olarak yetiştirilmektedir. 30-60 cm. boylanabilen, çokyıllık
dayanıklı otsu bitkidir. Elips biçimli, ucu sivri, iri, kaba dokulu ve parlak yeşil
yaprakları vardır. Yuvarlak kesitli ve boylamasına kabartılı saplarla köke
bağlanan bu yapraklar ezildiğinde yakıcı bir koku yayarlar.

Yaprak koltuklarında haziran-temmuz aylarında açan çiçekleri, beyaz
salkımlar halinde olur. Bitkinin yumrukökü uzun, kalın, dışı sarı kahverengi,
içi beyaz ve etlidir. Bu kökün de yakıcı bir kokusu vardır. Güneşli ve açıklık
alanları, derin kazılmış, hafif ve nemli toprakları seven bayırturpu,
tohumlarıyla çoğalır. Bitkinin taze yumrukökü kalsiyum, sodyum, magnezyum
gibi mineraller ile C vitamini yönünden zengindir. Ayrıca hardal yağı, glikozit
ve sinigrin maddelerini içerir. Bu kökler ince ince rendelenerek, hardalsı
baharat kokusunu versin diye bazı et ve balık yemeklerine katılır.
Bayırturpunun kökleri parçalanarak kum içinde ileriki kullanımlar için taze
olarak saklanabilir. (Bu tür kök saklama ve ileriki günlerde kullanma yöntemi
Avrupa'da pek yaygındır.)
Tibbi Etkileri Bayırturpunun tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri şöylece
ve Kullanımı özetlenebilir:

• Sindirim sistemini uyarır, iştahı açar, mide ve bağırsaklardaki gazı söktürür, ağrıları dindirir.
• İçerdiği antibiyotik nitelik nedeniyle bağırsakların çeperlerini koruyucu rol oynar.
• Hafif müshil etkisi vardır.
• Grip ve yüksek ateşte iyileştirici etki yapar.
• Balgam söktürücüdür.
• İdrar yolları iltihaplarını iyileştirir.
Bütün bu durumlar için tıbbi etkisini sağlamak üzere, bitkinin yumrukökü

sonbaharda toprağı kazılarak sökülür. Temizlenip iyice rendelenerek günlük diyete katılır. Ya da bitkinin ufak parçalara bölünmüş yumrukökünden l tatlı kaşığı alınarak üzerine l bardak kaynar su dökülüp 5 dakika süreyle
demlendirilir. Böylece hazırlanan infüzyondan günde üç kez birer bardak içilir.
Grip ve yüksek ateşte, içilen infüzyon miktarı artırılabilir.
• Bayırturpu romatizma, bel ve sırt ağrılarına da iyi gelir.

Bunun için, bitkinin yaprak ve çiçekli bölümleriyle yara lapası hazırlanır ve şikayet edilen yerlere bu lapa dıştan uygulanır.
UYARI
• Gebe kadınlar ile böbrek sorunu olan kişiler, aşırı miktarda bayırturpu
yememelidir.BİBERLER
Orjinal Adı Capsicum türleri
Diğer Adları Filfil, Isıot
Bilgi

Patlıcangiller familyasındandır. Anayurdu Amerika
kıtası olan biberin tohumları 1493'te İspanya'ya getirilmiş ve oradan tüm
dünyaya yayılarak 700 kadar türü üretilmiştir. Ülkemizde de dolmalık, sivri,
çarliston, süs ve domates biberi gibi türleri yetiştirilmektedir. Biber genelde
30-100 cm. kadar boylanabilen, tatlı ya da acı meyve veren bir ya da bazen
ikiyıllık otsu bitkidir. Ancak bazı yerlerde çalımsı ve hatta tropik bölgelerde
ağaççık haline gelen biberlere rastlanır. Biberin oval biçimli, rengi açık
yeşilden koyu yeşile ve hatta mora kadar değişen yaprakları, yaprak
koltuklarında yaz aylarında açan beyaz renkli küçük çiçekleri olur. Bitkinin
meyvesi renk, biçim ve tat bakımından büyük çeşitlilik gösterir. Olgunlaşan
meyve sararır ve daha sonra kırmızı renge döner. Meyvenin etli kabuğu
tohumlarını taşıyan eksen bölgesinden bir boşlukla ayrılır. Biberin kirli beyaz
renkli tohumları disk biçimindedir. Bol güneşli, iklimi ılıman olan yerleri ve
bitek toprağı seven biber türleri, tohumuyla çoğalır.

Bütün türlerinin meyvesi C vitamini bakımından zengin olan biber, bazı
alkaloitleri de içerir. Acı biber türlerindeki bu alkaloit kapsaisin adlı maddedir.
Biberler genellikle sebze olarak tüketilir. Salatalara ve kimi yemeklere katılır.
Turşusu yapılır. Baharat olarak kullanılır. Domates biberinin salçası yapılır.
Biber, ülkemiz mutfağının vazgeçilmez besin türlerinden biridir.
Tibbi Etkileri Biber türlerinin sağlığa yararlı etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri
ve Kullanımı şöyle sıralanabilir:

• Romatizma ve eklem ağrılarına karşı iyileştirici olarak kullanılır.

Bu etkinin sağlanabilmesi için biberin meyvesi ezilerek yara lapası yapılır ve dıştan uygulanır.

• Biber mideyi uyarır, sindirim salgılarını artırır, iştahı açar ve sindirimi kolaylaştırır.
• İdrarı artırır.
• Uyarıcıdır.
Bütün bunlar için taze, kurutulmuş ya da turşusu yapılmış biberler bolca yenir.
• Soğuk algınlığının ilk belirtisi görüldüğünde biber alınırsa iyileştirici olur.

Bu etkisinden yararlanılmak üzere iyice kıyılmış 2,5 tatlı kaşığı taze biberin üzerine l bardak kaynar su ya da süt dökülüp 10-15 dakika süreyle demlendirilerek bir infüzyon hazırlanır. Bu infüzyon sıcakken içilir.
UYARI
• Aşırı miktarda tüketilen acı biber, mide ve bağırsakların tahrişine yol açabilir
ve hatta böbreklerle karaciğerin rahatsızlanmasına neden olabilir.BÖĞÜRTLEN
Orjinal Adı Rubus fruticosus
Diğer Adları Dikençilegi, Dikendudu, Dikendutu
Bilgi
Gülgiller familyasındandır. Anayurdu Kuzey
Yarıküre'nin ılıman iklim bölgeleri olan Rubus cinsi 400 kadar çokyıllık çalı

türünün ortak adı böğürtlendir. Bunun 17 türüne ülkemizdeki orman ve fundalıklarda; yol, bahçe ve hendek kenarlarında sıkça rastlanır. Böğürtlen
türleri 1-3 m. boylanabilirken, kimi türleri sarmaşık şeklinde, kimileri de yerde sürünerek gelişir. Bu türlerden konumuzla en çok ilgili olanı Adi böğürtlen (R. fruticosus) türüdür. Kısaca böğürtlen diye anacağımız bu bitki 3 m. boylanabilir.İkiyillık dikenli gövdeleri, kenarları dişli 3-5 yaprakçıktan oluşan
ve kışın dökülmeyen yaprakları, yaz aylarında tek tek ya da salkım halinde
açan pembe veya beyaz çiçekleri vardır. Yaz sonu ya da sonbahar basında bu
çiçekler kırmızımsı kara renkli, üzeri çok ince tüylü, duta benzeyen meyvelere
dönüşür. Yer ve toprak konusunda hiç seçici olmayan böğürtlen, seyrek olarak
döktüğü tohumlarıyla; daha çok yere değen dallarının köklenmesiyle veya
köklerinin yeniden filizlenmesiyle çoğalır. Çok dikenli de olduğu için, doğal
çit olarak pek yeğlenen bir bitki türüdür.

Böğürtlenin meyvelerinde sabit ve uçucu yağ, meyve şekeri, organik asitler, sitrik asit, C vitamini, pektin ve demir; yapraklarında tanen ve organik asitler bulunur. Böğürtlen meyve olarak çiğken yenildiği gibi reçel, şurup, şekerleme,
pasta, likör ve sirke yapımında kullanılır.
Tibbi Etkileri Böğürtlenin tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri şöyle
ve Kullanımı sıralanabilir:

• Bedeni güçlendirici toniktir.
• Doku ve damar büzücü etkisi vardır. Diyareyi keser, peklik verir.
• İdrar söktürücüdür.
• Kadınlarda, aybaşı dönemlerinde aşırı kan gelişini önler.
• Gebe kadınlarda sırt kaslarını güçlendirir.

Bu etkileri sağlamak üzere, taze ya da gölge yerde özenle kurutulmuş
yaprakları, bitkinin meyveleriyle karıştırılarak kullanılır. Bu karışımdan 3 tatlı
kaşığı alınıp üzerine 1 bardak kaynar su dökülerek ve 20 dakika
demlendirilerek bir infüzyon hazırlanır. Bu infüzyondan günde üç kez birer
bardak içilir.

• Böğürtlen ağız yaraları, dişeti kanamaları, bademcik ve boğaz enfeksiyonuna
iyi gelir. Bunun için yukarıda anlatıldığı biçimde hazırlanan infüzyonla günde
üç-dört kez derin gargara yapılır.
• Ciltteki ağrı ve yangıları hafifletir.
• Yara iyileştiricidir.
• Hafif yanıklara iyi gelir.
• Hemoroit tedavisinde etkili olur.
Bu etkileri sağlamak üzere, körpe yapraklarıyla yara lapası hazırlanır ve
şikayet edilen yerlere dıştan uygulanır.
• Böğürtlen cildi gerer ve canlandırır.

Bu etkiyi sağlamak üzere, banyo küvetine akan sıcak suyun altına bir bez torba asılıp içi bitkinin körpe yaprak ve genç sürgünleriyle doldurulur. Sonra sıcak
su açılıp küvet bu suyla doldurularak banyo yapılır.

Yararlı Bitkiler [Tüm Liste]
CEVİZLER
Orjinal Adı Juglans türleri
Diğer Adları Koş, Koz
BilgiCevizgiller familyasında yer alan Juglans cinsi,
kışın yapraklarını döken 20 kadar ağaç türünün ortak adı cevizdir. Bu türlerden
ülkemizin hemen hemen her yerinde yetiştirilen ve konumuzu en çok
ilgilendiren Adi cevizin (J. regia) anavatanının İran olduğu sanılmaktadır. Bu
tür, 20 m. kadar boylanabilen, 150-200 yıl yaşayabilen; yuvarlak tepesi, sık dal
ve yapraklarıyla toprağı örten, altında diğer bitkilerin gelişmesini engelleyen
ve hatta insan sağlığı için zararlı sayılabilecek kadar koyu gölge veren bir
ağaçtır. Gövde kabuğu başlangıçta gümüşi renkte iken, ağaç yaşlandıkça rengi
koyulaşır ve çatlar. Yaprakları oval biçimli 5-7 uzun yaprakçıktan oluşur.
Yeşil renkli erkek ve dişi çiçekleri aynı ağaç üzerinde bulunur ve genellikle
mayıs ayında açarlar. Ağacın ekim ayında olgunlaşan meyvesine ceviz,
meyvenin yeşil renkli kabuğuna gövek ya da tetir denir. Ceviz ağacı,
tohumuyla çoğalır. Ceviz ağacının yaprakları tanen, uçucu yağ ve acı
boyarmadde olan juglon'u içerir. Güçlü ve değerli bir besin maddesi olan
meyvesi (ya da tohumu) ise doymamış yağlar yönünden zengindir. Ayrıca
yüksek oranda protein ile potasyum, fosfor, magnezyum, demir ve kalsiyum
gibi elementleri ve özellikle C ile B vitaminlerini içerir. Bu meyve taze ya da
kuru olarak yenir. Kurutulmuş cevizin içi tatlı ve pasta yapımında kullanılır.
Bazı yerlerde sucuk ve pestilleri yapılıp tüketilir. Ceviz ağacının sert kerestesi
mobilyacılık ve kaplamacılıkta pek makbuldür. Gövekleri, doğal
boyamacılıkta pamuk, ipek ya da yün ipliklerini kahverengiye boyamakta
kullanılır.
Tibbi Etkileri Cevizin taze ve kurutulmuş yaprağı, göveği, meyvesinin ve meyvesinden
ve Kullanımı çıkarılan yağının (ceviz yağı) tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma şöylece
sıralanabilir:

• Peklik vericidir.
• İştah açıcıdır.
• Bedeni güçlendirici bir toniktir.
• Kan şekerini düşürür.
• Kanı temizler.
• Kemiklerin zafiyetine karşı etkili olur.

Bu etkileri sağlamak üzere, ceviz ağacı yapraklı iken taze yaprakları ilkbaharda (ya da yazın) toplanıp gölge yerde özenle kurutulur. Işık almamasına ve kararmamasına dikkat edilen kuru yapraklarıyla % 2'lik bir
infüzyon yapılır. Yani l litre (yaklaşık dört bardak) kaynar su, 20 gr. yaprağın üzerine dökülür. 10-15 dakika süreyle demlendirilerek infüzyon hazırlanır. Bu infüzyondan günde iki-üç bardak içilir. Yaprağı yerine sonbaharda ceviz meyvesinin yeşil kabuğu olan gövek de kullanılabilir.
• Deri hastalıklarında ceviz antiseptik olarak kullanılır.
Bunun için aynı infüzyon, şikayetli yerlere dıştan uygulanır.

• Şeker hastalarına bedenleri güçlensin diye günde 3 adet ceviz yemeleri öğütlenir.
• Ceviz yağı müshil ve safra artırıcı etkiler taşır. Bunun için, bu yağa biraz su katılarak içilmesi gerekir.
UYARI
• Ceviz pek besleyici bir meyve olduğundan aşırı miktarda yenmemelidir.CİVANPERÇEMİ
Orjinal Adı Achillea millefolium
Diğer Adları Binbiryaprakotu
BilgiBileşikgiller familyasındandır. Kuzey Yarıküre'nin
ılıman iklim kuşağında yaygın olan civanperçemi, ülkemizde özellikle Kuzey
ve Doğu Anadolu'daki kırlarda ve yol kenarlarında görülür. 100 cm. kadar
boylanabilen, dayanıklı çokyıllık otsu bitkidir, içi boş olan ve dallara ayrılan
gövdesi, yaz boyunca açan kirli beyaz, sarı ve kimi zaman da pembe renkli
küçük çiçeklerinden oluşan çiçek salkımları vardır. Bitki, döktüğü minik
tohumlarıyla çoğalır.
Tüm civanperçemi bitkisi, insan bedenine yararlı olan uçucu yağ, tanen ile acı
organik asitler ve yapışkan bitki sıvılarını içerir, ince ince kıyılan yapraklan
salatalara katılarak yenir. Böylece bedene tonik etkisi sağlar.

Tibbi Etkileri Civanperçeminin tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri şöylece
ve Kullanımı özetlenebilir:

• En etkili terletici şifalı otlardan biridir.
• Soğuk algınlığının iyileştirilmesinde kullanılır.
• Kılcal damarların genişlemesiyle oluşan yüksek tansiyonu düşürür.
• Sindirimi kolaylaştırır.
• Sistit enfeksiyonlarında antiseptik etkisi yapar.
Bütün bu etkileri sağlamak için bitkinin gövde, yaprak ve çiçekleri yaz
boyunca toplanarak gölge ve havadar bir yerde kurutulur, l bardak kaynar suya
1-2 tatlı kaşığı kurutulmuş, olan karışımı konulup 10-15 dakika süreyle
demlendirilerek hazırlanan infüzyon günde iki-üç kez birer bardak ve sıcak
olarak içilir.
• Civanperçemi, aknelerin iyileştirilmesine yardımcı olur. Bunun için yukarıda anlatılan infüzyon yüze uygulanır.
• Ayrıca iyi bir yara iyileştiricidir.

Bunun için bitkinin yaprakları körpeyken ezilip yara lapası hazırlanır. Bir tülbentin içine konulan lapayla, yaraların üzerine kompres yapılır.
• Hemoroitte de iyileştirici ve rahatlatıcıdır.

Bunun için civanperçeminin yukarıda anlatılan yara lapası, basur memelerinin üzerine elle uygulanır.ÇAY
Orjinal Adı Camellia sinensis (ya da Thea sinensis)
Bilgi
Çaygiller familyasının örnek bitkisidir. Anayurdu
Çin ve Güneydoğu Asya olan çay, günümüzde tropikal ve astropikal iklimi
olan birçok yerde, değişik kültür formlarıyla yetiştirilmektedir. Ülkemizde de
Doğu Karadeniz bölgesinde, Rize ve çevresinde çay üretimi başarıyla
sürdürülmektedir. Çay, başlıca üç ana doğal türü ve bu türlerden elde edilmiş
pek çok melezi olan, bazı türlerinde boyu 20 m'yi bulan ama sürekli budanarak
boyu kısaltılan, böylece ortalama boyu 1,5-3 m. olabilen çokyıllık ağaççıktır.
Kısa saplı, almaşık dizili, derimsi yapılı, uzunca ve sivri uçlu, kenarları dişli
yaprakları vardır. Çiçekleri beyaz; bazı türlerde hafif sarı ya da pembemsi

renkli ve hafif kokuludur. Bitkinin tohumlarını taşıyan meyvesi odunsu yapılı,
üç gözlü ve kapsül biçimlidir. Çay bitkisi yılda ortalama 1.500 mm.'lik düzenli
yağış alan iklime gereksinir. Doğrudan güneş gören asitli, derin, süzek ve
özellikle kireçsiz topraklan sever. Tohumuyla ya da gövde çelikleriyle
çoğaltılır.

Dünyada en çok tüketilen içitlerden biri olan çay, bitkinin yapraklarının elle toplanıldıktan sonra çeşitli işlemler sonucu mayalanmadan kavrulması, soldurulması, kıvrılması ve kurutulması sonucu elde edilen ürünün demlendirilmesiyle hazırlanır. Kara ve yeşil çay adları verilen, iki önemli türü vardır. Kara çay daha çok sevilerek tüketilir. Çay yapraklarında kafein, tein, teofillin, teobromin alkolitleri, tanen, uçucu yağ ve az da olsa B vitamini
bulunur, insanda tutkunluk derecesinde çay içme isteği yaratan, çayın içerdiği
kafein ve tein adlı maddelerdir.
Tibbi Etkileri Önce çayın tıbbi etkileri ve sonra bu etkileri bedene yararlı hale getirilen çay
ve Kullanımı içitinin hazırlanması şöyle özetlenebilir:

• Aşırı içilmemek koşuluyla bedeni ve sinirleri uyarmada olumlu etkileri vardır.
• Midevidir: Sindirimi kolaylaştırır.
• Peklik vericidir, özellikle yeşil çay diyareye karşı kullanılabilir.
• Terleticidir. Şekersiz içtiğimizde sıcak havalara dayanmamızı sağlar.

Bu etkileri sağlayabilmek ve sözgelişi 6 büyük fincan tüketebilmek üzere çay şöyle hazırlanır: Piyasada satılan çaylardan alınır. 1-1,5 litre kadar su
kaynatılır. Demliğe konan 3-4 tatlı kaşığı çay üzerine bir miktar kaynar su
dökülür. Geri kalan suyun çaydanlıkta ve kısık ateşin üzerinde kaynatılmasına
devam edilirken demlik de çaydanlığın üzerinde durur, işlem 20 dakika
sürdürülürken demlikteki çay demlenmiş olur. Böylece demlenen çaydan
fincanlara uygun miktarda konur ve üzeri çaydanlıktaki sıcak suyla
tamamlanır. Bu şekilde hazırlanmış olan çay, kişinin seçimine bağlı miktarda
içilir.

• Ayrıca çayın doku büzücü ve mikrop kırıcı etkileri de vardır. Bu özelliklerinden mikrop kapmış ya da kanlanmış gözlerin çay banyosuyla iyileştirilmesinde yararlanılır.

Yukardaki tarife göre demlenip hazırlanmış çaydan bir fincan alınıp ılıtılır. Ve şikayet konusu göze bu çayla kompres yapılır. Bu yöntem geleneksel ve ilkel
gibi görünse de, gözlerin iyileştirilmesinde etkili olur.
UYARI
• Çayın aşırı miktarda tüketilmesi uykusuzluk ve kalp çarpıntısına neden
olabileceği gibi, başka sakıncalar da doğurur, özellikle yüksek tansiyonu; kalp
ve sinir rahatsızlıkları bulunanlar, böbreklerinde kum ya da taş,
bağırsaklarında peklik illeti çekenler, olabildiğince çaydan uzak durmalıdır.

ÇİN ANASONU
Orjinal Adı Ilicium verum
Diğer Adları Hint anasonu, Yıldız anasonu
BilgiManolyagiller familyasındandır. Anayurdu
Güneydoğu Asya olup günümüzde en çok Çin ve Vietnam'da yetiştirilen, kışın
yapraklarını dökmeyen duyarlı bir ağaç veya ağaççık ile bunların yıldız
biçimindeki meyvelerine Çin anasonu adı verilmektedir. Çin anasonu ağacı
4,5-9 m. boylanabilir. Güzel kokulu gövde kabukları beyaz renkli ve cam gibi
parlaktır. Yaprakları elips biçiminde ve koyu yeşil renklidir. Çok sayıda
taçyaprağından oluşan, yazın açan ve anason kokan çiçekleri sarı, beyaz ya da
ender olarak mor renklidir. Bu çiçekler daha sonra yıldız biçimli,
gri-kahverengi ve 6-9 parçalı meyvelere dönüşür. Yıldızın her parçasında bir
tohum yer alır. Güneşli, soğuktan ve rüzgardan korunmalı yerleri, suyu iyi
akıntılı toprakları seven Çin anasonu ağacı, tohumuyla ya da gövde çelikleriyle
çoğaltılır.

Çin anasonunun meyveleri, içinde % 4-5 oranında anetol bulunan uçucu yağ yönünden zengindir. Bu nedenle aynen ama akrabası olmayan anason gibi
kokar. Avrupa'da pastacılık ve ilaç yapımında anason yerine Çin anasonunun
meyvesinden elde edilen esans kullanılır.
Tibbi Etkileri Sağlığa yararlı nitelikleri de anasonunkilere oldukça benzeyen Çin anasonu
ve Kullanımı meyvelerinin tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri şöylece
özetlenebilir:

• Sindirim sistemi üzerinde etkili olur: iştahı açar, sindirimi kolaylaştırır. Mide
ve bağırsaklardaki gazı söktürür.
• Terletici ve antibakteriyolojik etkileri vardır.
• Öksürük, solunum yolları enfeksiyonları ve bronşitte iyileştirici ve
rahatlatıcıdır. Diğer öksürük ilaçlarıyla birlikte kullanılırsa onların etkilerini
artırır.
• Romatizma ağrılarını azaltır.

Bütün bu etkileri sağlamak üzere, Çin anasonunun olgun ve kuru
tohumlarından 1-2 tatlı kaşığı alınır. Bunlar hafifçe ezilip üzerlerine 1 bardak
kaynar su dökülür. Kabın üzeri sıkıca kapatılarak tohumlar 5-10 dakika süreyle

demlendirilir. Böylece elde edilen infüzyondan günde üç kez birer bardak içilir. Şikayetler sindirim sistemiyle ilgiliyse infüzyon yemeklerden 15-20
dakika önce alınır. Romatizma ile ilgili durumlarda, infüzyon dıştan elle sıkıca ovuşturularak uygulanır.

ÇUHAÇİÇEĞİ
Orjinal Adı Primula verisi (ya da Primula officinalis)
Diğer Adları Çobançiçeği
BilgiÇuhaçiçeğigiller familyasının örnek bitkisidir.
Kuzey Yarıküre'de yaygın olan çuhaçiçeği, ülkemizde genellikle Doğu
Anadolu'nun dağlık kesimlerindeki nemli orman ve çayırlarda yetişir. 15-25
cm. kadar boylanabilen, dayanıklı çokyıllık otsu bitkidir. Kısa bir rizomu
(kökgövdesi) vardır. Mavimsi-yeşil ve üzeri kırışık görünüşlü yapraklarının
hepsi, doğrudan doğruya bitkinin rizom kökünden sürerek bir rozet oluşturur.
Yuvarlak kesitli ve içi dolu olan çiçek sapları, 30 kadar çiçeği taşıyacak kadar
dayanıklıdır. Gevşek ya da sıkı salkımlar oluşturarak ilkbaharda açan çiçekleri,
altın renkli taçyapraklarıyla gösterişlidir. Bitkinin koyu kahverengi minik
tohumlarını taşıyan meyvesi yumurta biçimli bir kapsül halindedir. Güneşli ya
da yarı gölge yerleri; kireçli ve nemli topraklan seven çuhaçiçeği, tohumlarıyla
ya da büyük bitkilerin rizomlarının bölünüp ayrı yere dikilmesiyle çoğaltılır.

Çuhaçiçeği % 10'a kadar varan oranda saponin ile ayrıca glikozitler, uçucu yağ
ve flavonitleri içerir. Bazı yerlerde çiçekleri reçel ve şarap yapımında
kullanılır. Yapraklan salatalara katılarak ya da et yemeklerinde dolma içi
olarak tüketilir. Çuhaçiçeğinin yapraklarını ipekböcekleri pek sever,
çiçeklerinin nektarını ise bal arıları yeğlerler.
Tibbi Etkileri Çuhaçiçeği bitkisinin tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemlerini;
ve Kullanımı bitkinin çiçekleri, kökü ve yaprakları diye üçe ayırarak şöylece özetleyebiliriz:

• Çuhaçiçeğinin çiçekleri; özellikle stresle ilgili gerginliklerde spazm çözücü, yatıştırıcı ve rahatlatıcıdır.
• Sinirsel kökenli baş ağrılarını iyileştirir. Yarım baş ağrısına (migren) karşı da
etkili olur.
• Uykusuzluğa karşı devadır.

Bu etkileri sağlamak üzere bitkinin çiçekleri ilkbaharda toplanır. Yeşil renkli çiçek zarfı çıkarılıp atılır. Çiçekler gölgede kurutulur. Kurumuş çiçeklerden
1-2 tatlı kaşığı alınıp üzerine 1 bardak kaynar su dökülerek ve 15-20 dakika demlendirilerek bir infüzyon hazırlanır. Bu infüzyondan günde iki-üç kez birer bardak içilir.

• Çuhaçiçeğinin kökü; göğsü yumuşatır. Balgam söktürücüdür.
• Terleticidir. Bronşit, soğuk algınlığı, üşümeyle ilgili ürperme ve öksürüğe
karşı iyileştiricidir.
• İdrar söktürücü, müshil ve gaz söktürücüdür.
• Stresle ilgili gerginliklerde spazm çözücü ve yatıştırıcıdır. Bedeni
sakinleştirip gevşetir. Uykusuzluğa karşı iyi gelir.
Bu etkileri sağlamak için bitkinin rizomu sonbaharda toprağı kazılıp sökülür
ve özenle kurutulur. Parçalanan kökten 1 tatlı kasığı alınıp 1 bardak suda
kaynatılır. Sonra ateş kısılarak 5 dakika daha ısıtma sürdürülüp bir dekoksiyon
hazırlanır. Bu dekoksiyondan günde üç kez birer bardak içilir.
• Çuhaçiçeğinin taze yaprakları; çıban tedavisinde etkilidir.
Yapraklar çıbana sarılır. Sık sık değiştirilerek çıbanların iyileşmesi sağlanır.DEREOTU
Orjinal Adı Anethum graveolens
Diğer Adları Durakotu, Tarhanaotu, Tereotu
Bilgi

Maydanozgiller familyasındandır. Akdeniz havzası
kökenli, bir ya da ikiyılIık dayanıklı otsu bitki olup ükemizde yaygın olarak
yetişir. 60 cm. kadar boylanabilir. Gövdesi yeşil ya da mavi-yeşil renkli,
yuvarlak kesitli, içi boş ve bir ana gövdeden dallara ayrılan yapıdadır. Hoş
kokulu, iplik gibi ince yapılı ve tüylü olan yeşil ya da mavi-yeşil yaprakları;
yaz ortalarında 20 cm. kadar genişlikte şemsiyeye benzer salkımlar oluşturarak
açan sarımsı renkli, hoş kokulu minik çiçekleri vardır. Oval biçimli, yassı ve
esmer kahverengi küçük tohumları (meyvesi) da hoş kokulu olur. Bitki,
tohumlarıyla çoğalır.

Dereotunun tıbbi bakımından en önemli bölümü olan tohumları, bileşiminde karvon: limonen adlı maddeler bulunan % 4 oranındaki uçucu yağ ile ayrıca pektin, reçine ve bazı mineralleri içerir. Bu tohumlar aynen ya da ezilip
baharat olarak bazı yemek ve besinlere katılır. Bitkinin yaprakları, çeşni

vermesi için, yemek ve salatalara konur.
Tibbi Etkileri Besin ve ilaç olarak bedene yararlı nitelikleri ta Eski Mısırlılar zamanından
ve Kullanımı beri bilinen dereotunun tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri
şöylece sıralanabilir:

• Sinirleri yatıştırır ve bedeni rahatlatır.
• Mide ve bağırsak gazlarını söktürür. Özellikle küçük çocuklarda gaz
söktürücü etkisi önemlidir.
• Sindirimi kolaylaştırır. Karın ağrılarına iyi gelir.
• Mineral yönünden zengin olduğu için tuzsuz rejimlerde yer alır.
• Hıçkırığı kesici etkisi vardır.
• Süt bezlerini uyardığından emzikli annelerde süt gelişini artırır.
• Kusma refleksini bastırır.

Bütün bu etkilerini sağlamak üzere, tohumları iyice olgunlaşmadan önce bitki kesilip çok sıkı olmayan demetler halinde bağlanarak kurutulur. Tohumları
iyice olgunlaşıp renkleri esmer kahverengine dönüşünce yere temiz bez ya da
kâğıt serilip üzerinde demetler dövülerek tohumlarını dökmesi sağlanır. Bu
tohumlardan 1-2 tatlı kaşığı alınarak hafifçe ezilip üzerine 1 bardak kaynar su
dökülür ve 10-15 dakika süreyle demlendirilir. Yemeklerden önce bu
infüzyondan birer bardak içilir.

• Dereotu nefesin kötü kokusunu temizler. Bunun için tohumlan ağızda çiğnenir.EBEGÜMECİ
Orjinal Adı Malva sylvestris
Diğer Adları Ebe gümeci, Ebegömeci, Kazankarası
Bilgi
Ebegümecigiller familyasında yer alan aynı cinsten
1500 kadar tür bitkinin genel adı ebegümecidir. Dünyanın hemen hemen her
yerinde yaygın olan ebegümeci türleri, tüm iklim koşullarına ve her toprağa
uyum göstermiş, iki ya da çokyıllık otsu bitkilerdir. Ülkemizde 8 ebegümeci
türü yetişmektedir. Bunlardan en önemlisi, Büyük ebegümeci (M. sylvestris)
türüdür. 20-30 cm. arasında boylanabilen bu türün yaprakları yuvarlağımsı
biçimli, kenarları dişli, uzun saplı, tüylü, almaşık dizili, 3-7 parçalı ve palmiye

gibi damarlıdır. Yaz boyu ve sonbahar başlarında açan pembe renkli, eflatuni çizgili çiçekleri, yaprakların koltuklarından çıkar. Meyveleri 10 parçaya
bölünen, olgunlaştığında açılmayan kuru tohumlar halindedir. Bitki, döktüğü tohumlarıyla çoğalır.

Ebegümecinin yapraklan büyük oranda yapışkan bitki sıvısı; ayrıca glikoz, pektin, yağ esansları ile az miktarda tanen içerir. Yaprak ve sapları hafif kokulu ve yavan lezzetlidir. Bazı yerlerde sebze olarak yenilir.
Tibbi Etkileri Tıbbi yararları hatmi ya da gülhatmininkine çok benzeyen ebegümecinin, bu
ve Kullanımı etkileri ve onlardan yararlanma yöntemleri şöylece sıralanabilir:

• Gastrit ve mide ülserlerinde iyileştiricidir.
• Üst solunum yollan nezlesi ile bronşitte göğsü yumuşatıcı; balgam söktürücü
ve öksürüğü kesicidir.
Bu gibi durumlarda kullanılmak üzere, yaz boyunca ve sonbahar başlarında,
bitki çiçekli olduğu sürece, yaprak ve çiçekleri toplanıp gölge ve havadar yerde
kurutulur. 2 tatlı kaşığı kurumuş yaprak ve çiçek karışımı üzerine 1 bardak
kaynar su dökülerek 10-15 dakika demlendirilip infüzyon hazırlanır. Bu
infüzyondan günde üç kez birer bardak içilir.

• Ebegümeci ayrıca ciltteki çıban, yara ve küçük yanıklarda iyileştirici etki yapar.

Bunun için, bitkinin taze yaprak ve çiçekler ezilerek hazırlanan yara lapası, bir tülbentin içine konularak, şikâyet edilen yere kompre şeklinde uygulanır.ERKEÇSAKALI
Orjinal Adı Flipendula ulmaria (ya da Spirea ulmaria)
Diğer Adları Çayırmelikesi, Keçisakalı
BilgiGülgiller familyasındandır. Anayurdu
bilinmemekte, ülkemizde Karadeniz ve Doğu Anadolu bölgelerinde
rastlanmaktadır. 60-120 cm. boylanabilen, çokyıllık otsu bitki ya da ağaççıktır.

Pembe kırmızı renkli ve hoş kokulu uzun kökü, toprakta derine inerken dallara bölünür, içi boş olan gövdesi boydan boya çizgili, kırmızı-yeşil renkli ve
dallara ayrılan yapıdadır. Keklik üzümünün yaprakları gibi hoş koku yayan iri parçalı ve derin damarlarıyla kırışık gibi görünen koyu yeşil yapraklarının altı
gri-yeşil renkli olur.

Yaz boyunca salkımlar oluşturarak açan tatlı badem kokulu minik çiçekleri
krem rengi, kimi zaman da pembe ya da canlı kırmızı renktedir. Güneşli ya da
kısmen gölgelik yerleri seven erkeçsakalı bitkisi nemli ve alkalik topraklara
gereksinim duyar. Bitki, tohumlarıyla çoğalır, ama istenirse, sonbaharda
bölünerek de üretilebilir.

Erkeçsakalı bitkisinin topraküstü bölümlerinde salisilik asit, tanen, sitrik asit
ile spiraein ve gaulterin adı verilen maddeleri içeren uçucu yağ bulunur.
Bitkinin yapraklan bazı yerlerde içkilere, reçel ve jölelere badem kokusu
vermesi için katılır.
Tibbi Etkileri Bitkinin tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri şöyle sıralanabilir:
ve Kullanımı
• Doku ve damar büzücü etkilerinden ötürü çocuklarda diyareyi kesmekte yararlı olur.
• Aspirindekine benzeyen maddeleri içerdiği için beden ateşini düşürür ve
yangıları hafifletir. Bu nedenle, kas ve eklemlerdeki ağrı ile yangıları geçirmek
üzere kullanılır.
• Mideyi güçlendirir. Sindirim işlemini kolaylaştıran, bedene yararlı bitkilerin
başında gelir. Kusma hissini de bastırır.
• Midedeki hiperasiditeyi (aşırı asitlilik durumu) önler. Sindirim sisteminin
mukozasını korur.
• Kalp yangısı, gastrit ve mide ülserleri tedavisinde yararlı olur.

Bu önemli etkileri sağlamak üzere, erkeçsakalı bitkisinin bütün topraküstü bölümleri kullanılır. Yazın çiçeklenme zamanında bitkinin yaprak, çiçek ve sapları toplanır. 40 C dereceyi aşmayan sıcaklıklarda gölge ve havadar yerde özenle kurutulur. Kurumuş bu bitki karışımından 1 -2 tatlı kaşığı alınıp 1
bardak kaynar suda 10-15 dakika demlendirilerek elde edilen infüzyondan, günde üç kez ya da gereksinin, duyuldukça içilir.FINDIKLAR
Orjinal Adı Coryllus türleri
Bilgi

Huşgiller familyasındandır. Anayurdu ülkemizin
Kuzeydoğu bölgesidir. Antik dönemde, Pontos denilen Doğu Karadeniz
dağlarından, Yunanistan'a götürülmüş, oradan Avrupa'ya yayılmıştır. Fındık 17
değişik türü olan; kışın yapraklarını döken; çalı, ağaççık ve bazen ağaç
şeklinde görülen bir bitkidir. Günümüzde fındık üretimi Yabani fındık (C.
avellana), Badem fındık (C. maxina) ve Tombul fındık (C. pontica) türlerinin
melezlendirilmesiyle yapılmaktadır. Orta boy fındık ağacı 3-6 m. yükseklikte
olur. Yapraklan yuvarlakça, oval ya da kalp biçiminde ve kenarları ince
dişlidir. Fındık türleri kışın çiçek açar. Erkek ve dişi çiçekleri ayrı ayrı ve
değişik biçimde olur. Döllenen dişi çiçekleri kadehçik oluşturur ve meyve
bunun içinde gelişir. Fındık bitkisi Kuzey Yarıküre'nin 30-40 enlemleri
arasında kışın belli bir üşüme devresiyle, (yani, bazı bitkilerin doğası gereği
yaşanan soğuk günleri geçirerek) yaşanan ılıman iklimli yerleri; kumlu-killi
gübrece zengin toprakları sever. Tohumuyla ya da çelikleriyle üretilir.
Fındığın sert kabuklu meyvesinin içinde bulunan tohumu (fındık içi) yağ,
karbonhidrat ve protein yönünden zengin iken, kolestrol düzeyi sıfırdır. Başta
potasyum olmak üzere fosfor, kalsiyum, magnezyum gibi mineralleri yüksek
oranda; ayrıca demir, çinko ve düşük oranda sodyumu içerir. Fındık tohumu
Bl, B2, B3, folik asit ve E Vitaminleri yönünden de zengin olan, pek değerli
bir besindir. Ayrıca fındıkta % 60-70 gibi yüksek oranda linoleik ve oleik
asitleri içeren yağ (fındıkyağı) bulunur. Fındık çiğ ve kavrularak çerez şeklinde
yendiği gibi çikolata, pasta, tatlı ve şekerleme sektörlerinde sıkça kullanılır.
Fındıkyağı da besin, parfümeri ve sabun endüstrilerinde kullanılmaktadır.
Tibbi Etkileri Özellikle bedene yapıcı, koruyucu ve destekleyici nitelikte yararlar sağlayan
ve Kullanımı fındığın tıbbi etkileri ve bunlardan faydalanma yöntemleri şöyle sıralanabilir:

• İçerdiği kalsiyumla, kemiklerin ve dişlerin yapısını güçlendirir, sağlıklı kalmasını destekler.
• B grubu vitaminleriyle kan yapımını destekler. Alyuvarların parçalanmasını
önler ve böylece kansızlığa karşı koruyucu işlev yapar.
• B grubu vitaminleriyle çocukların beslenmesinde yararlı olur.
• İçerdiği E vitaminiyle kalbin ve kasların sağlığında etkilidir. E vitamini,
hücre yıkılmalarını da önler.
• İçerdiği çinko, bedenin büyümesinde ve cinsellik hormonlarının
üretilmesinde rol oynar.

• İçerdiği yağ, beden ısısının korunmasını ve yağda eriyen vitaminlerin bedenin en uzak köşelerine kadar taşınmasını sağlar. Kanda kolestrol düzeyinin yükselmesini önler.
• Fındık, içerdiği tüm maddelerle bedensel ve zihinsel yorgunlukları giderir.
Bedene güç katar. Hastaların iyileşme dönemini kısaltır. Gebe kadınlara da
yararlı olur.
• Ve son olarak fındığın cinsel gücü artıran (afrodizyak) etkileri olduğu ileri
sürülmektedir.

İşte bu yaşamsal değerde etkileri bulunan fındık için herhangi bir ilaç şeklinde kullanım reçetesi vermiyoruz. Yalnızca günlük beslenme rejimimize fındığı katmak, fındık içini yemek ya da fındıkla üretilmiş besinleri tüketmek bize bu yararlan sağlayacaktır.
UYARI
• Yağ oranı yüksek olduğu için yüksek tansiyonu olanlar ya da damar sertliği
illeti çekenler fındığı az tüketmelidir.GELİNCİK
Orjinal Adı Papaver rhoeas
Diğer Adları Angülü, Gelingülü, Gelinotu
Bilgi
Gelincikgiller familyasının örnek bitkisidir.
Ülkemizde kırlarda, ekin tarlalarında, yol ve bahçe kenarlarında oldukça
yaygın olarak yetişir. 60 cm'ye kadar boylanabilen, bir ya da kimi zaman
ikiyıllık otsu bitkidir. Tüylerle kaplı ince uzun tekli gövdesi, bazen dallara
ayrılan yapıda olur. Yapraklan derin, girintili ve asimetrik biçimlidir,
ilkbahardan başlayıp yaz boyunca açan ve parlak kırmızı renkli taçyaprakları
olan çiçeklerinde, bu taçyapraklarının altında kara leke bulunur. Delikli tohum
kapsülü fıçı biçiminde ve düz tepeli olup çok sayıdaki tohumunu taşır. Bitki,
tohumunu dökerek çoğalır. Ancak, ekine zararlı bitki sayıldığından, aşırı
çoğaldığında, tarlalarda yok edilmesi için uğraşılır.

Gelincik bitki olarak tanen, yapışkan bitki sıvısı ve düşük oranda sakinleştirici alkaloit maddeleri içerir. Bazı yerlerde toplanan yapraklan pazarlarda satılır.
Sebze gibi kavrulup üzerine yumurta kırılarak pişirilir ya da salatalara

katılarak yenilir.
Tibbi Etkileri Aynı familyadaki yakın akrabası haşhaş kadar güçlü niteliklere sahip
ve Kullanımı olmamakla birlikte, gelincik sağlığa yararlı etkileri nedeniyle de kullanılır. Bu
etkiler ve yararlanma yöntemleri aşağıda özetlenmiştir:

• Öksürük ve öksürükten doğan gıcıklara karşı etkilidir.
• Nezle, bronşit ve soğuk algınlıklarında göğsü yumuşatıcı etki yapar.
• Balgam söktürücüdür.

Bütün bu etkileri sağlamak üzere, kuru bir günün serin sabahında toplanan gelincik yaprakları, kağıt üzerine serilerek gölgede kurutulur. Kurumuş taçyapraklarından da 1-2 tatlı kaşığı alınıp dört bardak kaynar su içinde 10-15
dakika demlendirilerek infüzyon hazırlanır. Bu infüzyondan günde üç kez birer bardak içilebilir.
• Ayrıca gelincik, sakinleştirici etkiler taşır.
• Uykusuzluğa karşı etkili olur.

Bu etkilerinden yararlanmak için de çiçeğinin taçyaprakları balla karıştırılarak macun haline getirilir ve yenir.GÖZLÜKOTU
Orjinal Adı Euphrasia officinalis
BilgiSıracagiller familyasındandır. Kırlarda
kendiliğinden yetişen, 5-20 cm. boylanabilen bir yıllık otsu bitkidir. Dört köşe
kesitli ve dallara ayrılan yapılı gövdesi; kenarları dişli, derin parçalı, oval
biçimli ve tüylü yaprakları; yaz ortasından sonbaharın sonuna kadar çok sayıda
açan mor ya da sarı lekeli beyaz küçük çiçekleri vardır. Bitki, döktüğü
tohumlarıyla çoğalır.
Tibbi Etkileri Bitkinin tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri aşağıda

ve Kullanımı sıralanmıştır:

• Gözlerdeki akut ve kronik yangıları, göz yorulması ve benzeri rahatsızlıkları iyileştirir.
• Gözlerdeki batmayı ve ışığa karşı aşırı duyarlılığı yok eder.
• Saman nezlesi, soğuk algınlığı, öksürük ve boğaz ağrılarına iyi gelir.
• Sinüzite karşı etkili olur.
Böyle durumlar için, gözlükotunun topraküstü bölümleri yaz sonundan
sonbaharın sonuna kadar, bitki çiçekliyken toplanır. Gölgelik ve havadar yerde
kurutulur, 1 tatlı kaşığı kurumuş ot karışımı üzerine 1 bardak kaynar su
dökülerek 5-10 dakika demlendirilip infüzyon hazırlanır. Bu infüzyon günde
üç kez birer bardak alınır.
• Konjoktivitis (gözkapaklarının iç yüzeyi iltihabı) ve blefarit'te
(gözkapaklarının kenar bölümleri iltihabı) iyileştirici etkisi vardır.

Bu durumlar için, gözlere dıştan kompres uygulanır: 1 tatlı kaşığı kurumuş gözlükotu karışımı yarım litre suya konulup 10 dakika süreyle kaynatılarak
ağır ağır soğutulur. Böylece hazırlanmış olan dekoksiyona pamuk (ya da gazlı
bez veya muslin kumaş) daldırılıp sonra hafifçe sıkılarak gözlerin üzerine
bastırılır. Arada bir dekoksiyona yeniden daldırılan pamuk ya da diğerleri 15
dakika süreyle gözlerin üzerinde tutulur. Bu uygulama günde birkaç kez
yinelenir.
• Gözlükotu ciltteki yaraların iyileştirilmesinde de etkili olur.

Bunun için bitkinin topraküstü kesimleri ezilip yara lapası hazırlanır ve yaraların üzerine dıştan uygulanır.
UYARI
• Her türlü göz rahatsızlığında, gözlükotu tedavisine başlanmadan önce, bir
uzman doktora başvurulmalıdır.GÜNLÜK
Orjinal Adı Liquidambar orientalis
Diğer Adları Akamber, Günnük, Sığla, Sığıla
Bilgi
Acıfındıkgiller familyasındandır. Yeryüzünün
Üçüncü (Tersiyer) döneminden, yani yaklaşık 65 milyon yıl öncesinden
günümüze kalan Anadolu Günlük ağacı (Liquidambar orientalis) dünyada
yalnızca ülkemizde, Muğla ilimizin Marmaris, Milas, Köyceğiz ve Fethiye
ilçelerinde yabani olarak yetişmektedir. Aynı cinsten Amerikan Günlük ağacı
(L. styracifluea) ile Formoza Günlük ağacı (L. formosana) ülkemizde

yetişmez. Anadolu Günlük ağacı 20 m'ye kadar boylanabilen, kışın yapraklarını dökmeyen, çınara benzeyen kalın dallı ve geniş tepeli bir bitki olup ya tek cins ya da diğer ağaçlarla birlikte ormanlar oluşturarak gelişir.
Çınarınkine benzeyen ama daha küçük ve daha açık renkli olan yapraklan ince
uzun saplı, 3-7 loplu ve bu lopların kenarları keskin dişlidir. Yaz mevsiminde
açan çiçekleri yeşilimsi renktedir. Aynı ağaç üzerinde erkek ve dişi eşeyli
çiçekleri ayrı gruplar halinde bulunur. Kapsül biçimindeki meyvelerinin içinde
1-2 tane küçük tohumu yer alır. Nemli ve humuslu toprakları seven günlük
ağacı, döktüğü tohumlarla çoğalır.

Günlük ağacının odunlaşmıs gövdesi üzerinde balsam kanalları vardır. Her ağaçtan iki ya da üç yılda bir, yaz mevsiminde uzunlamasına yarıklar açılarak ağacın güzel kokulu yağı (balsam) ve kabukları alınır. Bu balsam stirol adlı
uçucu yağ, vanilin, rejine, sinnanik asit, stirasin ve storesin adlı maddeleri
içerir. Parfümeri endüstrisinde iyi bir koku tespit edicidir (fîksatif). Günlük ya
da sığla yağı denilen bu balsam, Türkiye'nin tarımda önemli bir dışsatım
ürünüdür. Ayrıca tütüne güzel koku vermek üzere kullanılır. Ağacın balsamı
alınmış kabukları buhur adıyla dini törenlerde tütsü olarak yakılır.
Tibbi Etkileri Piyasada satılan sarımsı gri renkli, bal gibi koyu kıvamlı, güzel kokulu ve
ve Kullanımı acımsı tatlı günlük ya da sığla yağının tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma
yöntemleri şöyle özetlenebilir:

• İyi bir antiseptiktir. Yaraların temizlenmesinde ve iyileştirilmesinde dıştan uygulanır.
• Ciltte ve saçlı deride de antiseptik ve temizleyici olarak dıştan uygulanır.
• Uyuz ve mantar gibi deri hastalıklarında günlük merhemi ya da yakısı
şeklinde uygulanarak, asalak öldürücü ve iyileştirici etkilerinden yararlanılır.
• Mide ve onikiparmakbağırsağı ülserlerinde yara iyileştirici niteliğinden
yararlanılır. Bunun için günlük yağı sulandırılıp içine bal ya da şeker katılarak
tatlandırılıp içilir.
• Ayrıca günlük yağı balgam söktürücü, nefes darlığını giderici ve bedeni
rahatlatıcı etkiler taşır. Bunun için bir önceki maddedeki gibi tatlandırılıp
sulandırılarak içilir.

HATMİLER
Orjinal Adı Althaea türleri
Diğer Adları Tıbbi hatmi, Gülhatmi
Bilgi
Ebegümecigiller familyasındandır. Anayurdunun
Çin olmasına karşın hatmi türleri Eski Dünya'nın tüm ılıman iklim bölgelerine
yayılmıştır. Türlerine göre bir, iki ya da çokyıllık bitki olan hatmiler, 10 cm.
ile 2 m. arasında boylanabilir. Süs bitkisi olarak yetiştirildiği gibi, doğada
kendiliğinden de yetişirler. Gövdesi yuvarlak kesitli, kadifemsi görünüşlü ve
açık yeşil renklidir, iri ve kalın yaprakları kadifemsi dokulu, kenarları dişli,
gözyaşı biçimli ve gri-yeşil renklidir. Türlerine göre beyaz, sarı, turuncu,
kırmızı, pembe ve mor renkte açan çiçekleri 7,5-10 cm. genişlikte ve
gösterişlidir. Uzun ve kalın kökü lifli dokulu ve yapışkan bitki sıvılıdır. Açık
kahverengi tohumları disk biçimlidir. Hatmi türleri tohumuyla; gövde
çelikleriyle ya da bitki tabanının bölünmesiyle çoğaltılır.

Tıbbi hatmi (A. offidnalis)'ın kökü % 25-35 oranında bitki sıvısı, nişasta, sakkaroz, tanen, pektin ve asparin; yaprakları yapışkan sıvı ile eser miktarda
esans içerir. Bazı yerlerde hatmi çiçekleri ve körpe yapraklan salatalara katılır. Körpe yaprakları sebze gibi haşlanarak yenilir.
Tibbi Etkileri Kimi zaman tıbbi yararları için yerine Gülhatmi (A. rosea) türünün kullanıldığı
ve Kullanımı Tıbbi hatminin bu tıbbi etkileri ve onlardan yararlanma yöntemleri aşağıda
özetlenmiştir:

• Mideyi yatıştırır, bağırsakları yumuşatır.
• İdrar söktürücüdür.
• Nezleyi hafifletir. Göğsü yumuşatır ve balgamı söktürür.

Bu etkilerinden yararlanılmak üzere, hatminin çiçek açışından sonra toplanan yaprakları, gölge ve havadar bir yerde kurutulur, 1 tatlı kaşığı kurumuş
yaprak, 1 bardak su içinde kaynama noktasına kadar ısıtılır, sonra ateş kısılarak 10-15 dakika daha ısıtma işlemi sürdürülür. Böylece hazırlanan dekoksiyondan günde üç kez birer bardak içilir.
• Hatmi sakinleştiricidir.
• Ağız, boğaz ve diş diplerindeki ülserlere iyi gelir.
Bu durumlar için, yukarıda anlatıldığı şekilde kurutulan hatmi
yapraklarından 1 -2 tatlı kaşığı alınıp üzerine 1 bardak kaynar su dökülerek ve

10 dakika demlendirilerek bir infüzyon hazırlanır. Sakinleştirici etkisi için günde üç kez birer bardak infüzyon içilir. Aynı infüzyonla yapılan gargara, ağız ülserlerine iyi gelir.
• Ayrıca hatmi bedendeki yaraları iyileştirir.

Bunun için, hatmi yaprakları ezilerek bir yara lapası hazırlanır. Bu lapa yaralara dıştan uygulanır.HİNDİBA
Orjinal Adı Cichorium intybus
Diğer Adları Güneğik, Hindibağ, Yabani hindibağ, Radika
Bilgi
Bileşikgiller familyasındandır. Anayurdunun
Hindistan, Endonezya ya da Mısır olduğu sanılmaktadır. Anadolu'nun her
yerinde ekilmemiş tarlalar, yol kenarları ve bayır sırtlarında yabani olarak
yetişir. 50-100 cm. kadar boylanabilen dayanıklı otsu bitkidir, ince tüylerle
kaplı içi boş dallara ayrılan sert yapılı gövdesi; altı tüylü, kenarları dişli,
rozetler oluşturan yaprakları; açık mavi renkli, bazen morumsu taç
yapraklarıyla haziran-eylül ayları arasında açan çiçekleri vardır. Toprakta 20
cm. derinliğe kadar inen acı sütlü bir kazık kökü vardır. Hindiba, döktüğü
tohumlarıyla çoğalır.
Hindibanın yapraklarında inülin ve birtakım şekerler; köklerinde inülin, şeker
ve intybus adlı madde bulunur. Tadı ekşi, acımsı olsa da sağlığa çok yararlı
körpe yaprakları toplanıp sebze olarak pişirilir ya da çiğken salatalara
konularak yenir. Bitkinin kazık kökleri sonbaharda topraktan sökülüp
kurutulur. Taze kökündeki sütle dağ sakızı denilen bir tür sakız yapılır.
Tibbi Etkileri Tüm bölümlerinin tıbbi etkileri güçlü olan hindibanın bedene yararlı olan
ve Kullanımı etkileriyle bunlardan yararlanma yöntemleri şöylece özetlenebilir:

• Bedeni güçlendiren kuvvetli bir toniktir.
• İştah açıcıdır.
• İdrarı söktürür.
• Kanı temizler.
• Müshil etkisi vardır.
Bu etkilerinden yararlanmak üzere, bitkinin sonbaharda topraktan sökülen
kökü parçalanarak gölgede kurutulur. Kuru kök parçalarından 2-3 tatlı kaşığı
alınıp suda kaynama noktasına kadar ısıtılıp sonra ateş kısılarak 15-20 dakika
daha ısıtma sürdürülür. Böylece hazırlanmış olan dekoksiyondan günde iki kez
birer bardak içilebilir.
• Ayrıca bedende oluşan yangıları azaltır.

Bu etkisini sağlamak için de, bitkinin topraküstü yeşil bölümleri ezilerek yara lapası hazırlanır ve yangılı yerlere dıştan uygulanır.IHLAMURLAR
Orjinal Adı Tilia türleri
Bilgi

Ihlamurgiller familyasındaki Tilia cinsini oluşturan
ve kışın yaprağını döken 30 kadar ağaç ya da ağaççık türünün ortak adı
Ihlamur'dur. Ülkemizi de içermek üzere Kuzey Yarıküre'nin tüm ılıman
bölgelerinin killi ya da kalkerli, serin ve nemli topraklarında yetişir. Hızla
büyüyen ve 20-25 m. kadar boylanabilen ıhlamur ağaçlarının gövde çapı 1,5
m. bile olabilir. Önce düz olan gövde kabuğu, ağaç yaşlandıkça çatlar. Üzeri
koyu yeşil yaprakları uzun saplı, yürek biçimli, kenarları düz ve almaşık
dizilidir. Yaprağın gri ya da gümüş rengindeki alt yüzünde tüyler bulunur.
Haziran-ağustos ayları arasında açan sarımsı renkli özel, hoş kokulu
çiçeklerinin 3'ü-5'i bir arada, yaprakların orta damarına bağlı ve sarkık
durumda olur. Ağacın tek tohumlu meyvesi minik, yuvarlak ve kurudur.
Ihlamur ağacı, tohumuyla; gövde çelikleriyle ya da filizlenen köklerinin ayrılı
dikilmesiyle çoğaltılır.
Ihlamurun çiçek ve yapraklarında tilyum adlı glikozit, tanen, yapışkan bitki
sıvısı ve farnesol içeren uçucu yağ bulunur. Özellikle çiçek ve yaprakları tıbbi

etkilerinden ötürü kullanılan ıhlamur ağacının beyaz, yumuşak ve homojen olan kerestesi heykelcilik vb. işlerde, gövde kabukları boyacılık ve halat yapımında kullanılmaktadır.
Tibbi Etkileri Ülkemizde en çok Büyük yapraklı ıhlamur (T. platyphyllos) ile ikinci sırada
ve Kullanımı Küçük yapraklı ıhlamur (T. cordata) türü ağaçlar yetişir. Bunların öncelikle
çiçek ve yapraklarının tıbbi etkileri ile bu etkilerden yararlanma yöntemleri
şöylece sıralanabilir:

• Göğsü yumuşatıcıdır.
• Sinir sistemindeki gerginlikleri azaltır. Rahatlatıcı, yatıştırıcı ve uyku
vericidir.
• Kadınlarda aybaşı öncesi gerginlikleri giderir, aybaşı sancılarını azaltır.

Bu etkileri sağlamak üzere, yaz ortasında, kuru bir günde yeni açmış ıhlamur çiçekleri toplanır. Bunların yanına bir miktar yaprağı da katılarak gölgede
özenle kurutulur. Güneş gören çiçekler koku ve etkilerini büyük ölçüde yitirir. Kurutulmuş çiçek ve yaprak karışımından 1 tatlı kaşığı alınıp üzerine 1 bardak kaynar su dökülerek 10 dakika süreyle demlendirilir. Bu infüzyondan günde üç
kez birer bardak içilir.
• Ayrıca, ıhlamur terleticidir.
• İdrar söktürücüdür.
• Uyarıcıdır.
• Bedeni güçlendirici toniktir.
ITIRLAR

Ihlamurun bu etkilerinden de yararlanılmak üzere infüzyondaki çiçek-yaprak
karışımı dozajı artırılır: 2-3 tatlı kaşığı kullanılır. Aynı yöntemle hazırlanan
infüzyondan günde üç kez birer bardak alınabilir.

Orjinal Adı Pelargonium türleri
Diğer Adları Çoban iğnesi, Kokulu sardunya, Turnagagası
BilgiSardunyagiller (Turnagagasıgiller)
familyasındandır. Anayurdu Güney Afrika olmasına karşın, Akdeniz havzası

ülkelerine çok iyi uyum sağlamışlardır. Ülkemizde Ege ve Akdeniz bölgelerinde çeşitli ıtır türleri süs bitkisi olarak pek yaygındır. 60 cm. kadar
boylanabilen, kışın yapraklarını dökmeyen ama soğuğa ve özellikle dona karşı
pek duyarlı çokyıllık bitkilerdir. Yuvarlak kesitli, yeşil renkli ve bol tüylü
gövdeleri zamanla odunsulaşır. Derin girintili çıkıntılı, oya gibi süslü
yaprakları ezildiğinde meyve, nane ya da hoş baharlı diğer kokuları salar. Açık
veya koyu pembe ya da beyaz renkli hafif kokulu çiçekleri yaz mevsiminden
sonbahara kadar açarlar. Bol güneşli olması koşuluyla her türlü toprakta
yetişen ıtır türleri, tohumuyla ya da gövde çeliğiyle çoğaltılır.

Güzel görünümleri nedeniyle çoğu yerde süs bitkisi olarak yetiştirilen ıtır türlerinin yaprakları, çeşitli yiyecek ve içeceklere koku ve çeşni vermesi için katılır. Parfümeri endüstrisinde de sıkça kullanılan ıtırların meyve, nane ve
hatta papatya kokan türleri de üretilmektedir.
Tibbi Etkileri Itır türlerinin sağlığa yararlı tıbbi etkileri ve onlardan yararlanma yöntemleri
ve Kullanımı şöylece sıralanabilir:

• Sindirim sistemi üzerinde olumlu etkiler yapar. Hazımsızlığı giderir. Sindirimi kolaylaştırır.
• Mide ve bağırsaklardaki aşırı gazları söktürür.
• Diyareyi (ishal) keser.
• Yabani ıtır ya da Solucanotu (P. endicherianum) adı verilen türünün kurt
(solucan) düşürücü etkisi vardır.
Ancak bu etkileri sağlamak için, tüm ıtır türleri küçük dozlarla alınmalıdır. 2-5
gr. kadar kurutulmuş ıtır yaprağının üzerine 4 bardak kaynar su dökülüp 10-15
dakika süreyle demlendirilerek elde edilen infüzyon, günde iki-üç bardak
içilebilir.
• Ayrıca ıtır türlerinin cildi güzelleştirdiği ileri sürülmektedir.

Bu etkinin sağlanması için yukarda tarifi verilen infüzyon dıştan ovularak cilde uygulanır.
KADINTUZLUĞU
Orjinal Adı Berberis vulgaris
Diğer Adları Amberparis, Çobantuzluğu, Dikenüzümü, Sarıçalı
Bilgi

Kadıntuzluğugiller familyasının örnek bitkisidir.
Kuzey Yarıküre'nin ılıman bölgelerinde sıkça görülen; Avrupa'da ve
ülkemizde ormanların açıklık yerlerinde ve çitlerde yetişen, kışın yapraklarını
dökmeyen dikenli bir ağaççıktır. 1-3 m. boylanabilir. Derimsi yapılı, açık yeşil
renkli oval biçimli, yapraklarının kenarları kızılımsı renkli ve batıcı dişli olur.
Sarı ya da turuncu renkli çiçekleri olgunlaşınca, erkek organları çabukça dişi
organların üzerine kapanarak tozlaşmayı sağlar. Sonra bu dişi çiçekler kırmızı
ya da siyah renkli, oval biçimli, buruk ve ferahlatıcı tadı olan meyveleri
oluşturur. Bitki, bu meyvelerden döktüğü tohumlarıyla çoğalır.
Kadıntuzluğunun kök ve yapraklarında; berberin, oksiyantin, palmatin,
kolombanin, berbamin vb. alkaloitler ile kelidonik asit ve tanen bulunur.
Bitkinin meyveleriyle şurup ve reçel yapılır. Kadıntuzluğu bitkisi buğdayda
kınacık hastalığı yapan pas martarına arakonaklık ettiği için, buğday ekimi
yapılan tarlalara yakın yerde yetiştirilmesine izin verilmez.
Tibbi Etkileri Bitkinin tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri şöyle özetlenebilir:
ve Kullanımı
• İştah açıcıdır.
• Ateş düşürücü etkisi vardır.
• Kusmayı önler.
• Damar daraltıcı etkiler yapar.
• Tadı acı olan ve bedeni güçlendiren bir tonik ve müshildir. Bu iki etkisiyle
zayıf, bitkinlikten ve peklikten şikâyeti olan kişileri güçlendirirken
bağırsaklarının temizlenmesini de sağlar.
• Karaciğerin işlevlerini düzenleyen ve safra akışını artıran en iyi ilaçlardan
biridir.
• Safra kesesi yangısı ve safra kesesinde taş bulunması durumlarında yararlı
olur.
• Malarya'ya (sıtma) karşı iyileştirici etki yapar.
• İrileşmiş dalağı küçültme gibi ilginç bir işlevi daha bulunmaktadır.
Bütün bu önemli yararlan sağlamak üzere, kadıntuzluğu bitkisinin gövde ya da
kök kabukları alınır. Bunun için ilkbahar başında ya da sonbaharın sonuna
doğru toprağı kazılıp bitkinin kökü çıkarılır ve soyularak kabuğu alınır. Gövde
kabukları da aynı dönemlerde bitki soyularak alınır. Bu kabuklar gölgelik bir
yerde özenle kurutulur, 1 tatlı kaşığı kurumuş kabuk 1 bardak suya konulup su

kaynama noktasına kadar ısıtılır. 10-15 dakika soğumaya bırakılır. Böylece hazırlanan dekoksiyondan günde üç kez birer bardak içilir.
UYARI
• Gebe kadınlar kadıntuzluğu bitkisini kullanmamalıdır.KARABAŞ LAVANTASI
Orjinal Adı Lavandula stoechas
Diğer Adları Karabaşotu, Yalancı lavanta çiçeği, Fransız lavantası
BilgiBallıbabagiller familyasındandır. Batı ve Güney
Anadolu'da makiliklerin arasında yabani olarak yetişen, 50 cm'ye kadar
boylanabilen çalımsı görünüşlü çokyıllık bir lavanta türüdür. Grimsi yeşil
tüylü, kenarları kıvrık, dar ve uzun yaprakları vardır. Çiçekleri siyahımsı koyu
mor renkli ve silindirik yapıda olup başaklar halinde yaz aylarında açar. Bitki,
bu çiçeklerden olgunlaşan tohumlarını dökerek çoğalır.

Karabaş lavantasının içerdiği uçucu yağ (esans), İngiliz lavantasınınkinden daha çok biberiye bitkisininkine benzeyen, keskin bir koku taşır.
Tibbi Etkileri Osmanlılar döneminde koleranın tedavisinde bile yer almış olan karabaş
ve Kullanımı lavantası eskiden antiseptik, yara iyileştirici, yatıştırıcı, balgam söktürücü,
idrar yolları enfeksiyonlarını giderici, egzama yaralarını iyileştirici, sinirleri ve
kalbi güçlendirici etkileri nedeniyle sıkça kullanılırken günümüzde daha
seyrek kullanılır olmuştur.

Bu etkilerini sağlamak üzere % 2'lik infüzyonu dahileri kullanılır. Yani, 1 litre kaynar suya 20 gr. kurutulmuş karabaş lavantası yaprak ve çiçek karışımı
hesabıyla ve kaynar suyun içinde 10-15 dakikalık demlendirmeyle bir infüzyon hazırlanır. Bu infüzyon, günde iki-üç kez birer bardak içilir.
Antiseptik ve yara iyileştirici etkilerinden yararlanılmak üzere, piyasada satılan

karabaş lavanta esansı (yağı), şikayetli yerlere dıştan uygulanır.
KARAKAFESOTU
Orjinal Adı Symphytum officinale
Diğer Adları Eşekkulağı
BilgiHodangiller familyasındandır. Anayurdu Avrasya
olup ülkemizde Kuzey Anadolu'da yetişmektedir. 120 cm'ye kadar
boylanabilen, çokyıllık otsu bitkidir. Karakafesotunun toprakta 3 m. ve hatta
daha derine kadar inen kalın ve uzun, rizomlu bir kökü vardır. Dört köşe
kesitli, tüylü, yeşil renkli ve boydan boya çizgili gövdesi, bitkinin tepesinde
dallara ayrılan yapıdadır. Uca doğru sivrilen oval biçimli yaprakları kaba
dokulu, belirgin damarlı ve koyu yeşil renklidir, ilkbahar sonunda başlayıp
sonbahara kadar açan mavimsi mor renkli çiçekleri, çan biçimli ve yere doğru
sarkık salkımlar halindedir. Karakafesotu bol güneşli yerleri ve azotça zengin
toprakları sever. Tohumlarıyla ya da daha hızlı gelişmesi için köklerinin
bölünmesiyle çoğaltılır. Ancak bitki bir yere yerleştiğinde, o topraktan sökülüp
atılmasının güç olacağı akıldan çıkarılmamalıdır.

Karakafesotu uçucu yağ, reçine, tanen, alkaloitler, yapışkan bitki sıvısı ve insanda hücre oluşumunu destekleyen allantoin adlı maddeyi içerir. Bitkide bulunan maddeleri daha da açımlarsak, yalnızca yapraklarının kalsiyum, potasyum, fosfor gibi değerli mineraller ile A, B12, C vitaminleri yönünden zengin olduğu sonucuna da varırız, işte bu nedenle bazı yerlerde bilinçli beslenen kişiler tarafından karakafesotunun yaprakları çiğ olarak salatalara katılır, ıspanak gibi pişirilir. Gövdesi kaynatılıp ağartılarak kuşkonmaz gibi pişirilir ve yenir.
Tibbi Etkileri Aşağıda sayacağımız, insan bedenine çok yararlı etkileri nedeniyle adına Tıbbi
ve Kullanımı karakafesotu da denilen bitkinin neredeyse mucizeler yarattığı iddialarına
katılmamazlık edemiyoruz. Karakafesotu bitkisinin insana inanılmaz gibi
gelen ve hiçbir yan etkisi bulunmayan tıbbi etkilerini ve bunlardan yararlanma
yöntemlerini şöyle sıralayabiliriz:

• Diyareyi (ishali) keser ve peklik verir.
• Yatıştırıcıdır.
• Bedeni güçlendirici toniktir.
• Kanı temizler.
• İdrar yollarını temizler.

• Balgam söktürücüdür.
• Göğsü yumuşatır ve üst solunum yollarını da temizler.
• Bronşit ve insanı taciz eden öksürük durumlarında iyileştirici ve
rahatlatıcıdır.
• Gastrit, onikiparmakbağırsağı ülserleri, ülserli kolit ve mide çeperinin
zayıflaması nedeniyle oluşan fıtıklarda güçlü bir iyileştiricidir.
• Damar ve doku büzücü etkileri nedeniyle iç ve dış kanamalarda
iyileştiricidir.
• Aynı etkisi nedeniyle hemoroitte (basur yaraları) iyileştirici olur.
Bütün bu önemli etkilerinden yararlanmak için, karakafesotunun kök ve
rizomu (kökgövdesi) ilkbahar ve sonbaharda allantoin düzeyinin en yüksek
olduğu dönemlerde toprağı kazılarak çıkarılır. Bunlar iyice temizlenir ve
küçük parçalara ayrılır. 40-60 C derece sıcaklıkta kurutulur. Körpe yaprakları
da toplanıp gölgelik bir yerde özenle kurutulur. Kurumuş yaprak ve kökleri
karıştırılır. Bunlardan 1-3 tatlı kaşığı alınıp 1 bardak suda kaynama noktasına
kadar ısıtılır. Sonra ateş kısılıp 10-15 dakika daha ağır ağır ısıtma işlemi
sürdürülür. Böylece elde edilen dekoksiyondan günde üç kez birer bardak
içilir.

• Karakafesotu yara temizliği, yanık pansumanı ve cildi yumuşatma işlemlerinde de yararlıdır.
• Kronik varikosel durumlarında da iyileştirici etki yapar.

Bu etkilerinden yararlanmak için yukarda tarifi verilen dekoksiyon kullanılır: Yara, yanık ve varikosel durumlarında dekoksiyon dıştan uygulanır. Cildi yumuşatma işlemlerinde losyon halinde ya da banyo suyuna bolca katılarak uygulanır.
• Karakafesotu etkili bir yara iyileştiricidir.
• Eklem ağrıları, berelenme, ezik, hafif yanık, kesik, burkulma ve şişmelerin
iyileştirilmesinde etkili olur.
• Yaralı yerlerimizde dokuların düzensiz oluşmasını önler.

Bu etkileri için bitkinin körpe yapraklarıyla yara lapası hazırlanır ve şikâyetli yerlere dıştan uygulanır.
UYARI
• Çok derin yaralarda karakafesotunun uygulanmasında dikkatli olunmalıdır.
Çünkü bitki yaranın üzerinde sağlıklı bir doku oluştururken altta kalan yara
apse yapabilir.KASIKOTU
Orjinal Adı Agrimonia eupatoria (ya da Hernia glabra)
Diğer Adları Fıtıkotu, Kızılyaprak, Koyunotu, Kuzupıtrağı
BilgiGülgiller familyasındandır. Anayurdu bilinmeyen
ama Avrupa, Asya ve ülkemizde yetişen çokyıllık dayanıklı otsu bitkidir.
20-120 cm. boylanabilir. Çoğu kez toprağın üzerine yatarak gelişir. Rizom
kökü (kökgövdesi); kenarları dişli, tüysü, yeşil yaprakları; yaprak koltuklarında
ve bitkinin tepesinde yoğun salkımlar oluşturarak yazın açan küçük sarı
çiçekleri vardır. Bu çiçeklerinden oluşan ve adına pıtrak denilen meyveleri
çengel dikenli olur. Güneşli ve kısmen gölge yerleri ve nemli toprakları seven
kasıkotu en çok orman kenarlarında görülür. Bitki, tohumlarının hayvan
postuna takılıp çevreye taşınmasıyla yayılır ve tohumun düştüğü yerde çoğalır.

Kasıkotu bitkisinin topraküstü kesimleri tanen, glikozitler, nikotinik ve şahsilik asitler, uçucu yağ ile B ve K vitaminlerini içerir.
Tibbi Etkileri Bilimsel adlarından birindeki Hernia sözcüğü 'fıtık' anlamına gelen ve uzun
ve Kullanımı zamanlardan beri, kasık fıtıklarında meydana gelen rahatsızlığın
giderilmesinde yararı görülen kasıkotunun, diğer tıbbi etkileri ve bunlardan
faydalanma yöntemleri şöyle sıralanabilir:

• İdrar söktürücüdür. Böbrek, mesane ve idrar yolları rahatsızlıklarına karşı etkili olur.
• Safra söktürücüdür. Sindirimi kolaylaştırıp mideyi rahatlatır.
• Karaciğer ve safra kesesi rahatsızlıklarında etkilidir.
• Doku ve damar büzücüdür. Peklik verir. Çocuklarda diyareyi keser.
• Bedeni güçlendirici ve rahatlatıcı acı bir toniktir.

•Yukarıda belirtildiği gibi fıtık oluşumunda kasık şişmelerini indirir ve bedeni rahatlatır.

Bütün bu etkilrin sağlamak üzere kasıkotunun topraküstü kesimleri bitki çiçek açmaya başladığında toplanır. 40 C dereceyi aşmayan sıcaklıkta ve gölge yerde kurutulur. Kurumuş bitki karışımından 1-2 tatlı kaşığı alınıp 1 bardak kaynar
suya konur ve 10-15 dakika süreyle demlendirilerek bir infüzyon elde edilir.
Bu infüzyondan günde üç kez birer bardak içilir.
• Kasıkotu bademcik şişmesi ve boğaz ağrılarında iyileştirici ve rahatlatıcıdır. Bunun için 1-2 tatlı kaşığı kurumuş kasıkotu karışımı alınıp 1 bardak suda
kaynama noktasına kadar ısıtılır. Daha sonra ateş kısılarak 10-15 dakika daha
ısıtma sürdürülür. Böylece elde edilen dekoksiyonla gargara yapılır.
• Kasıkotu, ayrıca yaraları temizler ve iyileştirir.
Bunun için bitkinin taze topraküstü kesimleri ezilerek bir yara lapası hazırlanır
ve yaralara dıştan uygulanır.KEDİNANESİ
Orjinal Adı Nepeta çatarla
Diğer Adları Nezleotu, Pisikotu
Bilgi
Ballıbabagiller familyasındandır. Anayurdu
bilinmemekte; ülkemizde iç ve Doğu Anadolu bölgelerinde doğal olarak
yetişmektedir. 50-100 cm. boylanabilen, çokyıllık dayanıklı otsu bitkidir. Dört
köşe kesitli, boydan kabarık çizgili, hafif tüylü, keskin acı kokulu ve yeşil

renkli gövdesi dallara ayrılan yapıdadır. Kalp biçiminde, üzeri sarı lekeli, kenarları dişli ve gri-yeşil renkli yapraklarının altı ince tüylü olup çiftler şeklinde dizilmiştir. Bu yapraklara dokunulduğunda, ele nane kokusu siner. Kediler bu kokuyu pek sevdiğinden bitkiye sürtünür ya da bitkinin üzerine yatarlar. Kedinanesi mavimsi-mor renkli, beyaz noktalı, keskin kokulu çiçeklerini yaz mevsiminde başaklar oluşturarak açar. Oval biçimli,
kahverengi minik tohumlarının bir ucunda beyaz benek vardır. Güneşli ya da
az gölgeli yerleri, süzek toprakları seven bitki, her türlü toprakta yetişmekte ve
tohumlarıyla çoğalmaktadır, istenirse ilkbaharda bitki bölünerek çoğaltılabilir
ve kedilerden korunarak yetiştirilir.

Kedinanesi bitkisinde strenellol, geraniol ve sitral adlı maddeleri içeren uçucu yağ, acı esanslar, tanen ve C vitamini bulunur. Nane kokulu yaprakları ve
körpe sürgünleri bazı yerlerde salatalara katılır. Çeşni vermesi için yaprak ve sürgünleriyle etler ovulur. Kedinanesi, bulunduğu bahçelere bal arılarını çeker.
Tibbi Etkileri Bitkinin tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri şöyle özetlenebilir:
ve Kullanımı
• Midevidir: Mide rahatsızlıklarını ve sindirim güçlüklerini giderir. Mide ve bağırsak gazlarını söktürür. Mide kramplarını çözer.
• Spazm çözücüdür.
• Çocuklarda diyareyi giderici, mükemmel bir ilaçtır.
• Yatıştırıcıdır. Bedeni rahatlatarak gevşetir.
• Uykusuzluk durumunda kullanılır. Kısa zamanda uyku getirir.
• Geleneksel olarak kullanılagelen soğuk algınlığı ve grip ilaçlarından biridir.
• Güçlü terletici etkisi bulunduğundan bronşit gibi hastalıklarda, ateşlilik
durumlarında kullanılır ve kısa sürede beden ateşini düşürür.

Bu etkileri sağlamak için kedinanesinin yaprak ve çiçekleri yaz başı ya da sonbaharın başlarında toplanır. Gölgelik yerde özenle kurutulur. 2 tatlı kaşığı kurumuş bitki karışımı alınıp 1 bardak kaynar suda 10-15 dakika süreyle demlendirilir. Böylece elde edilen infüzyondan günde üç kez birer bardak içilebilir.

• Kedinanesi bitkisinin doku ve damar büzücü etkisi vardır. Çıbanların tedavisinde kullanılır.
• Antiseptik (mikrop kırıcı) etkisi bulunur. Akne tedavisinde etkili olur.
• Şakakta duyumsanan rahatsızlığa ve baş ağrılarına iyi gelir.

Çıban tedavisinde kedinanesinin körpe yaprakları ve çiçekli başağı ezilip yara lapası yapılır. Bu lapa çıbanlara sürülür. Akne, baş ağrısı ve şakakta
duyumsanan rahatsızlıklar için yukarıda tarifi verilen infüzyon, ovuşturularak yüze ve şakaklara uygulanır.KEKİKLER
Orjinal Adı Thymus türleri
Diğer Adları Çahkekiği
BilgiBallıbabagiller familyasındandır. Anayurdu
Avrupa'nın güneyi olup ülkemizde kekik türlerinden 40 kadarı güneş gören
kurak tepeler ve sırtlarda kümeler oluşturarak yaygın ve doğal biçimde
yetişmektedir. Bu türlerden en çok bilineni Adi kekik (T. vulgaris) 25-30 cm.
kadar boylanabilen ve kışın yapraklarını dökmeyen çokyıllık çalıdır.
Yeşil-kahverengi dörtgen kesitli gövdesi, bitkinin ikinci yılında odunsulaşır.
Tüylerle kaplı gri-yeşil renkli, hoş kokulu ince yaprakları 1 cm. kadar
uzunlukta olur. Bitkinin soluk erguvani renkli çiçekleri, yaz başı ile ortası
arasında açar. Küre biçimli minik tohumları parlak kahverengidir. Bol güneşli
yerleri ve suyu iyi akıntılı alkalik toprağı seven kekik, döktüğü tohumlarıyla
çoğalır. Ayrıca, Avrupa'da bazı yerlerde kültürü yapılmakta, kış mevsimi
dışında her zaman gövde çelikleri alınarak ya da ilk ve sonbaharda bitkinin
tamamı veya kökü bölünerek de üretilmektedir.

Adi kekikte timol, karvakrol, simol, linalol ve borneol maddelerini içeren % 1 oranında uçucu yağ; acı esanslar, tanen, flavonit ve tripenoit bulunur. Kekik bitkisine hoş kokusunu veren, timol ve karvakrol adlı maddelerdir.
Kurutulmuş kekik yaprakları, çeşni vermesi için özellikle çorba ve et
yemeklerinde baharat olarak kullanılır. Ancak kokusu çok keskin, bitkinin tadı
da acı olduğu için, kekik, yemeklerde çokça tüketilmemelidir. Bal arıları kekik
türlerini çok sever ve makbul olan kekik balı yaparlar.
Tibbi Etkileri Bedene yararlı nitelikleri ta Antik çağlardan beri öğrenilerek kullanılagelen
ve Kullanımı bütün kekik türlerinin tıbbi etkileri birbirlerine benzer. Bu etkileri ve bitkiden
yararlanma yöntemleri şöyle özetlenebilir:

• Midevidir: iştahı açar, sindirimi kolaylaştırır. Dispepsi (hazımsızlık)
durumunun atlatılmasında etkilidir.
• Aşırı içki içilmesi sonrasında bedende meydana gelen rahatsızlıkları
atlatmaya yardımcı olur.
• Gaz söktürücüdür.
• Yatıştırıcıdır.
• İdrar söktürücüdür.

• Spazm çözücüdür.
• Kan dolaşımını hızlandırıp artırır.
• Solucan (kurt) düşürücü etkisi vardır.
• Terletici ve balgam söktürücüdür.
• Soğuk algınlığı, nezle, boğaz ağrıları ve taciz edici öksürüğün atlatılmasında
yararlı olur.
• Saman nezlesinin iyileştirilmesinde etkilidir.
• Bronşit, boğmaca ve astım tedavilerinde başarıyla kullanılır.
• Doku ve damar büzücü etkileri nedeniyle çocuklarda diyare ve yatak ıslatma
durumlarının iyileştirilmesinde yardımcı olur.
• Bedeni güçlendirici tonik etkisi vardır.

Bütün bu etkilerinden yararlanmak üzere, kekik türlerinin yaprakları kurumuş dallarının üzerinden elle sıyrılarak alınır. Bitkinin çiçekli tepeleri ise yaz
başından sonuna kadar yağışsız günlerde toplanır. Bunlar, gölge ve havadar yerde özenle kurutulur, kuru yapraklarla karıştırılır. Karışımdan 2 tatlı kaşığı alınıp 1 bardak kaynar suya dökülür. 10 dakika süreyle demlendirilerek elde edilen infüzyon, günde üç kez birer bardak olarak içilir. Tadı acı olduğundan içine biraz bal katılarak alımı kolaylaştınlır.

• Kekik ayrıca antiseptik (mikrop kırıcı) bir bitkidir. Özellikle iltihaplı yaraların temizliğinde ve iyileştirilmesinde etkili olur.
• Akne tedavisinde de temizleyici ve iyileştirici etkileri görülür.

Bu etkilerinden yararlanılmak için piyasada satılan ve her türlü kekiklerin damıtılmasıyla elde edilen kekikyağı, sulandırılarak yara ve aknelere dıştan uygulanır ya da yukarda anlatılan kurumuş kekik karışımdan 2-3 tatlı kaşığı alınıp suda kaynatılarak elde edilen dekoksiyon yaralara ve akneli yerlere
dıştan uygulanır.
• Kekik, larenjit (gırtlak iltihabı) ve tonsilit (bademcik iltihabı) durumlarında
da iyileştirici olur. Bunun için yukarıda tarifi verilen dekoksiyonla ağızda derin
gargara yapılır.
• Kekiğin içerdiği karvakrol adlı madde bazı kişilerin cildinde yakıcı ve
kızartıcı etkiler yapabileceğinden, kekikyağı sulandırılarak uygulanmalıdır.KETENLER
Orjinal Adı Linum türleri
Diğer Adları Bezir, Zeyrek
BilgiKetengiller familyasının örnek bitkileridir.
Anayurdu Akdeniz havzasıdır. 100 kadar keten türü olup bu türlerden bazısı
ülkemizde yetişmektedir. Bunlardan Yabani ketenin (L. angustifolium) kültüre
alınmasıyla elde edilen Keten bitkisi (L. usitatissimum) konumuzla en çok
ilgili olan türdür. 30-100 cm. boylanabilen biryıllık bir tarım bitkisidir.
Bitkinin tepesine doğru dallara ayrılan yeşil renkli gövdesi; almaşık dizili, ucu
sivri ve uzunca biçimli yalın yaprakları; yaz boyunca açan gök mavisi renginde
5 taçyapraklı, süs çiçeği gibi güzel görünüşlü çiçekleri vardır. Olgunlaşan
çiçekleri, bir ucu sivri, yuvarlak biçimli, her biri 2 tohum taşıyan 5 gözlü
kahverengi meyvelere dönüşür. Kireçli topraklan ve ılıman iklimi seven keten
bitkisi, tohumlarıyla üretilir.
Keten bitkisinin tohumlarında linoeik, linolenik ve oleik asitleri içeren %
30-40 oranında sabit yağ; yapışkan bitki sıvısı, protein ve promarin adı verilen
glikozit bulunur. Bitkinin tohumlarından elde edilen ve boyacılık, muşamba
yapımı, kimi zaman da besin endüstrilerinde sıkça kullanılan bu yağa bezir ya
da beziryağı denilir. Bitkinin tohumları ezilip yağı alındıktan sonra kalan
küspesi değerli bir hayvan yemi olur. Ketenin gövdesinden elde edilen lifler
de, makbul sayılan keten ipliği yapılmak üzere dokumacılıkta kullanılır.
Tibbi Etkileri Eski Mısırlılar döneminden beri bedene yararlı özellikleri bilinen ve kullanılan
ve Kullanımı ketenin tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri şöylece özetlenebilir:

• Pekliği giderici müshildir. Veterinerlikte de bu amaçla sıkça kullanılır.
• Sindirim sisteminde, mide ve bağırsaklardaki enfeksiyon ve tahrişlere karşı
koruyucu etkileri vardır.
• Karaciğer ve safra kesesinin ani sancılanmalarına karşı yararlı etkileri
görülür.
• Yatıştırıcıdır.

Bu etkileri sağlamak üzere sonbahar başlarında iyice olgunluğa erişen tohumlan toplanır ya da
piyasadan sağlanan bu tohumlardan 2-3 tatlı kaşığı alınıp üzerine bir bardak kaynar su dökülür. 10-15 dakika demlendirilerek hazırlanan infüzyondan,
günde iki kez sabah ve akşamları birer bardak içilir. Alımında zorluk çekilirse

meyve suyuyla karıştırılıp içilebilir.

• Keten tohumları ayrıca çıbanların olgunlaştırılmasında; yara ve yanıkların iyileştirilmesinde yararlı olur.
• Şirpençe, zona ve sedef hastalıklarında rahatlatıcı ve iyileştirici etkileri görülür.
• Cildi yumuşatıcı ve ciltteki ağrıları kesici işlev yapar.
• Akciğer enfeksiyonları, özellikle nezle sonrası ortaya çıkan bronşit ve
öksürükte yararlı etkileri vardır.
Bu etkileri sağlamak için olgun keten tohumları ezilerek sıcak suya konulup
2-3 dakika süreyle kaynatılır. Suyu süzülüp bir tülbenteya da gazlı beze serilen
tohumlar şikayetli yerlerin üzerine ya da akciğerle ilgili rahatsızlıklarda
göğsün üzerine konularak bastırılır.KİRAZLAR VE VİŞNE
Orjinal Adı Cerasus türleri
BilgiGülgiller familyasındandır. Anayurdu, Kuzey
Anadolu bölgesidir, öyle ki, Giresun ilimizin adı, yörede yetişen ve o dönemde
adına ceresia denilen yabani kiraz ağacından gelmektedir. Kiraz, Antik
çağlarda Avrupa'ya götürülmüş ve oradan dünyaya yayılmıştır. Yabani kiraz
ağacı (C. microcarpa), günümüzde de Doğu Karadeniz Bölgesi ormanlarında
dikenli ve dikensiz türleriyle çok bulunur ve 10-15 m. boylanabilirken, Avrupa
ormanlarında 25-30 m'ye yükselen örnekleri görülmektedir. Dikine büyüyen ve
piramit görünüşünü alan yabani kiraz ağacının çiçekleri beyazdır, ilkbaharda
çiçeğinden önce yaprakları açar. Yabani kiraz ya da aynı familyadaki Mahlep
(Idris) ağacına aşı yapılarak Bahçe kirazı ağacı (Prunus-Cerasus-Avium) türü
elde edilir. Bahçe kirazının çiçekleri pembe-beyazdır. Meyvesi tek çekirdekli
tohumunu taşır. Serin yerleri ve süzek toprakları seven kiraz ağaçları,
tohumuyla çoğalır.

Kiraz ağacının meyvesi, bulunduğu bölgeye göre nisan sonu ile temmuz ayı arasında olgunlaştığında, siyaha yakın kırmızı ya da sarı renkte olur. 1-3 cm. çapında yuvarlak biçimli, etli, sulu, az lifli, aromalı ve lezzetli olan meyveyi, dallara ince uzun bir sap bağlar. Fosfor, B3 ve C vitamini ile meyve şekeri yönünden zengin olan kiraz sevilerek yenen bir meyvedir. Ayrıca pastacılık, şekerlemecilik ve içki yapımında kullanıldığı gibi reçeli de yapılır. Olgun kiraz ağacının kerestesi marangozlukta kullanılır.
Tibbi Etkileri Kiraz ağacının kabuğu, yaprakları, çiçekleri ve meyve saplan bedene yararlı
ve Kullanımı etkiler taşır. Bu tıbbi etkiler ve onlardan yararlanma yöntemlerini şöyle
sıralayabiliriz:• Kabuğu peklik verici ve ateş düşürücüdür. Bunun için ağacın gövde ya da dallarının kabuğu soyulup kaynatılarak dekoksiyonu yapılır ve içilir.
• Yapraklan müshildir. Kaynar suya daldırılan yaprakların demlendirilmesiyle
hazırlanan infüzyonu içilir.
• Çiçekleri göğsü yumuşatır ve öksürüğü geçirir. Bunun için ağacın çiçekleri
kaynar suya daldırılıp demlendirilerek yapılan infüzyonu içilir.

Kiraz ağacının tıbbi bakımından en etkili ve önemli bölümü meyve saplarıdır. Kirazın ve hatta vişnenin (Cerasus vulgaris) meyveleri yenilirken sapları
atılmayıp gölge ve havadar bir yerde kurutulursa aşağıdaki tıbbi etkileri taşıyan doğal bir ilaç elde edilir:

• Kiraz ya da vişnenin meyve sapları idrar söktürücüdür.
• Böbrekleri ve idrar yollarını temizler.
• İçerdiği bazı mineraller nedeniyle bedenin su dengesini düzenler.
• Kabızlığı giderir.
• Bedeni güçlendirici toniktir.
Bu etkileri sağlamak için 2-3 tatlı kaşığı kurumuş kiraz ya da vişne sapı
alınıp 1 bardak suya konularak kaynama noktasına kadar ısıtılır. Daha sonra
ateş kısılarak 10-15 dakika daha ısıtma sürdürülür. Böylece elde edilen
dekoksiyondan günde üç kez birer bardak içilir.KOYUNGÖZÜ
Orjinal Adı Tanacetum parthenium (ya da Bellis perennis)
Diğer Adları Çayırpapatyası, Koyun çiçeği
BilgiBileşikgiller familyasındandır. Anayurdu
bilinmeyen, ancak yurdumuzda Marmara, Ege ve Karadeniz bölgelerindeki
çayırlarda, bahçe, tarla ve yol kenarlarında yabani olarak yetişen çokyıllık
dayanıklı otsu bitkidir. 60 cm'e kadar boylanabilir. Yuvarlak kesitli gövdesi

hafif tüylü, açık yeşil renkli ve dallara ayrılan yapıdadır. Hoş kokulu yapraklan derin girintili, yeşil, kimi zaman da sarı-yeşil renkli olur. Yaz ortalarında
küçük ve gevşek salkımlar halinde uzun sapların ucunda açan çiçekleri bazı papatya türlerininkine benzer. Çiçeğin ortası, Matricaria türü papatyalarınki
gibi basıktır. Dışta beyaz dilsi ve ortada sarı renkli tüpsü çiçekleri yer alır. Olgunlaşan çiçekleri açık kahverengi, minik, dar ve yassı tohumlarını oluşturur.

Güneşli yerleri, kuru ve süzek toprakları seven koyungözü, döktüğü tohumlarla çoğalır. Koyungözü bitkisi uçucu yağlarla partenolit gibi bazı
esterleri içerir. Anadolu'da kimi yerlerde körpe yapraklan sebze olarak yenilir. Kimi yerlerde de acımsı tadı nedeniyle bitkinin yaprakları bazı yiyeceklere
çeşni vermesi için katılır. Gene bu yapraklar, güveleri kaçırması için koku
torbalarına konulur.
Tibbi Etkileri Baş ağrısını kesici etkisi Antik çağlarda da bilinip bu amaçla kullanılan
ve Kullanımı bitkinin, tıbbi etkileri ve onlardan yararlanma yöntemleri şöyle sıralanabilir:

• Koyungözü bitkisinin baş ağrısı ve migreni kesme etkileri son zamanlarda yeniden keşfedilmiş gibidir.
• Kaslardaki spazmı çözücüdür. Belki de bu nedenle baş ağrısı ve migrene karşı yararlı etkileri bulunmaktadır.
• Baş dönmesi ve kulak çınlamalarında diğer ilaçlarla birlikte alındığında onların etkilerini artırarak yararlı olur.
• Hafif yatıştırıcı etkisi vardır.
• Bedeni güçlendirici toniktir.
• Yangılı artride karşı etkili olur.
• Ağrılı aybaşı dönemlerinde ağrıları hafifletir. Aybaşı gecikmelerini önler.

Bu etkilerinden yararlanmak üzere, ilkbahar ve yaz mevsimi boyunca, daha iyisi bitki çiçek açmadan önce körpe yapraklan toplanır. Taze ya da dondurulmuş (çözüldükten sonra) 3-5 yaprağı, ekmeğin arasına konulup yenilerek kullanılır. Bu şekilde, o anki baş ağrıları ve migrene iyi gelen
koyungözünün, migrenin kalıcı tedavisi için alımına 3-6 aylık sürelerle devam
edilmelidir. Baş ağrısı ve migrenin o anda geçiştirilmesi ve diğer etkilerinden
yararlanılması için, bitkinin körpe yapraklarından 3-5 tane alınıp kaynar suda
10-15 dakika demlendirilerek elde edilen infüzyonu, çay gibi içilebilir.
UYARI
• Bitki, ağzı duyarlı kişilerde ağız ülserlerine neden olabilir.
• Gebe kadınlar koyungözü bitkisini almamalıdır.KUŞOTU
Orjinal Adı Stellaria media
Diğer Adları Serçedili, Serçeotu
BilgiKaranfilgiller familyasındandır. Anayurdu
bilinmemekte, ancak Anadolu'da yol kenarları, duvar dipleri ve bahçelerde
yaygın olarak yetişmektedir. 10-30 cm. kadar boylanabilen, biryıllık otsu
bitkidir. Çok dallı, gevrek yapılı, açık kahverengi gövdesinin bir tarafı tüylü
olur. Oval biçimli, etli ve sulu yapraklan, sapsız ve karşılıklı olarak gövde
üzerinde dizilmiştir, ilkbaharın başlarından kış başına kadar aralıksız açan
küçük kırmızımsı beyaz renkli çiçekleri yıldız biçimindedir. Yer seçmeyen,
nemli olmak koşuluyla her türlü toprakta yetişen kuşotu bitkisi, döktüğü
tohumlarıyla çoğalır.

Bitkinin topraküstü kesimleri organik asitler, potasyum tuzlan, fosfor ve C vitamini içerir. Ülkemizde pazar yerlerinde satılan kuşotu, çiğ olarak yenilebilecek kadar lezzetlidir. Bu nedenle salatalara konulur, börek harcına girer ya da sebze olarak pişirilir.
Tibbi Etkileri Kuşotu bitkisinin tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri şöyle
ve Kullanımı özetlenebilir:

• İdrar söktürücüdür. Böbreklerin çalışmasını hızlandırır.
• Balgam söktürücü etkisi de vardır.
• Müshildir, pekliği giderir.
• Romatizma yangılarını ve ağrılarını hafifletir.
Bu etkileri sağlamak üzere, kuşotunun tüm topraküstü bölümleri bitki yeşil
olduğu sürece toplanır ve gölgelik yerde kurutulur. Kurutulmuş bitkiden 2 tatlı
kaşığı alıp üzerine 1 bardak kaynar su konularak 5 dakika süreyle
demlendirilir. Böylece elde edilen infüzyon, günde üç kez birer bardak olarak
içilir.
• Hemoroite (basur) karşı iyileştirici etkiler gösterir.
• Kaşındırıcı ve rahatsız edici sedef hastalığı ve egzamada rahatlatıcıdır.
• Cildi yumuşatır.

Bu etkiler için, kurumuş bitkiden 2-3 tatlı kaşığı alınıp 1 bardak suda kaynama noktasına kadar ısıtılır. Sonra ateşi kısılarak 15-20 dakika daha ısıtmaya
devam edilir. Böylece hazırlanan yoğun dekoksiyon dıştan uygulanır.
• Kuşotu ayrıca yara iyileştiricidir: Yara, kesik ve çıbanların tedavisinde

kullanılır. Bunun için toplanan taze bitki ezilerek yara lapası hazırlanır. Bu lapa şikayetli yerlere dıştan uygulanır.LABADA
Orjinal Adı Rumeoc patienta
Diğer Adları Efelek
Bilgi
Karabuğdaygiller familyasındandır. Kuzukulağının
yakın akrabası olan labadanın ülkemizde yetişen 25 kadar türü vardır.
Bunlardan en yaygını olan Adi labada (R. patienta), sulak yerlerde
kendiliğinden yetişen, aynı zamanda tarımı da yapılan ve 0,5-2 m. arasında
boylanabilen, çokyıllık otsu bitkidir. Kazık kökü dallı olup dışı kahverengi ve
içi sarıdır. Yuvarlak kesitli dik gövdesi, uzunlamasına çizgili ve genellikle
kırmızımsı renklidir. Yaprakları almaşık dizili, saplı, uzunca, oval ya da elips
biçimli ve kenarları hafif dalgalı olur. Yazın açan çiçekleri gövdenin tepesinde
kırmızımsı yeşil renkli salkımlar halinde bulunur. Bitki, çiçeklerinden
olgunlaşan meyvesindeki tohumlarla çoğalır.

Labadanın yapraklarında çeşitli mineral ve vitaminler; kazık köklerinde nişasta, şekerler, reçine ve antrakinon türevleri bulunur. Anadolu'nun bazı yerlerinde labada yapraklarıyla salata, sebze yemekleri ve 'efelek dolması' denilen özel etli yemeği yapılır. Meyvelerinin demlendirilmesiyle yapılan
'gığış çayı' bazı yerlerde çay yerine içilir.
Tibbi Etkileri Sağlığa yararlı bazı etkileri kuzukulağınınkine benzeyen labadanın, tıbbi
ve Kullanımı etkileri ve onlardan yararlanma yöntemleri şöylece sıralanabilir:

• Yaprakları, bedeni güçlendirici toniktir.
• İştah açıcıdır.
• Kanı ve bağırsakları temizler.
• Hafif müshil etkisi vardır.

Bu etkiler için, labadanın yapraklan çiğ olarak yenir ya da % 5'lik standart dekoksiyonu yapılarak içilir. Yani, 1 litre sıcak suya 50 gr. taze labada yaprağı konulup 15-20 dakika kadar kaynatılır. Böylece elde edilen dekoksiyon, günde
iki-üç kez birer bardak alınır.

• Yaprakları, deri hastalıklarında etkilidir. Çıbanları olgunlaştırır. Yara ve egzamaları iyileştirir. Bu etkileri sağlamak üzere, labadanın yapraklarıyla yara lapası hazırlanır ve şikayet edilen yerlere dıştan uygulanır.
• Kökü, müshil etkisi gösterir. Bunun için de kuzukulağının kökünde olduğu
gibi % 5'lik bir dekoksiyon hazırlanarak günde iki-üç kez birer bardak içilir.LAVANTALAR
Orjinal Adı Lavandula türleri
Bilgi
Ballıbabagiller familyasındandır. Anayurdu
Akdeniz havzası olan Lavandula cinsi, kışın yapraklarını dökmeyen 20 kadar
çalımsı görünüşlü çokyıllık bitki türünün ortak adı lavantadır. Bu türlerden
bazısı ülkemizde de yetişmektedir. Bunlardan konumuzla ilgili olan ikisini,
önce ingiliz lavantası (L. angustifolia=L. spica=L. vera=L. officinalis) türünü

ve daha sonra ayrı bir bölümde Karabaş lavantası (L. stoechas) türünü ele alacağız.
İngiliz lavantası ya da kısaca lavanta, en çok 1 m. kadar boylanabilir. Gövdesi
dört köşe kesitli, yeşil renkli ve hoş kokuludur. Ancak, bitkinin ikinci yılında
gövde odunsulaşır. Grimsi yeşil renkli, ince uzun ve hoş kokulu yaprakları;
uzun sapların ucunda seyrek başaklar oluşturarak yaz aylarında açan, çok
kokulu, lavanta mavisi renkli çiçekleri vardır. Bitkinin gövde, yaprak, sap ve
çiçeklerine özel kokusunu veren, bunların üzerinde bulunan küçük yıldızsı